

Taze, güvenilir ve sağlıklı balıklar için Metro ’yu ‘izleyin’ Hasret bitti, balık sezonu tüm bereketiyle başladı. Peki acaba denizden tezgâhlara, sonra da sofralara ulaşan balık çeşitleri taze mi? Daha ötesi, güvenilir mi? Kim ne zaman, nasıl avladı? Tabağında ne olduğunu bilmek, güvenilir ürünlerle sağlıklı beslenmek istiyorsan Metro Türkiye ’nin tezgâhlarına taşıdığı balık çeşitlerini ‘izleyebilirsin’. Nasıl? Metro ’nun Balıkta İzlenebilirlik projesiyle dilediğin bilgiye ulaşmak çok kolay. Ürünlerin üzerinde yer alan QR kodlar sayesinde balıkların hangi denizden, ne zaman, hangi tekne tarafından, hangi avcılık metoduyla yakalandığı ve besin değerleri gibi 12 farklı bilgiye %100’e yakın izlenebilirlikle anında öğrenmek mümkün. Buraya dikkat: Metro Türkiye deniz ürünlerini sadece av ve boy yasaklarına göre değil, periyodik olarak kurşun, kadmiyum, cıva ağır metalleri, parazit ve histamin olmak üzere toplam beş parametrede gerçekleştirdiği analiz sonuçlarına göre reyonlarına taşıyor. Gıda analizlerinden geçemeyen ve uygunsuz avlanan hiçbir ürüne Metro tezgâhlarında yer yok . Ayrıca hamsi, palamut, tekir, istavrit, sardalya, çinekop, lüfer gibi çeşitlerin yanı sıra istiridye, midye, akivades, ahtapot, kalamar, karides, ıstakoz, sübye, langustin, yengeç gibi 100’den fazla çeşit deniz ürünü sezonuna bağlı olarak ‘Metro Usulü’ sunuluyor. Tadı da kalitesi de yerinde taze deniz ürünleri için Metro Türkiye ’ye bekleniyorsun.
Daha fazlasını öğren →
Çoban İbrahim Koç, Van Gölü'nün yıllar süren küresel ısınma ve kuraklık nedeniyle çekildiği noktalara işaret ediyor. 65 yaşındaki çoban "Hayvanlar susadı," diye yakındı. Yaşadıkları bölgedeki dağların buz tabakalarının erimesini ve su rezervlerinin kurumasını izlediklerini belirten Koç, "Su yok" dedi.
- Neden önemli? Türkiye'nin hava durumu haritası ülkenin büyük bir kısmının uzun süreli kuraklıktan muzdarip olduğunu gösteriyor. Daralan kıyı şeritleri havayı tuzlu tozla kirleten göl yataklarını açığa çıkarıyor. Bilim insanları sorunların daha da kötüleşebileceğinden korkuyor. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Öğretim Üyesi Faruk Alaeddinoğlu yaptığı açıklamada, "Bunların bizim güzel günlerimiz olduğunu düşünüyorum. Önümüzdeki yıllarda gölün küçülmeye devam ettiğine şahit olacağız." dedi.
- Neler oluyor? Van Gölü yaklaşık üç bin yedi yüz kilometrekarelik bir alanı kaplıyor ve 450 metreye kadar derinliğe ulaşıyor. Alaeddinoğlu'nun geçen sonbaharda yaptığı ölçümlere göre yüzey alanı son yıllarda yüzde 1.5 civarında küçüldü: "Bu üç bin yedi yüz kilometrekarelik bir alan için endişe verici derecede büyük bir su miktarı." dedi. Gölün kuzey kıyısındaki Çelebibağı Mahallesi'nde sular yaklaşık 4 kilometre çekildi. Açıkta kalan göl yatağı boyunca yapılan uzun yürüyüşte kuş kemikleri, sarp çalılar, sodyum ve diğer minerallerle kaplı kurumuş toprak gözlemleniyor. Yerel çevreci Ali Kalçık, "Bir zamanlar gölün sularıyla kaplı olan bu bölgede şimdi yürüyoruz. Artık burası hiçbir canlının bulunmadığı çorak bir araziye dönüştü.” dedi. Alaeddinoğlu devam eden su kaybının nedeni olarak daha az yağış ve aşırı buharlaşmayla sonuçlanan artan sıcaklıkları gösterdi: “Göldeki suyun neredeyse üç katı kadarının buharlaşarak yağmur olarak geri dönüyor.” dedi.
- Ne dediler? Sorun o kadar ciddi hâle geldi ki yetkililer yerel çiftçilere çok fazla su gerektiren mahsulleri yetiştirmemeleri konusunda çağrıda bulunuyor. Bu da çiftçi Kinyas Gezer'in, özellikle susuz kalan bir sebze olan şeker pancarını yetiştirmeye artık parasının yetmeyeceği anlamına geliyor. Üretici, kurumuş kayısılarını işaret ederek "Bütün emeğim boşa gitti. Böyle devam ederse çiftçiliği bırakacağız. İş ölüyor." diye yakındı. Kampüsü gölün kıyısında yer alan Yüzüncü Yıl Üniversitesi Öğretim Üyesi Orhan Deniz'in anlattıklarına göre su kaybı kirliliği de ortaya çıkarıyor: "Çamurla karışan büyük balçık parçaları kötü bir koku yayıyor ve insan kaynaklı kirliliği daha belirgin hâle getiriyor. 1990'larda öğle tatilinde gölde yüzer sonra üniversiteye dönerdik. Artık bırakın yüzmeyi suya adım atmak bile mümkün değil." dedi.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
apéro gazete'de bu hafta: Türkiye'nin en büyük gölünün kıyısındaki kuraklık endişesi büyürken Jamie Oliver ücretsiz okul yemekleri çağrısını sürdürüyor. Gıda teknolojisinde yeni gelişmeler.
06 Eyl 2023

YAZARLAR

apéro
İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.
İLGİLİ OKUMALAR
Beyoğlu’ndaki 127 yıllık bir binadan Nişantaşı’na taşınan Hodan, yeni adresinde mahalleyle kurduğu ilişkiyi ve günlük mutfak pratiğini yeniden tanımlıyor. Hodan'ı şefi ve sahibi Çiğdem Seferoğlu ise geçmişle bugünü buluşturan mutfak anlayışını, ürün ve tarif araştırmalarını, üreticilerle kurduğu ilişkileri ve hâlâ öğrenci kalmayı nasıl sürdürdüğünü anlatıyor.

Fas mutfağı, tek bir tarif ya da birkaç simge yemekle açıklanabilecek bir mutfak değil. Essaouira'da bir sabah pazarda başlayan gün; alışverişten pişirmeye, sofradan gündelik hayattaki rutinlere kadarki küçük ayrıntılarla bunun nedenini kendiliğinden anlatıyor.

Fas mutfağında briouates, ince yufkaya sarılan ve üçgen biçiminde hazırlanan en yaygın atıştırmalıklardan biri. Etli, peynirli ya da sebzeli farklı iç harçlarla yapılabilen bu tarif, özellikle aile sofralarında, çay saatlerinde ve ramazan döneminde sıkça yer buluyor. Warqa adı verilen geleneksel Fas yufkasıyla hazırlansa da baklava yufkasıyla da benzer bir sonuç elde edilebiliyor.
01 Ağu 2026

Pastilla, Fas mutfağının en karakteristik yemeklerinden biri. Geleneksel olarak güvercin ya da tavuk etiyle hazırlanan bu kat kat börek, kıyı şehirlerinde deniz ürünleriyle de yorumlanıyor. İnce yufka, baharatlar ve farklı dokuların biraraya geldiği bu tarif, Fas mutfağının çok kültürlü lezzet anlayışını yansıtan en bilinen örneklerden biri.
01 Ağu 2026

Meskouta, Fas'ta ev mutfağının en bilinen keklerinden biri. Bölgelere göre limonlu, yoğurtlu ya da portakallı farklı versiyonları hazırlanıyor. Özellikle turunçgillerin bol yetiştiği dönemlerde yapılan portakallı meskouta, çayın yanında ikram edilen klasik ev tatlıları arasında yer alıyor.
01 Ağu 2026




