Savaş, Türkiye ekonomisini hangi yöne sürüklüyor?

Rusya-Ukrayna savaşının Türkiye ekonomisine etkilerini, savaşın süresi ve Türkiye’nin taraflar arasında nasıl konumlanacağı belirleyecek. En çok etkilenen sektörlerin enerji, tarım ve turizm olması ise kaçınılmaz görünüyor.
Savaş, Türkiye ekonomisini hangi yöne sürüklüyor?

4 Mart - TEPTA - Pareto
Tepta Aydınlatma ile birlikte

Yaşamları aydınlatır : TEPTA

“ Mimarlık tarihi, ışık mücadelesinin tarihidir. ” diyor değerli mimar Le Corbusier.

Daha fazlasını öğren →

Pareto

Pareto

İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.

Rusya-Ukrayna Savaşı’nın Türkiye ekonomisine olan etkileri üzerine ilk günden bu yana tartışmalar sürüyor, analizler paylaşılıyor. Bir adım geriden baktığımızda; savaşın ne kadar süreceği ve Türkiye’nin taraflar arasında nasıl konumlanacağı, gelişmelerin orta ve uzun vadedeki en önemli belirleyicileri olacak gibi görünüyor.

Yürütülen tartışmalarda Türkiye’nin en kırılgan yönü, mevcut faiz-kur-enflasyon üçlemesindeki tercihlerden kaynaklanıyor. “Türkiye Ekonomi Modeli” ile üretim ve ihracatın destekleneceği bir model tasarlanırken; savaş şoku karşısında ekonomi yönetimi tercihlerinin yeniden gözden geçirilmesi gündeme getiriliyor. Sektör bazında incelendiğinde ise ilk sırayı enerji, tarım ve turizm sektörlerindeki gelişmeler alıyor.

Para politikasında yüksek faiz baskısı

Koç Üniversitesi Öğretim Üyesi Selva Demiralp’a göre, mevcut kırılganlıklara savaş şoku da eklenince %50’yi aşan enflasyonun daha da artacağına dair bir endişe ortaya çıkıyor. Enflasyonun altında kalan kredi faizi, bilinçli bir tercih olarak sürdürülüyor. Piyasa faizleri enflasyon beklentisi ve risk primi ile yükseldikçe de bir çıkış yolu olarak reel faizi düşürmenin yolu, daha fazla enflasyon yaratmaktan geçiyor.

Kur Korumalı Mevduat (KKM) gibi enstrümanlarla TL’deki değer kaybı bir miktar baskılanıp politika yapıcılar için zaman kazandırılsa da Rusya’nın Ukrayna topraklarını işgalinin başlangıcı 24 Şubat’tan bu yana kurda yeniden bir artış gözleniyor. Kur artışı, cari açığın daha hızlı artması ve enflasyonun yükselmesi bakımından kritik.

Buradaki endişe, Türkiye’nin savaş sürerken dâhi düşük faiz politikasını sürdürmesi üzerine. Gazeteci Erdal Sağlam, sıkı para politikasının reddinde ısrar edildiği sürece Merkez Bankası’nın döviz talebini müdahaleler ile önlemekte zorlanacağı ve rezervlerin hızla erimesinin paniği daha da büyüteceği görüşünde.

Enerji, gıda ve turizm

Başta ABD ve Avrupa ülkeleri olmak üzere, Rusya’ya yönelik yaptırımlar birbirini izliyor. Bunlar arasında Rusya’nın SWIFT (Dünya Bankalararası Finansal İletişim Topluluğu) dışında bırakılmasının özellikle ülkenin ticaret partnerlerini etkilemesi bekleniyor. Peki, Türkiye’nin hem Rusya hem de Ukrayna ile olan ticari ilişkileri bize ne söylüyor? Sektör bazında nasıl bir görünüm söz konusu?

Enerji: Rusya, 2017-2021 dönemi kümülatif ticaret verileri (TÜİK) incelendiğinde; Türkiye’nin en yüksek hacimde ihracat gerçekleştirdiği on birinci ülke konumunda. İthalat tarafında ise Çin’in ardından Türkiye’nin en yüksek hacimde ithalat gerçekleştirdiği ikinci ülke ve bu alanı domine den doğal gazın payı ise seneler içerisinde daha da artıyor.

  • Enerji bağımlılığı: Türkiye doğal gaz tüketiminin neredeyse tamamında dışa bağımlı bir ülke. EPDK’nın 2020 verileri, ithal edilen 48 milyar metreküp doğal gazın ise % 33,6’sının Rusya tarafından sağlandığını gösteriyor.

  • Anlaşma belirsizliği: Türkiye’nin Rusya ile iki doğal gaz anlaşması var. 1997 tarihli anlaşmanın süresi 2025’e kadar geçerliyken 1998 tarihli anlaşma 2021 sonu itibariyle sona erdi. Bu konuda prensipte bir anlaşmaya varıldığı açıklansa da resmî bir açıklama henüz gelmedi. 

  • Kırılganlıklar: Ocak ayında İran’ın Türkiye’ye doğal gaz akışındaki kesintisi ve akabinde sanayide doğal gaz kullanımındaki kısıtlamalar, Türkiye’nin enerjide acil eylem planının eksikliğine dikkat çekmişti. Bu tabloya bir de artan emtia fiyatları -daha pahalı petrol- ve küresel enerji krizi eklendiğinde mesele Türkiye için daha da kırılgan bir hal alıyor. 

Gıda: Rusya ve Ukrayna tahıl üretiminde dünyanın önde gelen ülkeleri arasında olmakla birlikte tarım ve tarım ürünleri ticaretinde Türkiye için en önemli iki partner. Türkiye’nin Rusya’ya ihracatının %26,9’u, ithalatının ise %10,3’ü gıda ürünlerinden oluşuyor. Ukrayna’dan ithalatımızın ise yaklaşık %60’ı yine gıda ürünleri. Buğday, mısır, soya fasulyesi ve ayçiçek yağı ise bu iki ülke ile ticaretimizin başlıca ithal ürünleri.

  • Gıda fiyatlarında artış: Ukrayna’da limanların kullanılamaması ve Rusya için ise yaptırımların getireceği kısıtlar, gıda fiyatlarında artış beklentisini yükseltiyor. Uluslararası borsalarda başlıca ithal ürünlerimiz buğday, mısır ve soya fasulyesi fiyatlarında rekor artışlar görülüyor. Bu durum, Türkiye’nin söz konusu tarımsal ürünleri artık ithal edemeyeceği ya da başka ülkelerden çok daha pahalıya ithal etmesi anlamına geliyor. Tüm bunların yanında Türkiye’nin 2021’de tarımsal üretiminin %2,2 oranında azaldığının da altını çizmek gerek.

Turizm: Pandemi döneminde hizmetler sektörünün en büyük kaybedenlerinin başında turizm işletmeleri geliyordu. 2021 ve sonrası bir toparlanma dönemi olarak kurgulanırken savaşın tehdit ettiği bir başka alan ise yine turizm. 2021 verileri Türkiye’ye gelen toplam turistin %27,3’ünün Rusya ve Ukrayna’dan geldiğini gösteriyor. Bir diğer taraftan tur satışları iptal edilirken rezervasyon ve ön satışlarlarda şimdiden durağanlık söz konusu. 

Sonuç yerine

Bir NATO üyesi olan Türkiye, bir tarafta Batı ittifakının bir parçası iken diğer tarafta da Rusya ile yakın askeri ve ekonomik ilişkilerini sürdürüyor. Bu durum, Türkiye’nin atacağı adımlar ve ekonomisinin hangi yönlerden etkileneceğine dair hassas bir denge oluşturuyor. Türkiye hem bu dengeyi bir de mevcut ekonomik problemlerini gözeterek sağlamak zorunda. 

Savaş, alacağımız ekonomik kararlarla iç politika ve yaşantımıza doğrudan etki edecek. Para politikası üzerindeki baskının düşük faiz politikasında bir yol ayrımı yaratıp yaratmayacağı, savaşın gidişatı kadar, Türkiye’deki iktidar ilişkilerinin -özellikle seçim trafiğinin yoğunlaşmaya başladığı bugünlerde- alacağı biçimle de ilgili. 

Artan enerji ve gıda fiyatları ile TL’deki değer kayıplarının etkilerini cari denge ve harcamalarımızda görmek mümkün. 2022 Şubat’ta ithalat, enerji fiyatlarındaki artışların bir sonucu olarak 28,1 milyar dolar olarak gerçekleşti. Şubat ayında enerji ithalatı 8 milyar dolar seviyesinde. Aynı dönemde TÜFE yıllık bazda %50 seviyesini aşarken TÜFE’de artış %100'ü üzerinde. Akaryakıttaki zamların ise en kısa sürede diğer ürünlere de yansıması bekleniyor. Etkilerini önümüzdeki aylarda daha belirgin hissedecek olmakla birlikte hizmetler sektörü tarafında etkilerin sadece turizmde değil inşaat sektöründe de görüleceği belirtmek gerekiyor. 

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Pareto

Pareto

İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.

NEREDE YAYIMLANDI?

ParetoPareto
∙

BÜLTEN SAYISI

⚔️ Rusya-Ukrayna savaşı Türkiye'yi nasıl etkileyecek?

Rusya'ya yönelik yaptırımlar küresel piyasaları nasıl etkiledi? Enerji ve gıda fiyatlarındaki artış stagflasyona neden olacak mı? Türkiye'de hangi sektörler savaştan olumsuz etkilenecek?

04 Mar 2022

Tepta Aydınlatma ile birlikte
İllüstrasyon: Semih Akgül / Getty Images

YAZARLAR

Pareto

İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.

İLGİLİ OKUMALAR

ParetoPareto
∙

HİKAYE

Dijital yayıncılıkta yaratıcılık krizi: Netflix neden irtifa kaybediyor?

Bir dönem önlenemez yükselişiyle teknoloji girişimleri kadar hızlı değerlenen Netflix, son dönemlerde geleneksel bir medya şirketini andıran performansıyla yatırımcılarını hayal kırıklığına uğratıyor. Platformun hit içerik üretimindeki yavaşlama, henüz belirgin biçimde bilançoya yansımamış olsa da içerik izleme alışkanlıkları ve piyasa değerine ilişkin metrikler, Netflix’in ağır ağır irtifa kaybettiğine işaret ediyor.

Doğa Yurduneri

·

27 Eki 2026

Dijital yayıncılıkta yaratıcılık krizi: Netflix neden irtifa kaybediyor?
ParetoPareto
∙

HİKAYE

Yanlış soru: Reklamcılık bitti mi? Doğru soru: ‘Ödünç alınmış dikkat’le marka iletişimi olur mu?

"Ödünç dikkat çağı" bugünlerde yeni bir şey gibi paketleniyor ama neredeyse reklamcılık kadar eski bir tartışma bu. Öte yandan viral akımlar, memler, trend sesler, influencerlar çağında araştırmalar, ödünç dikkatin kapıyı açsa da alışkanlık yaratmadığını da gösteriyor. Peki bu tartışmaların ortasında reklamcılıktan elde kalan ne? Bunun cevabı şeffaf süreçler, doğrulanabilir sonuçlar, kanıtlar ve gerçek insan emeğinde yatıyor.

Ümit Alan

·

23 Eki 2026

Yanlış soru: Reklamcılık bitti mi? Doğru soru: ‘Ödünç alınmış dikkat’le marka iletişimi olur mu?
ParetoPareto
∙

HİKAYE

Aidiyet ekonomisi: Favori markalarınız neden bez çanta satıyor?

Eskiden yalnızca satın alınan ürünleri taşımak için kullanılan bez çantalar, bugün tüketiciler için bir statü sembolüne, markalar için ise maliyetsiz bir reklam aracına dönüşüyor. Giderek daha fazla işletme, esas faaliyet alanının dışına çıkarak bez çantalardan tişörtlere, şapkalardan kupalara kadar uzanan “merch” koleksiyonları oluştururken bir dönemler ücretsiz dağıtılan bu promosyon ürünleri, tüketicilerin para ödemeye gönüllü olduğu yeni bir pazar yaratıyor.

Doğa Yurduneri

·

21 Eki 2026

Aidiyet ekonomisi: Favori markalarınız neden bez çanta satıyor?
ParetoPareto
∙

HİKAYE

Otomobil sektörünün yeni ikilemi: Yakıt krizi elektriklinin kaderini değiştirir mi?

Ortadoğu'daki savaşın tetiklediği akaryakıt krizi, elektrikli otomobillere yönelik talebi yeniden artırırken sektördeki dengeleri de değiştiriyor. Son bir yılda elektrifikasyon yatırımlarını küçülten otomobil devleri, yükselen talep ve Çin’deki üreticilerin güçlenen rekabeti karşısında gelecek stratejilerini yeniden değerlendirmek zorunda kalıyor.

Doğa Yurduneri

·

14 Eki 2026

Otomobil sektörünün yeni ikilemi: Yakıt krizi elektriklinin kaderini değiştirir mi?
ParetoPareto
∙

HİKAYE

Dijital ödemede güven eşiği: Her 10 işletmeden 7’si yeni çözümlere açık

Dijital ödeme çözümleri, her geçen gün daha da yaygınlaşırken işletmelerin bu çözümlere yaklaşımında güven, kullanım kolaylığı ve sağlanan somut fayda belirleyici hâle geliyor. Yakın tarihte Garanti BBVA’nın kuruluşu Tami’nin ve Ipsos Türkiye’nin işbirliğinde gerçekleşen çalışma da işletmelerin dijital ödeme çözümlerine açık olduğunu, fakat dönüşümün esas anahtarının güven olduğunu ortaya koyuyor.

12 Eki 2026

Dijital ödemede güven eşiği: Her 10 işletmeden 7’si yeni çözümlere açık