Cinsel saldırı epidemisine karşı teknoloji girişimleri


Sağlığınız için mikro besin konsantresi: LaVita
Yaşam boyunca gerekli olan, metabolizmanın istikrarlı çalışmasını sağlayan mikro besinler; çoğunlukla makro besinlerden temin ediliyor. Sağlıklı beslenmenin her zaman mümkün olmadığı düşünüldüğünde tamamen doğal bir takviye olan LaVita;…
Daha fazlasını öğren →
Tetikleyici uyarısı: Cinsel saldırı
Kokteyl içmek, kuşkusuz bir keyif meselesi. Ne yazık ki aynı zamanda patriyarkal gerçekliğimizde cinsel saldırılara karşı tedbirli olmanın elzem olduğu bir an. "Tecavüz hapı" olarak da bilinen cinsel saldırılarda kullanılan ilaçlar (date rape drug'lar) randevu esnasında "kolaylaştırıcı" olarak kullanılıyor ve kişiyi uyuşuklaştırarak veya bayılmalara neden olarak cinsel saldırıyı mümkün kılıyor. Kullanıldığı zaman tat veya kokuda bir değişikliğe sebep olmayan ilaçların bu yapısı, fark edilmemelerindeki en büyük neden.
The Guardian tarafından "cinsel saldırı epidemisi" denerek betimlenen ABD'deki üniversite kampüslerindeki artan vakalar, Barack Obama'nın 2014 yılında yaptığı bir konuşmada "yaklaşık beş kadından biri üniversitede taciz ediliyor, bu kabul edilemez. Okulların kampüslerinde cinsel saldırıyı önlemekte ve vakalara yaptırımları konusunda daha iyi bir iş çıkarmasına yardımcı olacağız," denerek vurgulanmıştı. Çoğu vakada üniversite ve yargı sistemleri statükoyu korumaya yönelik adımlarda bulunduğu ve değişime kucak açmadığı için bugünkü yazının konusu cinsel saldırıları önlemek için kenetlenen yemek teknoloji girişimleri.
Undercover Colors: Şirket, bu alanda birden fazla ürüne sahip. 2015 yılında ortaya atılan renk değiştiren oje, Kuzey Karolina Eyalet Üniversitesi'nden tamamı erkek dört öğrencinin ortaya attığı fikir olarak ortaya çıkıyor. Oje, içeceklere karıştırılmış ilaçların varlığını tespit edebiliyor, böylece ojenin rengini değiştirerek cinsel saldırıyı önlemeye yardımcı olabildiği iddia ediliyor.
Üreticiler elbette saldırıların yalnızca kadınların başına gelmediğinin farkında. Yalnız, oje teknolojisi, bir proje olmaktan çıkıp bilim insanları tarafından geliştirilebilince toplumsal cinsiyet rolleri tekrar devreye giriyor ve yatırımcıların "Erkekler oje kullanmaz," kaygısına kapılmasıyla da ürün rafa kaldırılıyor.
Bu kaygı, aynı şirketin bir başka ürüne yatırım yapmasına neden oluyor ve SipChip™ ortaya çıkıyor. Ürün, parmak yardımıyla damlatılan hazneden tüketilecek sıvıyı test edebiliyor — 30 saniyeyle 3 dakika arasında değişen değerlendirme sonucunda iki çizgi kişinin "güvende" olunduğu, tek çizgiyse içeceğe ilaç karıştırıldığı anlamına geliyor.
Drink Safe Technologies: Girişim tarafından geliştirilen bardak altlığı, en yaygın iki ilacı (GHB ve ketamin) birkaç dakika içinde tespit edebiliyor.
Chemeleon: Öncelerde Drink Savvy olarak bilinen girişim, ilaçların varlığını tespit edebilecek bardak takımı üzerine çalışıyor ve en yaygın ilaçları tespit edebilecek pipetler de "üretilecekler listesi" arasında. 2012'de 50 bin dolarlık bir yatırım alan girişim, hâlâ ürünleri mümkün kılacak nanoteknoloji üzerine eğiliyor ancak piyasaya sürmeye hazır bir ürünleri yok.
pd.id: Kitlesel fonlamayla hayata geçmeye başlaması umulan proje, çantada taşınabilir minik bir aygıtın üretileceğini ve içeceğin içine batırıldığında ilaç karıştırıldığını fark ederse kırmızı LED ışığın yanacağını vadediyor.
Teknoloji, tecavüz kültürü kadar patriyarkal toplumlarda derinlerde kök salmış bir soruna çözüm olabilir mi?
Minik aygıtlar, renk değiştiren oje, bardakaltlığı, bardak setleri, pipetler — işte patriyarkal dünyamızın cinsel saldırıyı önleyebileceğini umduğu icatları. Bu ürünlerin çoğu, cinsel saldırı vakalarının adalete erişimini engelleyen aynı mitler etrafında inşa ediliyor: "saldırı, bir şekilde, saldırılan tarafından önlenebilecek bir şey."
Girişimlerin iyi niyetli olduğu açık. Fakat niyetlerinin sorunun kaynağını çözemeyeceği gerçeğini değiştirmiyor. Teknolojiyi sosyal olarak şekillendirdiğimiz ve mucitlerin de sosyal ön yargılarla dolu oldukları göz önüne alındığında, bunların tasarıma entegre edildiğini iddia etmek çok da imkansız değil.
Saldırganın, saldırısının fark edildiği bir durumda daha da saldırganlaşma ihtimali göz önüne alınması gerekiyor. Benzer bir sorun, ürünlerin cinsel saldırı travmasına fiziksel ve zihinsel olarak nasıl tepki verildiğine dair varsayımlara dayanmasında yatıyor: o an donakalıp harekete geçememek, oldukça yaygın ve insani bir durum. Dolayısıyla cinsel ve toplumsal cinsiyete dayalı şiddetle başa çıkmanın tek kapsayıcı yolu toplumsal cinsiyete ilişkin temel eşitsizliğe odaklanan yaygın ve toptan değişimden geçiyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
NEREDE YAYIMLANDI?
İkonik kokteyllerin hikâyeleri, içki vasıtasıyla cinsel saldırıyı engellemeye yönelik teknolojiler.
25 Ağu 2021

YAZARLAR

Alara Demirel
ANGST editörü

apéro
İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.
İLGİLİ OKUMALAR
Batı Karadeniz’in iç kesimlerindeki Daday, deniz etkisinin azaldığı, yüksek rakımlı ve ormanlık bir coğrafyada yer alıyor. Ormanlar, meralar, tarım arazileri ve köyler birbiriyle iç içe. Üretim ise iklimin ve mevsimlerin çizdiği sınırlar içinde ilerliyor. İki gün boyunca ziyaret ettiğimiz çiftlikler, bu koşullarla kurulan farklı ilişkileri anlamak için iyi birer durak.

Bir zamanlar İstanbul’un takvimi deniz üzerinden tutulurdu. Palamutun, lüferin ve uskumrunun gelişi mutfakta neyin pişeceği kadar, kayıkların ne zaman suya ineceğini, balıkçı tezgahlarının görünümünü ve şehrin gündelik akışını da belirliyordu. Bazı şeyler hiç değişmiyor. Ekim geldiğinde İstanbul’da gözler hâlâ yeniden denize çevriliyor.

Londra’yı gastronomi üzerinden tanımak için her zaman şehrin en yeni restoranlarının peşine düşmek gerekmiyor. Bazen birkaç sokaklık bir rota, şehrin yemek kültürünün nasıl değiştiğini görmek için yeterli. Borough Market’tan Bermondsey Street’e kadarki bu bölge de bunun iyi örneklerinden biri. Emre Onar, sevdiği duraklar ve kendi deneyimleri üzerinden bu kısa mesafeyi adım adım anlatıyor; kahveyle başlayan rotayı pazar tezgahlarından restoranlara, oradan da Bermondsey Street’in sakinliğine taşıyor.

Urla’da sofraya giden yol, toprağın ve mevsimin sunduklarıyla başlıyor. WMF işbirliğiyle, Şef Dilek Yetkiner eşliğinde lavantalardan Ege otlarına uzanan bir hasadın ardından mutfağa geçtik. Doğada başlayan akşamı, uzun bir yaz akşamına yakışan sofrada, Bi’ Masa Akademi’de pişirdiklerimizle tamamladık.
05 Eki 2026

İki Michelin yıldızlı Villa Aida’nın kurucu şefi Kanji Kobayashi, Vakko L’Atelier’in “Guest Chef Dinner” serisi için İstanbul'daydı. Şef Kobayashi, sohbetimizde İstanbul’da karşılaştığı malzemeleri kendi mutfak diliyle yeniden düşünürken şehrin yemek kültüründe kendisine tanıdık gelen ve ayrışan noktaları anlattı.





