Günün sıfır noktasında


Günün ilk lezzeti: Keyifli kahvaltı sofraları için Metro Türkiye ’den 650 çeşit ürün Metro Türkiye'nin kahvaltılık ürünlerinden bir seçki Kahvaltıya olan tutkumuzu şiirlere mi döksek gökyüzüne mi haykırsak bilemiyoruz. Bildiğimiz tek bir şey var; “Sabah olsa da hemen kahvaltı yapsam” diye düşlediğimiz hayallerin mimarı Metro Türkiye ile kurduğumuz masalarda yok yok! Masada neler var? Metro Türkiye raflarından sofralara uzanan, tadına doyulmaz yerel ve yöresel lezzetler arasında Coğrafi İşaretli zeytinyağı çeşitleri; “ben peynirsiz yapamam” diyenler için 66 çeşit peynir ; kahvaltıda et arayanlara özel füme et, roastbeef, karabiberli İtalyan salam ve pastırma; ısıtarak fırından yeni çıkmış gibi yiyebileceğin su ve gül böreği, kruvasan, waffle, Danish ve çok daha fazlası var. Her damak tadına hitap eden 650’den fazla kahvaltılık ürün çeşidi arasında tercihi bitki bazlı kahvaltı tabakları olanlara ise Metro Chef Veggie bademli ve fındıklı içecekler, tofu, vegan tereyağı, Rioba Şekersiz Glutensiz Vegan kek, kuru meyveler, kahvaltı yeşillikleri gibi ürünleri öneririz! Peki ya yanında? Tabii ki de demleme çay ! Metro Türkiye dünyanın farklı bölgelerinden 18 çeşit demleme çayı Rioba markasıyla sunuyor: Hindistan’a özel güçlü ve aromatik tadıyla Darjeeling çayı ; Brezilya Amazon yağmur ormanlarından gelen Guarana Ginseng çayı ; kaymak gibi tadıyla Oolong Milky çayı ; Japon usulü fermantasyonu durdurulmuş Mango ve Çiçek karışımı yeşil çaya kadar birbirinden özel Rioba çay çeşitleri kahvaltınıza eşlik etmeye hazır. Metro Türkiye markalarını keşfetmek için burayı ziyaret edebilirsin.
Daha fazlasını öğren →
Fotoğraflar: Deniz Sabuncu
Tazecik yaz otları, üç çeşit domates salatası, her yöreden peynir çeşidi, semt pazarının renkleriyle; hep birlikte kurulan Nilhan’ın meşhur kahvaltı sofrası.
I) Anlaşılamayan bir kahvaltı mevzuu
Nilhan’ın küçükken yemekle arası pek yokmuş. Kahvaltıysa en anlam veremediği öğünmüş. “İnsanların uyanıp ardından yemek yemesi şaşılacak şeydi.” diyen Nilhan aile evinde kurulan sofralarında temel kahvaltı malzemelerinin olduğundan bahsediyor. Evin iştahsız çocuğu Nilhan içinse annesi peynir ve reçelli kahvaltılık lokmalar hazırlarmış: “Ben onları masanın köşelerindeki boşluklara saklardım. Annem de yediğimi sanırdı ta ki o sabah temizlik yapılana dek. Geçmişe dair en eksiksiz anımsadığım kahvaltı ritüelim bu.”

Nilhan
II) Olmazsa olmaz: Peynir
Yetişkin Nilhan’ın kahvaltısına gelirsek her durum ve koşulda eksik etmediği en önemli detay, peynir. “Tek başımaysam tabak hazırlıyorum: evdeki peynir çeşitleri, küçük bir tost, yanında da salata. Çay kimi zaman olur kimi zaman olmaz. Ama o gün geç bir kahvaltı yapacaksam ve gün içinde yetiştirmem gereken hiçbir işim yoksa biraz keyif yapmak adına peynir tabağıma eşlikçim serin bir köpüklü şarap oluyor.”
Yalnız ya da konuklu farketmeksizin Nilhan’ın sofrasında mutlaka mevsime göre birkaç çeşit salata bulunuyor: “Teksem büyükçe bir tabak hazırlarım kendime, kalabalıksak sofra kurarım. Eğer bir geziden dönmüşsem o yörenin peynirleri ve hamur işleri olur.” Ama hiçbir zaman yemeyeceği veya kahvaltı öğününe dahil olmadığını düşündüğü bir malzemeye sofrasında yer vermiyor.

Nilhan "Bu hangi peynir? Nereden?" sorularını yanıtlarken
III) Yöreden yöreye
Bugünün sofrasında, Türkiye peynirlerinin kavuşumunda. Taze peynir tabağında Malakan, Diyarbakır Örgü ve Dil Peyniri kızılcık marmelatını çepeçevre sararken; olgunlarda Divle Obruk, Kafkas Çoban ve Erzincan Tulum kaysefe eşliğinde. Taze lorun yanında incecik pancar dilimleri serilmiş. Zeytinler yağlanmış. Peynirlerin üzerine serpiştirilen anux'tan etrafa kekik kokuları yayılıyor. Baş köşedeki üç ayrı domates tabağını da aşağıdan yukarıya sayıyoruz: kişniş, peynir ve zeytinli; roka ve sumak ekşili; zeytinyağ ve fesleğenli.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Gün Nilhan'ın yedi bölge kahvaltısıyla başlıyor: Dünden bugüne Anadolu'nun kahvaltı kültürü, gelenek ve ritüelleri.
09 Ağu 2023

YAZARLAR

apéro
İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.
İLGİLİ OKUMALAR
Londra’yı gastronomi üzerinden tanımak için her zaman şehrin en yeni restoranlarının peşine düşmek gerekmiyor. Bazen birkaç sokaklık bir rota, şehrin yemek kültürünün nasıl değiştiğini görmek için yeterli. Borough Market’tan Bermondsey Street’e kadarki bu bölge de bunun iyi örneklerinden biri. Emre Onar, sevdiği duraklar ve kendi deneyimleri üzerinden bu kısa mesafeyi adım adım anlatıyor; kahveyle başlayan rotayı pazar tezgahlarından restoranlara, oradan da Bermondsey Street’in sakinliğine taşıyor.

Urla’da sofraya giden yol, toprağın ve mevsimin sunduklarıyla başlıyor. WMF işbirliğiyle, Şef Dilek Yetkiner eşliğinde lavantalardan Ege otlarına uzanan bir hasadın ardından mutfağa geçtik. Doğada başlayan akşamı, uzun bir yaz akşamına yakışan sofrada, Bi’ Masa Akademi’de pişirdiklerimizle tamamladık.
05 Eki 2026

İki Michelin yıldızlı Villa Aida’nın kurucu şefi Kanji Kobayashi, Vakko L’Atelier’in “Guest Chef Dinner” serisi için İstanbul'daydı. Şef Kobayashi, sohbetimizde İstanbul’da karşılaştığı malzemeleri kendi mutfak diliyle yeniden düşünürken şehrin yemek kültüründe kendisine tanıdık gelen ve ayrışan noktaları anlattı.

Göçle taşınan, mahallelerde köklenen ve uzun süre “etnik” kategorisinde tutulan mutfaklar bugün fine dining’in parçası oluyor. Peki bir mutfak ne zaman prestij kazanıyor? Onu “yüksek gastronomi”ye taşıyan değer ölçütlerini kim belirliyor? Sosyoloji profesörü Zafer Yenal ve yemek editörü Reyhan Ülker, bu dönüşümün arkasındaki toplumsal ve gastronomik hiyerarşilere bakıyor.

Dışarıdan bakıldığında şarap kültürü ve turizmiyle, hatta biraz romantize edilmiş bir Fransız şarap imgesiyle özdeşleşen Beaujolais’nin, içeriden bakıldığında nasıl bir emek, iklim ve aile ekonomisi üzerine kurulduğunu Ceren Aral Desnos, bir beyaz yakalı olarak deneyimlediği bir günlük bağbozumu üzerinden anlatıyor.




