Mesir macunu 101


Her fincan ayrı bir hikâye ve bu hikâyenin tekrarı yok: Arçelik x Starbucks Reserve
Starbucks Reserve’de kahvenizi almak için beklerken ya da kahvenizi yudumlarken bir şarkı duyup, “keşke o şarkının ne olduğunu bilseydim” diye düşündünüz değil mi? Tam da bu noktada, Arçelik ve Starbucks Reserve bir araya gelerek Türk…
Daha fazlasını öğren →
Mesir macunu diyince akla önce afrodizyak özellikleri geliyor. “Akla” diyerek herkesi kendi cehalet kayığımda batırmayayım — benim aklıma bu geliyor. Fakat aklı fesat olan bir tek ben değilim. Memlekette yılda yaklaşık 500 bin ton üretilen mesir macunu, Kapalıçarşı’da azgın teke çizimleri; balık pazarı girişinde bereket tanrısı logoları; bilumum turistik aktarda “Turkish Viagra” etiketiyle satılıyor. Oysa hem tarihteki hem de araştırmalara göre Türkiye’de insanların aklındaki yeri de arzu veya performans arttırıcıların mizahlı dünyasından uzak — sadece %1 afrodizyak ürün olarak tanımlıyor, kalanı fonksiyonel veya şifa gıdası olarak.
Nedir?: Mesir macunu, şekerle kıvamlandırılarak macun haline getirilmiş bir baharat karışımı. Aslında tarifi su, şeker ve limon tuzuna eklenen 41 adet baharatın temini dışında kolay. Geleneksel tarifi yerine bal ve az sayıda baharatı karıştırarak yalancı mesir macunu yapmak internet tarif kaynaklarının önerdiği yol. Sağlık etkileri Celal Bayar Üniversitesi’nin ulaşamadığım bir araştırmasına göre kanıtlanmış. Kuvvet verici, hazım kolaylaştırıcı ve hormon tetikleyici özellikleri var.
Etimoloji: Macun Arapça'da "yoğurmak" anlamını taşıyan acn kökünden türemiş. Mesir kelimesinin etimolojisiyse biraz karışık — mesir, "gezmek" anlamında gelen bir anlam kökünden (bkz. mesire, mesirelik). Fakat şahsen daha muhtemel bulduğum açıklama, “zehirlenmelere karşı mithridaticum adıyla ünlü bir panzehir geliştiren kral VI. Mithridates’in, ilerleyen yüzyıllarda panzehirin değişikliğe uğramasıyla bu karışımın Anadolu’da 'mesir macunu' adını” almış olması.
Şekerlemeden öte: Mesir macununun menşesi Manisa olarak kabul ediliyor. Her sene Manisa’da mesir macunu adına bir festival de düzenliyor. Her seneden kasıt da epey bir süredir. Mesir macunu festivali 481. yılında. Hatta 2021 yılının aralık ayında UNESCO tarafından kültürel bir değer olduğu tasdiklenmiş. “Somut Olmayan Dünya Kültürel Mirası” addedilen festival duayla açılıyor, mesir macunu karılıyor, Hafsa Sultan’ın Merkez Efendi’den beratinin temsili oynanıyor, ardından da üçle beş ton arası mesir macunu dağıtılıyor.

Görsel: Merkez Efendi
Ana şifası, evlat yüreği: Her tarihi bol yiyecek gibi mesir macunun da bir hikâyesi var. Kanuni Sultan Süleyman’ın annesi Hafsa Sultan'ın eşi Yavuz Sultan Selim’in vefatından sonra yasından hasta düşüyor. Dönemin önde gelen tabiplerinden Merkez Efendi bu derde deva olması için 41 çeşit baharatı macunla karıştırıp bir ilaç oluşturuyor. İlacı alan Hafsa Sultan iyileşince Sultan Süleyman halka mesir macunu dağıtılmasını emrediyor. Festivalleşen bu dağıtım yıllarca Nevruz dönemindeki kutlamalara tekabül etse de son yıllarda tarihleri mart sonu da olabiliyor nisan ayında da.
Sultan Süleyman annesine şifa veren bu ilacın cinsel performans artırıcı olarak satılmasına ne derdi bilemem. Fakat halka dağıttığı dönemde tebaasının pek keyifli akşamlar geçirdiğini düşünmeden edemiyorum. Manisa’nın gastronomi turizmi için mühim bu kültürel mirasımızı yaşatmak artık bizim sorumluluğumuzda.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Evet, mesir macunu. Bildiğimiz ama aslında çok da bilmediğimiz mesir macunu.
08 Ara 2021

YAZARLAR

Berkok Yüksel
A former child writing about food and London for Aposto.

apéro
İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.
İLGİLİ OKUMALAR
Bir zamanlar İstanbul’un takvimi deniz üzerinden tutulurdu. Palamutun, lüferin ve uskumrunun gelişi mutfakta neyin pişeceği kadar, kayıkların ne zaman suya ineceğini, balıkçı tezgahlarının görünümünü ve şehrin gündelik akışını da belirliyordu. Bazı şeyler hiç değişmiyor. Ekim geldiğinde İstanbul’da gözler hâlâ yeniden denize çevriliyor.

Londra’yı gastronomi üzerinden tanımak için her zaman şehrin en yeni restoranlarının peşine düşmek gerekmiyor. Bazen birkaç sokaklık bir rota, şehrin yemek kültürünün nasıl değiştiğini görmek için yeterli. Borough Market’tan Bermondsey Street’e kadarki bu bölge de bunun iyi örneklerinden biri. Emre Onar, sevdiği duraklar ve kendi deneyimleri üzerinden bu kısa mesafeyi adım adım anlatıyor; kahveyle başlayan rotayı pazar tezgahlarından restoranlara, oradan da Bermondsey Street’in sakinliğine taşıyor.

Urla’da sofraya giden yol, toprağın ve mevsimin sunduklarıyla başlıyor. WMF işbirliğiyle, Şef Dilek Yetkiner eşliğinde lavantalardan Ege otlarına uzanan bir hasadın ardından mutfağa geçtik. Doğada başlayan akşamı, uzun bir yaz akşamına yakışan sofrada, Bi’ Masa Akademi’de pişirdiklerimizle tamamladık.
05 Eki 2026

İki Michelin yıldızlı Villa Aida’nın kurucu şefi Kanji Kobayashi, Vakko L’Atelier’in “Guest Chef Dinner” serisi için İstanbul'daydı. Şef Kobayashi, sohbetimizde İstanbul’da karşılaştığı malzemeleri kendi mutfak diliyle yeniden düşünürken şehrin yemek kültüründe kendisine tanıdık gelen ve ayrışan noktaları anlattı.

Göçle taşınan, mahallelerde köklenen ve uzun süre “etnik” kategorisinde tutulan mutfaklar bugün fine dining’in parçası oluyor. Peki bir mutfak ne zaman prestij kazanıyor? Onu “yüksek gastronomi”ye taşıyan değer ölçütlerini kim belirliyor? Sosyoloji profesörü Zafer Yenal ve yemek editörü Reyhan Ülker, bu dönüşümün arkasındaki toplumsal ve gastronomik hiyerarşilere bakıyor.





