Hatay için kadın liderliği: Samandağ Gastronomi Köyü ayağa kalkıyor

Oxfam KEDV (Kadın Emeğini Değerlendirme Vakfı) ve Mey|Diageo, 6 Şubat deprem felaketinin ardından güçlerini birleştirdi. İki kuruluş, ağır hasar gören Hatay’ın Samandağ ilçesini, kadınların liderliğinde bir turizm destinasyonu hâline getirmek üzere çalışmalara başladı.
Neler oluyor? Samandağ Kadın Kooperatifi tarafından belediyeden kiralanan ve depremde zarar gören gastronomi köyünü daha da zenginleştirerek ayağa kaldıracak, uzun vadeli, sürdürülebilir bir projenin ilk adımları atıldı.
Neler hedefleniyor? Bu işbirliği ile yeniden hayat bulan Samandağ Gastronomi Köyü’nde, öncelikle bölge kadınlarının Yaşam Boyu Öğrenim programı Learning For Life kapsamında eğitilmesi, istihdama kazandırılması, yörenin geleneksel gastronomi kültürünün ve lezzetlerinin kayda geçirilip kalıcı hâle getirilmesi ve sonraki kuşaklara aktarılması için gerekli adımların atılması hedefleniyor.
Nedir? Mey|Diageo Genel Müdürü Bahar Uçanlar, Samandağ Gastronomi Köyü’nün Diageo Global’in faaliyet gösterdiği her ülkede, konaklama sektöründe ı̇ş arayan ancak yaşamları boyunca eğı̇tı̇m ve ı̇stı̇hdam konularında engellerle karşılaşmış kı̇şı̇ler için, iş ve konaklama becerı̇lerı̇ sağlamaya yönelik programı Yaşam Boyu Öğrenim’in Türkiye’de de hayata geçmesi için uygun bir platform sağladığını belirtti.
Veriler ne diyor? Mayıs 2024’te yaklaşık 40 öğrenci ile başlayan eğitimler, Haziran 2024’teki ikinci dönemle birlikte yaklaşık 100 kadına ulaştı. Eğitimlere sadece Samandağ’dan değil bölgeden isteyen bütün kadınlar da katılabilecek. İlk aşamada her ay ortalama 50 kadın eğitim alırken ileride bu sayının 100’e çıkarılması hedefleniyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
NEREDE YAYIMLANDI?
Yargıtay 1. Ceza Dairesi, Adnan Oktar Silahlı Suç Örgütü davası kapsamında verilen cezaları onadı. Kamuoyunda tepki toplayan sokak hayvanlarıyla ilgili yasa teklifi haftaya TBMM Başkanlığı’na geliyor.
10 Tem 2024

YAZARLAR

apéro
İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.
İLGİLİ OKUMALAR
Bir zamanlar İstanbul’un takvimi deniz üzerinden tutulurdu. Palamutun, lüferin ve uskumrunun gelişi mutfakta neyin pişeceği kadar, kayıkların ne zaman suya ineceğini, balıkçı tezgahlarının görünümünü ve şehrin gündelik akışını da belirliyordu. Bazı şeyler hiç değişmiyor. Ekim geldiğinde İstanbul’da gözler hâlâ yeniden denize çevriliyor.

Londra’yı gastronomi üzerinden tanımak için her zaman şehrin en yeni restoranlarının peşine düşmek gerekmiyor. Bazen birkaç sokaklık bir rota, şehrin yemek kültürünün nasıl değiştiğini görmek için yeterli. Borough Market’tan Bermondsey Street’e kadarki bu bölge de bunun iyi örneklerinden biri. Emre Onar, sevdiği duraklar ve kendi deneyimleri üzerinden bu kısa mesafeyi adım adım anlatıyor; kahveyle başlayan rotayı pazar tezgahlarından restoranlara, oradan da Bermondsey Street’in sakinliğine taşıyor.

Urla’da sofraya giden yol, toprağın ve mevsimin sunduklarıyla başlıyor. WMF işbirliğiyle, Şef Dilek Yetkiner eşliğinde lavantalardan Ege otlarına uzanan bir hasadın ardından mutfağa geçtik. Doğada başlayan akşamı, uzun bir yaz akşamına yakışan sofrada, Bi’ Masa Akademi’de pişirdiklerimizle tamamladık.
05 Eki 2026

İki Michelin yıldızlı Villa Aida’nın kurucu şefi Kanji Kobayashi, Vakko L’Atelier’in “Guest Chef Dinner” serisi için İstanbul'daydı. Şef Kobayashi, sohbetimizde İstanbul’da karşılaştığı malzemeleri kendi mutfak diliyle yeniden düşünürken şehrin yemek kültüründe kendisine tanıdık gelen ve ayrışan noktaları anlattı.

Göçle taşınan, mahallelerde köklenen ve uzun süre “etnik” kategorisinde tutulan mutfaklar bugün fine dining’in parçası oluyor. Peki bir mutfak ne zaman prestij kazanıyor? Onu “yüksek gastronomi”ye taşıyan değer ölçütlerini kim belirliyor? Sosyoloji profesörü Zafer Yenal ve yemek editörü Reyhan Ülker, bu dönüşümün arkasındaki toplumsal ve gastronomik hiyerarşilere bakıyor.





