Ünlü şef MICHELIN müfettişlerini restoranından men ediyor

Fransız şef Marc Veyrat, MICHELIN Rehberi müfettişlerini yeni restoranı Le Restaurant Marc Veyrat'dan men ettiğini duyurdu. Kişi başı ücreti 450 eurodan başlayan restoran, Veyrat’nın MICHELIN ile yaşadığı gerginliklerden sonra açtığı ilk restoran.
Neler olmuştu? 2019’da MICHELIN, Veyrat’nın La Maison des Bois restoranını üç yıldızdan iki yıldıza düşürmüş ve gerekçe olarak suflesinde Cheddar kullanıldığını öne sürmüştü. Veyrat, bu iddiayı reddederek tarifinde Reblochon ve Beaufort gibi yerel Fransız peynirleri kullandığını, müfettişlerin tarifteki safranın verdiği rengi karıştırmış olabileceğini savunmuştu. Şef, rehbere karşı açtığı davayı kaybederek masrafları ödemek zorunda kalmıştı.
Artık "sınavlara girmek istemediğini" belirten Veyrat, müşterilerine MICHELIN derecelendirmelerinden uzak bir deneyim sunmayı amaçlıyor. Ancak MICHELIN müfettişlerinin kimliklerini gizleyerek restoranı değerlendirme ihtimali hâlâ mevcut. Bu da restoranın bir sonraki rehberde yer alabileceği anlamına geliyor.
- Hatırlatma dozu: MICHELIN, 2019 yılında Güney Kore’deki Eo restoranını, şef Eo Yun-gwon’ın rehbere girmeme talebine rağmen rehbere dahil etmişti.
Veyrat, temel motivasyonunun "misafir ağırlama keyfi" olduğunu söylüyor. Yeni restoranda, kokulu otlarla hazırlanan yemekler ve zarif sunumlarla misafirlerine unutulmaz bir gastronomi deneyimi sunuyor. Ayrıca birçok müşteri, ünlü şefle tanışmak için restoranı ziyaret ediyor. Şefin eşi Christine de pazar günleri kendi menüsünü sunarak geleneksel pişirme yöntemlerini sergiliyor.

Marc Veyrat'ın yerel aromatik otlara dayalı mutfağı | Fotoğraf: Ilya Kagan
Veyrat, yeni restoranında maddi hırsları bir kenara bıraktığını, yalnızca çalışanlarına adil maaşlar ödemek istediğini belirtiyor. Ayrıca MICHELIN’le yaşadığı anlaşmazlığın işlerini etkilemediğini ve farklı restoranlarından yeterince gelir elde ettiğini ifade ediyor.
Bir adım geriden: Veyrat, MICHELIN Rehberi’ne karşı açıklamalarda bulunan tek şef değil. Daha evvel de birçok şef, rehber sebebiyle hissettikleri yoğun baskıdan bahsederek rehberden tamamen çıkarılma isteklerini dile getirmişti.
2017 yılında Şef Sébastien Bras, restoranının rehberden çıkarılmasını istemişti ancak restoranı iki yıl sonra iki yıldızla rehbere geri alınmıştı. Şef Frédéric Ménager de Veyrat gibi restoranı La Ferme de la Ruchotte’un MICHELIN tarafından değerlendirilmesine izin vermediğini belirtmişti.
MICHELIN Rehberi, eleştirilere rağmen Fransa’da hâlâ önemini koruyor. 2024 rehberinde Fransa'dan 639 restoran yer aldı.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
NEREDE YAYIMLANDI?
Beyoğlu’nun simge mekanlarından Markiz Pastanesi, uzun bir aradan sonra tarihî dokusunu koruyarak yeniden açılıyor. Fransız şef Marc Veyrat, MICHELIN Rehberi müfettişlerini yeni restoranından men ediyor.
22 Oca 2025

YAZARLAR

apéro
İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.
İLGİLİ OKUMALAR
Kemikleri ve iç organlarıyla yenen ortolan kuşu, Fransız gastronomisinin en tartışmalı yemeklerinden biri. Dumas’nın mutfak sözlüğünden "Succession"a uzanan hikayesi, bir lokmalık haz uğruna hayvanlara çektirilen acıyı gündeme getirirken geleneksel olarak ortolanları yerken başa örtülen peçete, başka bir soruyu da akla getiriyor: Yemek yerken neden saklanırız?

Nezleyken elma neden elma gibi gelmez, kırmızıya boyanmış beyaz bir şarap kırmızı şarap gibi algılanabilir mi? Lezzet yalnızca dilimizin işi değil. Koku, görme ve ağızda oluşan duyumların kesişiminde şekillenen bu deneyim, bir yiyeceği tanımamızdan onu sevmemize kadar pek çok şeyi etkiliyor.

Batı Karadeniz’in iç kesimlerindeki Daday, deniz etkisinin azaldığı, yüksek rakımlı ve ormanlık bir coğrafyada yer alıyor. Ormanlar, meralar, tarım arazileri ve köyler birbiriyle iç içe. Üretim ise iklimin ve mevsimlerin çizdiği sınırlar içinde ilerliyor. İki gün boyunca ziyaret ettiğimiz çiftlikler, bu koşullarla kurulan farklı ilişkileri anlamak için iyi birer durak.

Bir zamanlar İstanbul’un takvimi deniz üzerinden tutulurdu. Palamutun, lüferin ve uskumrunun gelişi mutfakta neyin pişeceği kadar, kayıkların ne zaman suya ineceğini, balıkçı tezgahlarının görünümünü ve şehrin gündelik akışını da belirliyordu. Bazı şeyler hiç değişmiyor. Ekim geldiğinde İstanbul’da gözler hâlâ yeniden denize çevriliyor.

Londra’yı gastronomi üzerinden tanımak için her zaman şehrin en yeni restoranlarının peşine düşmek gerekmiyor. Bazen birkaç sokaklık bir rota, şehrin yemek kültürünün nasıl değiştiğini görmek için yeterli. Borough Market’tan Bermondsey Street’e kadarki bu bölge de bunun iyi örneklerinden biri. Emre Onar, sevdiği duraklar ve kendi deneyimleri üzerinden bu kısa mesafeyi adım adım anlatıyor; kahveyle başlayan rotayı pazar tezgahlarından restoranlara, oradan da Bermondsey Street’in sakinliğine taşıyor.




