Kara Pazartesi gelecek için neler söylüyor?


Aposto Altı Otuz’da: Dönüm Noktası “Bizleri gelecekte nasıl bir dünya bekliyor?” sorusundan yola çıkan Dönüm Noktası podcast serisi gelecekte hayatımızı değiştirmesini, bakış açımızı şekillendirmesini beklediğimiz teknolojilere ve endüstrilere odaklanıyor. Her bölümde farklı sektörden farklı şirketleri konuk alarak çalıştıkları alanlardaki gelişmelerin hayatımıza nasıl etki edeceğini konuşuyor. Aposto editörü Doğa Yurduner’in seriye konuk aldığı bazı isimler ve tartıştıkları başlıklara yakından bakalım: Mükemmel içecek deneyimi: Pubinno’nun kurucu ortağı ve CEO’su Can Algül , Dönüm Noktası ’nın bu bölümünde Pubinno’nun yolculuğunu ve gelecek hedeflerini anlatırken pandemi döneminde karşılaştıkları zorlukları da paylaşıyor. Girişimcilik Vakfı’nın 10. yılı ve yol haritası: Girişimcilik Vakfı (GİRVAK) Genel Müdürü Mehru Aygül , Dönüm Noktası ’nın bu bölümünde GİRVAK’ın girişimlere sunduğu destekleri ve gelecek planlarını anlatırken Türkiye’de girişimcilik ekosisteminin güncel durumunu ele alıyor ve genç girişimcilere tavsiyelerde bulunuyor. Sürdürülebilirlik ve markalaşma: Mavi CEO’su Cüneyt Yavuz , Dönüm Noktası ’nın bu bölümünde Mavi Jeans’in Mavi’ye evrilme yolculuğunu ve şirketin yeni Next vizyonunu anlatırken modada sürdürülebilirlik konusunu ve Türkiye’den bir dünya markası çıkıp çıkmayacağını tartışıyor. Dönüm Noktası podcast serisine Aposto Altı Otuz ’dan ulaşabilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
Küresel finansal piyasalarda geçen Pazartesi günü tarihe geçecek bir gün yaşadık. Derslerde, konferanslarda örnek verdiğimiz 1987 Kara Pazartesi finansal piyasa çöküşünden daha güçlüsünü, hatta "finansal piyasa depremi" olarak adlandırılan bir örneği hep beraber yaşamış olduk.
İktisatçılar olarak en yetenekli yönlerimizden birisi bir gelişme olduktan sonra onun üzerine uzun uzun konuşabilmektir. Geleceği tahmin etmekte aynı yetenekte olduğumuzu söyleyemesek de, geçmişi iyi analiz edebilmek geleceğe ilişkin tahmin gücünüze önemli bir katkı sağlamaya devam ediyor.
İzleyebildiğimiz kadarıyla, finansal piyasalarda yaşanan depremin temelde dört nedeni bulunuyor. Hepsi ayrı ayrı olsa bu denli etki yaratmayacak gelişmeler güçlü bir şekilde bir araya gelince algoritmaların da katkısıyla bu tabloyu ortaya çıkarttı.
Önemli dört bileşen
Önem sırası değişebilir ama bu dört nedenden birincisi, son 1,5 aydır ABD’de artan resesyon endişeleri diyebiliriz. Özellikle, geçtiğimiz hafta ABD’de açıklanan tarım dışı istihdam verisinin beklenenden düşük gelmesi ve işsizliğin son yılların en güçlü yükselişini göstererek %4.3’e çıkması, resesyon endişelerini arttırarak ABD’de özellikle hisse senedi piyasasında sert satışlara yol açtı.
İkincisi, bir süredir yapay zekanın maliyetinin getirisinden daha yüksek olduğuna dair görüşlerin ortaya çıkması ve yapay zekanın yaratabileceği riskler konusunda firmaların sorumluluklarını arttıran düzenlemelerin devreye girme olasılığı oldu. Bu haber akışlarıyla muhteşem yedili olarak da adlandırılan Google, Apple, Amazon gibi dev teknoloji şirketlerinin değerlerindeki düşüş hisse senedi piyasasının genel düşüşüne eşlik edince etki daha da arttı.
Üçüncüsü ve bu tabloyu asıl tetikleyen ise Japonya Merkez Bankası’nın uzun süredir devam ettirdiği sıfır faiz politikasını bırakarak faiz arttırım sürecine biraz da beklenenden erken geçmesi oldu. Son iki gündür çok sık konuşulduğu gibi, son yıllarda Japonya’dan sıfır faizle borçlanan yatırımcılar elde ettikleri kaynağı dolara çevirip özellikle Amerika’da teknoloji hisselerinin ağırlıklı olduğu Nasdaq borsasında yatırım yapma eğiliminde oldular. Japon ev kadınları bu eğilime ne kadar katıldı bilmiyoruz ama profesyonel yatırımcılar oldukça güçlü yatırım yapmış gibi görünüyor. Borsadaki düşüş Japon yeni ile borçlanmanın faizinin artmasının getirdiği fonlama baskısı ile birleşince pozisyon kapatma ihtiyacı borsadan çıkışı tetikledi, dolardan çıkışı güçlendirdi ve Yen’e olan talebi arttırdı. Borsalar çöktü, dolar değer kaybetti, yen güçlendi. Algoritmaların da zararı durdurma noktası ile birleşince domino etkisi ile dünyanım her tarafında hissedilen bir tablo ortaya çıktı.
Dördüncü önemli unsur ise artan jeopolitik riskler oldu. Özellikle İran ve İsrail arasında artan gerginlik piyasalarda teknik olarak yaşanan bu unsurlarla birleşince deprem tablosu ortaya çıktı.
Temel değil teknik nedenler ön planda
Bu unsurlara şimdi dönüp baktığımızda, hiçbirinin yeni olmadığını fakat bir araya gelerek güçlü bir etki yarattığını görüyoruz.
Üstelik yaşananların arkasındaki arkasında önemli temel bir neden de bulunmuyor. Örneğin ABD’nin resesyona gireceği endişeleri çok abartılmış bir risk olarak duruyor. Büyüme konusunda oldukça iyi bir gösterge olan Atlanta Fed’in güncel verilerle haftalık yayınladığı şimdi tahmin verisi, olumsuz istihdam verilerine rağmen 3. çeyrek için %2.9’luk büyümeye işaret ediyor. ABD’de tahvil faizleri yükseliyor, bir resesyon fiyatlaması şu anda gözlemlenmiyor. Temmuz ayında Teksas’ta yaşanan kasırganın etkilerini de önemli oranda gördüğümüz istihdam rakamları, muhtemelen aynı hızla kötüleşmeye devam etmeyecek.
Yaşananların önemli bir nedeni olan Japonya Merkez Bankası'ndan (BOJ) dün gelen açıklamalar piyasaları oldukça olumlu yönde etkilemiş durumda. BOJ piyasanın istikrarını bozacak adımları daha fazla atmayacağını söyleyerek olası ilave tetiklemeyi de büyük oranda bastırmış görünüyor. Bu ay sonunda ABD’de Merkez Bankaları başkanlarının toplanacağı Jackson Hole toplantılarında da başkanların muhtemelen birlikte, piyasaları destekleyecek açıklamalar yapmalarının olası olduğunu düşünüyoruz.
Piyasaların stagflasyona tahammülü yok
Bu tablo elbette her şeyin günlük gülistanlık olduğunu göstermiyor. Piyasadaki bono-tahvil pozisyonları, küresel borç düzeyi o kadar hassas noktada ki, piyasaların yavaşlama ve enflasyon kombinasyonuna, yani stagflasyona hiç tahammülü yok.
Böyle bir gelişmenin finansal krizi tetikleyebileceği kaygısıyla çok sert tepkiler ortaya çıkıyor. Özellikle jeopolitik riskleri dikkate aldığımızda, arz yönlü bu tür şokların küresel ekonomiyi stagflasyona götürme ve piyasaların korktuğu tabloyu ortaya çıkarma riski de bulunuyor. Böyle bir tablo olursa bu hafta yaşananlar bu sefer temel bir nedene dayanmış olacak. Dolayısıyla, kontrolü de çok kolay olmayacak. Bu nedenle, önümüzdeki süreçte en en büyük tehlikelerden birisinin hala jeopolitik riskler olduğunu ve artması durumunda küresel ekonomide de çok ciddi sonuçlar doğurabileceğini unutmamak gerekiyor.
Büyüme ve düşük enflasyon bekleyen finansal piyasalar aynı zamanda jeopolitik risklerin de olmamasını ister. Büyüme sorunu yaşayan, enflasyon sorunu olan ve jeopolitik risklere yakın bölgelerin hikayeleri küresel ekonominin ana tablosundan farklılaşabilir. Bu çerçevede, önümüzdeki süreçte küresel ekonominin senkronize hareketlerinden ziyade bazı ülkelerin olumlu, bazılarının olumsuz ayrıştığı tablolar da ortaya çıkabilir. Politika yapıcıların olabildiğince istikrarlı büyüme, düşük enflasyon ortamını yaratmaları ve jeopolitik risklerden uzak bir tabloda bulunmaya gayret etmesi son derece önemli görünüyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
NEREDE YAYIMLANDI?
Dün yurt içi tarafında veri yoğunluğunun az olduğu, nispeten sakin bir haber akışı takip edildi. Bugün ise TCMB'nin yapacağı III. Enflasyon Raporu sunumuyla birlikte hareketli bir gün bizleri bekliyor diyebiliriz.
08 Ağu 2024

YAZARLAR

Erhan Aslanoğlu
İstanbul Topkapı Üniversitesi rektör yardımcısı, akademisyen ve ekonomist. Makroekonomi, Türkiye ve dünya ekonomisi alanlarıyla ilgilenen Aslanoğlu’nun yayımlanmış bir kitabı, kitap bölümleri, çok sayıda makalesi ve tebliğleri bulunuyor. Genel ekonomi, makroekonomik göstergelerin yorumlanması, Türkiye ve dünya ekonomisi, göstergeler ve gelişmeler üzerine seminer ve eğitimler veriyor.

EXANTE
Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Piyasalardaki iştah ve enerji, yoğun sermaye harcaması, bol sermaye ve rekabetçi büyüme arzusuyla öne çıkan Reagan dönemi 1980'ler, 1998-99 ve 2004-06 yıllarını andırıyor.

Ortaya çıkan tablo, daha az konuşan ancak şeffaflıktan ödün vermeyen, iletişimini daha sade metinlerle kuran, piyasaya daha az yönlendirme yapan fakat hedefleri konusunda daha kararlı ve kurumsal açıdan daha disiplinli bir merkez bankası modeline işaret ediyor.

Türkiye'nin en büyük dış ticaret fazlası veren sanayi kollarından tekstil ve hazır giyim sektörü, 2025 yılını 26,2 milyar dolarlık ihracatla kapattı. Doğrudan 845 bin, dolaylı etkileriyle birlikte yaklaşık 2 milyon kişiye istihdam sağlayan sektör, 2022'de ulaştığı zirveden bu yana tarihinin en sert daralmalarından birini yaşıyor. Konuyla ilgili sunum yapan TGSD yönetimi, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'na sunulan üç aşamalı strateji haritasının ayrıntılarını paylaştı.

Bu hafta hem yurt içi hem de yurt dışı piyasalarda veri akışı güçlü. Yurt içinde Fitch değerlendirmesi ve cari denge, yurt dışında ise ABD TÜFE ön planda olacak.
13 Tem 2026

Küresel ekonomide bir taraftan savaşın yarattığı belirsizliği ve bunun başta petrol ve altın fiyatları olmak üzere finansal piyasalardaki yansımalarını izlerken, diğer taraftan özellikle yapay zeka alanında yaşanan olağanüstü teknolojik gelişmelerin önümüzdeki dönemde ekonomik hayata nasıl yansıyacağını anlamaya çalışan bir piyasa dinamiğiyle karşı karşıyayız.




