2 bin yıllık pizza şekli

Pompeii freskinde 2 bin yıllık olduğu tahmin edilen bir pizza şekli betimleniyor. Antik resimdeki yemeğin iki temel malzeme domates ve mozzarelladan yoksun olduğu ve şüpheli bir şekilde ananas gibi görünen bir öğe içerdiği görülüyor. 2 bin yıl öncesine dayanan fresk, pizzanın anavatanı Napoli'ye yakın Pompeii arkeoloji parkının Regio IX bölgesinde yapılan kazılarda ortaya çıktı. Fresk çeşitli meyveler için destek görevi gören gümüş bir tepsi üzerinde yuvarlak bir elmalı ekmeğin tasvirinden oluşuyor. 1493'te ananasla karşılaşan ilk Avrupalı Guadeloupe'de Kristof Kolomb olması sebebiyle tabaktaki ananasın tamamen farklı bir ürün olduğu düşünülüyor.
Neden? Focaccia görüntüsü içeren böyle bir fresk bulmak alışılmadık bir durum. Pompeii Arkeoloji Parkı’nın Yöneticisi Gabriel Zuchtriegel, “Freskler tutumlu ve basit bir yemek ile gümüş tepsilerin lüks, sanatsal ve edebi temsillerinin inceliği arasındaki karşıtlığı yansıtıyor.” dedi.
Ne dediler? Napoli'nin en eski pizzacılarından birinin sahibi Gino Sorbillo, Pompeii freskindeki görüntünün bir pizza olduğuna ikna olduğunu belirtti: "Eski Pompeii'de, maya olarak tahıl, su, tuz ve belki biradan yapılan hamur biçimleri olduğunu zaten biliyorduk. Bu hamurlar o döneme ait sebzeler veya balıklarla süslenmiş olabilir.” Antik Roma döneminde meyvenin daha çok ana yemek olarak kabul edilmiş olabileceğini de sözlerine ekledi. Sorbillo, “Modern zamanlarda pizzada meyve söz konusu olduğunda incir veya tatlı bir pizzaysa çilek kullanabilirsiniz" dedi ve fresk pizzadaki ananas tartışmasına kararlı bir şekilde yanıt verdi: "Geleneksel pizza yaparız ve asla ananas kullanmayız."
Arka plan: Vezüv Yanardağı'nın patlaması tahminen 2 bin kişinin hayatını kaybetmesine sebep oldu. Kalıntılar 16. yüzyılda keşfedildi ve ilk kazılar 1748'de başladı. Bir dizi ev, atölye ve fırına ev sahipliği yapan Regio IX semtindeki Insula 10'daki kazılar Şubat ayında başladı.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
apéro gazete'de bu hafta: Son yıllarda fine dining endüstrisinde yaygınlaşan konuk şef davetleri ve pop-up kültürüne odaklanıyoruz. Bu yükselişi kamçılayan sebepler neler? Neden şimdi? Kaan Demirci ve Sinan Büdeyri eşliğinde.
09 Tem 2023

YAZARLAR

apéro
İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.
İLGİLİ OKUMALAR
Batı Karadeniz’in iç kesimlerindeki Daday, deniz etkisinin azaldığı, yüksek rakımlı ve ormanlık bir coğrafyada yer alıyor. Ormanlar, meralar, tarım arazileri ve köyler birbiriyle iç içe. Üretim ise iklimin ve mevsimlerin çizdiği sınırlar içinde ilerliyor. İki gün boyunca ziyaret ettiğimiz çiftlikler, bu koşullarla kurulan farklı ilişkileri anlamak için iyi birer durak.

Bir zamanlar İstanbul’un takvimi deniz üzerinden tutulurdu. Palamutun, lüferin ve uskumrunun gelişi mutfakta neyin pişeceği kadar, kayıkların ne zaman suya ineceğini, balıkçı tezgahlarının görünümünü ve şehrin gündelik akışını da belirliyordu. Bazı şeyler hiç değişmiyor. Ekim geldiğinde İstanbul’da gözler hâlâ yeniden denize çevriliyor.

Londra’yı gastronomi üzerinden tanımak için her zaman şehrin en yeni restoranlarının peşine düşmek gerekmiyor. Bazen birkaç sokaklık bir rota, şehrin yemek kültürünün nasıl değiştiğini görmek için yeterli. Borough Market’tan Bermondsey Street’e kadarki bu bölge de bunun iyi örneklerinden biri. Emre Onar, sevdiği duraklar ve kendi deneyimleri üzerinden bu kısa mesafeyi adım adım anlatıyor; kahveyle başlayan rotayı pazar tezgahlarından restoranlara, oradan da Bermondsey Street’in sakinliğine taşıyor.

Urla’da sofraya giden yol, toprağın ve mevsimin sunduklarıyla başlıyor. WMF işbirliğiyle, Şef Dilek Yetkiner eşliğinde lavantalardan Ege otlarına uzanan bir hasadın ardından mutfağa geçtik. Doğada başlayan akşamı, uzun bir yaz akşamına yakışan sofrada, Bi’ Masa Akademi’de pişirdiklerimizle tamamladık.
05 Eki 2026

İki Michelin yıldızlı Villa Aida’nın kurucu şefi Kanji Kobayashi, Vakko L’Atelier’in “Guest Chef Dinner” serisi için İstanbul'daydı. Şef Kobayashi, sohbetimizde İstanbul’da karşılaştığı malzemeleri kendi mutfak diliyle yeniden düşünürken şehrin yemek kültüründe kendisine tanıdık gelen ve ayrışan noktaları anlattı.




