İyi müziğin peşinde bir şehir turu: İstanbul’un listening barları


Ramazan Bayramı bağışlarınızla Darüşşafakalı öğrencilere destek olun Paylaşmanın, yardımlaşmanın, dostluk ve kardeşlik duygularının en yoğun yaşandığı Ramazan ayında Darüşşafaka’ya yapacağınız bayram bağışlarınızla , öğrencilerin eğitimlerinin yanı sıra beslenme, barınma, giyim, sağlık, cep harçlığı gibi tüm ihtiyaçlarına destek olabilirsiniz. Darüşşafaka Cemiyeti, 1863 yılından beri “Eğitimde Fırsat Eşitliği” misyonuyla yaşamları değiştiriyor. Bugün İstanbul Maslak’taki okulda 1.000’i aşkın babası ve/veya annesi hayatta olmayan, maddi olanakları sınırlı, başarılı çocuğa tam burslu, yatılı, İngilizce ağırlıklı eğitim olanağı sunuyor; onları yaşam boyu öğrenen, evrensel değerleri benimsemiş, özgüven sahibi, ülkesine ve topluma karşı görev ve sorumluluklarının bilincinde lider bireyler olarak yetiştiriyor. Ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilir, bağışlarınızla çocuklara destek olabilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
Aposto İstanbulİstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
Odağına kusursuza olabildiğince yakın kalitede müzik dinleme deneyimini alan ve özellikle son 10 yılda ABD’de "HiFi bar", Avrupa kentlerinde ise "listening bar" ismiyle yükselişe geçen kafe, restoran ve barların tarihteki izini sürdüğümüzde kendimizi 1920’lerin Japonyası’nda buluyoruz.
- İlk listening bar örneğinin 1926’da açılan ve bugün hâlâ hizmet veren Tokyo’daki müzik kafesi (ongaku kissa) Cafe Lion (Meikyoku Kissa Lion) olduğu düşünülüyor. Açıldığı yıllarda Cafe Lion’a gelenler karanlık ortamda iki dev hoparlöre bakarak içeceklerini yudumlar ve klasik müzik dinlermiş; konuşmak ya da sosyalleşmek, mekanın adabına ters düşen hareketler olarak algılanıyormuş.
- Cafe Lion’ın ardından Japonya’da ongaku kissa kültürü yayılmaya, farklı kentlerde caz ve rock gibi farklı türlere odaklanan müzik kafeleri açılmaya başlamış. 70’lerde rock çalan kissa’ların içki servis etme kararı almasıyla bugün bildiğimiz listening bar konsepti şekillenmeye başlamış.
Her trend gibi listening barlar da yayılırken değişim ve çeşitliliğe uğradı. “Geniş ve seçkin bir plak arşivi, hi-fi ses sistemi, içki, turntable ve dingin bir ortam” vadeden, odyofillerin uğrak mekanları büyük kentlerde bir süredir karşımıza farklı konsept, etkinlik ve menülerle çıkıyor.
Tabii İstanbul sokakları da bu akımdan geri kalmıyor. Kentin sevilen listening barlarından bir seçki...
taproomx
Asmalı Mescit, Jurnal Sok. No:4, Beyoğlu
taproomx, Jurnal Sokak’ta bir zamanlar Babylon Lounge olarak bildiğimiz mekanda 2023’ten beri hizmet veren bir listening bar. Taproomx’in hi-fi ses sistemi ve analog mikserine mekanın ortaklarından Can Çakmakçı’nın koleksiyonundan plaklar eşlik ediyor. Perşembe, cuma ve cumartesi günleri setin başına lokal ve yabancı DJ’ler geçiyor.
Yemek menüsü, ale ve IPA biralara yakışacak eşlikçiler düşünülerek hazırlanmış. Bu yılın menüsünde kızarmış turşu, edamame, vegan kokoreç, portakalla glaze edilmiş tavuk burger, buffalo wings ve tavuk şinitzel gibi lezzetler var. Ororo ve Rita Deli gibi restoranlar zaman zaman taproomx’te pop-up öğle ve akşam yemekleri düzenliyor.
NOH
Firuzağa, Hayriye Cad. No: 18, Beyoğlu
2016 yılında çevrimiçi bir radyo ve müzik platformu olarak yola çıkan NOH Radio’nun Firuzağa, Hayriye Caddesi’ndeki mekanında 22.00’de başlayan parti ve DJ set’ler gece geç saatlere kadar devam ediyor. Mekanın üst katı bar, alt katı DJ setlerin düzenlendiği parti mekanı işlevi görüyor. Alt katta düzenlenen etkinlikler, NOH Radio’nun YouTube kanalından da yayımlanıyor. NOH’ta AKIS KA ve cakemosque gibi İstanbul underground sahnesinin bilinen isimlerinin yanında Avrupa kentlerinden gelen misafir DJ’ler de çalıyor.

Arkestra
Etiler, Dilhayat Sok. No: 28, Beşiktaş
2022’den bu yana Etiler, Dilhayat Sokak’ta, 60’lardan kalma müstakil bir evde hizmet veren MICHELIN yıldızlı Arkestra, üç bölümden oluşuyor. Bahar ve yaz aylarında binanın avlusunda da hizmet veren restoranda Arkestra’nın kurucu ortağı ve şefi, önceden Petra Roasting Co’nun baş aşçısı ve Bodrum’daki pop-up yemek serisi Ritmo Zeytino’nun yaratıcılarından biri olarak tanıdığımız Cenk Debensason’un modern Avrupa mutfağından esinlenerek hazırladığı yerel ve mevsimler lezzetler servis ediliyor.
- Ayrı bir girişi ve menüsü olan Ritmo, kadife perdeleri, aynalı tavanı ve loş aydınlatmasıyla öne çıkan oturaklı bir bistro. Restoranın üst katında ise misafirlerin yemek öncesi ya da sonrasında zaman geçirebileceği bir listening room yer alıyor.
Listening room’da her akşam farklı isimler Arkestra koleksiyonundan ya da kendi seçkilerinden plaklarıyla geceye ev sahipliği yapıyor. Pazartesiden cumartesiye 17.00-01.00 arasında açık olan Listening Room, çevrimiçi ya da telefonla rezervasyon sistemiyle çalışıyor.
Editörün notu: Reyhan Ülker, iştah ve ufuk açıcı yayınımız apéro için Arkestra’nın kurucuları Debora İpekel ve Cenk Debensason ile konuştu.
Outro
Caferağa, Moda Cad. No: 81/3, Kadıköy
Outro, üç Kadıköylü dost ve müzik insanı olan, Karga’dan Bahadır Dilbaz, Müzik Hayvanı’ndan Eray Düzgünsoy ve Dunia’dan Üzeyir Yasa’nın 2016’da mahallelerinde açtığı bir plakçı.
- Bir girişi Moda Caddesi, diğeri Ressam Şeref Akdik Sokak’taki Kefeli Pasajı’nda bulunan dükkan, kurucularının arşivinden seçkiler ve piyasada zor bulunan plakların yanında Türkiye’nin butik plak şirketlerinden çıkan albümleri ve bağımsız sanatçıların çalışmalarını bulabileceğiniz nadir adreslerden.
Konumu nedeniyle bir sığınağı andıran, kendi deyişleriyle de bir “listening shelter” olan Outro Music Store’da genellikle cuma ve cumartesi günleri müzik söyleşileri, özel geceler ve DJ setler düzenleniyor. Etkinlik akşamlarında çalacak isimler Outro’nun Instagram hesabından duyuruluyor.

Frankhan
Kemankeş Karamustafa Paşa, Kemankeş Cad. No: 73, Beyoğlu
Frankhan, kapılarını Karaköy’deki liman bölgesinde yer alan, yüzyılın başından kalma eski bir Levanten binasında 2023 yılında açtı. Deniz ticaretinin yoğun olduğu dönemde inşa edilen, zamanında tüccarların ve temsilcilerin konaklaması için kullanılan bina, Novos Studio ve Teğet Mimarlık tarafından renove edilerek 500 metrekare büyüklüğündeki taban alanı, farklı ölçek ve tektonikte iki ayrı salona bölündü: Main Room ve Sound Room.
Frankhan’ın bu iki salona yayılan etkinlik kürasyonunu Selectist yapıyor. Mekanda konser ve DJ setlerin yanında özel parti ve söyleşiler, konseptli geceler de düzenleniyor.

Mezkla
Akat Mah. Zeytinoğlu Cad, Yeşim Sok. No: 7, Beşiktaş
Akatlar’ın yeni lezzet ve müzik durağı Mezkla, geçen yıl sonlarında Zeytinoğlu Caddesi, Yeşim Sokak’ta hizmet vermeye başladı. Giriş katında bulunan özenle dekore edilmiş restoranın menüsünde Meksika lezzetlerini Türk mutfağından dokunuşlarla buluşturan tabaklar yer alıyor.
- Menüde dikkat çeken lezzetler arasında chili biberli dana kaburga dolgulu içli köfte, tulum peynirli pirinç pilavı, kabak çiçeği tempura ve kaymaktan oluşan arroz de oro, deniz mahsüllü, limonlu ve maydanozlu casarecce makarna, padron biberleri ve dört çeşit taco var.
Müzikseverlerin buluşma noktası ise mekanın üst katındaki hi-fi bar. El yapımı bir ses sistemi ve geniş bir plak koleksiyonu olan barda geç saatlerde acıkanlar için gece atıştırmalıkları da servis ediliyor. Mezkla’nın üst katında setin başına Volkan Judocu, Emir Biter, Eray Düzgünsoy gibi İstanbul müzik sahnesinin bilinen isimleri geçiyor.

İoki Nau Yeniköy
Yeniköy, Köybaşı Cad. No: 146, Sarıyer
İoki’nin temelleri, yıllar önce New York’ta Uzakdoğu ve Peru mutfağını keşfeden iki üniversite öğrencisinin yolunun Japon şef Keizo Okitasan ile kesişmesiyle atılmış. Bugün Yeniköy, Kandilli, Urla, Ulus ve Karaköy’deki şubeleriyle İoki, bu iki mutfağın özgün lezzetlerini yerel malzemelerle harmanlayarak Türk damak tadına uyarlıyor.
Listening bar kategorisindeki İoki Nau Yeniköy’ün menüsünde bowl, taco, noodle ve sashimi gibi bilinen lezzetlerin özgün yorumlarının yanı sıra özel nigiri ve imza roll’lar da bulunuyor. İoki Nau DJ’leri arasında Kaan Düzarat, Hünkar, Eren Şenkardeş, Afreekaya, Shizen ve Ömür Kaya gibi isimler var.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto İstanbulİstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Bu hafta Akbank Kısa Film Festivali'yle kısaların etkili ve vurucu dünyasına davetliyiz. Istanbul Ghetto Club güneşe inat şehre Berlin havası getiriyor.
11 Mar 2025

YAZARLAR

Deniz Aytekin
Aposto'da kültür sanat ve çevre editörü

Aposto İstanbul
İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Sirkeci’de, İstanbul’un en yoğun geçiş noktalarından birinde yükselen Sanasaryan Han, bugün "lüks otel" olarak işletiliyor. Ancak binanın hikayesi bir otelden çok daha fazlası: Bir Ermeni vakfı, devletleşen bir mülkiyet, siyasi tutukluluk hafızası ve yarım asrı aşan bir hukuk mücadelesi...

Bayramda arabasız gezmek, çoğu insana külfet geliyor. Azalan otobüs seferleri, artan yolcu sayısı, belli semtlere gitmenin işkenceye dönüşmesi bayram gezmesinin olmazsa olmazları. Öte yandan ücretsiz bayram otobüsleri, sabahın nurunda kalkıp işe gidenler, bu yüzden şehri ancak bayramdan bayrama keşfedenler, iki kuruş harçlıkla hayatını idame ettirmeye çalışan kadınlar, denizi görmeden büyüyen çocuklar, çocuklarına denizi göstermek için bayramı bekleyen aileler için biraz da.

İstanbul, bitkileri ve kokularıyla geçmişin ve bugünün birlikte yaşadığı bir hafıza bahçesidir. Kimileri meşhur bir lavanta kolonyasının ferah kokusuyla büyümüştür; kimileri Tokatlıyan Han’ın önünden geçerken tanıdık bir lavanta esintisini bugün hâlâ duyar. Ve bazen, İstanbul sadece kokusuyla hatırlanır.

İstanbul'da lale sevgisinin kökenleri çok eski zamanlara kadar uzanıyor. Türklerle birlikte Orta Asya'dan çıkıp Anadolu'ya ve İstanbul'a ulaşan lale, bahçelerimizden evlerdeki vazolara, geleneksel el sanatlarından edebiyata hep baştacı ediliyor. Hazır mevsimi gelmişken lalenin tarihinden bugüne uzanan renkli bir yolculuğa çıkıyoruz.

Bir devleti, kendi çağında kendine verdiği adla mı anmalıyız, yoksa sonradan yakıştırılan adla da anabilir miyiz? Bu sorunun tek bir doğru cevabı yok. Ancak şunu bilmeden sağlıklı bir tartışma yürütülemez: Bizans, Doğu Roma’nın kendine verdiği bir ad değildir. Bu da bizi daha büyük bir soruya götürür: Tarihi kim anlatıyor, hangi kelimelerle ve neden?




