Olgunlaşmış peynir tabağı


Günün ilk lezzeti: Keyifli kahvaltı sofraları için Metro Türkiye ’den 650 çeşit ürün
Metro Türkiye'nin kahvaltılık ürünlerinden bir seçki Kahvaltıya olan tutkumuzu şiirlere mi döksek gökyüzüne mi haykırsak bilemiyoruz. Bildiğimiz tek bir şey var; “Sabah olsa da hemen kahvaltı yapsam” diye düşlediğimiz hayallerin mimarı…
Daha fazlasını öğren →
Nilhan'ın peynir tabağında ne var? Divle Obruk Peyniri, Erzincan Tulum Peyniri, Kars Çoban Peyniri ve kaysefe
Karaman’ın Divle köyüne özgü Obruk Peyniri koyun ve keçi sütlerinden üretilip, Divle Obruk Mağarası’nda 120 ila 150 gün arasında bekletiliyor. Kokusu küflü ve ağır, lezzeti hafif tatlı.
Kars, Boğatepe’den gelen Kafkas Çoban Peyniri büyükbaş hayvanların sütünden elde ediliyor. Dokusu ve tadı Kars Kaşarı ve Gravyer Peyniri arasında. Kremamsı, tuzu dengeleyen meyvemsi tatlarda.
İnek sütünden elde edilen Erzincan Tulum Peyniri de kıl keçisi veya koyun tulumlarına basılarak yüksek nem oranına sahip mağaralarda olgunlaştırılıyor. Güçlü tadı dili hafiften ısırken tuzu dengeli.
Kaysefe kuru kayısıların haşlanıp püre hâline getirilmesiyle elde edilen şekersiz tatlı-ekşi marmelat.
Nereden? Çoban Peyniri, Erzincan Tulum ve kaysefe Koçulu Peynircilik’ten, Divle Obruk Âlâ Dükkân’dan.
Neden peynir? Türk kahvaltısı denilince ilk akla gelen; Nilhan’ın en sevdiği.
Nilhan’ın peynir eşleşmesi: Daimi ve en iyi eşlikçinin zeytinyağı olduğunu düşünen Nilhan “Serdeşt’in menengiçli lavaşı ve Görentaş’ın sirmolu otlusuna eğer bulabilmişsem asla hayır diyemem. Hele bir de olgunlaştırılmışlarsa.” diye de ekliyor.
Nilhan’ın en sevdiği yiyeceklerden peynir; ona göre kurulan her sofranın eşlikçisi. Nilhan, peynirin kültürümüzde sadece kahvaltıda yenmesine tavırlı dolayısıyla; ona göre peynir günün her vakti yenmeli. “Peki kahvaltı sofrasında hangi peynirler eşlikçi olmalı?” diye soruyoruz: “Kısa kahvaltılarımda mutlaka hakkı verilerek üretilmiş, iyi ve lezzetli bir beyaz peynir ya da Trakya kaşarı; geniş zamana yayabildiğim veya konuk ağırladığım kahvaltılarımdaysa Divle Obruk, Konya Küflü, Kargı Tulum, Kars Gravyeri gibi olgun ve biraz da sert peynirleri yeğliyorum.”
Yılın bu zamanının üretim yerine ve çeşidine bağlı olarak sütün peynire dönüşme süreci başlıyor. Yaz aylarının peynir işleme ve olgunlaştırma dönemi olduğunu belirten Nilhan istediği çeşitleri tam olarak bulamadığından dem vuruyor: “Sizinle bir de kasım-aralık gibi bir sofra kuralım. O zaman tulumlar göçük ve mağaralardan çıkarılır, ballar sağılır, pekmezler kaynatılıp kavanozlanır. İşte o vakit istediklerimizi tam anlamıyla alma şansımız olur.”
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Gün Nilhan'ın yedi bölge kahvaltısıyla başlıyor: Dünden bugüne Anadolu'nun kahvaltı kültürü, gelenek ve ritüelleri.
09 Ağu 2023

YAZARLAR

apéro
İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.
İLGİLİ OKUMALAR
Bir zamanlar İstanbul’un takvimi deniz üzerinden tutulurdu. Palamutun, lüferin ve uskumrunun gelişi mutfakta neyin pişeceği kadar, kayıkların ne zaman suya ineceğini, balıkçı tezgahlarının görünümünü ve şehrin gündelik akışını da belirliyordu. Bazı şeyler hiç değişmiyor. Ekim geldiğinde İstanbul’da gözler hâlâ yeniden denize çevriliyor.

Londra’yı gastronomi üzerinden tanımak için her zaman şehrin en yeni restoranlarının peşine düşmek gerekmiyor. Bazen birkaç sokaklık bir rota, şehrin yemek kültürünün nasıl değiştiğini görmek için yeterli. Borough Market’tan Bermondsey Street’e kadarki bu bölge de bunun iyi örneklerinden biri. Emre Onar, sevdiği duraklar ve kendi deneyimleri üzerinden bu kısa mesafeyi adım adım anlatıyor; kahveyle başlayan rotayı pazar tezgahlarından restoranlara, oradan da Bermondsey Street’in sakinliğine taşıyor.

Urla’da sofraya giden yol, toprağın ve mevsimin sunduklarıyla başlıyor. WMF işbirliğiyle, Şef Dilek Yetkiner eşliğinde lavantalardan Ege otlarına uzanan bir hasadın ardından mutfağa geçtik. Doğada başlayan akşamı, uzun bir yaz akşamına yakışan sofrada, Bi’ Masa Akademi’de pişirdiklerimizle tamamladık.
05 Eki 2026

İki Michelin yıldızlı Villa Aida’nın kurucu şefi Kanji Kobayashi, Vakko L’Atelier’in “Guest Chef Dinner” serisi için İstanbul'daydı. Şef Kobayashi, sohbetimizde İstanbul’da karşılaştığı malzemeleri kendi mutfak diliyle yeniden düşünürken şehrin yemek kültüründe kendisine tanıdık gelen ve ayrışan noktaları anlattı.

Göçle taşınan, mahallelerde köklenen ve uzun süre “etnik” kategorisinde tutulan mutfaklar bugün fine dining’in parçası oluyor. Peki bir mutfak ne zaman prestij kazanıyor? Onu “yüksek gastronomi”ye taşıyan değer ölçütlerini kim belirliyor? Sosyoloji profesörü Zafer Yenal ve yemek editörü Reyhan Ülker, bu dönüşümün arkasındaki toplumsal ve gastronomik hiyerarşilere bakıyor.




