2024’te Türkiye ekonomisini neler bekliyor?

Türkiye'de ve küresel ekonomide piyasalar adına oldukça hareketli bir yılı geride bıraktık. Peki 2023 yılında neler yaşandı ve 2024 yılı için altı çizilmesi gerekenler neler?
2024’te Türkiye ekonomisini neler bekliyor?

Pareto

Pareto

İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.

Genel perspektif olarak küresel ekonomide gevşek para politikalarının benimsendiği, yıl sonuna doğru faiz artışlarının durduğu ve para politikalarında sıkılaşma seslerinin yükseldiği bir 2023 yılı geçirdik. Küresel ekonomide yıl, söz sahibi merkez bankalarının faiz artışı yarışıyla geçti. Fed 8 toplantıdan 4'ünde, Avrupa Merkez Bankası ve İngiltere Merkez Bankası 8 toplantının 5'inde faizleri artırdı. Japonya ise küresel trendlerin aksine negatif faiz politikasını sürdürdü ve yıl boyu faizi sabit tuttu. Güçlü ekonomilerden İsviçre 4 toplantıda 2 kez, Rusya 9 toplantıda 5 kez faizi yukarı yönlü revize etti. Çin ise faizlerde 3 kez indirime gitti.  

Yine petrol fiyatlarında savaşlar, jeopolitik gelişmeler ile arz-talep dengesizlikleri gibi faktörlerin katkısıyla ultra oynaklık gördük. Altın fiyatları ise güvenli liman özelliğini sergiledi ve faizlerin yüksek olduğu dönemde dahi 2.148 dolarla tarihî zirvesini gördü. Spot altının ons fiyatı 2023’ü 2.058 dolarla tamamladı. 

Türkiye ekonomisinden kritik veriler

Türkiye'de ise ekonomi yönetiminde aktörlerin değişmesiyle birlikte radikal ve rasyonel adımların atıldığı, piyasalarla iletişimin güçlendiği 6 aylık bir süreç yaşandı. Politika faizlerinin hızla yükseltilmesi beklenen etkiyi yaratmasa da yüksek enflasyonun belinin kırılması adına güçlü bir silah olarak kullanıldı. 

  • TCMB Para Politikası: Merkez Bankası, %9'luk politika faiz oranıyla başladığı 2023 yılında, 12 Para Politikası Kurulu toplantısında 7 kez faiz artışına giderken 5 kez faizi sabit bıraktı, 1 kez de düşürdü. Artışların tamamı Merkez Bankası yeni başkanı Hafize Gaye Erkan yönetiminde yapıldı. Bu 7 faiz artışıyla politika faizi %8,5'tan %42,5'e yükseldi. 

  • Enflasyon: Faiz artışlarıyla birlikte vergiler ve harçlar gibi yönetilen yönlendirilen fiyatlar, yüksek likidite ve talebin desteklediği enflasyon yılın genelinde yüksek ve dalgalı bir seyir izledi. Tüketici enflasyonu 2023 yılını %64,77 seviyesinde kapattı.

  • TCMB Rezervleri: 2023'e dair akılda kalan en önemli gelişmelerden biri de yeni ekonomi yönetiminin politikalarıyla yükselişe geçen ve rekor kıran rezervler oldu. Mayıs sonu ve Haziran başında 100 milyar doların altına kadar gerileyen TCMB toplam rezervleri yılın son haftalarında tarihî seviyelere ulaştı. 6 ayda 40 milyardan fazla yükselen TCMB toplam rezervleri 145,5 milyar dolar oldu. Brüt döviz rezervleri ise 97 milyar doları aştı.

  • İşsizlik Oranı: 2023'e damga vuran makro veriler arasında işsizlik oranı da yer alıyor. Türkiye'de işsizlik Ekim’de yüzde 8,5 ile Kasım 2012’den bu yana en düşük seviyesine geriledi. Toplam işsiz sayısı 2 milyon 961 bin kişi düzeyinde bulunuyor.  
  • Büyüme oranları: Makro ekonomik verilerde Türkiye'nin yapısal sorunlarından enflasyon başrolü oynarken büyüme 2021 ve 2022 yıllarının daha altında kaldı. İlk ve ikinci çeyreklerde gelen %3,9'luk büyümeyi üçüncü çeyrekte %5,9'luk büyüme takip etti. Son çeyrek rakamlarının ardından Türkiye'nin yılı %5 civarı büyümeyle kapatması bekleniyor. 

Peki ya 2024?

Gelelim 2024 yılından beklentilere… Aposto için görüşlerini bizlerle paylaşan akademisyenlere ve piyasa uzmanlarına temel bir soru yönelttik: 2024 yılında 2023 yılına göre ne farklı olacak? Ayrıca yatırımcıları ilgilendiren ve 2023 yılına damga vuran halka arzlara ilginin 2024 yılında da devam edip etmeyeceğine dair fikirlerini aldık.

"2023 beklentilerden farklı bir yıl oldu"

2023 yılına küresel ekonomide resesyon ve yüksek kalacak enflasyon beklentileri ile başlandığını anımsatan Piri Reis Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erhan Aslanoğlu, geldiğimiz noktada küresel ekonominin resesyona gitmediğine ve enflasyonun beklenenden hızlı düştüğüne değiniyor. Ekonomideki beklentilerinden farklı bir yıl yaşanmasının ardındaki nedenleri sıralayan Aslanoğlu şunları söylüyor:

Pandemi sonrasında işgücünün azalması özellikle yaşlanan nüfusun (baby boomer kuşağının) işgücü piyasalarından çıkması ve genç kuşakların devreye girmesi, onların esnek çalışma ve daha yüksek ücret talepleri, teknolojiye ve yapay zekaya yönelimi gibi faktörler işgücündeki kayıpları hızlandırmış görünüyor. Özellikle teknolojik gelişmeler, verimliliği artırarak büyümeye destek olurken enflasyon düşüşüne büyük katkı sağladı. En önemli nedenlerden birisi bu gibi görünüyor.”  

"2024’ün ikinci yarısında küresel büyüme daha iyi olacak"

Dünyada arz yönlü şoklar olmadıkça, enerji ve gıda fiyatlarını fırlatacak savaşlar, pandemiler gibi faktörler olmadıkça enflasyonun düştüğünü belirten Aslanoğlu, “Önümüzdeki süreçte başta İsrail ve Gazze'de yaşananlar olmak üzere eğer arz yönlü şoklar ya da şu anda bilemediğimiz şoklar devreye girerse çok muhtemelen biz stagflasyona gideriz. Yani hem enflasyon tekrar artar hem de daha derin bir durgunluğa doğru gider” diyor. 

Bu beklentilerin dışında düşen enflasyonun faizlerin inişine katkıda bulunacağını ve 2024’ün ikinci yarısında büyümenin daha pozitif tarafa geçebileceğini ifade eden Aslanoğlu, 2024 üçüncü ve son çeyreğinin hem faiz indirimleri hem de büyüme tarafında biraz daha iyimser ve küresel büyümenin bu yıla göre biraz daha pozitif (0,2-0,3 puan) olmasını öngörüyor. 

Türkiye’de ilk 5 ay enflasyon, sonrasında dezenflasyon yaşanabilir’

Türkiye özelindeki beklentilerinde enflasyona ilişkin yorumlar yapan Aslanoğlu, ilk 5 ay enflasyon, kalan 7 ay dezenflasyon süreci yaşanmasını bekliyor. TCMB’nin para politikasını güçlü bir şekilde uygulaması ve tamamlayıcı yapısal reformlarla desteklemesi durumunda yılın son çeyreğinde enflasyonun 40'lı rakamlara gerileyebileceğini öngören Aslanoğlu şunları söylüyor:

“TCMB, 2025 sonundaki enflasyon beklentileri olan yüzde 25-30 seviyelerine paralel olarak politika faizlerini 30-35 bandına çekebilir. Yılın son çeyreğinde önemli faiz indirimleri görebiliriz. 2025 büyüme beklentilerini etkilese de her şeyin planlandığı güçlü para politikasından taviz vermeden büyümede ciddi bir yavaşlamaya razı olarak da ilerlemek gerekiyor.”

"2024’te halka arzlar devam etmeyebilir"

2023 yılında çok konuşulan halka arz furyasının devam etmesini beklemeyen Aslanoğlu’nun değerlendirmeleri şöyle:

“Gerek faizlerin ve borsanın geldiği seviyeler, gerekse halka arzlarla ilgili yaşanan gelişmeler daha farklı bir tablo ortaya çıkaracak. Halka arzlar anlamında 2024 kendine özgü bir yıldı. 2024'te daha düşük olur. Borsada endeksler, inişli çıkışlı bir seyirle özellikle dolar bazında yukarı yönlü çok güçlü kazanımlar elde etmeden seyredebilir. Fakat kurlardaki hareketlere bağlı olarak Türk Lirası bazında borsanın yukarı yönlü hareketleri olabileceğini düşünmek gerekiyor.” 

"Ekonomi politikalarındaki U dönüşünün yansımaları 2024’ün ilk yarısında hissedilecek"

Hem ekonomik görünüm hem de ekonomi politikaları açısından 2023 yılını ikiye ayırarak değerlendiren İntegral Yatırım Araştırma Müdürü Seda Yalçınkaya Özer, seçim öncesi ilk yarıda Ortodoks politikalardan uzak, farklı bir ekonomi anlayışı benimsendiğini hatırlatıyor. Yılın ikinci yarısından sonra ekonomi yönetiminin değişmesiyle birlikte Ortodoks politikalara geçiş hızlandı ve normalleşme adımları hızla atılmaya başlandı. Yalçınkaya Özer, 2024 yılında geçen yıl ekonomi politikalarındaki U dönüşünün yansımalarını kabaca yılın ilk yarısında çok daha fazla hissedeceğimizin altını çiziyor.

2024 yılını da iki farklı dönem olarak ayırmanın faydalı olacağına vurgu yapan Seda Yalçınkaya Özer’in bu yıla ilişkin değerlendirmeleri şöyle:

İlk yarıda sıkı para politikası bir ya da iki faiz artırımı ile devam edecek ve sıkı kalacak. Bununla birlikte enflasyonu dizginlemek için bazı adımların atılması beklenebilir. Bu adımların enflasyonu kalıcı bir şekilde düşürmeyi sağlayacak şekilde olup olmayacağını izleyeceğiz. Bu adımlar ekonomi yönetimi ve Merkez Bankası’nın kredibilitesi ve kazandığı güven açısından önemli olacaktır. Özellikle ilk yarıda iç tüketimde daralma ve büyümede törpülenme kaçınılmaz. Maliye politikalarında ise genişlemeci tavır devam ediyor. Dolayısıyla buranın nasıl yönetileceği de en az para politikası kadar kritik olacaktır. Merkez Bankası’nın attığı son adımlar rezervlerde birikmeyi beraberinde getirirken, 5 yıllık risk priminde düşüş söz konusu. Tüm bu doğru yolda ilerleyen politikalar bizim iyi bir hikaye yazmamızı sağlıyor.

Bu yıl, 2023 yılından farklı bir ekonomi politikasının bizlerle birlikte olacağını ifade eden Özer, hikayenin yabancı yatırımcı açısından cazip bulunmasının oldukça mümkün olduğunu savunuyor. Özer, 2023 yılından farklı olarak yabancı yatırımcının kademeli olarak gelmeye başladığı, uluslararası kredi kuruluşlarının not artışı yapmaya yakın olduğu bir yıl yaşanmasının muhtemel olduğunu, bunların olması için doğru yolda ilerlemeye devam edilmesinin yeterli olduğunu düşünüyor. 

"Halka arzların 2024 yılında da devam etmesi beklenebilir"

Değerlendirmelerinde şirketler için uygulanmaya başlayacak enflasyon muhasebesinin 2024 yılı için önemli ve yeni bir adım olduğuna, bu konudaki belirsizliğin ve kafa karışıklığının da ortadan kalkmış olacağına işaret eden Özer şöyle devam ediyor:

Piyasalar açısından seçici olmanın, disiplinli olmanın ve zamanlamanın önemi bir kat daha artacak. Değişen makro ekonomik rüzgarın desteklediği sektörlere yönelmek bu açıdan oldukça önemli olacak. Dolaysısıyla büyümeye odaklı, döngüsel diyebileceğimiz ve iç tüketimle kârlılığını artırmış şirketler biraz daha geri planda kalabilir. Bunun yanı sıra talep esnekliği düşük, zaruri ve ihtiyaç olabilecek sektörlerde daha güçlü eğilimler görebiliriz. Enflasyon muhasebesine geçişle birlikte ise tüm şirketlerin kârlılıklarını ve çarpanlarını hesaplamak gerekecek. 2024 yılında 2023 yılına benzer olarak halka arzların devam etmesi beklenebilir.

"Enflasyondaki seyrin devamı TCMB’nin eli kolaylaşabilir"

2023 yılında Cumhurbaşkanlığı seçiminin geride kalmasıyla hızlı bir şekilde ekonomi yönetimi kurulduğunu ve yeni bir dönemin başladığını hatırlatan Gedik Yatırım/Yatırım Danışmanlığı (YD) Müdür Yardımcısı Eda Karadağ; piyasayla kurulan iletişim, TCMB’nin para politikasında sıkılaşma döngüsüne başlaması ve yabancı yatırımcılarla olan görüşmeleri yurt içi piyasalar açısından önemli başlıklar olarak nitelendiriyor; fiyatlamalar üzerinde de etkisini gösterdiğini vurguluyor.

2024 yılına aslında yine belirsizliklerle başladığımızı belirten Karadağ, Mart ayında Türkiye’de yerel seçim ve TCMB’nin duruşunun önemli olduğunu düşünüyor. Kasım ayındaki toplantısında, faiz artışlarının sonuna yaklaştığını belirten TCMB’nin Aralık ayında bir faiz artışı daha yaptığını ve verilen mesajların, Ocak ayında da bir faiz artışını destekler nitelikte olduğunu ifade eden Karadağ şöyle devam ediyor:

“Piyasalar Ocak ayı sonrası TCMB’nin artışlarına son verip, izlemede kalacağını düşünüyor. Bu süreçte enflasyonun görünümü önemli olacak. Enflasyonda yılın ilk yarısı yükselişin devamı beklenirken, ikinci yarısı itibarıyla dezenflasyon sürecinin başlayacağı belirtiliyor. Bu nedenle enflasyondaki seyir, belirtilen şekilde devam ederse, TCMB’nin elini kolaylaştırabilir.”

"Yılın son çeyreğine doğru kredi notlarında güncelleme dönemini konuşabiliriz"

Karadağ, ekonomi yönetiminin yabancı yatırımcılarla yapmayı planladığı görüşmelerin 2024 yılı için önemli olduğunu ifade ediyor. Bu görüşmelerde Türkiye’nin ekonomi politikalarının anlatılması ve yatırımcıların ikna edilmesi neticesinde Türkiye’nin kredi notlarında pozitif güncellemelerin söz konusu olabileceğine işaret eden Karadağ’ın değerlendirmeleri şöyle:

“Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de geçen yıl, yabancı yatırımcılarla görüşmelerin 2024 yılında devam edeceğini belirtmişti. Hatta ‘Görüşülmedik ülke kalmayacak’ demişti. Ocak ayında New York’ta ‘Yatırımcı Günleri’ düzenlenecek. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile TCMB Başkanı Hafize Gaye Erkan da toplantılarda yer alacak. Yabancı yatırımcılarla olan görüşmeler bu yıl da devam edecek. Özellikle, yabancılar son dönemde 'Ortodoks politikalara ikna olmamız gerekiyor’ şeklinde açıklamalarda bulunuyorlar. Hatta Uluslararası Kredi Derecelendirme Kuruluşları da 'İkna olursak, kredi notlarında güncellemeler yapabiliriz’ sinyalini vermişlerdi. Bu nedenle, Türkiye ekonomisinin bu seneki görünümü ve ekonomik verilerin sonuçları, yabancı yatırımcılarla olan görüşmeler, hedefler doğrultusunda ilerleme kaydedilmesi durumunda, yılın son çeyreğine doğru kredi notlarında güncelleme ve enflasyonda düşüş dönemini konuşmaya başlayabiliriz.”

"Enflasyonun hızlı bir düşüş sürecine girmesini bekliyoruz"

Enflasyonla ilgili kurum görüşlerini de paylaşan Karadağ, “2024 yılında Türk Lirası'nda Mayıs sonrası dönemde görüldüğü ölçüde değer kaybı olmayacağı ve 2023 yılına benzer vergi artışlarının yapılmayacağı varsayımıyla, yılın ikinci yarısı itibarıyla baz etkilerinin de devreye girmesiyle enflasyonun hızlı bir düşüş sürecine girmesini bekliyoruz. 2024 yıl sonu TÜFE tahminimiz yüzde 42 seviyesinde bulunuyor" diyor.

Halka arzların seyrine ilişkin görüşlerinde Sermaye Piyasası Kurulu Başkanı İbrahim Ömer Gönül’ün halka arzlarla ilgili açıklamalarının bu noktada kıymetli olduğunu düşünen Karadağ, Başkan Gönül’ün, yeni yılda da halka arzların devamının olacağı mesajını ve SPK’nın halka arz kurallarında da değişikliğe gittiğini hatırlattı. Karadağ, bu gelişmelerin de desteğiyle 2024 yılında halka arzların devam edebileceğini düşünüyor.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Pareto

Pareto

İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.

NEREDE YAYIMLANDI?

ParetoPareto

BÜLTEN SAYISI

📥 2024: Neler bekliyoruz?

Türkiye ekonomisinde 2023 yılında neler yaşandı ve 2024 yılı için altı çizilmesi gerekenler neler?

04 Oca 2024

📥 2024: Neler bekliyoruz?

YAZARLAR

Pareto

İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.

İLGİLİ OKUMALAR