Cinsel saldırı epidemisine karşı teknoloji girişimleri


Sağlığınız için mikro besin konsantresi: LaVita Yaşam boyunca gerekli olan, metabolizmanın istikrarlı çalışmasını sağlayan mikro besinler; çoğunlukla makro besinlerden temin ediliyor. Sağlıklı beslenmenin her zaman mümkün olmadığı düşünüldüğünde tamamen doğal bir takviye olan LaVita; vücut fonksiyonlarını doğal mikro besinlerle (vitaminler ve mineraller) desteklemeyi kolaylaştırıyor. Nedir? 70'ten fazla sebze, meyve, bitki ve bitki özünden oluşan ve katkısız bir mikro besin konsantresi olan LaVita, vitaminler ve eser elementlerle günlük beslenmenizi optimize ediyor. Doğal ve bütünsel LaVita; özel üretim tekniği, sıvı formu ve içeriğiyle 1999'dan bu yana Almanya'da sektörünün zirvesinde konumlanıyor. Neden önemli? Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi'nin onayladığı dozajlarda gerekli tüm vitamin ve eser elementleri içeren bağışıklık sistemini destekleyen tüm ilgili mikro besinleri bünyesinde barındırıyor. Ayrıca bilimsel bir çalışma, LaVita'nın hücrelere ulaştığını kanıtlıyor. Kimler için? Günlük yaşama kolayca dâhil edilebilecek lezzetli bir ürün olan LaVita’yla genç, yaşlı, kadın, erkek, sporcu ya da sağlıklı yaşamak isteyen herkes, beslenmelerini akıllıca ve kolayca destekleyebiliyor. Günlük vitamin, mineral ve eser element teminini pratik biçimde düzenlemek için akıllıca bir çözüm sunan LaVita'ya dair ayrıntılı bilgi için bu bağlantıyı ziyaret edebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
Tetikleyici uyarısı: Cinsel saldırı
Kokteyl içmek, kuşkusuz bir keyif meselesi. Ne yazık ki aynı zamanda patriyarkal gerçekliğimizde cinsel saldırılara karşı tedbirli olmanın elzem olduğu bir an. "Tecavüz hapı" olarak da bilinen cinsel saldırılarda kullanılan ilaçlar (date rape drug'lar) randevu esnasında "kolaylaştırıcı" olarak kullanılıyor ve kişiyi uyuşuklaştırarak veya bayılmalara neden olarak cinsel saldırıyı mümkün kılıyor. Kullanıldığı zaman tat veya kokuda bir değişikliğe sebep olmayan ilaçların bu yapısı, fark edilmemelerindeki en büyük neden.
The Guardian tarafından "cinsel saldırı epidemisi" denerek betimlenen ABD'deki üniversite kampüslerindeki artan vakalar, Barack Obama'nın 2014 yılında yaptığı bir konuşmada "yaklaşık beş kadından biri üniversitede taciz ediliyor, bu kabul edilemez. Okulların kampüslerinde cinsel saldırıyı önlemekte ve vakalara yaptırımları konusunda daha iyi bir iş çıkarmasına yardımcı olacağız," denerek vurgulanmıştı. Çoğu vakada üniversite ve yargı sistemleri statükoyu korumaya yönelik adımlarda bulunduğu ve değişime kucak açmadığı için bugünkü yazının konusu cinsel saldırıları önlemek için kenetlenen yemek teknoloji girişimleri.
Undercover Colors: Şirket, bu alanda birden fazla ürüne sahip. 2015 yılında ortaya atılan renk değiştiren oje, Kuzey Karolina Eyalet Üniversitesi'nden tamamı erkek dört öğrencinin ortaya attığı fikir olarak ortaya çıkıyor. Oje, içeceklere karıştırılmış ilaçların varlığını tespit edebiliyor, böylece ojenin rengini değiştirerek cinsel saldırıyı önlemeye yardımcı olabildiği iddia ediliyor.
Üreticiler elbette saldırıların yalnızca kadınların başına gelmediğinin farkında. Yalnız, oje teknolojisi, bir proje olmaktan çıkıp bilim insanları tarafından geliştirilebilince toplumsal cinsiyet rolleri tekrar devreye giriyor ve yatırımcıların "Erkekler oje kullanmaz," kaygısına kapılmasıyla da ürün rafa kaldırılıyor.
Bu kaygı, aynı şirketin bir başka ürüne yatırım yapmasına neden oluyor ve SipChip™ ortaya çıkıyor. Ürün, parmak yardımıyla damlatılan hazneden tüketilecek sıvıyı test edebiliyor — 30 saniyeyle 3 dakika arasında değişen değerlendirme sonucunda iki çizgi kişinin "güvende" olunduğu, tek çizgiyse içeceğe ilaç karıştırıldığı anlamına geliyor.
Drink Safe Technologies: Girişim tarafından geliştirilen bardak altlığı, en yaygın iki ilacı (GHB ve ketamin) birkaç dakika içinde tespit edebiliyor.
Chemeleon: Öncelerde Drink Savvy olarak bilinen girişim, ilaçların varlığını tespit edebilecek bardak takımı üzerine çalışıyor ve en yaygın ilaçları tespit edebilecek pipetler de "üretilecekler listesi" arasında. 2012'de 50 bin dolarlık bir yatırım alan girişim, hâlâ ürünleri mümkün kılacak nanoteknoloji üzerine eğiliyor ancak piyasaya sürmeye hazır bir ürünleri yok.
pd.id: Kitlesel fonlamayla hayata geçmeye başlaması umulan proje, çantada taşınabilir minik bir aygıtın üretileceğini ve içeceğin içine batırıldığında ilaç karıştırıldığını fark ederse kırmızı LED ışığın yanacağını vadediyor.
Teknoloji, tecavüz kültürü kadar patriyarkal toplumlarda derinlerde kök salmış bir soruna çözüm olabilir mi?
Minik aygıtlar, renk değiştiren oje, bardakaltlığı, bardak setleri, pipetler — işte patriyarkal dünyamızın cinsel saldırıyı önleyebileceğini umduğu icatları. Bu ürünlerin çoğu, cinsel saldırı vakalarının adalete erişimini engelleyen aynı mitler etrafında inşa ediliyor: "saldırı, bir şekilde, saldırılan tarafından önlenebilecek bir şey."
Girişimlerin iyi niyetli olduğu açık. Fakat niyetlerinin sorunun kaynağını çözemeyeceği gerçeğini değiştirmiyor. Teknolojiyi sosyal olarak şekillendirdiğimiz ve mucitlerin de sosyal ön yargılarla dolu oldukları göz önüne alındığında, bunların tasarıma entegre edildiğini iddia etmek çok da imkansız değil.
Saldırganın, saldırısının fark edildiği bir durumda daha da saldırganlaşma ihtimali göz önüne alınması gerekiyor. Benzer bir sorun, ürünlerin cinsel saldırı travmasına fiziksel ve zihinsel olarak nasıl tepki verildiğine dair varsayımlara dayanmasında yatıyor: o an donakalıp harekete geçememek, oldukça yaygın ve insani bir durum. Dolayısıyla cinsel ve toplumsal cinsiyete dayalı şiddetle başa çıkmanın tek kapsayıcı yolu toplumsal cinsiyete ilişkin temel eşitsizliğe odaklanan yaygın ve toptan değişimden geçiyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
NEREDE YAYIMLANDI?
İkonik kokteyllerin hikâyeleri, içki vasıtasıyla cinsel saldırıyı engellemeye yönelik teknolojiler.
25 Ağu 2021

YAZARLAR

Alara Demirel
ANGST editörü

apéro
İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.
İLGİLİ OKUMALAR
İki Michelin yıldızlı Villa Aida’nın kurucu şefi Kanji Kobayashi, Vakko L’Atelier’in “Guest Chef Dinner” serisi için İstanbul'daydı. Şef Kobayashi, sohbetimizde İstanbul’da karşılaştığı malzemeleri kendi mutfak diliyle yeniden düşünürken şehrin yemek kültüründe kendisine tanıdık gelen ve ayrışan noktaları anlattı.

Dışarıdan bakıldığında şarap kültürü ve turizmiyle, hatta biraz romantize edilmiş bir Fransız şarap imgesiyle özdeşleşen Beaujolais’nin, içeriden bakıldığında nasıl bir emek, iklim ve aile ekonomisi üzerine kurulduğunu Ceren Aral Desnos, bir beyaz yakalı olarak deneyimlediği bir günlük bağbozumu üzerinden anlatıyor.

Beslenme trendleri ortaya çıkarken bilimsel bilgi; medya, beden idealleri, sosyal normlar ve gıda endüstrisi tarafından seçiliyor, sadeleştiriliyor ve ürünleştiriliyor. Böylece bilim, gündelik yaşamın ve tüketim alışkanlıklarının parçası hâline gelirken sağlıklı beden, “doğru” beslenme ve kendimize iyi bakmak da sürekli yeniden tanımlanıyor.

Yunanistan’ın küçük Kiklad adalarından Sifnos, yerel ürünleri, geleneksel yemekleri ve son 15 yılda açılan şef restoranlarıyla ülkenin öne çıkan gastronomi duraklarından birine dönüştü. Adada nohut, peynir, kapari, kekik balı ve balık gibi ürünler hem geleneksel tavernaların hem de yeni nesil restoranların menülerinde yer buluyor. Seramikçilik gibi yüzyıllardır süren zanaatlar yemek kültürünün bir parçası olmaya devam ederken farklı ülkelerden şeflerle yapılan işbirlikleri de Sifnos mutfağını yeni tatlara ve tekniklere açıyor.

Bir zamanlar bir hayatta kalma becerisi olan foraging, bugün fine dining'in, wellness kültürünün ve sosyal medyanın ilgi alanında. Bu geri dönüş, insanın doğadan yeniden beslenmesinden çok, doğayla kopmuş ilişkisinin farkına varmasıyla ilgili olabilir.





