Sofralardaki görünmez emek: Mevsimlik tarım işçiliği

Tarım üretiminin doğanın ahengine bağlı olan döngüsel yapısı tarım işini de mevsimselleştiriyor. Doğa izin verdiğinde ekiyoruz, izin verdiğinde topluyoruz. İşçilere olan talep de buna göre şekilleniyor.
Nasıl işliyor? Mevsimlik tarım işçisi olarak çalışan aileler "dayıbaşı" ismiyle bilinen tarım iş araçlarının yönlendirmesiyle yılın belli dönemlerinde belli işlere dağıtılıyor. Dayıbaşılık, aslında emek yoğun sektörlerde politika yoksunluğu sebebiyle ortaya çıkan ve komisyonculuk faaliyetiyle para kazandıran bir sistem. Bu kişileri, işveren ve işçi arasında bağlantı kurarak istihdam edilmesine vesile olduğu her işçiden komisyon ücreti alan, kayıt dışı istihdam bürosu olarak da tanımlamak mümkün. Mevsimlik tarım işi yapan kişiler ve aileler, çocuk iş gücünün de kullanıldığı, bazı durumlarda tüm hane halkının üretime katıldığı bir düzende, memleketlerinden dayıbaşının yönlendirdiği bölgelere göç ediyor, yılın belli aylarını burada çalışarak geçiriyor ve her şey yolunda giderse emeklerinin karşılığını alıp memleketlerine geri dönüyor.
Regülasyondan uzak: Anlaşılacağı üzere bu sistem çerçevesinde kurulan istihdam ilişkisi regülasyon ve hak korumasından uzak. İşverenin dayıbaşından talebi, sağlamış olduğu işçilerin istenen süre boyunca aralıksız çalışmaları. İşçilerin talepleri ise bahsedilen işe tekabül eden ücretlerini almak ve çalışmayla yaşam koşullarının “kabul edilebilir” olması. Kabul edilebilirlik ölçütünün göreceli olduğu malum; fakat mevsimlik tarım işçilerinin de kabul edilebilir yaşam koşullarına dair pazarlık için masaya oturmaya yetecek kadar kozları maalesef yok.
Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) 2019 yılına ilişkin “Tarımsal İşletme İş Gücü Ücret Yapısı İstatistikleri” başlığında açıkladığı verilere göre ülkede mevsimlik tarım işçilerine ödenen en yüksek günlük ücret 141 TL olarak Çanakkale’de erkek işçilere ödeniyor. En düşük ücretse günlük 50 TL olarak Hatay’da kadın tarım işçilerine ödeniyor. Birleşmiş Milletler Mülteci Yüksek Komiserliği’nin (UNHCR) 2014'te yayımladığı rapora göre gezici mevsimlik tarım işçilerinin %80’i çadırlarda veya benzeri geçici konutlarda kalıyor. %56’sı elektriğe, %62’si musluk suyuna, sıhhi tuvalet ve banyo koşullarına rahat erişemiyor. Durum böyle olunca pandemi sürecinde işçiler, daha da büyük endişelerle ve iş güvenlik problemleriyle çalışmaya mecbur kalıyor.
Kaynak: TÜİK
İstihdam kaynağında değişim: 2011’de Suriye’de başlayan iç savaştan sonra Türkiye, dünyada en çok mülteciye kapı açan ülke oldu. Göç İdaresi Başkanlığı’nın son verilerine göre Türkiye’de geçici koruma kapsamında bulunan yaklaşık 3 milyon 600 bin Suriye vatandaşı var. Türkiye-Suriye sınırında yoğunlaşan mülteci popülasyonu ise kayıt dışı bir şekilde faaliyet gösteren dayıbaşlarının 2011’den beri en çok tercih ettiği iş gücü kaynağı hâlinde. Dayıbaşılık sistemine mahkûm bir şekilde iş bulup hayatlarını devam ettiren mevsimlik tarım işçilerinin, geçici koruma altındaki Suriye vatandaşı nüfusunun toplam nüfusa oranının yüksek olduğu illerde (Kilis, Hayat, Şanlıurfa, Antep) büyük bir emek sömürüsüyle mücadele ettikleri ortada. Başka çareleri olmayan aileler, eskisinden daha da düşük ücretlere çalıştırılıyor. Bundan önce bu bölgelerde mevsimlik tarım işiyle geçinen ailelerin, krizden sonra dayıbaşlarının artık yüzlerine bakmamasıyla açıkta kalmaları ise bu konuda bir politika geliştirilmesini elzem kılan bir başka etmen.
Peki bu görünmez işçilik hepimiz için niye bu kadar önemli? Mevsimsel işçilik her gün tükettiğimiz bazı ürünlerin arkasındaki üretim sürecinin yadsınamaz bir gerçeği. Çay veya şeker gibi soframızın demirbaşı olmuş ürünlerin çoğu mevsimlik tarım işçilerinin minibüslerde yöreden yöreye giderek emeğini tarlaya akıtmasıyla bize ulaşıyor. Yaz başı şeker pancarı tarlalarında çapalama yapan, mayısta Aksaray’da ayçiçeği toplayan, yazın farklı aylarında Rize’de çay hasatına giden, Malatya’da kayısı toplayan, yaz sonu fındık tarlalarında çalışan mevsimlik işçiler, sonbahara girdiğimiz bu aylarda pamuk tarlalarında hasata başlayacak. Ne emekleri ne de dertleri görünür olan mevsimlik tarım işçileri sofralarımızda gördüğümüz ürünlerin arkasındaki görünmez emek.
Ne yapılmalı? Gün sonunda kendimize demlediğimiz yorgunluk çayının içinde “yorgun” bir emek var. Gezici mevsimlik tarım işçilerinin kötü yaşam ve çalışma koşullarından kurtarılması, dayıbaşları ve üreticiler tarafından istismar edilmemesi ve sendikalaşabilmeleri için merkezî ve yerel yönetimlere büyük sorumluluk düşüyor. Fakat yalnızca bu değil. Hayatlarını kazanmaya gittikleri illerde toplum tarafından maruz kaldıkları ırkçılık da yüzleştikleri bir başka problem. Geçtiğimiz eylül ayında Mardin’den Sakarya’ya çalışmak için gelen mevsimlik tarım işçilerinin bölgedeki insanlar tarafından darp edilişi ve işçilerin Kürt olmaları sebebiyle hakaret ve şiddete maruz kaldıkları iddiası hâlâ akıllarda. Böyle olayların gerçekleşmemesi için bir çözüm bulunana kadar yaşananların unutulmaması dileğiyle…
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Bardağın boş ve dolu tarafı: Vegan bal, gıda sahteciliğine blockchain önlemi, güvenli mekân ağı, mevsimlik tarım işçileri
21 Eki 2020

YAZARLAR

apéro
İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.
İLGİLİ OKUMALAR
Türkiye'de kahvaltı hiçbir zaman yalnızca günün ilk öğünü olmadı. Ailelerin, dostlukların ve gündelik hayatın etrafında şekillenen bu kültür, Erenköy'deki Mehmet Ali Paşa Köşkü'nde bulunan Ethem Efendi Kahvaltı'yla geçmişi ve bugünü aynı sofrada buluşturuyor.
11 Tem 2026

Londra’da Türk mutfağı artık yalnızca kebapçılar ve mahalle restoranlarından ibaret değil. Şehrin merkezinde açılan yeni nesil restoranlar, sokak lezzetlerini yeniden yorumlayan girişimler ve farklı kitlelerle kurulan yeni ilişkiler, mutfağın görünürlüğünü ve algısını değiştiriyor. Soho’dan Dalston’a uzanan bu rota, Türk mutfağının Londra gastronomi sahnesindeki yerini takip ediyor.
04 Tem 2026

Beyoğlu’nun, ahşap dokulu ve minimalist atmosferiyle öne çıkan Uzak Doğu etkili restoranı Hona'dayız. Hona, şef Ansar Kemaloğlu’nun ailesinin sürgün edildiği köyün adı. Özbekistan’da geçen çocukluk yılları, Uzak Doğu mutfaklarıyla kurulan erken temas, Türk mutfağına yöneliş ve Uygur mutfağında başlayan profesyonel deneyim, bugün Hona’yı şekillendiren fikrin temelini oluşturuyor.

Ege kıyıları ve İstanbul Boğazı boyunca uzanan beş restorana konuk olduk. Her biri denizle kurulan ilişkiyi farklı yorumlarla ele alıyor. Kimi mevsime teslim olup günlük avın peşinden gidiyor, kimi ocakbaşını esintili bir Bodrum akşamına taşıyor, kimi ise köklü aile hikayelerini aynı bahçede yaşatıyor. Ortak noktaları ise ürünün kendisine duyulan güven ve ortak kurulan sofralar.
20 Haz 2026

Punch denince akla genellikle alkollü içecekler gelse de bu tarif, narenciye, çay ve baharat notalarının öne çıktığı alkolsüz bir yorum sunuyor. İsli karakteriyle öne çıkan Lapsang Souchong çayı, limon ve portakal kabuklarından hazırlanan oleo-saccharum ile birleşirken; tonik ve soda suyu karışıma ferahlatıcı bir canlılık kazandırıyor. Önceden hazırlanan soğuk demleme çay sayesinde derin aromalara sahip bu punch, kalabalık davetler için ideal.
20 Haz 2026




