Kahvedeki tat sorunlarını anlama ve düzeltme rehberi

Size heyecan veren bir kahve satın alıp eve geliyorsunuz. Paketi açıyorsunuz, filtre kahve makinesinde veya manuel bir demlemeyle kahvenizi hazırlıyorsunuz. Ama o da ne? Paketin üzerinde yazan tatlardan eser yok. Ya bomboş hissettiriyor ya da acı bir su tadında. Demek ki bir yerlerde yanlışlık var ve bunu düzeltmek gerekiyor diye düşünüyorsunuz. Bugün önce çekirdek ve su, kahveyi nasıl oluşturuyor sorusunu yanıtlayacak, ardından elde ettiğimiz kahvede bizi hoşnut etmeyen tada göre nasıl bir düzeltme yapmamız gerektiği kısmını anlayacağız.
İlk adımda elinizdeki kahveyi en leziz hâle getirme sürecinin temel taşlarından demleme sürecini anlamak önemli. Filtre kahve iki şekilde demlenir: Süzme (percolation) ve su içinde bekletme (immersion). Bu iki yöntemin birlikte kullanıldığı, basınç uygulanan (aeropress gibi) veya bir ısı kaynağı kullanılan (sifon gibi) demleme yöntemleri de var ancak bu ikisi en sık karşılaştıklarımız. Temelinde tüm yöntemlerin amacı, öğütülerek yüzey alanı artan kahveyi sıcak suyla temas ettirerek çekirdeğin potansiyelini suya geçirmek.
Hoş geldin! Aposto Premium üyelerine özel bu içeriği okumak için Premium üye olabilir ya da Premium hesabına giriş yapabilirsin.
Aposto Premium
Ayda
- Aposto'nun tüm arşivine ve güncel yayınlara sınırsız erişim.
- Yükselen endüstrilerden gelişme ve içgörüleri aktaran, entelektüel dünyanı besleyecek Premium üyelere özel makale ve bültenler.
- Gündemdeki gelişmeleri küresel bir perspektifle aktaran analizler.
- Aposto Radyo için hazırladığımız podcast ve sesli belgesellere websitemiz ve mobil uygulamamızdan erişim imkanı.

NEREDE YAYIMLANDI?
Bugün menüde: Soğuk kış günlerini ısıtmak üzere sizi mutfağa sokacak kadifemsi kış çorbası tarifi Reçete'de, sizi hayal kırıklığına uğratan kahvedeki tat sorunlarını anlama ve düzeltme rehberi ise Büyüteç'te.
08 Ara 2024

YAZARLAR

Bardağımda Ne Var?
Caner Çapay. 2013’ten beri nitelikli kahve kaşifi. Tutkusunu “Bardağımda Ne Var?” ile apéro’da paylaşıyor.

apéro
İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.
OKUMAYA DEVAM EDİN
Kemikleri ve iç organlarıyla yenen ortolan kuşu, Fransız gastronomisinin en tartışmalı yemeklerinden biri. Dumas’nın mutfak sözlüğünden "Succession"a uzanan hikayesi, bir lokmalık haz uğruna hayvanlara çektirilen acıyı gündeme getirirken geleneksel olarak ortolanları yerken başa örtülen peçete, başka bir soruyu da akla getiriyor: Yemek yerken neden saklanırız?

Nezleyken elma neden elma gibi gelmez, kırmızıya boyanmış beyaz bir şarap kırmızı şarap gibi algılanabilir mi? Lezzet yalnızca dilimizin işi değil. Koku, görme ve ağızda oluşan duyumların kesişiminde şekillenen bu deneyim, bir yiyeceği tanımamızdan onu sevmemize kadar pek çok şeyi etkiliyor.

Batı Karadeniz’in iç kesimlerindeki Daday, deniz etkisinin azaldığı, yüksek rakımlı ve ormanlık bir coğrafyada yer alıyor. Ormanlar, meralar, tarım arazileri ve köyler birbiriyle iç içe. Üretim ise iklimin ve mevsimlerin çizdiği sınırlar içinde ilerliyor. İki gün boyunca ziyaret ettiğimiz çiftlikler, bu koşullarla kurulan farklı ilişkileri anlamak için iyi birer durak.

Bir zamanlar İstanbul’un takvimi deniz üzerinden tutulurdu. Palamutun, lüferin ve uskumrunun gelişi mutfakta neyin pişeceği kadar, kayıkların ne zaman suya ineceğini, balıkçı tezgahlarının görünümünü ve şehrin gündelik akışını da belirliyordu. Bazı şeyler hiç değişmiyor. Ekim geldiğinde İstanbul’da gözler hâlâ yeniden denize çevriliyor.

Londra’yı gastronomi üzerinden tanımak için her zaman şehrin en yeni restoranlarının peşine düşmek gerekmiyor. Bazen birkaç sokaklık bir rota, şehrin yemek kültürünün nasıl değiştiğini görmek için yeterli. Borough Market’tan Bermondsey Street’e kadarki bu bölge de bunun iyi örneklerinden biri. Emre Onar, sevdiği duraklar ve kendi deneyimleri üzerinden bu kısa mesafeyi adım adım anlatıyor; kahveyle başlayan rotayı pazar tezgahlarından restoranlara, oradan da Bermondsey Street’in sakinliğine taşıyor.






