Bağların arasında mevsim güzeli

Zevklerine düşkün insanları çok iyi anlarım. Bir yazar, "Hayat biteviye bir okyanusta denk geldiğimiz keyif adalarından oluşur." demişti. Karayı sık görmek için elinden geleni yapan, küçük detaylarda zevk bulan insanlarla aynı masada oturmak da hep keyif verir. Muntazam adabımuaşeret kurallarıyla rakı masası böyle kişilerin doğal habitatıdır. Fakat kimi zaman bu kişilerin zevklerine düşkünlüğü bu kuralların ötesine geçmeyince ortaya garip bir manzara çıkar.
Haydari, şakşuka, kavun ve peynir: Rakılarına istediklerinden bir adet fazla buz konunca suratları asılan insanlar, bir bakmışsınız konu yemek olunca teşhir dolabına bile bakmaz olurlar. Oturunca garsona selam vermeden haydari, şakşuka, kavun ve peynir tek solukta sayılır; ara sıcakta kalamar tava ve karides güveçten başka şey sorulmaz. Yaz kış demeden damarlarında patlıcan ezmesi ve domates salatası aksın isterler. Hâlbuki kışın kavun istemek ya da yazın ayva tatlısı sormak zevkine düşkün birinin âdeti olamaz.
Gri patlıcan ezmesi: Nitekim mevsimi düşünmeyen müşteri kadar malzemesinde mevsimselliği kullanmayan mekânın da kabahati var. Meze, en geniş kapsamlı yemek konseptlerinden biri. Anason kokan ansiklopedi sayfalarında eski mezelerin listesi sayfalarca uzar gider; ama günümüzde pek çok meyhanede, genç komilerin kollarını ağrıtan meze tepsilerinin hepsinde yaz kış, mevsime bakmaksızın aynı demirbaşlar boy gösterir. Pörsümüş şakşukalar, gri patlıcan ezmeleri arasında belki tek tük özenilmiş ve mevsimine uygun meze durur. Mekânın şahsiyetini yansıtan, ustasına özel bir lezzetse hak getire...

İllüstrasyon: Cenk Güngör
Bağarası'nda mevsim yaz: Mevsimsellik ve özgünlük uzun süredir beni bir sofraya çeken iki temel özellik oldu. Bu ikisini düşününce de aklıma ilk gelen lokanta her zaman Bodrum’daki Bağarası Restoran olmuştur. Bitez tarafında, sahilden yukarıda, adına yaraşır şekilde bağların arasına konuşlanmış küçük, tatlı bir lokantadır burası. Bir Ferzan Özpetek filminin son sahnesine yaraşacak kadar pastoral sıcaklıkta, salaş denebilecek kadar samimi bir rustiklikte. Daha ağaçların arasından otoparka girerken yolda beyaz çakıl taşlarının çıkardığı seslerle insan gıcır gıcır keyifleneceği bir yere geldiğini anlar.
Karnabaharla karadut: Bağarası’nda teşhir dolabının önüne şekerci dükkânı önünde çocuklar gibi dizilmek mecburidir. Mezeleri tek tek dinlerken insan vişneyle bamyanın, çilekle ıspanağın, karnabaharla karadutun nasıl bir araya geldiğini aklında evirir çevirir; nasılını bulamayınca da masaya ister. Pişmiş pazar tezgâhına benzer renk cümbüşü meze tabaklarıyla dolu tahta masaların arasında çocuklar koşuşturur, genç delikanlı ve hanımlar sipariş yetiştirir, uzun süredir görüşmeyen dostlar uzun masaların bir ucundan öbürüne uzanır.
Tatlı son: Bağarası romantik bir akşam için gün batımını ağaçlar arasında izleyebileceğiniz, geniş aileyi bir araya getirmek için ferah ve diyetlere, alerjilere, çocuklara duyarlı, tek başına mevsiminde bir meze yemek için de misafirperver ve sakin bir yer. Hatta şansınızın yaver gittiği bir günse kurucu İsmail Bey tahta sandalyelerden birine çıkıp düdüğünü çalar, dikkati toplayınca da bir fıkra patlatır. O an o bağların arasında sadece o fıkraya gülen insanlar vardır, bağların ötesi de yoktur zaten.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Mevsimsellik mevsimi üzerine bir sofra kurduk; buyurun oturun.
19 Ağu 2020

YAZARLAR

Berkok Yüksel
A former child writing about food and London for Aposto.

apéro
İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.
İLGİLİ OKUMALAR
Türkiye'de kahvaltı hiçbir zaman yalnızca günün ilk öğünü olmadı. Ailelerin, dostlukların ve gündelik hayatın etrafında şekillenen bu kültür, Erenköy'deki Mehmet Ali Paşa Köşkü'nde bulunan Ethem Efendi Kahvaltı'yla geçmişi ve bugünü aynı sofrada buluşturuyor.
11 Tem 2026

Londra’da Türk mutfağı artık yalnızca kebapçılar ve mahalle restoranlarından ibaret değil. Şehrin merkezinde açılan yeni nesil restoranlar, sokak lezzetlerini yeniden yorumlayan girişimler ve farklı kitlelerle kurulan yeni ilişkiler, mutfağın görünürlüğünü ve algısını değiştiriyor. Soho’dan Dalston’a uzanan bu rota, Türk mutfağının Londra gastronomi sahnesindeki yerini takip ediyor.
04 Tem 2026

Beyoğlu’nun, ahşap dokulu ve minimalist atmosferiyle öne çıkan Uzak Doğu etkili restoranı Hona'dayız. Hona, şef Ansar Kemaloğlu’nun ailesinin sürgün edildiği köyün adı. Özbekistan’da geçen çocukluk yılları, Uzak Doğu mutfaklarıyla kurulan erken temas, Türk mutfağına yöneliş ve Uygur mutfağında başlayan profesyonel deneyim, bugün Hona’yı şekillendiren fikrin temelini oluşturuyor.

Ege kıyıları ve İstanbul Boğazı boyunca uzanan beş restorana konuk olduk. Her biri denizle kurulan ilişkiyi farklı yorumlarla ele alıyor. Kimi mevsime teslim olup günlük avın peşinden gidiyor, kimi ocakbaşını esintili bir Bodrum akşamına taşıyor, kimi ise köklü aile hikayelerini aynı bahçede yaşatıyor. Ortak noktaları ise ürünün kendisine duyulan güven ve ortak kurulan sofralar.
20 Haz 2026

Punch denince akla genellikle alkollü içecekler gelse de bu tarif, narenciye, çay ve baharat notalarının öne çıktığı alkolsüz bir yorum sunuyor. İsli karakteriyle öne çıkan Lapsang Souchong çayı, limon ve portakal kabuklarından hazırlanan oleo-saccharum ile birleşirken; tonik ve soda suyu karışıma ferahlatıcı bir canlılık kazandırıyor. Önceden hazırlanan soğuk demleme çay sayesinde derin aromalara sahip bu punch, kalabalık davetler için ideal.
20 Haz 2026





