Mutlak butlandan mutlak buhrana: Varlık Barışı hamlesinin sonuçları ne olabilir?

CHP’ye yönelik mutlak butlan kararıyla siyasi gerginlik yükselirken, iktidarın yurt dışından sermaye çekebilmek için attığı adımlar da tartışma konusu oldu. Ekonomist Ömer Rıfat Gencal, yeni Varlık Barışı hamlesine dair, “Gelen para aklanmak için gelir, kaydı olmayan para sisteme girmek için gelir ancak bu sermaye bile buraya güvenip gelmeyebilir, çünkü çıkış garantisi yok” diyor.
Mutlak butlandan mutlak buhrana: Varlık Barışı hamlesinin sonuçları ne olabilir?

EXANTE

EXANTE

Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi 21 Mayıs akşamı açıkladığı "mutlak butlan" kararıyla Türkiye’nin ana muhalefet partisi CHP’nin Kasım 2023’teki 38. Olağan Kurultayı’nın iptaline ve eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu ile önceki parti organlarının görevlerine iade edilmesine hükmetti. Kılıçdaroğlu'nun tartışmalı bir mahkeme kararıyla CHP Genel Başkanı olarak atanmasının ardından gerginlik hafta sonuna sıçradı. Pazar günü, Kılıçdaroğlu’nun CHP Genel Merkezi’ne yönelik tahliye talebi sonrası biber gazı ve plastik mermiyle binaya saldıran polis ekipleri binayı boşalttı. Saldırıdan bir süre sonra binadan çıkan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, beraberindeki kitleyle birlikte Meclis'e yürüdü.

21 Mayıs Perşembe günü mutlak butlan kararının ardından borsada sert düşüş gözlendi, 22 Mayıs’ta borsadaki kayıplar yerini toparlanmaya bıraktı. Ancak, kamu bankaları tarafından yapılan döviz satışlarıyla dolar kuru kontrol altında tutulurken Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) rezervlerinden iki günde 14-15 milyar dolarlık satış yapıldığı hesaplandı. 

  • Diğer yandan kamuoyunda, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ve TCMB Başkanı Fatih Karahan'ın Londra’da Türkiye ekonomisine ilişkin olumlu mesajlar vererek, uluslararası sermayeyi ülkeye çekmeye dönük temaslarıyla CHP'ye yönelik "hukuksuz" kararların çeliştiği şeklinde sert eleştiriler yapıldı. 

İşin bir diğer ilginç yanı ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın CHP için “mutlak butlan” kararı verilmesinden tam bir ay önce “Türkiye'yi küresel bir cazibe merkezi” hâline getirmek amacıyla kapsamlı bir yatırım teşvik planı açıklamış olmasıydı. Bu açıklama, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik başlattığı savaşta füzelerin hedefi olan Dubai’den çıkmak isteyen sermayenin rotasını İstanbul’a çevirmek için Türkiye’nin yeni bir hamlesi olarak değerlendirimişti. 

Mutlak butlandan önce vergi teşvikleri gelmişti 

Erdoğan’ın açıkladığı program temel olarak altı başlıkta yeni vergi teşvikleri içeriyordu. Neydi bunlar?

1- İstanbul Finans Merkezi’ne tam vergi avantajı: İstanbul Finans Merkezi’nde faaliyet gösteren şirketlerin transit ticaretten elde ettiği kazançlarda kurumlar vergisi indirimi yüzde 50’den yüzde 100’e çıkarılıyor. Böylece bu faaliyetlerden vergi alınmayacak.

2- Küresel şirketlere 20 yıllık kolaylık: Bölgesel yönetim merkezlerini İstanbul’a taşıyan uluslararası şirketlerin yurt dışı operasyon kazançlarının yüzde 100’ü, diğerlerinin ise yüzde 95’i 20 yıl boyunca vergi matrahından indirilebilecek. Nitelikli çalışanlara ücret istisnası sağlanacak.

3- İhracatçıya düşük kurumlar vergisi: İmalatçı ve ihracatçılar için kurumlar vergisi yüzde 9’a, sadece ihracatçılar için ise yüzde 14’e indirilecek.

4- Yurt dışından dönenlere 20 yıl vergi muafiyeti: Son üç yılda Türkiye’de vergi mükellefi olmayan ve ülkeye yerleşen kişilerin yurt dışı gelirlerinden 20 yıl vergi alınmayacak. Veraset vergisi de yüzde 1 olacak.

5- Hizmet ihracatında sıfır vergi: Yurt dışına verilen yazılım, mühendislik, tasarım ve benzeri hizmetlerden elde edilen gelirlerde mevcut yüzde 80 indirim yüzde 100’e çıkarılacak.

6- Yeni Varlık Barışı geliyor: Yurt dışındaki para, altın ve menkul kıymetlerin yüzde 2-3 düşük vergiyle Türkiye’ye getirilmesi planlanıyor. Beyan edilen varlıklar için vergi incelemesi yapılmayacak.

Erdoğan'ın açıkladığı yatırım teşvik paketine ilişkin Adalet Bakanı Akın Gürlek de şu değerlendirmelerde bulunmuştu: 

“Yaşanan savaş sürecinden dolayı yurt dışındaki sermayenin Türkiye'ye gelmesi için gerçekten çok önemli teşvikler, vergisiz alan kuruldu. Biz de bu teşvik paketleriyle birlikte yatırımcının Türkiye'ye gelebilmesi için hukuki güvenlik zemini oluşturmak istiyoruz, tahkimle ilgili çalışmalarımız var. Özellikle yabancı yatırımcı Türkiye'ye gelirken, birinci olarak hukuki güvenlik, ikinci olarak tahkim istiyor. Bu konuda da tahkimle ilgili de yasal çalışmalarımız var.” 

Yeni Varlık Barışı’nın kapsamı genişletildi

Teşvik paketinin ortaya çıkmasının ardından ve mutlak butlan kararının açıklanmasından bir gün önce Türkiye’ye yabancı kaynak girişini artırmak amacıyla vergi indirimleri ile finansal kaynakları genişletmeye yönelik teşvikler içeren yasa Meclis’ten geçti. Kamuoyunda “Yeni Varlık Barışı” olarak lanse edilen yasada, AK Parti’nin son dakika önergesiyle kapsamının genişletildiği dikkat çekti. 

  • 15 maddelik yasaya göre yurt dışında bulunan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının 31 Temmuz 2027’ye kadar banka veya aracı kurumlara bildirilmesi halinde bunlara yönelik vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılmayacak. 

Yeni yasayla ayrıca "barış"ın kapsamı da genişledi. Banka ve aracı kurumlara bildirilen varlıkların belirli sürelerle Türkiye’de tutulmasını teşvik eden indirimli vergi uygulamasının kapsamına “girişim sermayesi yatırım fonları” da dahil edildi. Yasaya göre, Türkiye’de yerleşmiş sayılan şahısların, son üç yılda Türkiye’de ikametgahının ve vergi mükellefiyetinin bulunmaması şartıyla ülke dışında elde ettikleri kazanç ve iratlarından 20 yıl boyunca gelir vergisi alınmayacak.

Bu uygulamayla birlikte artık kaynağı bildirilen varlıklar sadece bankada veya devlet tahvilinde değil, girişim sermayesi yatırım fonu yapıları içinde de değerlendirilebilecek. Üstelik vergi avantajı da sağlanıyor. Bunun kapsama alınmasındaki sakınca ise girişim sermayesi yatırım fonlarının, klasik mevduat sistemi gibi doğrudan ve şeffaf biçimde takip edilen yapılar olmaması. Bu durum, denetim ve mali şeffaflık açısından tartışmalı durumlar yaratabilir.

Nitekim CHP, önceki uygulamaların Türkiye'yi "suç gelirlerinin merkezi" hâline getirdiğini savunuyor. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin 28 Nisan'daki grup toplantısında, “Varlık Barışı’ndan yararlanan uyuşturucu baronları oldu” ifadelerini kullanmıştı.

Olmayan güven iyice erozyona uğradı

Hem mutlak butlan kararı sonrası ekonomideki son durumu hem de yeni varlık barışı girişimini ekonomist Ömer Rıfat Gencal ile değerlendirdik. 

Gencal, her geçen gün Türkiye’nin döviz ihtiyacının artarak devam ettiğini, bu ihtiyacın 2027’de de süreceğini belirterek “Bu hem faiz ödemeleri, hem çevrilmesi gereken dış borç stoku açısından önemli. Net hata noksanla ortaya çıkan yüklü bir miktar var, bunun yanında cari açık var, hatta daha enerji faturasını da tam anlamıyla görmedik. Hürmüz Boğazı kapalı kaldığı sürece bu açık daha da artarak, Türkiye’nin ödemeler dengesi üzerinde ciddi bir baskı yaratacak. İçinde bulunduğumuz siyasi riskler sebebiyle zaten mevcuttaki sisteme utangaç biçimde TL cinsinden dahil olmayı devam ettiren para, yüzde 20’nin üzerindeki dolar faizine rağmen maalesef portföy dönüşümünü TL cinsinden yapmıyor. Hâlâ altında, dövizde kalıyor. Bu iç karışıklıkla birlikte bu sürecin nereye evrileceği çok belirsiz. Olmayan güven iyice erozyona uğradığı için ciddi problemler yaşanacak” açıklaması yapıyor.  

Türkiye’nin fonlama ihtiyacı açısından büyük riskler yaşandığına dikkat çeken Gencal, iktidarın Varlık Barışı girişimiyle ilgili şu değerlendirmelerde bulunuyor:

“Riskleri bertaraf edebilmek için Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, bir bakan gibi değil de bir 'chief marketing officer' edasıyla Londra’da, New York’ta bir yandan para ararken, diğer yandan güya hukuki bir zeminde para akışı sağlayabilmek için Varlık Barışı gibi bir şey çıkarttı. Bu Varlık Barışı’na insanlar güvenerek gelir mi, büyük bir soru işareti. Buraya nasıl bir para gelir? Buraya gelen para aklanmak için gelir, kaydı kuydu olmayan para bir şekilde sisteme girmek için gelir ancak bu sermaye bile buraya güvenip gelmeyebilir. Çünkü çıkmak istediğinde çıkabileceğinin garantisi yok. 

Bu aynı zamanda bankalar için çok büyük problem olur. Bir yıl içerisinde çevrilmesi gereken 110 milyar dolar civarında borç stoku var. Bir yandan böyle bir yasa çıkarılmaya çalışılıyor, bir yandan gri listeden daha yeni çıkmışken yurt dışı bankaların nezdinde soru işaretleri varken, bu sefer sistem içindeki iyi para sistemden çıkmak isteyebilir. Bu da ayrı bir risk. 

Bankacılık açısından yeniden borçlanma riski, şirketlerin açtığı TL mevduat faizleri çok yüksek diye döviz kredisine dönmüş olanlar ya da carry trade’e dönmüş olanlar bu riski almak istemeyebilir. Bu riski almak istemeyenlerle bu riski alıp Türkiye’ye gelmek isteyenler arasındaki denge nasıl kurulacak? Yaratacağı negatif sonuçlar çok öngörülmeden atılmış bir adım bu. Türkiye’ye faydadan çok zarar getirme ihtimal yüksek.”

Gri Liste Nedir? Mali Eylem Görev Gücü (FATF) tarafından kara para aklama ve terörizmin finansmanıyla mücadelede stratejik eksiklikleri olan ve bu eksiklikleri gidermeyi taahhüt eden ülkelerin yakın gözetim altında tutulduğu bir kategoridir. Bu listedeki ülkeler, küresel finansal sistemin güvenliğini sağlamak amacıyla uluslararası standartlara uyum süreçleri bakımından sıkı denetlenir. Listede olmak, uluslararası kredi kuruluşları ve yabancı yatırımcılar nezdinde risk algısını artırabilir, bu da ülkeye sermaye akışını zorlaştırabilir.

TCMB’nin kuru tutabilmek için iki günde 14-15 milyar dolarlık rezerv harcadığını kaydeden Gencal, TCMB’nin swap hariç net rezervlerinin nereye gittiğinin önemli olduğunu ifade ediyor. TCMB’nin bu müdahaleleri ne kadar daha devam ettirebileceğinin belirsiz olduğunu belirten Gencal, “İnsanlar dövizi alır, hesabına koyar, TCMB zorunlu karşılıkları kullanarak pozisyonunu negatife getirebilir, bunu 2022-2023’te gördük. Ama bu para sistem dışına çıkarsa o zaman ciddi problemler olur. Cari açık bir şekilde devam ettiği sürece ve aynı zamanda net hata noksandan çıkan para dolayısıyla kurda da belli bir sıçrama beraberinde gelir” diyor.

İletişim stratejisi yanlış, beklenti yönetimi doğru yapılmıyor

Gencal, bundan sonra kurdan daha önemli olanın faiz seviyesi olacağına dikkat çekerek şöyle devam ediyor:

“Türkiye’de kısa vadeli faiz dışında kimsenin Türk tahvillerini rahatça alıp satabildiği bir ortam yok. En son 5 yıllık faiz yüzde 40’ların üzerine çıktı, 10 yıllık faizler 37’lere kadar geldi. İnsanların uzun vadeli enflasyon beklentileri zaten tek haneli değil, yüzde 30’un altına inmesi bile fiyatlanmıyor. Böyle bir ortamda hangi krediyi, hangi vadede alacaksınız da yatırım yapacaksınız…

Mutlak butlan kararının açıklanmasının ardından faizler yüzde 50-55’ler seviyesinde, Cuma gününden bu yana kredi faizlerinde birçok banka 5-10 puan arasında artış yaptı. Bu, şu anlam geliyor: Türkiye’de üretim olmayacak, Türkiye’de pasta büyümeyecek, enflasyon ve cari açıktaki artış tekrar geri dönecek.

TCMB, Türkiye’nin potansiyel büyüme rakamını yanlış hesaplıyor. Buna bağlı olarak Türkiye çıktı açığı üretemiyor. Türkiye, geçen üç yılda da çıktı açığında ulaşabilmiş değil. Yanlış bir iletişim stratejisi uygulandığı için beklenti yönetimi doğru yapılamıyor. Türkiye ne kredibilite anlamında, ne sunduğu hikaye anlamında ne de o hikayeyi destekleyebilecek veriler anlamında bir bütünlük içermiyor, ortaya karışık bir görüntü çıkıyor. Bu sebeple makroekonomik dengesizlikler, güven bunalımı ve en sonunda da karanlık bir tablo gerçekleşiyor.”

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

EXANTE

EXANTE

Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.

YAZARLAR

Pelin Cengiz

Gazeteci. Gazete ve televizyonlarda muhabir, editör, ekonomi müdürü, yazar ve programcı görevlerini üstlenen Cengiz, makroekonomi ve iş dünyası alanlarında haberler üretiyor. İkinci bir uzmanlık alanı olarak ekoloji alanında enerjinin finansmanı, iklim krizi, çevre mücadeleleri ve tarım ekonomisi üzerine çalışıyor.

EXANTE

Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

EXANTEEXANTE
∙

HİKAYE

TÜYİD raporu: Yerli yatırımcının kaybı yabancının payını artırdı

BIST 100’ün Ağustos ayında 14 bin 600 puanın üzerine çıktığı, ancak Eylül ayında yatırım fonlarında yaşanan likidite krizinin etkisiyle sert biçimde gerilediği üçüncü çeyrekte, Borsa İstanbul’un yatırımcı kompozisyonunda da belirgin bir ayrışma yaşandı. TÜYİD-Yatırımcı İlişkileri Derneği tarafından Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) verilerinden yola çıkılarak hazırlanan Borsa Trendleri Raporu’nun 2026 üçüncü çeyrek sayısında, yerli yatırımcıların portföy değerindeki kayıpların yabancı yatırımcılara kıyasla çok daha yüksek olduğu, yabancıların ise özellikle sanayi ve ticaret şirketlerindeki ağırlıklarını artırdığı görüldü.

Emircan Yaman

·

04 Kas 2026

TÜYİD raporu: Yerli yatırımcının kaybı yabancının payını artırdı
EXANTEEXANTE
∙

HİKAYE

Haftalık takvim: Enflasyon ve ABD Kongre seçimleri haftası

Bu hafta yurt içinde Ekim ayı enflasyonu, imalat sanayisi PMI verileri ve öncü dış ticaret istatistikleri öne çıkarken, yurt dışında ABD'de Ekim ayı istihdam verileri, İngiltere Merkez Bankası'nın (BoE) faiz kararı ve Avro Bölgesi öncü enflasyonu ön planda.

01 Kas 2026

Haftalık takvim: Enflasyon ve ABD Kongre seçimleri haftası
EXANTEEXANTE
∙

HİKAYE

Kripto tarihinin en büyük saldırısı: 6,3 milyar dolarlık varlık nasıl ele geçirildi?

Dünyanın en büyük kripto para borsası Binance'e yönelik tarihin en büyük saldırılarından birinde 6,3 milyar dolarlık varlık etkilendi. Saldırganlar farklı blokzincir ağlarında varlıkları transfer edip ETH ve Bitcoin'e dönüştürmeye yönelirken, Tether, Circle ve diğer kripto kuruluşlarının müdahaleleriyle yaklaşık 2,7 milyar dolarlık varlık donduruldu. Saldırı, dijital finans sisteminin güvenliğini ve kripto piyasasında merkezî müdahale gücünü yeniden tartışmaya açtı.

Pelin Cengiz

·

30 Eki 2026

Kripto tarihinin en büyük saldırısı: 6,3 milyar dolarlık varlık nasıl ele geçirildi?
EXANTEEXANTE
∙

HİKAYE

Küresel piyasaların gözü ABD'de: Fed, seçimler ve jeopolitik riskler

ABD Merkez Bankası (Fed), güçlü ekonomik büyüme ve yüksek enflasyon karşısında politika faizini sabit tutarken, Aralık ayında yeni faiz artırımlarına gitme ihtimali güçleniyor.

Erhan Aslanoğlu

·

29 Eki 2026

Küresel piyasaların gözü ABD'de: Fed, seçimler ve jeopolitik riskler
EXANTEEXANTE
∙

HİKAYE

COP31 yaklaşırken: İklim değişikliği ve iktisat

Türkiye'nin ev sahipliğinde Antalya'da düzenlenecek COP31 yaklaşırken, iklim değişikliğinin ekonomik büyüme, üretim, enflasyon ve finansal istikrar üzerindeki etkileri yeniden gündemde. Aşırı hava olaylarının yol açtığı ekonomik kayıplar, merkez bankalarını ve finansal kuruluşları iklim risklerini daha kapsamlı biçimde değerlendirmeye yöneltiyor. Ancak bu süreçte ekonomi yönetimlerinin hem iklim risklerini küçümsemekten hem de geçici şoklara aşırı tepki vermekten kaçınması gerekiyor.

COP31 yaklaşırken: İklim değişikliği ve iktisat