Kara Pazartesi gelecek için neler söylüyor?

Küresel finansal piyasalarda geçen Pazartesi tarihe geçecek bir gün yaşandı. Derslerde, konferanslarda örnek verilen 1987 Kara Pazartesi finansal piyasa çöküşünden de güçlüsü, hatta "finansal piyasa depremi" olarak adlandırılabilecek bir örnek yaşandı.
Kara Pazartesi gelecek için neler söylüyor?

29 Temmuz - Aposto Altı Otuz - Exante
Aposto Altı Otuz ile birlikte

Aposto Altı Otuz’da: Dönüm Noktası

“Bizleri gelecekte nasıl bir dünya bekliyor?” sorusundan yola çıkan Dönüm Noktası podcast serisi gelecekte hayatımızı değiştirmesini, bakış açımızı şekillendirmesini beklediğimiz teknolojilere ve endüstrilere odaklanıyor. Her bölümde…

Daha fazlasını öğren →

EXANTE

EXANTE

Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.

Küresel finansal piyasalarda geçen Pazartesi günü tarihe geçecek bir gün yaşadık. Derslerde, konferanslarda örnek verdiğimiz 1987 Kara Pazartesi finansal piyasa çöküşünden daha güçlüsünü, hatta "finansal piyasa depremi" olarak adlandırılan bir örneği hep beraber yaşamış olduk.

İktisatçılar olarak en yetenekli yönlerimizden birisi bir gelişme olduktan sonra onun üzerine uzun uzun konuşabilmektir. Geleceği tahmin etmekte aynı yetenekte olduğumuzu söyleyemesek de, geçmişi iyi analiz edebilmek geleceğe ilişkin tahmin gücünüze önemli bir katkı sağlamaya devam ediyor.

İzleyebildiğimiz kadarıyla, finansal piyasalarda yaşanan depremin temelde dört nedeni bulunuyor. Hepsi ayrı ayrı olsa bu denli etki yaratmayacak gelişmeler güçlü bir şekilde bir araya gelince algoritmaların da katkısıyla bu tabloyu ortaya çıkarttı.

Önemli dört bileşen

Önem sırası değişebilir ama bu dört nedenden birincisi, son 1,5 aydır ABD’de artan resesyon endişeleri diyebiliriz. Özellikle, geçtiğimiz hafta ABD’de açıklanan tarım dışı istihdam verisinin beklenenden düşük gelmesi ve işsizliğin son yılların en güçlü yükselişini göstererek %4.3’e çıkması, resesyon endişelerini arttırarak ABD’de özellikle hisse senedi piyasasında sert satışlara yol açtı. 

İkincisi, bir süredir yapay zekanın maliyetinin getirisinden daha yüksek olduğuna dair görüşlerin ortaya çıkması ve yapay zekanın yaratabileceği riskler konusunda firmaların sorumluluklarını arttıran düzenlemelerin devreye girme olasılığı oldu. Bu haber akışlarıyla muhteşem yedili olarak da adlandırılan Google, Apple, Amazon gibi dev teknoloji şirketlerinin değerlerindeki düşüş hisse senedi piyasasının genel düşüşüne eşlik edince etki daha da arttı. 

Üçüncüsü ve bu tabloyu asıl tetikleyen ise Japonya Merkez Bankası’nın uzun süredir devam ettirdiği sıfır faiz politikasını bırakarak faiz arttırım sürecine biraz da beklenenden erken geçmesi oldu. Son iki gündür çok sık konuşulduğu gibi, son yıllarda Japonya’dan sıfır faizle borçlanan yatırımcılar elde ettikleri kaynağı dolara çevirip özellikle Amerika’da teknoloji hisselerinin ağırlıklı olduğu Nasdaq borsasında yatırım yapma eğiliminde oldular. Japon ev kadınları bu eğilime ne kadar katıldı bilmiyoruz ama profesyonel yatırımcılar oldukça güçlü yatırım yapmış gibi görünüyor. Borsadaki düşüş Japon yeni ile borçlanmanın faizinin artmasının getirdiği fonlama baskısı ile birleşince pozisyon kapatma ihtiyacı borsadan çıkışı tetikledi, dolardan çıkışı güçlendirdi ve Yen’e olan talebi arttırdı. Borsalar çöktü, dolar değer kaybetti, yen güçlendi. Algoritmaların da zararı durdurma noktası ile birleşince domino etkisi ile dünyanım her tarafında hissedilen bir tablo ortaya çıktı.

Dördüncü önemli unsur ise artan jeopolitik riskler oldu. Özellikle İran ve İsrail arasında artan gerginlik piyasalarda teknik olarak yaşanan bu unsurlarla birleşince deprem tablosu ortaya çıktı. 

Temel değil teknik nedenler ön planda

Bu unsurlara şimdi dönüp baktığımızda, hiçbirinin yeni olmadığını fakat bir araya gelerek güçlü bir etki yarattığını görüyoruz. 

Üstelik yaşananların arkasındaki arkasında önemli temel bir neden de bulunmuyor. Örneğin ABD’nin resesyona gireceği endişeleri çok abartılmış bir risk olarak duruyor. Büyüme konusunda oldukça iyi bir gösterge olan Atlanta Fed’in güncel verilerle haftalık yayınladığı şimdi tahmin verisi, olumsuz istihdam verilerine rağmen 3. çeyrek için %2.9’luk büyümeye işaret ediyor. ABD’de tahvil faizleri yükseliyor, bir resesyon fiyatlaması şu anda gözlemlenmiyor. Temmuz ayında Teksas’ta yaşanan kasırganın etkilerini de önemli oranda gördüğümüz istihdam rakamları, muhtemelen aynı hızla kötüleşmeye devam etmeyecek.

Yaşananların önemli bir nedeni olan Japonya Merkez Bankası'ndan (BOJ) dün gelen açıklamalar piyasaları oldukça olumlu yönde etkilemiş durumda. BOJ piyasanın istikrarını bozacak adımları daha fazla atmayacağını söyleyerek olası ilave tetiklemeyi de büyük oranda bastırmış görünüyor. Bu ay sonunda ABD’de Merkez Bankaları başkanlarının toplanacağı Jackson Hole toplantılarında da başkanların muhtemelen birlikte, piyasaları destekleyecek açıklamalar yapmalarının olası olduğunu düşünüyoruz.

Piyasaların stagflasyona tahammülü yok

Bu tablo elbette her şeyin günlük gülistanlık olduğunu göstermiyor. Piyasadaki bono-tahvil pozisyonları, küresel borç düzeyi o kadar hassas noktada ki, piyasaların yavaşlama ve enflasyon kombinasyonuna, yani stagflasyona hiç tahammülü yok. 

Böyle bir gelişmenin finansal krizi tetikleyebileceği kaygısıyla çok sert tepkiler ortaya çıkıyor. Özellikle jeopolitik riskleri dikkate aldığımızda, arz yönlü bu tür şokların küresel ekonomiyi stagflasyona götürme ve piyasaların korktuğu tabloyu ortaya çıkarma riski de bulunuyor. Böyle bir tablo olursa bu hafta yaşananlar bu sefer temel bir nedene dayanmış olacak. Dolayısıyla, kontrolü de çok kolay olmayacak. Bu nedenle, önümüzdeki süreçte en en büyük tehlikelerden birisinin hala jeopolitik riskler olduğunu ve artması durumunda küresel ekonomide de çok ciddi sonuçlar doğurabileceğini unutmamak gerekiyor.

Büyüme ve düşük enflasyon bekleyen finansal piyasalar aynı zamanda jeopolitik risklerin de olmamasını ister. Büyüme sorunu yaşayan, enflasyon sorunu olan ve jeopolitik risklere yakın bölgelerin hikayeleri küresel ekonominin ana tablosundan farklılaşabilir. Bu çerçevede, önümüzdeki süreçte küresel ekonominin senkronize hareketlerinden ziyade bazı ülkelerin olumlu, bazılarının olumsuz ayrıştığı tablolar da ortaya çıkabilir. Politika yapıcıların olabildiğince istikrarlı büyüme, düşük enflasyon ortamını yaratmaları ve jeopolitik risklerden uzak bir tabloda bulunmaya gayret etmesi son derece önemli görünüyor.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

EXANTE

EXANTE

Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

EXANTEEXANTE
∙

BÜLTEN SAYISI

🏦 Enflasyon tahmini değişecek mi?

Dün yurt içi tarafında veri yoğunluğunun az olduğu, nispeten sakin bir haber akışı takip edildi. Bugün ise TCMB'nin yapacağı III. Enflasyon Raporu sunumuyla birlikte hareketli bir gün bizleri bekliyor diyebiliriz.

08 Ağu 2024

Aposto Altı Otuz ile birlikte
TV100

YAZARLAR

Erhan Aslanoğlu

İstanbul Topkapı Üniversitesi rektör yardımcısı, akademisyen ve ekonomist. Makroekonomi, Türkiye ve dünya ekonomisi alanlarıyla ilgilenen Aslanoğlu’nun yayımlanmış bir kitabı, kitap bölümleri, çok sayıda makalesi ve tebliğleri bulunuyor. Genel ekonomi, makroekonomik göstergelerin yorumlanması, Türkiye ve dünya ekonomisi, göstergeler ve gelişmeler üzerine seminer ve eğitimler veriyor.

EXANTE

Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

EXANTEEXANTE
∙

HİKAYE

Fon krizinin ardından: ÖST piyasasında neler oluyor?

Türkiye’de özel sektör tahvilleri, finansman bonoları ve kira sertifikalarında yaşanan ödeme sorunları fon krizinin ardından farklı bir boyuta taşındı. Yılbaşından 27 Ekim’e kadar 14 şirketin TL cinsi borçlanma araçlarında 60 ödeme aksaklığı yaşanırken, vadesinde ödenemeyen anapara toplamı 12 milyar 697 milyon liraya ulaştı.

Emircan Yaman

·

29 Eki 2026

Fon krizinin ardından: ÖST piyasasında neler oluyor?
EXANTEEXANTE
∙

HİKAYE

Dertleştiğimiz yapay zeka, toplumsal ve ekonomik ilerlemeyi de getiriyor mu?

Türkiye’de üretken yapay zeka kullanım oranı bir yılda %19,2’den %37,6’ya yükselirken, gençlerin önemli bir bölümü artık kişisel sorunlarını da yapay zekayla paylaşıyor. Teknoloji gündelik hayatın her alanına girerken geçim sıkıntısı, güvencesiz çalışma ve fırsat eşitsizliği gibi sorunlar varlığını koruyor. Peki yapay zekanın yarattığı ekonomik imkânlardan kimler yararlanacak ve bu teknolojik ilerleme daha fazla insan için iyi bir hayatı mümkün kılabilecek mi?

Hakan Bektaş

·

28 Eki 2026

Dertleştiğimiz yapay zeka, toplumsal ve ekonomik ilerlemeyi de getiriyor mu?
EXANTEEXANTE
∙

HİKAYE

Ucuzluk devrinin pahalı başlangıcı: Yapay zeka yatırımları nasıl enflasyonu artırdı?

Yapay zekanın üretkenliği artırarak maliyetleri düşürmesi beklenirken veri merkezleri, gelişmiş çipler, elektrik ve altyapı yatırımları yeni bir maliyet baskısı yaratıyor. Fed yöneticileri, bu yatırımların talebi ve maliyetleri artırarak fiyat artışlarını ekonominin geneline yayabileceği uyarısı yapıyor. Tartışmanın merkezinde ise şu soru var: Yapay zekanın uzun vadeli ucuzluk vaadi, kısa vadeli maliyet dalgasını ne zaman dengeleyebilecek?

Pelin Cengiz

·

26 Eki 2026

Ucuzluk devrinin pahalı başlangıcı: Yapay zeka yatırımları nasıl enflasyonu artırdı?
EXANTEEXANTE
∙

HİKAYE

Haftalık takvim: Üç bankadan karar bekleniyor

Bu hafta yurt içinde Eylül ayı işgücü ve dış ticaret istatistikleri ile üçüncü çeyrek turizm gelirleri öne çıkarken, yurt dışında Fed, Avrupa Merkez Bankası (ECB) ve Japonya Merkez Bankası'nın (BoJ) faiz kararları ön planda.

26 Eki 2026

Haftalık takvim: Üç bankadan karar bekleniyor
EXANTEEXANTE
∙

HİKAYE

MSCI, FTSE ve S&P: Endeks kararları ve Türkiye

Küresel endeks sağlayıcılarının Türkiye'ye bakışı sertleşmeye devam ediyor. Haziran ayında MSCI'ın uyarısıyla başlayan süreç, temmuzda S&P DJI'ın Türkiye'yi izleme listesine almasıyla devam etti. Ağustosta FTSE Russell Türk hisselerine yönelik endeks güncellemelerini erteledi. Üç kurumun da aksiyonu fiili dolaşım oranlarının güvenilirliği, hissedar şeffaflığı ve bazı küçük ölçekli şirketlerle ilişkili fonlar üzerinden yapıldığı düşünülen koordineli işlemlere dayanıyor.

Eralp Ersoy

·

22 Eki 2026

MSCI, FTSE ve S&P: Endeks kararları ve Türkiye