Bağların arasında mevsim güzeli

Patlıcanın hası yoksa olmasa şakşuka, olsa şöyle mevsiminde vişneli bir bamya!
Bağların arasında mevsim güzeli

apéro

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

Zevklerine düşkün insanları çok iyi anlarım. Bir yazar, "Hayat biteviye bir okyanusta denk geldiğimiz keyif adalarından oluşur." demişti. Karayı sık görmek için elinden geleni yapan, küçük detaylarda zevk bulan insanlarla aynı masada oturmak da hep keyif verir. Muntazam adabımuaşeret kurallarıyla rakı masası böyle kişilerin doğal habitatıdır. Fakat kimi zaman bu kişilerin zevklerine düşkünlüğü bu kuralların ötesine geçmeyince ortaya garip bir manzara çıkar.

Haydari, şakşuka, kavun ve peynir: Rakılarına istediklerinden bir adet fazla buz konunca suratları asılan insanlar, bir bakmışsınız konu yemek olunca teşhir dolabına bile bakmaz olurlar. Oturunca garsona selam vermeden haydari, şakşuka, kavun ve peynir tek solukta sayılır; ara sıcakta kalamar tava ve karides güveçten başka şey sorulmaz. Yaz kış demeden damarlarında patlıcan ezmesi ve domates salatası aksın isterler. Hâlbuki kışın kavun istemek ya da yazın ayva tatlısı sormak zevkine düşkün birinin âdeti olamaz. 

Gri patlıcan ezmesi: Nitekim mevsimi düşünmeyen müşteri kadar malzemesinde mevsimselliği kullanmayan mekânın da kabahati var. Meze, en geniş kapsamlı yemek konseptlerinden biri. Anason kokan ansiklopedi sayfalarında eski mezelerin listesi sayfalarca uzar gider; ama günümüzde pek çok meyhanede, genç komilerin kollarını ağrıtan meze tepsilerinin hepsinde yaz kış, mevsime bakmaksızın aynı demirbaşlar boy gösterir. Pörsümüş şakşukalar, gri patlıcan ezmeleri arasında belki tek tük özenilmiş ve mevsimine uygun meze durur. Mekânın şahsiyetini yansıtan, ustasına özel bir lezzetse hak getire...

bağarası restoran
Bağarası Restoran
İllüstrasyon: Cenk Güngör

Bağarası'nda mevsim yaz: Mevsimsellik ve özgünlük uzun süredir beni bir sofraya çeken iki temel özellik oldu. Bu ikisini düşününce de aklıma ilk gelen lokanta her zaman Bodrum’daki Bağarası Restoran olmuştur. Bitez tarafında, sahilden yukarıda, adına yaraşır şekilde bağların arasına konuşlanmış küçük, tatlı bir lokantadır burası. Bir Ferzan Özpetek filminin son sahnesine yaraşacak kadar pastoral sıcaklıkta, salaş denebilecek kadar samimi bir rustiklikte. Daha ağaçların arasından otoparka girerken yolda beyaz çakıl taşlarının çıkardığı seslerle insan gıcır gıcır keyifleneceği bir yere geldiğini anlar.

Karnabaharla karadut: Bağarası’nda teşhir dolabının önüne şekerci dükkânı önünde çocuklar gibi dizilmek mecburidir. Mezeleri tek tek dinlerken insan vişneyle bamyanın, çilekle ıspanağın, karnabaharla karadutun nasıl bir araya geldiğini aklında evirir çevirir; nasılını bulamayınca da masaya ister. Pişmiş pazar tezgâhına benzer renk cümbüşü meze tabaklarıyla dolu tahta masaların arasında çocuklar koşuşturur, genç delikanlı ve hanımlar sipariş yetiştirir, uzun süredir görüşmeyen dostlar uzun masaların bir ucundan öbürüne uzanır.

Tatlı son:  Bağarası romantik bir akşam için gün batımını ağaçlar arasında izleyebileceğiniz, geniş aileyi bir araya getirmek için ferah ve diyetlere, alerjilere, çocuklara duyarlı, tek başına mevsiminde bir meze yemek için de misafirperver ve sakin bir yer. Hatta şansınızın yaver gittiği bir günse kurucu İsmail Bey tahta sandalyelerden birine çıkıp düdüğünü çalar, dikkati toplayınca da bir fıkra patlatır. O an o bağların arasında sadece o fıkraya gülen insanlar vardır, bağların ötesi de yoktur zaten. 

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

apéro

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

NEREDE YAYIMLANDI?

apéroapéro
∙

BÜLTEN SAYISI

∙

PREMIUM'A ÖZEL

🍈 Kavun ısınmadan, karadut çürümeden

Mevsimsellik mevsimi üzerine bir sofra kurduk; buyurun oturun.

19 Ağu 2020

🍈 Kavun ısınmadan, karadut çürümeden

YAZARLAR

Berkok Yüksel

A former child writing about food and London for Aposto.

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

İLGİLİ OKUMALAR

apéroapéro
∙

HİKAYE

İstanbul’da mevsimi balık söylerdi

Bir zamanlar İstanbul’un takvimi deniz üzerinden tutulurdu. Palamutun, lüferin ve uskumrunun gelişi mutfakta neyin pişeceği kadar, kayıkların ne zaman suya ineceğini, balıkçı tezgahlarının görünümünü ve şehrin gündelik akışını da belirliyordu. Bazı şeyler hiç değişmiyor. Ekim geldiğinde İstanbul’da gözler hâlâ yeniden denize çevriliyor.

Büşra Soydemir

·

17 Eki 2026

İstanbul’da mevsimi balık söylerdi
apéroapéro
∙

HİKAYE

Londra gastronomi rotası: Borough Market’tan Bermondsey Street’e

Londra’yı gastronomi üzerinden tanımak için her zaman şehrin en yeni restoranlarının peşine düşmek gerekmiyor. Bazen birkaç sokaklık bir rota, şehrin yemek kültürünün nasıl değiştiğini görmek için yeterli. Borough Market’tan Bermondsey Street’e kadarki bu bölge de bunun iyi örneklerinden biri. Emre Onar, sevdiği duraklar ve kendi deneyimleri üzerinden bu kısa mesafeyi adım adım anlatıyor; kahveyle başlayan rotayı pazar tezgahlarından restoranlara, oradan da Bermondsey Street’in sakinliğine taşıyor.

Emre Onar

·

10 Eki 2026

Londra gastronomi rotası: Borough Market’tan Bermondsey Street’e
apéroapéro
∙

HİKAYE

Hasat, Mutfak ve Sofra: WMF ile Urla’da bir akşam

Urla’da sofraya giden yol, toprağın ve mevsimin sunduklarıyla başlıyor. WMF işbirliğiyle, Şef Dilek Yetkiner eşliğinde lavantalardan Ege otlarına uzanan bir hasadın ardından mutfağa geçtik. Doğada başlayan akşamı, uzun bir yaz akşamına yakışan sofrada, Bi’ Masa Akademi’de pişirdiklerimizle tamamladık.

05 Eki 2026

Hasat, Mutfak ve Sofra: WMF ile Urla’da bir akşam
apéroapéro
∙

HİKAYE

Şef Kanji Kobayashi’nin İstanbul notları

İki Michelin yıldızlı Villa Aida’nın kurucu şefi Kanji Kobayashi, Vakko L’Atelier’in “Guest Chef Dinner” serisi için İstanbul'daydı. Şef Kobayashi, sohbetimizde İstanbul’da karşılaştığı malzemeleri kendi mutfak diliyle yeniden düşünürken şehrin yemek kültüründe kendisine tanıdık gelen ve ayrışan noktaları anlattı.

Reyhan Ülker

·

03 Eki 2026

Şef Kanji Kobayashi’nin İstanbul notları
apéroapéro
∙

HİKAYE

Mutfakların dili: Etnik mutfaklar nasıl yüksek gastronomiye dönüşüyor?

Göçle taşınan, mahallelerde köklenen ve uzun süre “etnik” kategorisinde tutulan mutfaklar bugün fine dining’in parçası oluyor. Peki bir mutfak ne zaman prestij kazanıyor? Onu “yüksek gastronomi”ye taşıyan değer ölçütlerini kim belirliyor? Sosyoloji profesörü Zafer Yenal ve yemek editörü Reyhan Ülker, bu dönüşümün arkasındaki toplumsal ve gastronomik hiyerarşilere bakıyor.

Reyhan Ülker

·

26 Eyl 2026

Mutfakların dili: Etnik mutfaklar nasıl yüksek gastronomiye dönüşüyor?