Kafein tüketimi gençler için neden zararlı?


35 Yaş Altı 3 Şef Yarışması’nı kazanan genç şefler belli oldu
"Gıdanın Geleceği için Yerel ve Atıksız Mutfak" temasıyla düzenlenen 35 Yaş Altı 3 Şef Yarışması, 13 Şubat’ta düzenlenen finalle sonuçlandı. 2023 yılından bu yana düzenlenen yarışma, genç şeflerin gıda atıklarını azaltma ve sürdürülebilir…
Daha fazlasını öğren →
Kafein, doğal olarak kahve çekirdekleri ve çay yapraklarında bulunur ancak enerji içecekleri gibi birçok ürüne de dışarıdan eklenir. Uzmanlar kafeinin bağımlılık yapıcı özelliklere sahip olduğunu ve fazla tüketildiğinde uykusuzluk, yüksek tansiyon, kaygı, baş ağrısı ve çarpıntı gibi sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirtiyor.
Gençlerin kafein kaynakları: Gençler en çok kahve, çay, gazlı içecekler ve enerji içecekleri yoluyla kafein tüketiyor. Özellikle enerji içecekleri 200-300 mg gibi yüksek kafein seviyelerine sahip olabiliyor. Ayrıca çikolata, bazı protein barları ve enerji veren atıştırmalıklarda da kafein bulunuyor.
Kafein tüketimi yasaklanmalı mı? Amerikan Pediatri Akademisi (AAP) ve diğer sağlık uzmanları, çocukların ve gençlerin kafeinden tamamen kaçınması gerektiğini vurguluyor. Ancak ara sıra düşük kafein içeren içecekler tüketmenin büyük bir risk oluşturmayacağı belirtiliyor. En büyük endişe, aşırı tüketimin gençlerin sağlığını uzun vadede olumsuz etkilemesi. Bu nedenle uzmanlar, gençlerin erken yaşta kafein alışkanlığı edinmemesi için dikkatli olunmasını öneriyor.
Tavsiyeler: Amerikan Pediatri Akademisi, Amerikan Kalp Derneği ve diğer uzman kuruluşların desteklediği bu öneriler, 5-18 yaş arası çocukların yalnızca su ve sade süt tüketmesini, şekerli ve yapay tatlandırıcılı içeceklerden uzak durmasını tavsiye ediyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Japon şarap üreticilerinin California’daki kayıp mirası yeniden canlanıyor. Ardberg’in 25. yılında Ardbeg Viski Kulübü üyelerine özel Eureka! isimli yeni bir edisyon sunuldu.
19 Şub 2025

YAZARLAR

apéro
İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.
İLGİLİ OKUMALAR
Bir zamanlar İstanbul’un takvimi deniz üzerinden tutulurdu. Palamutun, lüferin ve uskumrunun gelişi mutfakta neyin pişeceği kadar, kayıkların ne zaman suya ineceğini, balıkçı tezgahlarının görünümünü ve şehrin gündelik akışını da belirliyordu. Bazı şeyler hiç değişmiyor. Ekim geldiğinde İstanbul’da gözler hâlâ yeniden denize çevriliyor.

Londra’yı gastronomi üzerinden tanımak için her zaman şehrin en yeni restoranlarının peşine düşmek gerekmiyor. Bazen birkaç sokaklık bir rota, şehrin yemek kültürünün nasıl değiştiğini görmek için yeterli. Borough Market’tan Bermondsey Street’e kadarki bu bölge de bunun iyi örneklerinden biri. Emre Onar, sevdiği duraklar ve kendi deneyimleri üzerinden bu kısa mesafeyi adım adım anlatıyor; kahveyle başlayan rotayı pazar tezgahlarından restoranlara, oradan da Bermondsey Street’in sakinliğine taşıyor.

Urla’da sofraya giden yol, toprağın ve mevsimin sunduklarıyla başlıyor. WMF işbirliğiyle, Şef Dilek Yetkiner eşliğinde lavantalardan Ege otlarına uzanan bir hasadın ardından mutfağa geçtik. Doğada başlayan akşamı, uzun bir yaz akşamına yakışan sofrada, Bi’ Masa Akademi’de pişirdiklerimizle tamamladık.
05 Eki 2026

İki Michelin yıldızlı Villa Aida’nın kurucu şefi Kanji Kobayashi, Vakko L’Atelier’in “Guest Chef Dinner” serisi için İstanbul'daydı. Şef Kobayashi, sohbetimizde İstanbul’da karşılaştığı malzemeleri kendi mutfak diliyle yeniden düşünürken şehrin yemek kültüründe kendisine tanıdık gelen ve ayrışan noktaları anlattı.

Göçle taşınan, mahallelerde köklenen ve uzun süre “etnik” kategorisinde tutulan mutfaklar bugün fine dining’in parçası oluyor. Peki bir mutfak ne zaman prestij kazanıyor? Onu “yüksek gastronomi”ye taşıyan değer ölçütlerini kim belirliyor? Sosyoloji profesörü Zafer Yenal ve yemek editörü Reyhan Ülker, bu dönüşümün arkasındaki toplumsal ve gastronomik hiyerarşilere bakıyor.




