Kanat Kutluk: "Mevcut gelişmeler nedeniyle Dubai’den sermaye çıkışı beklemiyorum"

Ortadoğu’da son haftalarda hızla yükselen gerilim ve İran ile ABD arasındaki çatışmanın Körfez ülkelerine de sıçraması, bölgenin finans ve ticaret merkezi konumundaki Dubai’nin geleceğine dair birtakım yeni soru işaretleri doğurdu. Dubai ve Kuzey Emirlikleri Türk İş Konseyi Başkanı Kanat Kutluk ise mevcut gelişmelerin Dubai’nin ekonomik cazibesini zayıflatmak yerine uzun vadede daha da güçlendirebileceğini düşünüyor. Kutluk, Ortadoğu’daki gerilimin Dubai ekonomisine olası etkilerini ve Türkiye-BAE ekonomik ilişkilerinin geldiği noktayı Aposto okurları için değerlendirdi.
Kanat Kutluk: "Mevcut gelişmeler nedeniyle Dubai’den sermaye çıkışı beklemiyorum"

EXANTE

EXANTE

Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.

Ortadoğu’da son haftalarda hızla yükselen gerilim ve İran ile ABD arasındaki çatışmanın Körfez ülkelerine de sıçraması, bölgenin finans ve ticaret merkezi konumundaki Dubai’nin geleceğine dair birtakım yeni soru işaretleri doğurdu. Füze saldırıları ve artan jeopolitik riskler nedeniyle bazı yatırımcılar şehirden sermaye çıkışı olup olmayacağını tartışırken, gözler Dubai ekonomisinin krizlere karşı dayanıklılığına çevrilmiş durumda.

Dubai ve Kuzey Emirlikleri Türk İş Konseyi Başkanı Kanat Kutluk ise mevcut gelişmelerin Dubai’nin ekonomik cazibesini zayıflatmak yerine uzun vadede daha da güçlendirebileceğini düşünüyor. Kutluk’a göre hem Dubai’nin küresel ticaretteki konumu hem de Birleşik Arap Emirlikleri’nin kriz yönetimi kapasitesi ve geçmiş tecrübesi, şehirden ciddi bir sermaye çıkışı yaşanmasını engelleyecek en önemli faktörler arasında yer alıyor. 

Kutluk, Ortadoğu’daki gerilimin Dubai ekonomisine olası etkilerini ve Türkiye-BAE ekonomik ilişkilerinin geldiği noktayı Aposto okurları için değerlendirdi.

“Dubai’den sermaye çıkışı beklemiyorum; hem şehir hem de BAE bu krizden güçlenerek çıkacaktır”

Ortadoğu’da son derece yükselen gerilim ve bunun Körfez ülkelerine yansıması yoluyla Dubai’ye yaşanan son gelişmelerin şehre nasıl bir etki yapacağına ilişkin sorularımızı yanıtlayan Kanat Kutluk, “Dubai bugüne kadar karşılaştığı her krizden güçlenerek çıkmış bir şehir. Bu nedenle mevcut gelişmelerin de farklı bir sonuç doğuracağını düşünmüyorum” değerlendirmesinde bulundu ve, “Birleşik Arap Emirlikleri vizyon, planlama ve uygulama kapasitesi yüksek bir ülke. Türkiye’de zaman zaman düşünüldüğünün aksine, buradaki başarı yalnızca petrol gelirlerine dayanmıyor. Dünyada petrol zengini birçok ülke var ancak aynı başarı hikayesini yazabilmiş değiller. BAE’nin farkı, kaynaklarını uzun vadeli stratejiyle yönlendirebilmesi” diye ekledi. 

“Kısa süre önce Abu Dabi’de bir düşünce kuruluşunun düzenlediği bir toplantıda da ifade etmiştim: Türkiye ile BAE aslında birbirini yeterince tanımıyor. Ancak bana göre Türkiye tarafı BAE’yi daha az tanıyan taraf. Bu ülkede ticari, siyasi ve toplumsal dinamiklerin nasıl işlediğini doğru okumadan yapılan değerlendirmeler, hem fırsatların kaçırılmasına hem de yanlış beklentilerin oluşmasına yol açabiliyor.” 

Yaşanan son gelişmelerin Dubai’den bir sermaye çıkışına yol açıp açmayacağına ilişkin sorumuza, “Mevcut gelişmeler nedeniyle Dubai’den ne insan ne de sermaye çıkışı olacağını düşünüyorum yanıtını veren Kutluk, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bunun nedeni yalnızca Dubai’nin bugün için küresel ölçekte güçlü bir alternatifinin olmaması değil; aynı zamanda BAE yönetiminin İran ile yaşanan gerilimi son derece kontrollü ve rasyonel bir şekilde yönetebilmesidir. Benzer bir durum başka bir ülkede yaşansaydı büyük bir panik dalgası görülebilir, insanlar ülkeden ayrılmaya başlayabilirdi. Burada ise yönetim ve silahlı kuvvetlere yönelik ciddi bir güven söz konusu. Bu güven duygusu da yalnızca söyleme değil, uzun yıllara dayanan kurumsal kapasiteye dayanıyor.

Benim beklentim, Dubai ve genel olarak BAE’nin bu krizden de büyüyerek çıkacağı yönünde. Özellikle İran’da savaş sonrası oluşabilecek yeniden yapılanma ve ekonomik ihtiyaçlar düşünüldüğünde, bölgesel ticaret ve lojistik merkezi olarak BAE’nin önemli bir rol üstlenmesi şaşırtıcı olmayacaktır.”

“Bölgeyi doğru analiz edenler için hala ciddi fırsatlar var” 

“BAE yönetiminin krizleri yönetme biçimini yakından takip eden biri olarak şunu söyleyebilirim: Muhtemelen savaşın ilk gününde ülke savunmasına ilişkin toplantılar yapılırken, başka ekipler de savaş sonrası dönemin ekonomik ve diplomatik fırsatlarını değerlendirmeye başlamıştır” ifadelerini kullanan Kutluk, BAE’nin tarzının krizleri yalnızca yönetmek değil, aynı zamanda onları fırsata dönüştürmek olduğunu söyledi. 

“Önümüzdeki dönemde güçlü bir güven ve istikrar mesajı veren bir iletişim stratejisinin de devreye gireceğini düşünüyorum. Büyük ihtimalle birkaç yıl sonra geriye dönüp bakıldığında, burada yaşananların Dubai’nin küresel cazibesini azaltmak yerine daha da güçlendirdiğini göreceğiz.

Türkiye’den buraya yatırım yapmayı planlayan iş insanlarına da şu tavsiyede bulunmak isterim: Mevcut gelişmeleri yanlış okuyup bu pazardaki fırsatların dışında kalmamak gerekir. Bölgeyi ve dinamiklerini doğru analiz edenler için Dubai’de ve genel olarak BAE’de hala çok ciddi fırsatlar bulunuyor. Bu anlamda bizim burada yolumuzun açık olduğunu düşünüyorum.”

“Dubai yatırımcısı için hız, esneklik ve ticari ölçeklenebilirlik esas”

Diğer yandan, Dubai merkezli yatırımcıların Türkiye’ye bakışının özellikle CEPA anlaşması sonrasında değiştiğini söyleyen Kutluk, “Kapsamlı Ekonomik İşbirliği Anlaşması sonrasında çerçeve netleşti, öngörülebilirlik arttı ve ticaret daha kurumsal bir zemine oturdu. Dubai sermayesi bugün Türkiye’yi üç ana başlıkta değerlendiriyor. Bunların ilki güçlü sanayi ve üretim altyapısı. İkincisi Avrupa, Orta Asya ve Afrika’ya erişim sağlayan bir lojistik merkez olması. Üçüncüsü ise genç, dinamik ve teknoloji adaptasyonu yüksek bir iç pazar sunması. Eskiden daha çok kısa vadeli finansal fırsatlar konuşulurken, bugün orta ve uzun vadeli sanayi yatırımları, ortak üretim projeleri, enerji ve dijital altyapı iş birlikleri gündemde” dedi. 

“Dubai yatırım ekosistemi daha girişimci ve ticari refleksi yüksek bir yapıya sahip. Bu nedenle trend alanlar da daha ölçeklenebilir ve hızlı büyüyebilecek sektörlerde yoğunlaşıyor” diyen Kutluk, “Öne çıkan başlıklar arasında lojistik ve depolama altyapısı bulunuyor. Küresel tedarik zincirlerinin yeniden şekillendiği bir dönemde Türkiye’nin coğrafi avantajı yatırımcıların dikkatini çekiyor. Bunun yanında e-ticaret ve dijital platformlar da önemli bir alan olarak öne çıkıyor. Türkiye’nin güçlü girişim ekosistemi ve mühendislik kabiliyeti yatırımcıların sürekli radarında. Gıda ve tarım teknolojileri de Körfez’in gıda güvenliği stratejisiyle örtüşen bir yatırım alanı. Sağlık ve sağlık turizmi ise Türkiye’nin kalite-maliyet dengesi sayesinde bölgesel bir merkez konumuna gelmesini sağlıyor” diye de ekledi. 

“Dubai yatırımcısı için hız, esneklik ve ticari ölçeklenebilirlik esastır. Türkiye bu üç kriteri aynı anda sunabilen nadir ülkelerden biri.” 

Türkiye ile BAE arasında yapılan yatırım anlaşmalarında enerji, savunma ve altyapı alanlarının stratejik öneme sahip olduğuna dikkat çeken Kutluk, “Ancak reel sektör açısından baktığımızda kısa ve orta vadede en hızlı projeye dönüşebilecek alanlar yenilenebilir enerji projeleri, özellikle güneş ve enerji depolama yatırımları olarak öne çıkıyor. Bunun yanında lojistik merkezleri ve liman iş birlikleri, savunma sanayinde tedarik zinciri entegrasyonu ile veri merkezleri ve dijital altyapı yatırımları da hızlı şekilde projeye dönüşebilecek alanlar arasında” ifadelerini kullandı. 

“Enerji ve lojistik alanında hem finansman mobilizasyonu daha hızlı gerçekleşebiliyor hem de iki ülkenin kapasitesi birbirini tamamlıyor. Sahada iş birliği ise henüz istenen düzeyde değil; istek var ancak aksiyon aynı oranda değil.” 

“2006’da 2 bin olan Türk nüfus bugün 60 bin seviyelerinde”

“2006 yılında BAE genelinde Türk nüfusu en fazla 2 bin civarındaydı. 2021 yılında bu sayı yaklaşık 10 bine çıktı. Yani 15 yılda 5 katına yükseldi. Son beş yılda ise adeta bir sıçrama yaşandı ve bugün 60 bin seviyelerine ulaştı” ifadelerini kullanan Kutluk, bunun yalnızca demografik değil, ekonomik de bir gösterge olduğuna dikkat çekerek, “Türk sermayesinin Dubai’ye yönelik iştahı belirgin şekilde arttı. Özellikle son beş yılda gelen girişimcilerin profili değişti. Artık yalnızca ticaret yapan firmalar değil; teknoloji şirketleri, fintech girişimleri, danışmanlık firmaları, yatırım yapıları ve bölgesel merkez kurmak isteyen sanayi bağlantılı şirketler geliyor. Oldukça hızlı şekilde pazara giriş yapıyorlar. Ancak bu hamlelerin ne kadarının ülkeyi ve pazarı gerçekten tanıyarak yapıldığı zaman zaman belirsiz” dedi. 

Kutluk, Türk sermayesinin Dubai’de en çok yoğunlaştığı alanlara ilişkin sorumuza ise, “E-ticaret ve dijital ticaret, lojistik ve dış ticaret, gıda ve perakende, inşaat ve gayrimenkul geliştirme, finansal hizmetler ve danışmanlık ile savunma ve ileri teknoloji Türk şirketlerinin en çok yoğunlaştığı alanlar arasında” diyerek yanıt verdi. 

“Konseyimizin en önemli katkısı, iki ülke iş dünyası arasında güvenli bir temas zemini oluşturması”

Dubai ve Kuzey Emirlikleri Türk İş Konseyi olarak temel rollerinin yalnızca networking yapmak değil, doğru eşleşmeyi sağlamak ve riski azaltmak olduğunu söyleyen Kutluk, “Bu çerçevede şirketleri doğru hukuki ve finansal danışmanlara yönlendirmek, şirket kurulumu ve lisans süreçleri hakkında rehberlik sağlamak, sektörel yuvarlak masa toplantıları ve B2B eşleştirmeleri düzenlemek, finansmana erişim panelleri yapmak ve kurumsal güven inşa etmek gibi somut katkılar sunuyoruz” ifadelerini kullandı. 

“Bugüne kadar distribütörlük anlaşmaları, ortak girişimler, lojistik iş birlikleri, yatırım temasları ve bölgesel merkez kurulumları gibi somut çıktılar elde edildi. Konseyin en önemli katkısı, iki ülke iş dünyası arasında güvenli ve kurumsal bir temas zemini oluşturması. Dubai Ticaret Odası’na bağlı bir kuruluş olmamız da bu ülkede etkili olabilmemizi sağlayan en önemli kurumsal çerçeveyi sunuyor.”

Son yıllarda iki ülke arasında yapılan anlaşmalarda ortaya çıkan en büyük sorunlara da değinen Kutluk, “Dubai’den Türkiye’ye yatırım tarafında en büyük soru işaretleri kur riski, hukuki süreçlerin uzunluğu ve regülasyon değişikliklerine dair belirsizlik algısı. Türkiye’den Dubai’ye açılımda ise pazarın yeterince analiz edilmemesi, gerçekçi maliyet planlamasının yapılmaması ve yerel iş kültürünün ile rekabet yapısının tam olarak anlaşılmaması öne çıkan sorunlar arasında” dedi. 

“Çözüm tarafında daha fazla kurumsal yatırım platformu, ortak fon mekanizmaları ve iş dünyası diplomasisinin güçlendirilmesi gerekiyor.

20 yıldır Dubai’de yaşayan bir iş insanı olarak şunu net biçimde görüyorum: Siyasi irade kapıyı açar; kalıcı ekonomik ilişkiyi ise özel sektörün karşılıklı güveni inşa eder. Bugün o güven zemini geçmişe kıyasla çok daha güçlü; ancak hala alınacak çok yol var. İki ülkenin iş kültürlerini daha çok çalışıp daha iyi anlaması gerektiğini düşünüyorum.”

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

EXANTE

EXANTE

Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.

YAZARLAR

Emircan Yaman

Piyasalar ve Finans Editörü

EXANTE

Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

EXANTEEXANTE

HİKAYE

Sanayisizleşme uyarısı: Hazır giyim sektörü 2050 için yeni yol haritası sundu

Türkiye'nin en büyük dış ticaret fazlası veren sanayi kollarından tekstil ve hazır giyim sektörü, 2025 yılını 26,2 milyar dolarlık ihracatla kapattı. Doğrudan 845 bin, dolaylı etkileriyle birlikte yaklaşık 2 milyon kişiye istihdam sağlayan sektör, 2022'de ulaştığı zirveden bu yana tarihinin en sert daralmalarından birini yaşıyor. Konuyla ilgili sunum yapan TGSD yönetimi, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'na sunulan üç aşamalı strateji haritasının ayrıntılarını paylaştı.

Emircan Yaman

·

14 Tem 2026

Sanayisizleşme uyarısı: Hazır giyim sektörü 2050 için yeni yol haritası sundu
EXANTEEXANTE

HİKAYE

Haftalık takvim: Gözler Fitch ve ABD TÜFE'de

Bu hafta hem yurt içi hem de yurt dışı piyasalarda veri akışı güçlü. Yurt içinde Fitch değerlendirmesi ve cari denge, yurt dışında ise ABD TÜFE ön planda olacak.

13 Tem 2026

Haftalık takvim: Gözler Fitch ve ABD TÜFE'de
EXANTEEXANTE

HİKAYE

Küresel ekonomik performansta ülkeler ve ülkeler içerisinde ayrışma netleşiyor

Küresel ekonomide bir taraftan savaşın yarattığı belirsizliği ve bunun başta petrol ve altın fiyatları olmak üzere finansal piyasalardaki yansımalarını izlerken, diğer taraftan özellikle yapay zeka alanında yaşanan olağanüstü teknolojik gelişmelerin önümüzdeki dönemde ekonomik hayata nasıl yansıyacağını anlamaya çalışan bir piyasa dinamiğiyle karşı karşıyayız.

Erhan Aslanoğlu

·

09 Tem 2026

Küresel ekonomik performansta ülkeler ve ülkeler içerisinde ayrışma netleşiyor
EXANTEEXANTE

HİKAYE

Geleceğin dünyasında yeni bir olgu: Elektriğin yüzyılı ve elektrodevlet

20.yy çeliğin yüzyılıydı; 21.yy ise elektriğin yüzyılı olacaktır. Elektrodevlet, gücünü fosil yakıtlardan değil, elektriğin kendisinden alarak bunu bir kalkınma, nüfuz ve düzen kurma aracına dönüştüren devlet tipidir.

Yaman Alp Ungan

·

09 Tem 2026

Geleceğin dünyasında yeni bir olgu: Elektriğin yüzyılı ve elektrodevlet
EXANTEEXANTE

HİKAYE

Doğrudan yabancı yatırım tercihlerinde yapısal değişimler

Birleşmiş Milletler Kalkınma ve Ticaret Konferansı (UNCTAD), 'Çalkantılı Bir Dönemde Uluslararası Yatırım' temalı 2026 Dünya Yatırım Raporu'nu yayımladı. Raporda hem Türkiye'yi, hem de bütün gelişmekte olan ülkeleri ilgilendiren ilginç veriler mevcut.

Doğrudan yabancı yatırım tercihlerinde yapısal değişimler