Limanlarda konteyner sorunu


İşmont : İş elbiseleri ve iş güvenliği sektöründe lider marka Sosyal Güvenlik Kurumu'nun verileri; 2019'da işçi ve bağımsız çalışanlar bakımından toplam 422.837 iş kazası yaşandığını, bu kazalar sonucu toplam 1.149 çalışanın yaşamını yitirdiğini gösteriyor. Ortaya çıkan manevi ve maddi zararlar hesaba katıldığında iş güvenliği ve sağlığı; bireysel refahtan toplum mutluluğuna, çalışan verimliliğinden ülke ekonomisine uzanan etki alanıyla önem kazanıyor. İş elbiseleri ve iş güvenliği sektörü lideri İşmont, yarın başlayacak ve 10 Mayıs'a kadar sürecek İş Sağlığı ve Güvenliği Haftası'nda iş kazalarının doğru ekipman seçimleri ve iş güvenliği ilkelerine uyumla büyük ölçüde engellenebileceğini hatırlatıyor. 2 tesis, 10 satış mağazası 1982 yılında kurulan İşmont; 600'ü aşkın çalışanıyla, İstanbul’daki 2.500 metrekare ve Sakarya-Akyazı’daki 25.000’i kapalı 40.000 metrekare alana kurulu üretim tesislerinde her sektöre yönelik iş elbiseleri üretiyor. Zaman içinde bünyesine kattığı iş ayakkabıları ve kişisel koruyucu donanım ekipmanlarını kullanıcılara dünya markaları ile iş ortaklıkları kurarak ulaştırıyor. Biri Almanya/Düsseldorf’ta bulunan toplam 10 satış mağazasıyla hizmet veren İşmont, ürünlerini tüm dünyaya ulaştırabiliyor. Her sektöre hitap eden İşmont'u farklı kılan birkaç özellik: 10 satış mağazası 2 üretim tesisi Talebe yönelik özel üretim Avrupa Standardında sertifikalı ürünler Neler var? İşmont; endüstri, güvenlik, gastronomi-turizm ve medikal kıyafetlerinden oluşan geniş ürün yelpazesiyle her sektöre hitap ediyor. Aynı zamanda ISMONTPRO markası adı altında alev, yüksek ısı, ark patlaması, eriyik sıçraması gibi tehlikelere karşı geliştirilmiş koruyucu teknik kıyafetler alanında da hizmet veriyor. Tulumlardan maskeye, ikaz yeleklerinden iş eldivenlerine, alev almaz ürünlerden iş ayakkabılarına, baretlerden kabanlara çok sayıda ürünle her mevsime, iş koluna ve ihtiyaca yanıt vermeyi başarıyor. İşmont'un ürünlerini incelemek, size en yakın İşmont mağazasını keşfetmek, Aposto! okurlarına İSG haftasına özel 150 TL üzeri %5 indirimden APOSTO10 koduyla yararlanmak ve 300 lira ve üzeri alışverişlerde ücretsiz kargo fırsatından yararlanmak için bu bağlantıyı ziyaret edebilirsiniz. İşmont'u Instagram'dan da takip edebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İnternetten bir ürün satın alırken o ürünün ne şartlarda, hangi araçlarla veya kaç farklı yere uğrayarak elinize ulaştığını hiç düşündünüz mü? Çoğu kişi; Alibaba veya Amazon gibi sitelerden alışveriş yaparken bu tür ayrıntıları düşünmekten ziyade ürünün ne zaman eline ulaşacağına odaklanır. Hatta çoğu zaman uzun teslimat süreleri, üründen vazgeçmek için yeterli bir sebeptir. Halbuki, satın alınan her ürün için arka tarafta ciddi bir operasyon yürütülüyor. Kıyafet, ilaç ve işlenmiş yiyecekler dahil imal edilen tüm ürünlerin %80’inin gemilerle taşındığı günümüzde sepete atılan her ürün, tedarikçi firma için satın alınması veya kiralanması gereken yeni bir konteyner manasına geliyor. Fakat son bir senedir, konteyner bulmak eskisi kadar kolay olmuyor.
Pandemi nedeniyle önce kısıtlamalar, ardından da yoğun taleple karşılaşan nakliye sektörü, dünya çapında ciddi bir konteyner kıtlığı ile karşı karşıya… Son bir sene içinde birçok ülkede limanlarda bekleyen gemilerin sayısı hızla artarken boş konteyner bulma konusunda yaşanan sıkıntılar, küresel ticaret altyapısının kırılganlığını bir kez daha ortaya çıkardı.
Krizin boyutları
Hâlihazırda dünyada konteyner üretimi ve satışı gerçekleştiren yalnızca iki Çin merkezli şirket var. Dolayısıyla Çin dışında faaliyet gösteren şirketler, en iyi ihtimalle Çin’den ürün taşıyan konteynerleri boşaltma yaptıkları limanlarda ikinci el olarak satın alabiliyor. Çin merkezli konteyner üreticileri, geçen sene yeni konteynerleri 1.600 dolara satarken şu anda konteyner başına 2.500 dolar talep ediyor. Konteyner kiralama ücretleri, son altı ayda %50 arttı. 2020’den önce, Çin limanlarından yola çıkan 12 metrelik standart bir konteynerin nakliye ücreti yaklaşık 1.000 dolar civarındaydı; şu anda nakliye fiyatları 6.000 ila 10.000 dolar arasında değişiyor.
Tetikleyen faktörler
Talep artışı: Beklentilerin aksine, pandemi sırasında değişen tüketici alışkanlıkları e-ticaretin yükselmesine neden olurken konteyner taşımacılığına talep arttı. Pandeminin ilk zamanlarında kapanmalar nedeniyle üretimi durduran fabrikaların ikinci çeyrekten itibaren artan talebe karşılık verememesi ise konteyner fiyatlarında yükselişe neden oldu.
Limanlarda kitlenme: Problem, yalnızca yeni konteyner üretimindeki düşüşten kaynaklanmıyor. Konteynerler, hiçbir zaman tek seferlik taşıma için kullanılmaz. Aksine, sürekli bir boşaltma ve yeniden yükleme söz konusudur. Mal getiren her “ithalat konteyneri” kısa bir sonra bir “ihracat konteynerine” dönüşerek dünyanın başka bir köşesine doğru yola çıkar. 2020’nin başlarından beri limanlardaki kısıtlamalar, çalışan sayılarındaki düşüş ve bekleyen gemilerin sayısındaki artış ise gemilerin boşaltılma ve yeniden doldurma sürelerinin uzamasına neden oluyor. Bir limanda yaşanan gecikmenin diğer limanlarda domino etkisi yaratması ise küresel ticaret takviminde aksaklıklara yol açıyor.
Ülkeler arası dengesizlik: Çin, pandeminin zorlu günlerini atlatarak dünyanın geri kalanından daha önce ihracata başladı. Diğer ülkeler ise pandemi kısıtlamaları ve istihdam sıkıntısı nedeniyle Çin’in ihracat hızına ayak uydurmakta sıkıntı çekti. Mart ayı itibarıyla, Çin’den Kuzey Amerika’ya giden gemilerin yalnızca %40’ı Çin'e geri dönerken kalanlar limanlarda bekletiliyor. Örneğin; Los Angeles Limanı’nda ortalama açıkta bekleme süreleri 7 günü bulurken bekleyen gemilerin sayısı 50’yi aşıyor. Öte yandan, hem Çin’in hem de ABD’nin ülkeden boş konteyner çıkışına izin vermemesi limanlarda boş konteynerlerin birikmesine neden oluyor.
Önlemler ve öngörüler
CIMB Thai Bank, küresel konteyner krizinin ABD ve Avrupa’daki aşılama süreçlerinin hızlanmasıyla birlikte 2021’nin ikinci yarısında hafifleyeceğini öngörüyor.
Peki, nasıl? Nakliye şirketleri, gemilerin limanlarda bekletilme sürelerinin azaltılması, tahliye süreçlerinin hızlandırılması gibi birçok önlem alırken Çin hükümeti de konteyner üretimini artırmaya yönelik teşvikleri artırdı. Çin Konteyner Endüstirisi Birliği (CCIA), eylül ayı itibarıyla çalışma saatlerini günlük 11 saate çıkararak ayda ortalama 300.000 TEU (twenty-foot equivalent unit) taşıma kapasitesine sahip konteyner üretmeye başladı. Öte yandan, pek çok şirketin Asya odaklı üretim modellerini bırakıp yeni saha arayışlarına girmesinin Çin hattındaki yoğunluğu azaltması bekleniyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
NEREDE YAYIMLANDI?
Bu hafta gündemimizde; pandemi nedeniyle ilaç, yarı iletken ve taşımacılık sektöründe yaşanan tedarik sıkıntıları, Big Tech'in ilk çeyreği var.
03 May 2021

YAZARLAR

Nurefşan Kutlu
Business Editor

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
Gün bittiğinde o yapılacaklar listesindeki bütün tikleri atmış olmak profesyonel hayatın gereği olabilir. Müşterinizin, yöneticinizin memnuniyeti elbette önemli… Ancak bir şekilde kendi düşüncelerinizle baş başa kalma lüksünü bulabildiğiniz bir an olursa kendinize şu soruyu sorabilirsiniz: "Bugün sadece önüme yığılan işleri mi erittim, yoksa ortaya gerçekten bana ait bir şeyler koyabildim mi?"

Polaroid, üst üste ikinci yaz kampanyasını da yapay zeka karşıtı hissiyata ayırdı. Markanın sahillerdeki billboardlara yerleştirdiği reklamları "Veri merkezleri hepsini içip bitirmeden gidip denize atla" diyor; "yapay zekanın parmaklarımızın arasındaki kumu üretip üretemeyeceğini" sorguluyordu. Peki teknoloji liderlerinin kendilerini "tastewashing" ile yeniden paketlemeye çalıştığı bir dönemde markaların yapay zekayla mesafesi nasıl inandırıcı olur?

Ticaret Bakanlığı, yerli üretimi desteklemek ve cari açığı azaltmak amacıyla pek çok ithal üründe ek gümrük vergisi oranlarını artırdı. Her ne kadar bu düzenlemeler iç pazarda Çin ürünlerinin oluşturduğu haksız rekabetten kaynaklanan dezavantajları gidermeye yönelik olsa da, tüketiciye etkisinin zam olarak yansıyacağı beklentisi hâkim. Kur baskısıyla ithalatın üretmeye göre daha avantajlı olduğu Türkiye’de alınan bu kararların enflasyonla mücadeleye, cari açığın düşürülmesine ve yerli üretime etkileri ne olacak?

Türkiye’de kurumsal dönüşüm yönetimi denince akla ilk gelen isimlerden biri olan Burhan Karaçam’ın "Değişim, İnsan, CEO" kitabı, yakın zamanda okuruyla buluştu. Yeni kitabı vesilesiyle Aposto editörleriyle biraraya gelen Karaçam, yöneticilik serüveninden çıkardığı en önemli dersleri ve geleceğin yöneticilerine tavsiyelerini paylaştı.

Yıllarca bir girişimin ciddiyetini ölçmenin en kestirme yolu ekip büyüklüğüydü. "Kaç kişisiniz?" sorusu aslında "Ne kadar gerçeksiniz?" demekti. Yapay zeka, bu denklemi sessizce bozdu. Bugün en hızlı büyüyen şirketlerin bazıları, bir toplantı odasına sığacak ekiplerle yönetiliyor. Peki küçük bir ekip nasıl büyük iş çıkarıyor ve bu modelin görünmeyen bedeli ne?




