Japonya viskisine resmî tanım


Tefal’den yeni seramik kaplama tava serisi: (RE)NEW
Yapışmaz kaplaması ve eko tasarımıyla yeni seramik tava serisi Tefal , sadece kendini ve damak tadını değil; mutfağını ve gezenimizi önemseyenler için hem kolay kullanımı hem de çevreye duyarlı oluşuyla dikkat çeken yeni seramik kaplama…
Daha fazlasını öğren →
Japonya viskisi artık resmî tanımı olan bir viski kategorisi hâline geliyor. Yeni çıkan yasayla gelen standartlar ve tanımın daha adil bir rekabet ortamı sunması bekleniyor.
- Neden önemli? Japonya viskisi resmî olarak tanımlanmadığı süreçte Japonya’dan herhangi bir içki firması İskoçya ve Kanada gibi diğer ülkelerden viskiler getirip kullandıkları etiketlerde Japonca bir isme ve Japonya kültürüne dair temsillere yer vererek şişeleyip satma hakkına sahipti. Bu durum, 100 yıldır Japonya’da üretim yapan Yamazaki, Hakushu, Miyagikyo, Yoichi gibi damıtımevlerinden çıkan viskiler için adil olmayan bir rekabete sebep oluyordu. Japan Spirits and Liqueurs Maker Association, Japonya viskisine yönelik getirilen yeni standartlara yönelik “Tüketicilerin çıkarlarını korumayı, işletmeler arasında adil rekabeti sağlamayı ve kaliteyi artırmayı amaçlıyoruz.” dedi.
- Nasıl? Yasa kapsamında Japonya viskisine getirilen standartlar:
- Arpa maltı kullanılmak koşuluyla diğer tahıllar da yer alabilir. Tahılın Japonya’da yetişmesi mecburiyeti yok.
- Viski yapımında kullanılan su Japonya’nın doğal kaynaklarından gelmeli.
- Fermantasyon ve distilasyon Japonya’daki bir damıtımevinde yapılmalı.
- Distilasyonda en fazla %95 ABV bir alkol elde edilmeli.
- Olgunlaşma süreci en az 3 yıl olmakla beraber en fazla 700 litre kapasiteli ahşap fıçılarda gerçekleşmeli.
- En az %40 alkol oranıyla Japonya’da şişelenmeli. Renklendirici olarak karamel kullanılabilir.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
NEREDE YAYIMLANDI?
apéro gazete'de bu hafta: Dünyada yeme içmeye dair yaşanan gelişmeler, MICHELIN'in oluşturduğu 50 Best'in yıkmaya çalıştığı standartların ve kurulmaya çalışılan değerlerin incelemesi.
24 Haz 2023

YAZARLAR

apéro
İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.
İLGİLİ OKUMALAR
Bir zamanlar İstanbul’un takvimi deniz üzerinden tutulurdu. Palamutun, lüferin ve uskumrunun gelişi mutfakta neyin pişeceği kadar, kayıkların ne zaman suya ineceğini, balıkçı tezgahlarının görünümünü ve şehrin gündelik akışını da belirliyordu. Bazı şeyler hiç değişmiyor. Ekim geldiğinde İstanbul’da gözler hâlâ yeniden denize çevriliyor.

Londra’yı gastronomi üzerinden tanımak için her zaman şehrin en yeni restoranlarının peşine düşmek gerekmiyor. Bazen birkaç sokaklık bir rota, şehrin yemek kültürünün nasıl değiştiğini görmek için yeterli. Borough Market’tan Bermondsey Street’e kadarki bu bölge de bunun iyi örneklerinden biri. Emre Onar, sevdiği duraklar ve kendi deneyimleri üzerinden bu kısa mesafeyi adım adım anlatıyor; kahveyle başlayan rotayı pazar tezgahlarından restoranlara, oradan da Bermondsey Street’in sakinliğine taşıyor.

Urla’da sofraya giden yol, toprağın ve mevsimin sunduklarıyla başlıyor. WMF işbirliğiyle, Şef Dilek Yetkiner eşliğinde lavantalardan Ege otlarına uzanan bir hasadın ardından mutfağa geçtik. Doğada başlayan akşamı, uzun bir yaz akşamına yakışan sofrada, Bi’ Masa Akademi’de pişirdiklerimizle tamamladık.
05 Eki 2026

İki Michelin yıldızlı Villa Aida’nın kurucu şefi Kanji Kobayashi, Vakko L’Atelier’in “Guest Chef Dinner” serisi için İstanbul'daydı. Şef Kobayashi, sohbetimizde İstanbul’da karşılaştığı malzemeleri kendi mutfak diliyle yeniden düşünürken şehrin yemek kültüründe kendisine tanıdık gelen ve ayrışan noktaları anlattı.

Göçle taşınan, mahallelerde köklenen ve uzun süre “etnik” kategorisinde tutulan mutfaklar bugün fine dining’in parçası oluyor. Peki bir mutfak ne zaman prestij kazanıyor? Onu “yüksek gastronomi”ye taşıyan değer ölçütlerini kim belirliyor? Sosyoloji profesörü Zafer Yenal ve yemek editörü Reyhan Ülker, bu dönüşümün arkasındaki toplumsal ve gastronomik hiyerarşilere bakıyor.




