Bir MICHELIN tarihçesi


Ne istediğini bilenlere özel: Schweppes Tonic Water ile Cafe Platonic Schweppes Tonic Water ile Cafe Platonic Bugün apéro’nun mutfağında kahve, dostlar ve sohbet üçlüsüne Schweppes Tonic Water da dâhil oluyor ve sevdiklerimizle geçirdiğimiz güzel anlara Cafe Platonic ile yeni bir yorum katıyor. Cafe Platonic hazırlanışı: Soğuk kahve mevsimi henüz bitmedi, bitemez. Ondandır ki bardağa bolca buz koyarak tarifimize başlıyoruz. Ardından apéro okurunun keşifli tatlar merakına iyi gidecek 10 ml çarkıfelek meyvesi şurubu ve 10 ml karışık kırmızı meyve şurubu ekliyoruz. Hemen ardından kahveyle kuracağı ilişkiye oldukça hazır olan Schweppes Tonic Water önden buyuruyor ve lezzeti taçlandırmak üzere mocktail ’in seyrini değiştiriyor. Schweppes Tonic Water ve ne istediğini bilenlenler olarak yerlerimizi aldığımıza göre, en keyifli anların aranan üçlüsünü tamamlayacak olan 30 ml espresso da karışıma ekleniyor. Unutulmayacak anlara eşlik edecek Cafe Platonic ’ten ilk yudumu aldıktan sonra platonik aşkları yeniden masaya yatırmak için hazırız. Afiyet olsun! Farklı Schweppes lezzetleriyle deneyebileceğin daha pek çok mocktail tarifiyle buluşmak istersen şuraya davetlisin. Evde geçirilecek her anı benzersiz kılmak üzere seni bekliyorlar.
Daha fazlasını öğren →
Hikâye, katı olan her şeyin buharlaştığı ve kutsal olan her şeyin dünyevileştiği çağda, yani modernitenin hüküm sürdüğü 19. yüzyılda başlıyor.
Édouard ve André Michelin kardeşler, 1889'da Fransa’nın Clermont-Ferrand kentinde kendi adlarını taşıyan lastik şirketini kurdular. Çok geçmeden, sürücülerin seyahat deneyimlerini geliştirmek ve araba lastiklerine yönelik talebi artırmak üzere kullanışlı bilgilerle dolu, küçük bir rehber hazırladılar. Bir pazarlama aracı olarak kullanılan bu rehberde, lastiklerin nasıl değiştirileceğine ilişkin talimatların yanı sıra şehir haritaları, benzin istasyonları hakkında bilgiler, harika bir akşam yemeği ve rahat bir konaklama için önerilen lokasyonların listesi bulunuyordu.
Fransız şoförler için hazırlanan ilk “MICHELIN Guide” 1900’de yayımlandı, yaklaşık 35 bin kopyası ücretsiz dağıtıldı. Rehber daha sonra Belçika, Almanya, İspanya ve Portekiz için hazırlandı. I. Dünya Savaşı sırasında kesintiye uğrasa da yirmi yıl boyunca ücretsiz dağıtıldı. Rivayete göre, Andre Michelin'in uğradığı bir lastikçide rehberlerinin bir tezgahın ayağını desteklemek için kullanıldığını gördüğü andan sonra her şey değişti. “İnsan yalnızca para ödediğine saygı duyar” ilkesine dayalı olarak 1920'de yepyeni bir MICHELIN Guide piyasaya sürüldü ve yedi franka satışa çıkarıldı.

1946 MICHELIN Guide
Yeni rehberde ilk kez Paris’te bulunan otellerin listesine ve belirli kategorilere ayrılmış restoranlara yer verilmişti. Rehberin restoran bölümüne yönelik artan ilgiyi görmezden gelemeyen Michelin kardeşler, hâlen süren anonimlik ilkesiyle restoranları ziyaret eden ve inceleyen restoran müfettişlerini görevlendirmeye başladı.
MICHELIN Guide, 1926’dan itibaren nitelikli yemek mekânlarını yıldızlarla ödüllendirmeye başladı. 1931’de restoran değerlendirmelerine 1, 2 ve 3 yıldız hiyerarşisi getirildi. 1936’da ise bugün hâlâ geçerli olan derecelendirme sistemi yayımlandı:
1 yıldız: “Kategorisinde çok iyi bir restoran”
2 yıldız: “Mükemmel yemek, yol değiştirmeye değer”
3 yıldız: “Olağanüstü mutfak, özel bir seyahat planlamasını hak ediyor”
Başlangıcından itibaren mavi kapakla yayımlanan rehber, 1931 itibarıyla “Kırmızı İncil” olarak anılmasını sağlayacak kırmızı kapağına kavuştu. II. Dünya Savaşı sırasında yeniden kesintiye uğrayan yayın, bu dönemde yaratılış amacından farklı bir amaçla kullanıldı. Rehberde kullanılan haritalar dönemin en güncel haritaları olarak bilindiğinden, 1939’da askeri kullanıma özel olarak basıldı.
Rehber, “makul fiyatlarla olağanüstü yemekler” sunan restoranların yer aldığı “Bib Gourmand” kategorisinin de 1955’te derecelendirme sistemine eklenmesiyle nihai hâline ulaştı. Son olarak 2020'deki MICHELIN Guide Fransa seçimleri lansmanı sırasında, “sürdürülebilir gastronomi konusunda rol model” teşkil eden restoranlara verilen “Yeşil Yıldız” rütbesi tanıtıldı.
Bugüne dek 30 milyondan fazla satan MICHELIN Guide, günümüzde 3 kıtada, 35'ten fazla bölgede, 15 binden fazla restoranı değerlendiriyor. Dünya üzerinde en çok MICHELIN yıldızı alan ülkeler Fransa, İtalya, Almanya, İspanya, İngiltere, ABD, Çin ve Japonya.
Son yıllarda yıldızların konfeti gibi saçıldığı, değerlendirme coğrafyasının denetlenemeyecek biçimde genişlediği, rehberin ticarileştiği veya değerlendirme ölçütlerinin gevşediği yönünde eleştirilere maruz kalsa da rehber halen pek çok şef ve yemeksever tarafından güvenilir bir kaynak olarak görülüyor. Çünkü restoranlar anonim müfettişleri ne zaman ağırlayacaklarını elbette bilmiyorlar.
Müfettişler, restoranları değerlendirirken kullanılan malzemenin kalitesini, yemeğin hazırlanmasında kullanılan teknikleri, lezzetlerin birleşimini, yaratıcılık seviyesini ve fiyat-performans dengesini inceliyorlar. Ziyaretlerin ardından yazılan raporlarda “yıldız almaya layıktır” tavsiyesi alan restoranlar, farklı müfettişler tarafından yeniden gizli olarak ziyaret ediliyor ve restoranın alacağı yıldız(lar) tüm değerlendirmeler dikkate alınarak belirleniyor. Rehberde yer alan her restoran ortalama 18 ayda bir yeniden ziyaret ediliyor, yıldızlı olanlar ise daha sık denetleniyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Bu hafta menüde yıldızlar var: MICHELIN Guide İstanbul seçkisi dün açıklandı. Peki bu seçki nasıl değerlendiriliyor? MICHELIN'in İstanbul'a gelişi, bundan sonra İstanbul yeme-içme sahnesini nasıl etkileyecek?
12 Eki 2022

YAZARLAR

apéro
İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.
İLGİLİ OKUMALAR
Yunanistan’ın küçük Kiklad adalarından Sifnos, yerel ürünleri, geleneksel yemekleri ve son 15 yılda açılan şef restoranlarıyla ülkenin öne çıkan gastronomi duraklarından birine dönüştü. Adada nohut, peynir, kapari, kekik balı ve balık gibi ürünler hem geleneksel tavernaların hem de yeni nesil restoranların menülerinde yer buluyor. Seramikçilik gibi yüzyıllardır süren zanaatlar yemek kültürünün bir parçası olmaya devam ederken farklı ülkelerden şeflerle yapılan işbirlikleri de Sifnos mutfağını yeni tatlara ve tekniklere açıyor.

Bir zamanlar bir hayatta kalma becerisi olan foraging, bugün fine dining'in, wellness kültürünün ve sosyal medyanın ilgi alanında. Bu geri dönüş, insanın doğadan yeniden beslenmesinden çok, doğayla kopmuş ilişkisinin farkına varmasıyla ilgili olabilir.

Bordeaux’nun kurduğu şarap dünyası zamanla apelasyonlar, ödüller ve prestij üzerinden ortak bir ölçüte dönüştü. Fakat Asya’nın şarapla ilişkisi bunlardan çok daha eski. Çin’in Jiahu çömleklerinde ya da Japonya’nın Koshu bağlarında yazılan hikaye, şarabın tek bir coğrafyanın tanımlayabileceği kadar dar bir geçmişe sahip olmadığını gösteriyor. Bugün bu birikim, Batı’dan gelecek bir onaydan çok kendi referansları üzerinden yeni bir şarap kültürüne dönüşüyor.
22 Ağu 2026

Bir kısmı henüz kapılarını yeni açtı, bir kısmı yıllardır hayatımızda. Ortak noktaları ise aynı: Her biri Türkiye'nin yeme-içme sahnesine yeni bir fikir, yeni bir soluk ya da yeni bir yön öneriyorlar. Son dönemin en çok konuşulan 20 adresi bu seçkide.

İstanbul ve Çeşme'de günün farklı saatlerine yayılan beş restoranı biraraya getirdik. Kimi ekşi mayalı ekmekle güne başlıyor, kimi uzun yaz sofraları kuruyor, kimi ise kokteyl barıyla geceye keyif katıyor. Ortak noktaları ise mutfak kadar atmosfere de önem vermeleri.
15 Ağu 2026




