Toprağın hâkimiyet kurduğu surlar


Duyduklarınla ve duymadıklarınla Minik Serçe: SEZEN AKSU DİJİTAL SANAT SERGİ DENEYİMİ X Media Art Museum by DasDas’ta Nedir? Kreatif direktörlüğünü Fuat Genç, sanat yönetmenliğini Mustafa Göçmezler, küratörlüğünü Esra Özkan’ın üstlendiği ve Sezen Aksu’nun bambaşka bir deneyimi birlikte yaşamamıza imkân tanıdığı sergi, X Media Art Museum’da sanatseverleri bekliyor. Müzedeki yüksek teknolojinin ışığında değer kazanan görseller, videolar, 3D ve 2D animasyonlar, katılımcıları 25 dakikalık bir gösterimin ardından sürpriz bir deneyim alanına sürüklüyor. Ne zaman? Mart 2023’e kadar ziyaret edilebiliyor. Neden gitmeli? Türkiye’de ilk defa bir müzisyenin çalışmalarını odağına alan dijital sanat sergisinde; değerli sanatçı Sezen Aksu’nun 70’lerde İstanbul’a gelmesiyle başlayan, 80’lerde renkli bir müzikal döneme, 90’larda pop çağına ve 2000’lerde daha cesur bir duruşa dönüşen, sonrasında ise ustalık dönemine uzanan ilham verici öyküsüne tanıklık edebilirsin. Not almalı: X Media Art Museum by DasDas ’ın üçüncü projesi olan serginin içinde yer alan farklı deneyim alanları, katılımcıların Sezen Aksu’ya not bırakabileceği alanlara ve projeyle bağlantılı NFT eserlere de yer veriyor. Fuga Mobilya ana sponsorluğunda gerçekleşen SEZEN AKSU DİJİTAL SANAT SERGİ DENEYİMİ ’yle geçmişten bugüne dijital bir yolculuğa çıkmak için detaylı bilgi ve biletleri burada bulabilirsin.
Daha fazlasını öğren →
SoliSeyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
Mahalle: Yedikule. Mekân: Yedikule Bostanları. Anlatıcı: Medine İrak. Fotoğraflar: Deniz Sabuncu.
Kültürel miras, dönüşüm, ekoloji, göç, iklim değişimi ve birey-mekân ilişkisi üzerine çalışıyorum. İşlerimdeki insan- doğa etkileşimi sanatsal uğraşılarımın önemli bir parçası. 2019’da Yedikule’ye yoğunlaşmaya başlayınca da günlük geçiş güzergâhım üzerindeki Yedikule Surları ve onun önündeki bostanların tarihini incelemeye başladım. Kentsel tarım açısından bakıldığında Kuzguncuk Bostanı’yla benzerlik gösterse de Yedikule Bostanları’nda yapının önceliği, surları ve kenti korumakken Kuzguncuk’ta ana amaç halkın gıda ihtiyacını karşılamak. Bostanların önünde yer alan sur taşları Malta’dan gelmiş, Mimar Sinan’ın tekniği yumurta akı karıştırılarak yüksek ısıda pişirilmiş, bostanın önünde yer alan bölgeye kenti korumak için yerleştirilmiş.

Medine
Ticaret merkezi, koruma ve şenlik alanı
Tarımsal aktivitenin gündelik yaşam kültürüne yansımasına aracı olan bostanlar; Bizans Dönemi’nden bu yana İstanbul’un (bilinen diğer isimleriyle Byzantion, Augusta Antonina, Nova Roma, Konstantinopolis, Kostantiniyye, İslambol) sosyo-ekonomik ve ticari anlamda da gelir kaynağıymış. Birçok belgede dinlence ve gezinti amacıyla ziyaret edildiği belirtilen bu gibi mekânsal boşluklar özellikle bahar ve yaz aylarında şenlikler ve festivallere de ev sahipliği yapmış.
Şehrin büyümesine engel olduğu düşünülerek yıkılmak istense de UNESCO tarafından 1985’te koruma altına alınmış, çoğunlukla azınlık toplulukların yaşam alanı olarak ve endüstriyel amaçla kullanılmaya devam etmiş. Menderes Dönemi’nde önemli ulaşım aksları; Londra Asfaltı, Vatan Caddesi, Millet Caddesi ve Ordu Caddesi’nin inşaatıyla sur içi ile sur dışı arasındaki otomobil akışını sağlamak amaçlanmış. Sur kapılarının genişliği yeterli olmadığı için Edirnekapı, Belgradkapı, Silivrikapı, Mevlevihane Kapısı, Eğrikapı, Topkapı ve Yedikule’de kısmi yıkımlar gerçekleştirilmiş (1).Günümüzde yaklaşık 7-8 tanesi yaya kullanımına ve araç trafiğine açık. Bunlardan bazıları; Yedikule Kapısı, Belgradkapı, Silivrikapı ve Mevlevihane Kapısı. Kapıların isimleri de mahallede yaşayan halka göre veriliyormuş. Mesela Belgradkapı; Kanuni Sultan Süleyman Belgrad’ı fethedince oradan gelen tüccarların yaşadığı mahalle olduğu için bu ismi almış.

Yedikule Kapısı
Ermeni yerleşkesi
II. Theodosius (408-450) zamanında İstanbul surları; Sarayburnu’ndan Haliç kıyısı boyunca Ayvansaray'a kadar uzanıyor, Marmara kıyısını takiben Yedikule ve Topkapı’dan geçerek yine Ayvansaray’da son buluyordu. Bu alan; Yenikapı sahilden yolculuğa başladığımızda Kazlıçeşme’den Sirkeci’ye 8 kilometre.
Fetihten kısa süre sonra muhite yoğun bir Ermeni nüfusu yerleştiriliyor, bu detay bölge tarihi için oldukça önemli. Fatih 1461’de Bursa’da bulunan Ermeni piskopos Hovagim ve Anadolu’daki bazı Ermenileri devletin yeni başkenti İstanbul’a getirdikten sonra Samatya’daki Sulu Manastır olarak da bilinen Surp Kevork Kilisesi’ni kullanıma veriyor ve bir fermanla İstanbul Ermeni Patrikhanesi'ni kurduruyor. Patrikhanenin başına Hovagim geçiyor. Bugün çok sayıda aktif kilise var ancak Ermeni ve Rum kökenli nüfusun sayısı geçmişe göre oldukça azalmış hâlde, Karadeniz bölgesinden buraya göç eden nüfussa yoğunlukta (2).
Bostanlarda mahsul toplama zamanı
Bostanların bilinen tarihi
Yedikule Bostanları üzerine çalışma yapan Aleksandar Shopov ve Ayhan Han’a göre Yedikule Bostanları ve bostan sahipleri hakkında en detaylı ve kapsamlı bilgilere 1735 tarihli "kefil defteri"nde rastlanıyor. Bostanların kaydının yapıldığı defter; bostan sahipleri, bostanları kiralayanlar ve nereden geldikleri hakkında bilgiler içeriyor. Kayıtlara göre, İstanbul sur içindeki 344 bostandan dokuzu Yedikule Kapısı’ndan Silivri Kapı ’ya kadar uzanan sur dibi bölgesinde (3), başka bir kaynağa göre de 1883'ten kalma tarihî İstanbul haritasında sur içi bölgesinde -yani eski kentte- 102 adet bostan görülüyor (4). 1900’lü yıllara ait başka bir belgede, İstanbul'un Asya ve Avrupa yakalarında 1200'den fazla bahçe bulunduğu ve bunların şehrin sebze meyve ihtiyacını rahatlıkla karşıladığı kaydedilmiş (5). 16. yüzyıla ait Osmanlı belgelerinden İstanbul'daki vakıfların şu an Yenikapı adıyla anılan Langa bölgesinde arazileri olduğu ve buralarda bostancılık yapıldığı anlaşılıyor.
Kent merkezine yakınlığı sebebiyle Langa Bostanları daha önce değerlendirilmiş, 1950’li yıllardan sonraki yapılaşmayla birlikte kaybedilmiş. Yüzyılın sonlarına doğru nüfus artışıyla birlikte tarımsal üretim alanları Yedikule Surları'na doğru genişlemiş ve bu araziler zirai üretim siteleri hâline dönüşmüş. Kenti ziyaret eden Evliya Çelebi, yaklaşık 1500 yıllık geçmişe sahip olduğu düşünülen bostan alanlarını betimleyerek çeper boyunca süreklilik gösteren bir yeşil doku bulunduğunu kaydetmiş. Seyahatnamesinde, kent içi tarım arazilerinin genişlediğinden bahsetmiş ve hatta 500 nefer ağaç aşıcısı olduğunu söyleyerek üretim artışına vurgu yapmış (6).

Bostanın evsahiplerinden: Fatma Abla
Arnavut ve Bulgar bostan maliklerden Cideli sahiplere devir
Yedikule Bostanları tarihi bu kadar eskiye giden son örneklerden. 18. yüzyıldan kalmış haritalarda isimleriyle yer alan bostanlar, kentin dönüştürülmesinin yanında gıda güvenliği, yerli tohumların geleceği, kırsal ve kentsel politikaların ayrıştırılması gibi konularda da yol gösterici rol oynuyor. Aynı zamanda hem küçük çiftçi için geçim kaynağı hem de yerel topluluğa kendi üretimlerini tüketmek açısından özerklik sağlıyor.
1950'lerin ikinci yarısından sonra İstanbul’a yaşanan göçle birlikte, Arnavut ve Bulgar bostan maliklerinin yanında işçi olarak çalışmaya başlayan Cideliler bugün bostanların büyük bir bölümünün sahibi. Karadeniz'deki bahçecilik deneyimlerinin onlara İstanbul'daki bostanlarda çalışmak konusunda yeterli donanımı sağladığını düşünen Cideliler; önceleri yazlık işçi olarak İstanbul'a gelmeye başlamışlar, sonrasında da tamamen yerleşmişler. Bostanlarda çoğunlukla babalar, oğullar ve erkek kardeşler bir arada çalışmış, farklı mevsimlerde farklı ürünler elde etmişler.
Yedikule sur içindeki bostanlar, kuyular, su havuzları ve bunların kullanım teknikleri de çok eskiye dayanıyor. Bugün bostanlar ve bostancıların üretim modeli değişen koşullarla birlikte yapılaşma tehdidi altında. İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Fatih Belediyesi'nin birlikte yürüttüğü kentsel dönüşüm projesi sebebiyle kent mücadelesinin öznesi hâline gelmiş durumda (7). Bu 2016'dan beri devam eden bir mesele.
Bostanın koruduğu surlar
Doğa ve yapılaşma arasında iki katman, tek mahalle
Doğanın orijinal hâlinden çıkartılarak tahrip edilme, aynı zamanda üzerinde hâkimiyet kurmak için ıslah edilme hâlini Yedikule Surları önündeki bostanlarda görebiliyoruz. Ancak bugün Yedikule Surları ve bostanlar mahallenin habitatını oluşturuyor. Surların hızlı kentleşmeye karşıt bir atmosfer ve mekânsal boşluk yaratması, bostanların kentin kalbinde yaşayanlara nefes aldırması doğa ve tarihin uyumlu birlikteliğinin bozulamayacağının göstergesi. Surların yapılmasının nedeni şehrin güvenliğini sağlamak da olsa onların da korunması gerekiyor. Önlerinde yer alan su hendekleri de bu sebeple tasarlanmış fakat fetihler sonlanınca işlevini kaybedip bostana dönüştürülmüş.
Mahalleli bu bostanlarda üretiyor, tüketiyor, satış yapıyor ve gelirin bir kısmını da surların onarımına ayırıyor. Tehlikeye karşı korunmak için yapılan surlar, doğanın (bostanların) sayesinde mahalleyi koruma görevini üstüne alıyor. Yapının kullanım şekli değişse de işlevi eskiye sadık. Doğa; bir kere daha koruyucu olduğunu hatırlatıyor hepimize.
1500 yıllık geçmişe sahip Yedikule Surları ve onun önünde yer alan bostanların estetik diyalektiği hızlı kentleşme karşısında direnişi simgeliyor. Yedikule mahallesi tarihî dokusunu incelediğimizde; Rum, Ermeni ve Osmanlı mimari örneklerine rastlıyoruz. Bu dönüşümün, eski yapılara referansla oluşturulması ve kentin estetik açıdan gelişmesine katkı sağlaması gerekiyor. İstanbul gibi dünyanın hızla değişen ve gelişen metropol kentinde tarihî dokuyla uyumlu yapılanmayla kültürel mirasın sürekliliği ve bunun gelecek kuşaklara aktarılması sağlanabilir. Fakat doğru planlanmamış kentleşme ve akabinde gelen sosyokültürel dönüşümler, bostanlarda çalışan ve üreten halkı mahallesinden edebilir.
Yedikule’de bostan ve çevresine iyi bakarsan yolun diğer tarafında inşaat ve kapamak üzere olduğu bir gökyüzü karşına çıkıyor. Birbirinin tam zıttına hizmet eden iki katman tek bir mahallede. Kimin kazanacağını da zaman gösterecek sanırım.

İki katman: yapım ve yıkım
Kaynakça
- EVLİYA ÇELEBİ. 2004. Günümüz Türkçesiyle Evliya Çelebi Seyahatnamesi: İstanbul I, II, Ed. Yücel Dağlı ve Seyit Ali Kahraman, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul.
- İstanbul Ermeni Patrikhanesi’nin kuruluşu ve statüsü
- “Osmanlı İstanbul’unda Kent İçi Tarımsal Toprak Kullanımı ve Dönüşümleri, Yedikule Bostanları, Toplumsal Tarih, 236: 34-38.
- DÜNDEN BUGÜNE İSTANBUL ANSİKLOPEDİSİ. 1994. OtogarlarTürkiye Ekonomik ve Toplumsal Tarih Vakfı, İstanbul, 6: 181-182.
- Günçıkan, B.(1990), “Semt Bostanı Betona Yenildi”, Cumhuriyet Gazetesi, 15.12.1990.
- Evliya Çelebi b. Derviş Mehemmed Zılli (2006), “Evliya Çelebi Seyahatnâmesi”, Topkapı Sarayı Kütüphanesi (Çelebi, 2006’dan akt. Spohov ve Han, 2013). Bağdat 304 Numaralı Yazmanın Transkripsiyonu, 1. Kitap, Robert Dankoff, Seyit Ali Kahraman ve Yücel Dağlı (Haz.), İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.
- Gürkan, E. (2013), “Yedikule Bostanı Park Oluyor”, Aktaran: Kanbak, A. (2016), “İstanbul Yedikule Bostanları: Bir Yerinden Üretim Pratiği”, Batman Üniversitesi Yaşam Bilimleri Dergisi; Cilt 6 Sayı 1 s:176.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SoliSeyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Çantamızda kuzu kulakları, yumurta akıyla pişmiş sur taşları arasından gezmeye başlıyoruz bostanları. Yolda selamlaşmaya hasret kaldığımız eski dostlarımızla da karşılaşır mıyız?
27 Kas 2022

YAZARLAR

Soli
Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
İLGİLİ OKUMALAR



