At sütünden dondurma olur mu?

Polonya'nın Szczecin kentindeki Batı Pomeranya Teknoloji Üniversitesi'nden gıda bilimciler, at sütünden görüntü itibarıyla oldukça tatmin edici bir dondurma yapmayı başardılar. İnek sütüyle yapılan dondurmanın yarısı kadar yağ içeren at sütünün mide şikayetlerini gidermeye yardımcı fosfolipitler, solunum problemlerini hafifleten yağ asitleri ve bağışıklık sistemini güçlendiren laktoferrin açısından zengin olduğu yapılan çalışmalarda tespit edildi.
İlk adım, at sütü: Polonya'daki bir laboratuvardaki süt teknolojisi uzmanları dışında kimse at sütü dondurması yapmıyor. Baş araştırmacı Katarzyna Szkolnicka bir tarif verse de ana malzeme olan at sütünü bulmak oldukça zor. Bilim insanları, Britanya Somerset'teki tek at çiftliğinin sahibi Frank Shellard ile iletişime geçiyor. Shellard, at sütünün iyileştirici gücünün savunucularından. Bu konu hakkında bir kitabı bile var.
"Geçen gün bir kadın 'sütünüz oldukça pahalı' dedi. Ona 'çok pahalı ama dünyanın en iyi sütü' dedim."
Tadı nasıl? Normal süte kıyasla daha şekerli ve hafif bir tada sahip. Lezzetinde ise hoş bir "at esintisi" var.
İkinci adım, dondurma: Dondurma üreticisi Kitty Travers, at sütünden dondurma yapmayı kabul ediyor. Ancak araştırmacıların tarifini inceleyen Travers, sütün yarısı önce fermente edildiği için teknik olarak bunun bir "yoğurt dondurması" olduğunu belirtiyor. Tarifi denedikten sonra ortaya çıkan sonuç Travers’ı tatmin etmiyor. Travers, Kazakistan'da yoğurt içecekleri yapmak için kısrak sütü kullanılsa da at sütünün dondurmada işe yaramadığını belirtiyor.
"Dokusu ince ve hafif taneli, tadı garip bir şekilde tatlı. Çok düşük yağ oranına sahip olduğu için dondurmaya dönüştürmek için çok fazla hile yapmak gerekiyor. Eğer at sütü kullanmak zorunda kalsaydım önce yoğurda dönüştürür, sonra peynir altı suyunu iyice süzerdim. Daha fazla kıvam vermek için de koyu balla çırpar ve başka hiçbir şey yapmazdım."
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
NEREDE YAYIMLANDI?
Türkiye-Irak arasında imzalanan Güvenlik Zaptı'nın ayrıntıları ortaya çıktı. Polonya'dan uzmanlar, dondurma yapımında inek sütünün yerini at sütünün alıp alamayacağını araştırıyor.
21 Ağu 2024

YAZARLAR

apéro
İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.
İLGİLİ OKUMALAR
Bir zamanlar İstanbul’un takvimi deniz üzerinden tutulurdu. Palamutun, lüferin ve uskumrunun gelişi mutfakta neyin pişeceği kadar, kayıkların ne zaman suya ineceğini, balıkçı tezgahlarının görünümünü ve şehrin gündelik akışını da belirliyordu. Bazı şeyler hiç değişmiyor. Ekim geldiğinde İstanbul’da gözler hâlâ yeniden denize çevriliyor.

Londra’yı gastronomi üzerinden tanımak için her zaman şehrin en yeni restoranlarının peşine düşmek gerekmiyor. Bazen birkaç sokaklık bir rota, şehrin yemek kültürünün nasıl değiştiğini görmek için yeterli. Borough Market’tan Bermondsey Street’e kadarki bu bölge de bunun iyi örneklerinden biri. Emre Onar, sevdiği duraklar ve kendi deneyimleri üzerinden bu kısa mesafeyi adım adım anlatıyor; kahveyle başlayan rotayı pazar tezgahlarından restoranlara, oradan da Bermondsey Street’in sakinliğine taşıyor.

Urla’da sofraya giden yol, toprağın ve mevsimin sunduklarıyla başlıyor. WMF işbirliğiyle, Şef Dilek Yetkiner eşliğinde lavantalardan Ege otlarına uzanan bir hasadın ardından mutfağa geçtik. Doğada başlayan akşamı, uzun bir yaz akşamına yakışan sofrada, Bi’ Masa Akademi’de pişirdiklerimizle tamamladık.
05 Eki 2026

İki Michelin yıldızlı Villa Aida’nın kurucu şefi Kanji Kobayashi, Vakko L’Atelier’in “Guest Chef Dinner” serisi için İstanbul'daydı. Şef Kobayashi, sohbetimizde İstanbul’da karşılaştığı malzemeleri kendi mutfak diliyle yeniden düşünürken şehrin yemek kültüründe kendisine tanıdık gelen ve ayrışan noktaları anlattı.

Göçle taşınan, mahallelerde köklenen ve uzun süre “etnik” kategorisinde tutulan mutfaklar bugün fine dining’in parçası oluyor. Peki bir mutfak ne zaman prestij kazanıyor? Onu “yüksek gastronomi”ye taşıyan değer ölçütlerini kim belirliyor? Sosyoloji profesörü Zafer Yenal ve yemek editörü Reyhan Ülker, bu dönüşümün arkasındaki toplumsal ve gastronomik hiyerarşilere bakıyor.





