Osmanlı’nın bâde-perest yüzü

Şaraba düşkünlük, eski bir müessese.
Osmanlı’nın bâde-perest yüzü

Hayfene - Apero - 8 Eylül
Hayfene - 2021 ile birlikte

Hayfene’de katkısız, doğal, sağlıklı Eve Dönüş fırsatları

Yaz sona erdi, sonbahar geldi ve okullar, işler; her şey kaldığı yerden yüksek bir tempoyla başladı. Ürünleri ve hizmet kalitesiyle "insanların kendilerini daha iyi hissetmelerini" görev benimseyen Hayfene; bu döneme özel eve dönüş…

Daha fazlasını öğren →

apéro

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

Ceren Bozkurt

Keşfi kimine göre bilinçli kimine göre rastlantı olan şarap, kıpkırmızı, sarıya çalan yahut gül rengi, buruk tadı ve nevi şahsına münhasır kokusuyla antik çağlardan beri insan hayatının içinde. Tarımın icadını takip eden yerleşik yaşam olgusu, beraberinde yalnızca yemek kültürünü değil, içki kültürünü de derinden etkiliyor. Tarihin neredeyse her döneminde insanların tükettiği ve tüketirken de haz aldığı şarap, kutsal kitaplarda kendisine sayfalarca yer buluyor, hatta mitolojide özel olarak bir tanrıya sıfatını dahi bahşediyor. Dionysos’un şarapla özdeşleşmesi, Nuh’un tufandan kurtarılıp akabinde bağ kurup çiftçi olduktan sonra şarap içmesi, İsa’nın ilk mucizelerinden birinin bir düğünde altı küp suyu şaraba çevirmesi aslında hiç de rastlantısal anlatılar değil. Aksine şarabın yıllara hükmünün bir göstergesi olarak karşımıza çıkıyor. 

Anadolu yerlileri içecek kültürlerinde kadim zamanlardan beri şarap içiyor. Menşesi Anadolu coğrafyası olması sebebiyle Osmanlı döneminde de sıklıkla sofralara konuyor. Üretimi çoğunlukla Rum ve Ermenilere ait olan şaraplar, seyahatnamelerde sıklıkla geçtiği gibi, özellikle Avrupalı gezginler tarafından on üzerinden on alıyor.

Osmanlı'da içki ve meyhane geleneği

Bizans kültürünün bir yadigârı olan gelenek, Osmanlı reayasının büyük bir çoğunluğu içkinin haram kabul edildiği İslam dinine bağlı olsa da içki üretimi, ticareti ve tüketimi, imparatorluk yapısı nedeniyle belirli kurallara bağlanıyordu. Gayrimüslim halkın çoğunluğu oluşturduğu bölgelerde meyhanelerin açılması, içki satışı ve şarap ticareti yapılması serbestti. Ancak devlet, zaman zaman Müslüman kimliğini koruma amacıyla alkollü içeceklerin tüketilmesine yasaklar koyuyordu.

Kamusal bir alan olarak meyhanelerde toplanan insanların muhalif tartışmaları körüklemesi ve bilgi alışverişleri, devletin gözünü hem içki satılan hem tüketilen yerlerden ayırmamasına sebep olmasıyla birlikte, ne zaman toplumsal bir kargaşa olsa ilk önlem, içki üzerinden oluyordu. Her ne kadar devlet, reayanın içki tüketiminin yakın takipçisi olsa da başka bir odak noktası Osmanlı saraylarındaki işret meclisleriydi.

İşret mekânları (Anonim)


Birlikte yiyip içme anlamına gelen işret meclisleri, genellikle Osmanlı padişahlarıyla elitlerinin huzurunda düzenlenen ve şair, sanatçı, rakkasların da dâhil olduğu bir nevi eğlence toplantıları olarak düzenleniyordu. Bu meclislerden eğlence, ziyafet, içki, şiir ve dans eksik olmuyor; özellikle şarap, bu toplantıların bir nevi sembolü olarak yer ediniyordu. Ev sahibinin şöhretine yakışır sofralar kurması, bu sofralarda “şarapla beraber giden yiyecekler, yarı-pişmiş kebaplar, ekşil, çorba, kavurma ve köfteler, özellikle balık çeşidi, istiridye” tercih edilmesine ve “elli kadar fındık fıstık çeşidi, kavrulmuş badem, balık yumurtası, havyar, pastırma”nın muhakkak bulunmasına neden oluyordu. Aynı zamanda sofra, “çeşitli mevsim meyveleriyle, çiçek, vazolar ve gül yaprakları ile bezenmeliydi.” Bu tür şarap meclislerinde çok içmek, sarhoş olmak, kötü sözler söylemek, kusmak veya hiç konuşmamak görgüsüzlük sayılıyordu.

Halk, özellikle kıtlık, salgın ve savaş zamanlarında bu kötülüklerin yönetici kısmının içtiği şarapların bir cezası olduğuna inanıyordu. Her türlü belanın sebebi olarak görülen içki ve meyhaneler, bu yüzden günah keçisi olarak görülüyor ve zaman zaman yasaklanıyordu. Buna rağmen içki, Osmanlı saray kültüründe ve reaya sınıfında yasaklara karşın var olmayı başardı.

Kaynaklar:

  1. Derviş Tuğrul Koyuncu, Osmanlı İmparatorluğu’nda İçki Üretimi ve Tüketimi, Selenge Yayınları, İstanbul, 2020.
  2. Halil İnalcık, Has-Bağçede ‘Ayş u Tarab Nedimler Şairler Mutribler, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul, 2010.
  3. Priscilla Mary Işın, Osmanlı Mutfak Sözlüğü, Kitap Yayınevi, İstanbul, 2010.
  4. Tom Standage, Altı Bardakta Dünya Tarihi, çev. Ahmet Fethi, Kırmızı Kedi Yayınları, İstanbul, 2005.
Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

apéro

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

NEREDE YAYIMLANDI?

apéroapéro
∙

BÜLTEN SAYISI

∙

PREMIUM'A ÖZEL

🍷 Osmanlı'da şarap

Osmanlı'da içki kültürü, peynir ve şarap eşleşmesi, Bozcaada'ya bir bakış.

08 Eyl 2021

Hayfene - 2021 ile birlikte
İşreti yasaklayan IV. Murad'ın işret meclisi (Anonim)

YAZARLAR

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

İLGİLİ OKUMALAR

apéroapéro
∙

HİKAYE

İstanbul’da mevsimi balık söylerdi

Bir zamanlar İstanbul’un takvimi deniz üzerinden tutulurdu. Palamutun, lüferin ve uskumrunun gelişi mutfakta neyin pişeceği kadar, kayıkların ne zaman suya ineceğini, balıkçı tezgahlarının görünümünü ve şehrin gündelik akışını da belirliyordu. Bazı şeyler hiç değişmiyor. Ekim geldiğinde İstanbul’da gözler hâlâ yeniden denize çevriliyor.

Büşra Soydemir

·

17 Eki 2026

İstanbul’da mevsimi balık söylerdi
apéroapéro
∙

HİKAYE

Londra gastronomi rotası: Borough Market’tan Bermondsey Street’e

Londra’yı gastronomi üzerinden tanımak için her zaman şehrin en yeni restoranlarının peşine düşmek gerekmiyor. Bazen birkaç sokaklık bir rota, şehrin yemek kültürünün nasıl değiştiğini görmek için yeterli. Borough Market’tan Bermondsey Street’e kadarki bu bölge de bunun iyi örneklerinden biri. Emre Onar, sevdiği duraklar ve kendi deneyimleri üzerinden bu kısa mesafeyi adım adım anlatıyor; kahveyle başlayan rotayı pazar tezgahlarından restoranlara, oradan da Bermondsey Street’in sakinliğine taşıyor.

Emre Onar

·

10 Eki 2026

Londra gastronomi rotası: Borough Market’tan Bermondsey Street’e
apéroapéro
∙

HİKAYE

Hasat, Mutfak ve Sofra: WMF ile Urla’da bir akşam

Urla’da sofraya giden yol, toprağın ve mevsimin sunduklarıyla başlıyor. WMF işbirliğiyle, Şef Dilek Yetkiner eşliğinde lavantalardan Ege otlarına uzanan bir hasadın ardından mutfağa geçtik. Doğada başlayan akşamı, uzun bir yaz akşamına yakışan sofrada, Bi’ Masa Akademi’de pişirdiklerimizle tamamladık.

05 Eki 2026

Hasat, Mutfak ve Sofra: WMF ile Urla’da bir akşam
apéroapéro
∙

HİKAYE

Şef Kanji Kobayashi’nin İstanbul notları

İki Michelin yıldızlı Villa Aida’nın kurucu şefi Kanji Kobayashi, Vakko L’Atelier’in “Guest Chef Dinner” serisi için İstanbul'daydı. Şef Kobayashi, sohbetimizde İstanbul’da karşılaştığı malzemeleri kendi mutfak diliyle yeniden düşünürken şehrin yemek kültüründe kendisine tanıdık gelen ve ayrışan noktaları anlattı.

Reyhan Ülker

·

03 Eki 2026

Şef Kanji Kobayashi’nin İstanbul notları
apéroapéro
∙

HİKAYE

Mutfakların dili: Etnik mutfaklar nasıl yüksek gastronomiye dönüşüyor?

Göçle taşınan, mahallelerde köklenen ve uzun süre “etnik” kategorisinde tutulan mutfaklar bugün fine dining’in parçası oluyor. Peki bir mutfak ne zaman prestij kazanıyor? Onu “yüksek gastronomi”ye taşıyan değer ölçütlerini kim belirliyor? Sosyoloji profesörü Zafer Yenal ve yemek editörü Reyhan Ülker, bu dönüşümün arkasındaki toplumsal ve gastronomik hiyerarşilere bakıyor.

Reyhan Ülker

·

26 Eyl 2026

Mutfakların dili: Etnik mutfaklar nasıl yüksek gastronomiye dönüşüyor?