Neden ihtiyacımızdan fazla gıda alıyoruz?

Süpermarketler nasıl daha fazla gıda almamız için tasarlanmış?
 Neden ihtiyacımızdan fazla gıda alıyoruz?

apéro

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

Geçtiğimiz yazıda gıda israfının yarısının evde gerçekleştiğini, bunun en temel sebebinin ise ihtiyacımızdan fazlasını almak olduğunu belirtmiştik. Peki, neden ihtiyacımızdan fazlasını alıyoruz? Ya da soruyu şöyle soralım: Süpermarketler daha fazla satın alımı teşvik etmek için ne yapıyor? Bunlardan bir tanesi duyularımızı hesaba katarak iyi tasarlanmış bir mağaza düzeni:

  • Parlak renkler ve kokularla, içeri girer girmez sizi mutlu bir ruh hâline ve alışveriş havasına sokmak için mağazanın girişinde genellikle çiçekler, meyveler ve sebzeler sergilenir.
     
  • Un, tuz, şeker, süt ve ekmek gibi temel ihtiyaçlar girişten ve birbirlerinden uzağa yerleştirilir. Böylelikle, süpermarket içinde daha fazla gezinmeniz amaçlanır. Süpermarkette daha fazla zaman geçirmek demek, daha fazla marka iletişimine maruz kalmak, daha fazla satın almak anlamına gelir.
     
  • Mağaza içinde fırın bölümleri de ön tarafa genellikle yakındır. Fırından çıkmış taze ürünlerin kokusu da sizi acıktırabilir ve daha fazla satın almanıza sebep olabilir.
     
  • Kullanılan yavaş müzikler de mağazada daha fazla zaman geçirmenize katkı sağlar: 1982’de arka plan müziği ve süpermarket müşterileri üzerine yapılan bir çalışma, yavaş müzik çalan mağazalarda satışların %40 arttığı, bununla birlikte alışverişe %34 daha fazla zaman harcandığını ortaya çıkardı.
     
  • Bu mekânlar aynı zamanda dış zaman ipuçlarından da yoksundur. Örneğin, çoğunun penceresi yoktur ve genellikle saat bulunmaz. Tüm bu geciktirme taktiklerinin mantığı basit: Mağazada ne kadar uzun süre kalırsanız, o kadar çok şey görürsünüz ve ne kadar çok şey görürseniz, o kadar çok satın alırsınız.
     
  • Hatta bazı marketler hızlı hareket yanılsaması vermek için pahalı ürünlerin bulunduğu alanlarda daha küçük yer karoları kullanır. Alışveriş arabasının tekerleklerinin çıkardığı sesin arttığını fark ettiğinizde, içgüdüsel olarak yavaşlarsınız.
shopping martin parr
Fotoğraf: Martin Parr

Peki, süpermarketlerde fazla zaman geçirdiğimizde ne olur? 23 dakika civarında alışveriş yapanlar mantık yerine beyinlerin duyusal kısmıyla seçim yapmaya başlar. 40 dakikadan sonra ise beyin tamamen mantıklı düşünce üretmeyi bırakır. Böylelikle anlık ve ihtiyaç dışı satın alım potansiyelimiz artmış olur. Bir diğer önemli faktör ise alışveriş sepetinin büyüklüğüdür:

  • Brandwashed’ın yazarı Martin Lindstrom yaptığı bir çalışmada, alışveriş arabasının büyüklüğü iki katına çıktığında satın alma miktarı da %40 arttığı öne sürülüyor. Bunun sebebi evrimsel olarak açlığa karşı korunmak için yiyecekleri istifleme motivasyonu. Kısacası sepetin yarısı boş ise dolduruyoruz.
     

Peki ne yapalım?

  • İhtiyacımızdan fazla satın almayı kontrol etmemiz, en başta ne kadar ihtiyacımız olduğunu bilmekten geçiyor. O hafta kaç gün dışarıda yiyeceğimizi hesaba katarak, evde tüketeceğimiz miktara göre haftalık alışveriş yapabiliriz.
     
  • Satın almadan önce bir alışveriş listesi yapmak ihtiyaç fazlası alım yaptığımızda fark etmemizi kolaylaştırır.
     
  • Alışveriş arabası yerine daha küçük hacimli alışveriş sepeti kullanmak, belli bir ağırlık taşıma kapasitemiz olduğunu ve süre arttıkça da bunun zorlaştığını hesaba katarsak, ihtiyacımız kadarını hızlıca alıp çıkmamız için iyi bir sebep olabilir.
     
  • Covid-19'la birlikte daha da alıştığımız internetten alışverişle fazla alımı teşvik eden mağaza yerleşim düzeninden kaçınmış oluruz. Alışveriş sepetinde toplam ödenecek tutarı görmemiz de bizim için önemli bir kontrol mekanizması oluşturacaktır.
     

Evlerde gıda israfını önlemede ilk adım ihtiyacımızdan fazlasını almamak olsa da tek başına çözüm değil. Bir sonraki yazıda evlerdeki tüketilebilir gıdaların çöpe gitmesinin önemli bir sebebi olan son kullanma tarihi hakkındaki yanlış algıyı ele alacağız, raftakini bırakıp biraz da dolaptakine bakacağız.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

apéro

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

İLGİLİ BAŞLIKLAR

NEREDE YAYIMLANDI?

apéroapéro
∙

BÜLTEN SAYISI

∙

PREMIUM'A ÖZEL

🍽️ Tabaktan önce, tabaktan sonra

Tabağımıza gelenleri ve gidenleri sorgulama zamanı: Fazla alışveriş, saman ithalatı ve sous-vide.

18 Kas 2020

🍽️ Tabaktan önce, tabaktan sonra

YAZARLAR

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

İLGİLİ OKUMALAR

apéroapéro
∙

HİKAYE

Daday'da iki gün: Hasattan kışa

Batı Karadeniz’in iç kesimlerindeki Daday, deniz etkisinin azaldığı, yüksek rakımlı ve ormanlık bir coğrafyada yer alıyor. Ormanlar, meralar, tarım arazileri ve köyler birbiriyle iç içe. Üretim ise iklimin ve mevsimlerin çizdiği sınırlar içinde ilerliyor. İki gün boyunca ziyaret ettiğimiz çiftlikler, bu koşullarla kurulan farklı ilişkileri anlamak için iyi birer durak.

Reyhan Ülker

·

24 Eki 2026

Daday'da iki gün: Hasattan kışa
apéroapéro
∙

HİKAYE

İstanbul’da mevsimi balık söylerdi

Bir zamanlar İstanbul’un takvimi deniz üzerinden tutulurdu. Palamutun, lüferin ve uskumrunun gelişi mutfakta neyin pişeceği kadar, kayıkların ne zaman suya ineceğini, balıkçı tezgahlarının görünümünü ve şehrin gündelik akışını da belirliyordu. Bazı şeyler hiç değişmiyor. Ekim geldiğinde İstanbul’da gözler hâlâ yeniden denize çevriliyor.

Büşra Soydemir

·

17 Eki 2026

İstanbul’da mevsimi balık söylerdi
apéroapéro
∙

HİKAYE

Londra gastronomi rotası: Borough Market’tan Bermondsey Street’e

Londra’yı gastronomi üzerinden tanımak için her zaman şehrin en yeni restoranlarının peşine düşmek gerekmiyor. Bazen birkaç sokaklık bir rota, şehrin yemek kültürünün nasıl değiştiğini görmek için yeterli. Borough Market’tan Bermondsey Street’e kadarki bu bölge de bunun iyi örneklerinden biri. Emre Onar, sevdiği duraklar ve kendi deneyimleri üzerinden bu kısa mesafeyi adım adım anlatıyor; kahveyle başlayan rotayı pazar tezgahlarından restoranlara, oradan da Bermondsey Street’in sakinliğine taşıyor.

Emre Onar

·

10 Eki 2026

Londra gastronomi rotası: Borough Market’tan Bermondsey Street’e
apéroapéro
∙

HİKAYE

Hasat, Mutfak ve Sofra: WMF ile Urla’da bir akşam

Urla’da sofraya giden yol, toprağın ve mevsimin sunduklarıyla başlıyor. WMF işbirliğiyle, Şef Dilek Yetkiner eşliğinde lavantalardan Ege otlarına uzanan bir hasadın ardından mutfağa geçtik. Doğada başlayan akşamı, uzun bir yaz akşamına yakışan sofrada, Bi’ Masa Akademi’de pişirdiklerimizle tamamladık.

05 Eki 2026

Hasat, Mutfak ve Sofra: WMF ile Urla’da bir akşam
apéroapéro
∙

HİKAYE

Şef Kanji Kobayashi’nin İstanbul notları

İki Michelin yıldızlı Villa Aida’nın kurucu şefi Kanji Kobayashi, Vakko L’Atelier’in “Guest Chef Dinner” serisi için İstanbul'daydı. Şef Kobayashi, sohbetimizde İstanbul’da karşılaştığı malzemeleri kendi mutfak diliyle yeniden düşünürken şehrin yemek kültüründe kendisine tanıdık gelen ve ayrışan noktaları anlattı.

Reyhan Ülker

·

03 Eki 2026

Şef Kanji Kobayashi’nin İstanbul notları