Aile balıkçılığından mavi ekonomiye: Kadın balıkçıları dinliyoruz

Türkiye’de balıkçılık çoğu zaman tekneler, ağlar ve av miktarları üzerinden konuşuluyor. Oysa bu hikayenin kıyıda, mutfakta, pazarda, aile içinde ve kuşaklar arasında aktarılan başka bir yüzü daha var: Yıllar boyunca balıkçılığın doğal bir parçası sayıldığı için görünmez kalan kadın emeği.
- Kadın Balıkçılar Derneği tam da bu görünmezliği sorgulayan, aile ve yerel balıkçılık içinde kadınların bilgi, emek ve karar alma süreçlerindeki rolünü görünür kılmayı amaçlayan bir sivil toplum örgütü olarak çalışıyor.
Dernek, kadınların balıkçılık ekosistemindeki yerini yalnızca sosyal adalet açısından değil mavi ekonomi, sürdürülebilirlik, kültürel miras ve gıda güvenliği bağlamında da ele alıyor. Kadın Balıkçılar Derneği fikrini ortaya atan ve yönetim kurulunda yer alan akademisyen Dr. Huriye Göncüoğlu Bodur, bu çok katmanlı yaklaşımın hem teorik hem de sahadaki en güçlü savunucularından biri.
Akademik çalışmalarını uzun yıllardır aile balıkçılığı, toplumsal cinsiyet, kıyı toplulukları ve sürdürülebilirlik ekseninde sürdüren Dr. Huriye Göncüoğlu Bodur, bilimsel bilgi ile sahadaki deneyimi yan yana getiren bir dil kuruyor.

Kadın Balıkçılar Derneği’nin kurucusu Dr. Huriye Göncüoğlu Bodur.
"Mavi ekonomi" kavramı çoğu zaman büyük ölçekli yatırımlar, deniz turizmi ya da enerji projeleriyle anılsa da Göncüoğlu Bodur’a göre bu yaklaşım, aile ve yerel balıkçılık olmadan eksik kalıyor. Çünkü yerel balıkçılık yalnızca bir üretim biçimi değil; kültürel mirasın, ekosistem bilgisinin ve toplumsal dayanıklılığın devam etmesinde kritik pozisyonda.
"Mavi ekonomi, deniz ve kıyı ekosistemlerini koruyarak ekonomik refah üretmeyi hedefleyen bütüncül ve kapsayıcı bir kalkınma yaklaşımı. Aile ve yerel balıkçılık bu çerçevede yalnızca gıda güvenliği açısından değil; kültürel mirasın korunması, ekosistem temelli yönetim ve toplumsal dirayet bakımından da merkezi bir yerde duruyor."

Levrek pate.
Kadınların rolü: Destekleyici değil, kurucu
Aile balıkçılığı içinde kadınların rolü uzun yıllar "yardımcı" ya da "destekleyici" olarak tanımlandı. Oysa bugün bu tanımın hem yetersiz hem de indirgemeci olduğu daha net görülüyor. Kadınlar yalnızca balığın işlenmesi ya da satışıyla değil; bilgi üretimi, kriz yönetimi ve toplumsal örgütlenme ile de balıkçılığın sürdürülebilirliğine katkı sunuyor.
Göncüoğlu Bodur’a göre kadınların en güçlü yanlarından biri, çoklu roller üstlenebilme ve belirsizliklere uyum sağlama becerisi. İklim krizi, balık popülasyonlarındaki azalma ve ekonomik dalgalanmalar karşısında kadınlar çoğu zaman alternatif yollar geliştiren ilk aktörler oluyor.
"Kadınlar artı gelir kaynakları yaratma, ürün çeşitlendirme ve yerel gastronomi üzerinden katma değer üretme konusunda öncü. Aynı zamanda balıkçı aileleri arasında bilgi paylaşımını ve kolektif çalışma kültürünü ayakta tutan sosyal ağların da kurucuları."
Ancak bu güçlü yanlara rağmen kadınlar hâlâ ciddi yapısal engellerle karşı karşıya. Bunların başında "görünmez emek" sorunu geliyor. Kadınların balıkçılığa katkısı çoğu zaman resmî kayıtlara yansımadığı için sosyal güvenceye, mülkiyet haklarına ve karar alma mekanizmalarına erişimleri sınırlı kalıyor.
Bir diğer önemli engel ise denizle kurulan ilişkinin kültürel olarak “erkek işi” şeklinde kodlanması. Bu algı, kadınların kamusal alandaki varlığını sınırlandırırken genç kadınların sektöre ilgisini de azaltıyor. Böylece kuşaklararası aktarım zayıflıyor.

Lakerda, tarama, botarga, ançüezli tereyağ, kızarmış ekmek.
Yerel gastronomi ve kültürel aktarım
Kadın balıkçıların belki de en güçlü katkılarından biri, yerel gastronomi ve kültürel miras alanında ortaya çıkıyor. Mevsimsellik, tür çeşitliliği ve “ne zaman ne yenir” bilgisi, çoğu zaman yazılı olmayan ama gündelik pratiklerle aktarılan kolektif bir bilgi birikimine dayanıyor.
"Aile balıkçılığı yapılan birçok yerde kadınlar hangi balığın ne zaman yeneceğini, hangi türlerin korunması gerektiğini ve hangilerinin sofraya taşınmasının ekosistem açısından daha doğru olduğunu biliyor."
Bu bilgi yalnızca mutfakta kalmıyor; aynı zamanda av baskısını dolaylı olarak şekillendiriyor. Tuzlama, marine etme, kurutma ya da balıkla yapılan sebze yemekleri gibi yöntemler, balığın saklanabilirliğini artırarak gıda israfını azaltıyor. Kadın Balıkçılar Derneği de bu geleneksel yöntemlerin kayıt altına alınması ve görünür kılınması için çalışmalar yürütüyor.

Balık Bilaki
Kadın emeği ve sürdürülebilirlik
Kadın emeği ile sürdürülebilir balıkçılık arasındaki ilişki, çoğu zaman gündelik kararlar üzerinden kuruluyor. Hangi balığın eve gireceği, hangisinin satılacağı ya da hangisinin bir sonraki sezona bırakılacağı gibi tercihler ekosistem üzerinde doğrudan etkiler yaratıyor.
"Aşırı avcılığın kısa vadede aile bütçesine katkı sağlasa bile uzun vadede geçim güvencesini tehdit ettiğine dair farkındalık, kadın emeğini şekillendiren temel yaklaşımlardan biri."
Bu yaklaşım, kadınları sürdürülebilirliğin "sessiz" ama etkili aktörleri hâline getiriyor.
Aile balıkçılığında bilgi aktarımı çoğu zaman cinsiyetlendirilmiş hatlar üzerinden ilerliyor. Erkekler teknik bilgiyle, kadınlar ise işleme, saklama ve pazarlama bilgisiyle öne çıkıyor. Göncüoğlu Bodur’a göre bu durum her zaman eşitsizlik anlamına gelmiyor; aksine tamamlayıcı bir ekosistem yaratabiliyor.
Akademik çalışmalarını sahayla birlikte yürüten Göncüoğlu Bodur, güven ilişkisine dayalı uzun soluklu bir temasın önemini vurguluyor. Akademi-sivil toplum işbirliğini dönüştürücü kılan şey de tam olarak bu süreklilik.

Şef Seray Özer'den kaymaklı ayva tatlısı
Dr. Huriye Göncüoğlu Bodur’un genç kadınlara bir mesajı da var:
"Balıkçılık yapmak isteyen ama aklında soruları olan genç kadınlara şunu söylemek isterim: Aklında sorular olması son derece doğal. Denizle, emekle ve belirsizlikle iç içe bir meslek balıkçılık. Deniz sevgisi, cesaret, bilinç ve dayanıklılık isteyen bir yol bu.
Balıkçılık sanıldığı gibi yalnızca fiziksel güç ya da teknede geçirilen saatlerden ibaret değil. Tek bir doğru yol da yok. İşleme, pazarlama, gastronomi, kooperatifçilik, veri toplama, ekosistem izleme, kayıt tutma ya da yerel balıkçılık turizmi gibi pek çok farklı alan var bu ekosistemin içinde.
Kendine sadece şu soruyu sorman yeterli: 'Ben bu balıkçılık ekosisteminin neresinde olmak istiyorum?' Eğer hâlâ yanıtını bulamıyorsan, Kadın Balıkçılar Derneği ile konuşmak için her zaman kapımız açık."
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Aile balıkçılığı, kadın emeği ve kuşaklararası bilgi aktarımı mavi ekonomi tartışmalarının merkezinde yer alıyor. Kadın Balıkçılar Derneği ile bu yaklaşımı, sahada ve sofrada şekillenen bir pratik olarak yerel mutfak üzerinden okuyoruz.
20 Ara 2025

YAZARLAR

Reyhan Ülker
İstanbul Bilgi Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları bölümü mezunu Reyhan, üniversite hayatı boyunca Mikla ve Ruhun Doysun başta olmak üzere şef Mehmet Gürs’ün çeşitli projelerinde yer aldı. Kopenhag'ta bulunan Noma’da tamamladığı staj programının ardından odağını "yemek hikayeleri"ne çevirmeye karar verdi. 2022 yılı Kasım ayından beri Aposto’da yemek editörlüğü yapıyor.

apéro
İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.
İLGİLİ OKUMALAR
Fine dining dünyasının baskıları, aile mirasları, kapanmayan yaralar ve kırılgan dostluklar... The Bear final sezonunda yeni hikayeler anlatmak yerine yıllardır taşıdığı yüklerle aynı masaya oturuyor. Dizinin Mikey'nin gölgesi, restoran kültürü, Carmy'nin liderlik krizi, Richie'nin dönüşümü etrafında beş sezondur ördüğü temalar, son sezonda birer birer çözülüyor.
18 Tem 2026

Türkiye'de kahvaltı hiçbir zaman yalnızca günün ilk öğünü olmadı. Ailelerin, dostlukların ve gündelik hayatın etrafında şekillenen bu kültür, Erenköy'deki Mehmet Ali Paşa Köşkü'nde bulunan Ethem Efendi Kahvaltı'yla geçmişi ve bugünü aynı sofrada buluşturuyor.
11 Tem 2026

Londra’da Türk mutfağı artık yalnızca kebapçılar ve mahalle restoranlarından ibaret değil. Şehrin merkezinde açılan yeni nesil restoranlar, sokak lezzetlerini yeniden yorumlayan girişimler ve farklı kitlelerle kurulan yeni ilişkiler, mutfağın görünürlüğünü ve algısını değiştiriyor. Soho’dan Dalston’a uzanan bu rota, Türk mutfağının Londra gastronomi sahnesindeki yerini takip ediyor.
04 Tem 2026

Beyoğlu’nun, ahşap dokulu ve minimalist atmosferiyle öne çıkan Uzak Doğu etkili restoranı Hona'dayız. Hona, şef Ansar Kemaloğlu’nun ailesinin sürgün edildiği köyün adı. Özbekistan’da geçen çocukluk yılları, Uzak Doğu mutfaklarıyla kurulan erken temas, Türk mutfağına yöneliş ve Uygur mutfağında başlayan profesyonel deneyim, bugün Hona’yı şekillendiren fikrin temelini oluşturuyor.

Ege kıyıları ve İstanbul Boğazı boyunca uzanan beş restorana konuk olduk. Her biri denizle kurulan ilişkiyi farklı yorumlarla ele alıyor. Kimi mevsime teslim olup günlük avın peşinden gidiyor, kimi ocakbaşını esintili bir Bodrum akşamına taşıyor, kimi ise köklü aile hikayelerini aynı bahçede yaşatıyor. Ortak noktaları ise ürünün kendisine duyulan güven ve ortak kurulan sofralar.
20 Haz 2026





