Vadeli buğday işlemleri 101

Vadeli ürün piyasası: Tarım ürünlerini kapsayan vadeli kontratlar, temel olarak belirli miktardaki ürünün anlaşılan tarihte teslimi için kullanılıyor. Bu kontratların asıl amacı, piyasalarda yaşanabilecek fiyat dalgalanmalarına karşı ilgili ürünü tedarik eden şirketlerin alım fiyatını yönetebilmesini sağlamak. Fakat kontratlar aynı zamanda yatırımcıların bu ürünler özelinde spekülatif işlem yapmasına da olanak sağlıyor.
Yani normalde buğdayla alakası olmayan bir yatırım bankacısı da bu kontratları alıp satarak kâr etme imkanına sahip. Tek şart, satın aldığı kontratı vadesinden, yani ürünün teslim tarihinden önce elden çıkarmak çünkü tarım ürünlerinin vadeli kontratlarında fiziki teslimat şartı var. Eğer herhangi bir spekülatör aldığı buğday kontratını vadesi geldiğinde elinden çıkaramamışsa kontratta belirtilen miktar kadar ürünü fiziki olarak teslim almak zorunda.
Hoş geldin! Aposto Premium üyelerine özel bu içeriği okumak için Premium üye olabilir ya da Premium hesabına giriş yapabilirsin.
Aposto Premium
Ayda
- Aposto'nun tüm arşivine ve güncel yayınlara sınırsız erişim.
- Yükselen endüstrilerden gelişme ve içgörüleri aktaran, entelektüel dünyanı besleyecek Premium üyelere özel makale ve bültenler.
- Gündemdeki gelişmeleri küresel bir perspektifle aktaran analizler.
- Aposto Radyo için hazırladığımız podcast ve sesli belgesellere websitemiz ve mobil uygulamamızdan erişim imkanı.

NEREDE YAYIMLANDI?
Ukrayna-Rusya savaşıyla gelen enflasyon ve öncesi; vadeli buğday borsası 101; haftanın rezervasyon önerisi.
16 Mar 2022

YAZARLAR

Erol Oytun Ercan
Finance Editor

apéro
İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.
OKUMAYA DEVAM EDİN
Kemikleri ve iç organlarıyla yenen ortolan kuşu, Fransız gastronomisinin en tartışmalı yemeklerinden biri. Dumas’nın mutfak sözlüğünden "Succession"a uzanan hikayesi, bir lokmalık haz uğruna hayvanlara çektirilen acıyı gündeme getirirken geleneksel olarak ortolanları yerken başa örtülen peçete, başka bir soruyu da akla getiriyor: Yemek yerken neden saklanırız?

Nezleyken elma neden elma gibi gelmez, kırmızıya boyanmış beyaz bir şarap kırmızı şarap gibi algılanabilir mi? Lezzet yalnızca dilimizin işi değil. Koku, görme ve ağızda oluşan duyumların kesişiminde şekillenen bu deneyim, bir yiyeceği tanımamızdan onu sevmemize kadar pek çok şeyi etkiliyor.

Batı Karadeniz’in iç kesimlerindeki Daday, deniz etkisinin azaldığı, yüksek rakımlı ve ormanlık bir coğrafyada yer alıyor. Ormanlar, meralar, tarım arazileri ve köyler birbiriyle iç içe. Üretim ise iklimin ve mevsimlerin çizdiği sınırlar içinde ilerliyor. İki gün boyunca ziyaret ettiğimiz çiftlikler, bu koşullarla kurulan farklı ilişkileri anlamak için iyi birer durak.

Bir zamanlar İstanbul’un takvimi deniz üzerinden tutulurdu. Palamutun, lüferin ve uskumrunun gelişi mutfakta neyin pişeceği kadar, kayıkların ne zaman suya ineceğini, balıkçı tezgahlarının görünümünü ve şehrin gündelik akışını da belirliyordu. Bazı şeyler hiç değişmiyor. Ekim geldiğinde İstanbul’da gözler hâlâ yeniden denize çevriliyor.

Londra’yı gastronomi üzerinden tanımak için her zaman şehrin en yeni restoranlarının peşine düşmek gerekmiyor. Bazen birkaç sokaklık bir rota, şehrin yemek kültürünün nasıl değiştiğini görmek için yeterli. Borough Market’tan Bermondsey Street’e kadarki bu bölge de bunun iyi örneklerinden biri. Emre Onar, sevdiği duraklar ve kendi deneyimleri üzerinden bu kısa mesafeyi adım adım anlatıyor; kahveyle başlayan rotayı pazar tezgahlarından restoranlara, oradan da Bermondsey Street’in sakinliğine taşıyor.





