Kahvaltı: Ortak ve şahsi


For the Journey Bozcaada Caz Festivali’nde Doğasındaki maceracı ruhu dışarı çıkarmak üzere For the Journey , bu yıl Bozcaada Caz Festivali’nde . Keşif Programı’nda dünyanın dört bir tarafından gelen dokuz farklı botanikle Bozcaada’nın endemik bitkilerini bir araya getirmenin peşinde oyun sahnesinde; cazın ritminde usta ellerden çıkan kokteylleriyle festival sahnesinde. Keşif Programı’ndan: For the Journey, apéro ile birlikte “Kırdan Bardağa Bozcaada” atölyesinde; baharatperest Burak Ayaz ile birlikte kokteylin anatomisini, Bozcaada’nın bitki örtüsünü ve gastronomik değerlerini tanımak üzere yola çıkıyor. Sabah saatlerinde adanın şahsına münhasır doğasında keşif yürüyüşünün (foraging) ardından öğlen saatlerine doğru festivalin Keşif Programı 'nın bu yılki "oyun" temasıyla özdeş bir ortamda, kimi aşina kimi yeni tanışılan bitkilerle kokteyl hazırlamanın inceliklerini anlatıyor. "For the Journey x apéro: Kırdan Bardağa Bozcaada" atölyesinden ardakalanlar ve kokteylin incelikleri 9 Eylül ’de apéro ’da. For the Journey’nin gezgin ruhuna yaraşır Bozcaada notları SOLİ ’nin Bozcaada sayısında .
Daha fazlasını öğren →
Tülin kahvaltının yaşadığımız toplumda her ne kadar ortak ve aynı göründüğünü düşünse de de “şahsi ve farklı bir mesele” olarak tanımlıyor. Pek sabah insanı olmadığı gibi kalkar kalkmaz sofraya oturmak gibi bir âdeti de yok. Öyle ki uyanır uyanmaz bir şeyler yemenin sağlık açısından doğru olmadığını düşünen Tülin bir yorumda bulunuyor: “Bizi sabah yemek yeme mecburiyetine yönlendiren kahvaltı kültürünün Sanayi Devrimi sonrası standardize edilen çalışma saatleriyle oluştuğuna inanıyorum.”

Zeytinli peksimet üzeri peynir mousse yerleşsin
Çocukluğu baleyle haşır neşir geçen Tülin’in o dönemki beslenmesinin diyet ve kontrol odaklı olduğunu küçüklüğüne dair bir kahvaltı ritüeliyle anlatıyor: “Sabahları annemin kahvaltı yaptığımı zannetmesi için bir dilim kepekli ekmeğin yarısını çantama atardım.”
I) Çiçekler, otlar, bir de eski cam sürahiler
Günlük rutini her gün evde kahvaltı yapabilmesine izin vermesine rağmen çocukluk anıları eşliğindeki pazar kahvaltılarının Tülin’deki yeri hâlâ çok başka. Güne sabah kahve içerek başlıyor, birkaç saat sonraysa çayın baş köşede olduğu kahvaltı sofrası kuruluyor. 
"Daimi ilhamım Ömür teyzem"
Söz konusu sofrayı kuran Tülin olunca masadakiler sadece yiyeceklerle sınırlı kalmıyor elbette: “Masada taze veya kuru farketmeksizin çiçekler ve bitkiler olması beni hep mutlu eder. Bir de eski cam sürahilerim ve bardaklarım.”
II) Peynir dükkândan, tavalama teyzeden
Tülin söze devam ediyor: “Kendime ödül vermek istediğimde bu hep pazar kahvaltılarımız olurdu. Ailem İzmit’in en eski ve bence en kıymetli şarküterisinin sahibi. Bu nedenle çok şanslıydım. Kahvaltı sofralarımız peynir, zeytin ve envaiçeşit şarküteri anlamında oldukça zengindi. Diğer yandan da dükkânda tenekenin dibinden kırık çıkan kalıp peynir ya da pastırmanın kesilemeyecek incelikteki sonu eve gelirdi. Teyzem Ömür de onları değerlendirmek için sürekli şahane lezzetlere dönüştürüp sofrayı ziyafete çevirirdi.”

Yerkenli'nin favorisi şeftalili semiz sofraya
Pazar sofrasının olmazsa olmazı peynir tavalamanın dumanı üzerinde: “Küçükken güveçte yapılırdı şimdi bakır tavada ama dünden bugüne hep sofrada.”
Çay, zeytin, yumurta, nane, maydanoz, dereotu. Her çeşit taze otun olmazsa olmazı olduğu söyleyen Tülin ekliyor: “Peyniri azaltmaya çalışsam da asla vazgeçemem. Ekmek olmadan yaşayabilirim ama annemin krepine asla hayır diyemiyorum!”

"Önden reyhan şerbetiyle başlayın, serin serin"
III) Ortak avlu, ortaklaşa sofra
Arif Paşa’nın avlusunda, ıhlamur ağacının altında, sanki bir enstalasyonun ortasındaymışçasına kurulan sofrada: otlu peynirli börek Ömür teyzeden, peynirli poğaça Serbülent haladan, dökümde soğanlı, patatesli ve bol biberli göz yumurta komşu Mustafa (Otar)’dan. Ailenin Muğlalı tarafının yansıması: peynir ve biber kavurması. Reyhan şerbetinin taze ve ferah tadına eşlik eden salatalar: Yerkenli’nin vazgeçilmezi şeftalili semizotu ve evdeki baharatlı bütün yeşilliklerle harmanlanan üzüm ve ceviz.

Mustafa da geldiğine göre herkes tamam: "Hadi sofraya!"
Aile alışkanlıkları, çocukluk anıları, komşu kazanımları. Peki bu sofraların Tülin’deki karşılığı ne?: “Tüm ailenin birlikte güne başlamasına imkân tanıyan bir buluşma. Bu buluşmanın saat kaçta gerçekleştiğinden bağımsız; stresten uzak daha pozitif konulara odaklanan sohbetler, bedenin dinlenmiş ve sakin olduğu bir zaman dilimi. Çünkü kimse akşam yemeğindeki gibi günün yorgunluğunu taşımıyor.”

Ortak avlu, ortaklaşa sofra
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
NEREDE YAYIMLANDI?
Bir avlu, bir masa, hep bir arada. Bu hafta sofrada Mustafa’nın yumurtası, halanın poğaçası, Tülin’in şeftalili semizotu salatası ve sohbet var. Tülin Bozüyük'le: Sofra, gelenek ve tasarım.
02 Eyl 2023

YAZARLAR

Reyhan Ülker
İstanbul Bilgi Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları bölümü mezunu Reyhan, üniversite hayatı boyunca Mikla ve Ruhun Doysun başta olmak üzere şef Mehmet Gürs’ün çeşitli projelerinde yer aldı. Kopenhag'ta bulunan Noma’da tamamladığı staj programının ardından odağını "yemek hikayeleri"ne çevirmeye karar verdi. 2022 yılı Kasım ayından beri Aposto’da yemek editörlüğü yapıyor.

apéro
İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.
İLGİLİ OKUMALAR
Beslenme trendleri ortaya çıkarken bilimsel bilgi; medya, beden idealleri, sosyal normlar ve gıda endüstrisi tarafından seçiliyor, sadeleştiriliyor ve ürünleştiriliyor. Böylece bilim, gündelik yaşamın ve tüketim alışkanlıklarının parçası hâline gelirken sağlıklı beden, “doğru” beslenme ve kendimize iyi bakmak da sürekli yeniden tanımlanıyor.

Yunanistan’ın küçük Kiklad adalarından Sifnos, yerel ürünleri, geleneksel yemekleri ve son 15 yılda açılan şef restoranlarıyla ülkenin öne çıkan gastronomi duraklarından birine dönüştü. Adada nohut, peynir, kapari, kekik balı ve balık gibi ürünler hem geleneksel tavernaların hem de yeni nesil restoranların menülerinde yer buluyor. Seramikçilik gibi yüzyıllardır süren zanaatlar yemek kültürünün bir parçası olmaya devam ederken farklı ülkelerden şeflerle yapılan işbirlikleri de Sifnos mutfağını yeni tatlara ve tekniklere açıyor.

Bir zamanlar bir hayatta kalma becerisi olan foraging, bugün fine dining'in, wellness kültürünün ve sosyal medyanın ilgi alanında. Bu geri dönüş, insanın doğadan yeniden beslenmesinden çok, doğayla kopmuş ilişkisinin farkına varmasıyla ilgili olabilir.

Bordeaux’nun kurduğu şarap dünyası zamanla apelasyonlar, ödüller ve prestij üzerinden ortak bir ölçüte dönüştü. Fakat Asya’nın şarapla ilişkisi bunlardan çok daha eski. Çin’in Jiahu çömleklerinde ya da Japonya’nın Koshu bağlarında yazılan hikaye, şarabın tek bir coğrafyanın tanımlayabileceği kadar dar bir geçmişe sahip olmadığını gösteriyor. Bugün bu birikim, Batı’dan gelecek bir onaydan çok kendi referansları üzerinden yeni bir şarap kültürüne dönüşüyor.
22 Ağu 2026

Bir kısmı henüz kapılarını yeni açtı, bir kısmı yıllardır hayatımızda. Ortak noktaları ise aynı: Her biri Türkiye'nin yeme-içme sahnesine yeni bir fikir, yeni bir soluk ya da yeni bir yön öneriyorlar. Son dönemin en çok konuşulan 20 adresi bu seçkide.





