Tarımda şirketleşmeye karşı: Kooperatifleşme

Tarımda kooperatifleşmenin önemi ve Japonya örneği
Tarımda şirketleşmeye karşı: Kooperatifleşme

Molino Cucina #n
Molino Cucina ile birlikte

Taze, el yapımı, günlük makarnalar: Molino Cucina 1986 yılında İtalya'da açılan bir fast food restoranına tepki olarak atılan adımlar, bugün çok sayıda ülkeden takipçisi olan bir gıda hareketine dönüşüyor: Slow food. Yerel üreticileri ve yerel lezzetleri korumayı, tüketiciyle gıda arasında bir bağ kurmayı, gıdayı doğallıktan uzaklaştıran genetik müdahalelere karşı farkındalık geliştirmeyi, organik ve çevre dostu üretimi teşvik etmeyi amaçlıyor. Slow food yemeği sadece bir ihtiyaç değil, başlı başına bir deneyim olarak görüyor ve tat eğitimini önemsiyor. İtalya mutfağının sunduğu geniş makarna kültürünü Türkiye’de yetişen, mevsimine göre seçilen malzemelerle lezzetli porsiyonlara dönüştüren Molino Cucina da bu akımı takip ediyor. Molino Cucina: Molino Cucina; el yapımı taze günlük makarnaları mevsimine uygun seçilen soslarla ve tarif notuyla birlikte sunan, restoran kalitesindeki makarnaları evde deneyimlemeyi mümkün kılan bir girişim. Ürünlerini yalnızca bir öğün olarak değil, aynı zamanda bir deneyim olarak tasarlayan Molino Cucina; taze makarna ve lezzetli sosların beş duyuya hitap ettiğini düşünüyor. 10.00 - 20.00 arasında sipariş edilen taze makarnaları ve lezzetli sosları İstanbul'da aynı gün içinde, 1-3 saatte adrese ulaştıran Molino Cucina; 100 lira ve üzeri alışverişlerde ücretsiz teslimat fırsatının yanı sıra 3 paket alımlarda %10, 5 pakette ise %15 indirim sunuyor. Molino Cucina ile iyi bir İtalya restoranının deneyimi, doğal ve taze malzemelerle ev ortamına taşınıyor. Menüde ne var? Molino Cucina'nın menüsündeki günlük makarnaların yanında sunduğu soslar, mevsim sebzelerine göre düzenleniyor. Tazeliğiyle, lezzetiyle ve pratik biçimde hazırlanmasıyla öne çıkan makarnalar arasında Spaghetti Pesto, Penne Pomodoro, Fusilli Norma ve Spaghetti Tartufo Nero, Tagliatelle Ragu, Pappardelle Ragu gibi lezzetler yer alıyor. Molino Cucina deneyimini yakından tanımak için bu bağlantıdaki videoyu izlemenizi, ürünleri yakından tanımak ve ilk siparişlerinizi vermek için bu bağlantıyı ziyaret etmenizi öneriyoruz.

Daha fazlasını öğren

apéro

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

Fatih Altaylı’nın 29 Kasım 2020 tarihli yazısındaki iddiaya göre, Türkiye'de tarım, holdingleşmeye gidiyor. Japon Modeli olarak adlandırılan tarım sistemi, Japonya'da istenerek uygulanan bir model değil, İkinci Dünya Savaşı sonrası ABD tarafından Japonya’da uygulanması zorlanan bir sistem. Geçmişi, İkinci Dünya Savaşı sonrası yapılan anlaşmaların tarımsal hükümlerine dayanıyor. Kısa bir şekilde tanımlanması gerekirse; ülkede tarım sisteminin, planlamadan dış ticarete kadar yabancı menşeili bir şirketin veya başka bir ülkenin yönetmesi.

2019 yılında toplanan 3. Tarım ve Orman Şurası’nda tartışılan projelerden birine göre, planlanan holdingin adı Semerat'tı. Gazeteci Ali Ekber Yıldırım’ın, şura toplantısından çıkan sonuçları ele aldığı yazısında aktardığına göre, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, böyle bir gelişme olmadığını dile getirmişti.

Tarımda şirketleşme ne anlama geliyor? Tam bir yıl sonrasında Semerat Holding, tekrar gündeme gelmiş olsa da bakanlık tarafından henüz resmî bir açıklama yok. Ancak tarımda holdingleşmenin gündeme gelmesi, tarımda holdingleşme hakkında bilgi sahibi olunması gerekliliğini ortaya çıkarıyor. Çünkü holdingleşme projesi hayata geçerse tarım alanında, yabancı sermayeli özel sektörün ortak olabileceği bir yapı inşa edilecek ve tohum üretiminden başlayarak, son tüketiciye kadar bütün gıda tedarik zinciri yabancı sermayenin elinde olacak.

Tarımda şirketleşmeye alternatif nedir? Elbette kooperatifleşme. Özellikle kırsal kalkınmada büyük bir rol oynayan kooperatifleşme sayesinde tarımla ilgili birçok sorun çözülebilir. 

Tire Süt Kooperatifi: Türkiye'de kooperatifleşmeye gösterilecek örneklerden biri Tire Süt Kooperatifi. 1967 yılında İzmir’in Tire ilçesinde kurulan Tire Süt Kooperatifi, günümüzde 2 binin üzerinde süt üreticisinin iş birliği sayesinde kendi alanında Türkiye’nin en büyük kooperatifi. Esas misyonları üreticiyi korumak. Bu misyonu gerçekleştirmek için de çözümü girdi maliyetlerini düşürmekte ve süt kalitesini artırmakta bulmuşlar. Yaptıkları çalışmalar sayesinde Birleşmiş Milletler tarafından “Dünyanın Örnek Kırsal Kalkınma Modeli” seçilmeleri de etkili bir model izlediklerini ortaya koyuyor.

Japonya örneği: Zamanında holdingleşme sisteminden, doğru kooperatifçilik sayesinde kurtulmuş Japonya’nın, kooperatifçilikle kalkınmamasında önemli rol oynayan iki olay ve tarih var:

2011: 2011’de meydana gelen 9 şiddetindeki tsunami felaketi sonrasında, o dönemde Tarım Kooperatifleri Federasyonu (JA ZEN-NOH) ve Japon Kooperatif Birliği’nin (JCCU), bölgedeki daha küçük çapta olan Miyagi ve Kobe Kooperatifleri ile iş birliğine gidip yeniden yapılandırma çalışmalarını hızlandırması, Japonya için önemli bir gelişmeydi. Tsunamiden tahrip olan kıyı kesimlerde üretilen “Sendai lahanası” ise bu iş birliğinin sembolü olarak hatırlanıyor. Lahananın tohumları, depremden sonra geçici okullara yerleştirilen Miyagi Tarım Lisesi öğrencileri tarafından ekilmiş, ürünler ise ülke çapında yardım kampanyası şeklinde kooperatiflerin kendi satış mağazalarında satılmıştı.

2018: 2018 yılında yaşanan büyük ekonomik kriz, kooperatifleşme sürecinde önemli rol oynamıştı. Ekonomik sıkıntıların ev mutfaklarını vurmasından ötürü bir araya gelen kadınlar, üretim ve tüketim kooperatiflerini bir araya getirmiş ve sonrasında Japonya'da hükümetin de desteğini alarak bu zorlu dönemi atlatmıştı.

Japonya'da bugün: Ülkede güncel olarak en büyük kooperatif, Japon Tarım (JA) Kooperatifleri Grubu. 10 milyondan fazla ortağı olan JA Grubu, üç ayrı kademeden oluşuyor. En altta kooperatifler ve bunların kurdukları 652 adet Tarım Kooperatifleri Üst Birliği bulunuyor. İkinci düzeyde, Japonya’nın idari bölgelerine göre yapılanmış Tarımsal Kooperatifleri Üst ve Bölgesel Birlikleri var. Üçüncü düzeyde ise Türkiye'deki ziraat odalarına benzer yapıda olan ve ulusal seviyedeki Tarım Kooperatifleri Üst Birliklerinin Merkez Birliği (JA-ZENCHU) yer alıyor.

Bu örneklerden yola çıkarsak, Türkiye’de bir an önce mevzuat değişimine ve yeni yapılanma modeli çalışmalarına gidilmesi gerektiği kaçınılmaz bir gerçek. Üretici ve tüketiciyi aynı çatı altında birleştirmek, fiyat bazlı tarım politikasından vazgeçmek ve kooperatifleşme çalışmaları başlatmak ilk ve en büyük adımlar olmalı.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

apéro

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

NEREDE YAYIMLANDI?

apéroapéro

BÜLTEN SAYISI

PREMIUM'A ÖZEL

⏰ Etin geleceği geldi bile: Bitki bazlı etler

Haftanın menüsü: Kuryelerin ve restoranların geleceği, eğrisiyle doğrusuyla bitki bazlı et, tarımda kooperatifleşme.

16 Ara 2020

Molino Cucina ile birlikte
bitki bazlı et

YAZARLAR

Can Koyuncu

Gastronom, Biber CEO'su ve gıda muhabiri

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

İLGİLİ OKUMALAR

apéroapéro

HİKAYE

The Bear’e veda: Her şey yolunda

Fine dining dünyasının baskıları, aile mirasları, kapanmayan yaralar ve kırılgan dostluklar... The Bear final sezonunda yeni hikayeler anlatmak yerine yıllardır taşıdığı yüklerle aynı masaya oturuyor. Dizinin Mikey'nin gölgesi, restoran kültürü, Carmy'nin liderlik krizi, Richie'nin dönüşümü etrafında beş sezondur ördüğü temalar, son sezonda birer birer çözülüyor.

18 Tem 2026

The Bear’e veda: Her şey yolunda
apéroapéro

HİKAYE

Ethem Efendi Kahvaltı'da: Bir öğünden fazlası

Türkiye'de kahvaltı hiçbir zaman yalnızca günün ilk öğünü olmadı. Ailelerin, dostlukların ve gündelik hayatın etrafında şekillenen bu kültür, Erenköy'deki Mehmet Ali Paşa Köşkü'nde bulunan Ethem Efendi Kahvaltı'yla geçmişi ve bugünü aynı sofrada buluşturuyor.

11 Tem 2026

Ethem Efendi Kahvaltı'da: Bir öğünden fazlası
apéroapéro

HİKAYE

Londra'da Türk mutfağının yeni dönemi

Londra’da Türk mutfağı artık yalnızca kebapçılar ve mahalle restoranlarından ibaret değil. Şehrin merkezinde açılan yeni nesil restoranlar, sokak lezzetlerini yeniden yorumlayan girişimler ve farklı kitlelerle kurulan yeni ilişkiler, mutfağın görünürlüğünü ve algısını değiştiriyor. Soho’dan Dalston’a uzanan bu rota, Türk mutfağının Londra gastronomi sahnesindeki yerini takip ediyor.

04 Tem 2026

Londra'da Türk mutfağının yeni dönemi
apéroapéro

HİKAYE

Hona: Ahıska'dan kalanlar

Beyoğlu’nun, ahşap dokulu ve minimalist atmosferiyle öne çıkan Uzak Doğu etkili restoranı Hona'dayız. Hona, şef Ansar Kemaloğlu’nun ailesinin sürgün edildiği köyün adı. Özbekistan’da geçen çocukluk yılları, Uzak Doğu mutfaklarıyla kurulan erken temas, Türk mutfağına yöneliş ve Uygur mutfağında başlayan profesyonel deneyim, bugün Hona’yı şekillendiren fikrin temelini oluşturuyor.

Reyhan Ülker

·

27 Haz 2026

Hona: Ahıska'dan kalanlar
apéroapéro

HİKAYE

Ege’den Boğaz’a, Bodrum’dan Çeşme’ye: Denizin kıyısında beş sofra

Ege kıyıları ve İstanbul Boğazı boyunca uzanan beş restorana konuk olduk. Her biri denizle kurulan ilişkiyi farklı yorumlarla ele alıyor. Kimi mevsime teslim olup günlük avın peşinden gidiyor, kimi ocakbaşını esintili bir Bodrum akşamına taşıyor, kimi ise köklü aile hikayelerini aynı bahçede yaşatıyor. Ortak noktaları ise ürünün kendisine duyulan güven ve ortak kurulan sofralar.

20 Haz 2026

Ege’den Boğaz’a, Bodrum’dan Çeşme’ye: Denizin kıyısında beş sofra