Amatör peynircilik 101

Şirinyalı'da amatör bir peynirci Cem Tekin. Kendine yetecek kadar peynir üretiyor. Şimdilik. Onu bulmuşken soruyoruz: nasıl, neden, geleceği nasıl? Fotoğraflar: Rana Mengü.
Amatör peynircilik 101

10 Ağustos - Metro Türkiye - apéro
Metro Türkiye ile birlikte

Vegan beslenenler, Metro Türkiye ’ye davetlisiniz Vegan beslenenler sadece salata ve yulaf mı yer? Bazı geleneksel lezzetleri hiç mi özlemezler? Vitamin eksikliğinden güçsüz düşerler mi? Yoksa vegan yaşam tarzı daha mı sağlıklıdır? Herkes bu soruları en az bir kez duymuştur. Vegan yaşam tarzının bolca fedakârlık ve özveri isteyebileceğinin biz de farkındayız sevgili apéro okuru. Öyle ki 30 yılı aşkın bir süredir herkes için sağlıklı beslenme amacıyla çalışan Metro Türkiye , vegan yaşam tarzını benimseyenlerin tüm ihtiyaçlarına kolaylıkla ulaşmasını sağlayarak kalbimizi kazanıyor. Neler yeriz? Metro Türkiye raflarında bitki bazlı hamburger ekmeğinden, peynir çeşitlerine, vegan köfteden tatlılara kadar 300’e yakın gıda ve gıda dışı vegan ürünü sunarken kendi markaları ile bitki bazlı ürün çeşitliliğini de artırmaya devam ediyor. Protein ve lif bakımından zengin mercimek unundan Metro Chef makarna çeşitleri, %100 hurmadan üretilen şeker ilavesiz hurma dolgusu, frambuaz ve karadutlu dondurmalar ve Rioba organik smoothie ve soğuk çaylar… Lahmacunu da mı özlemedin?! Metro Chef Veggie lahmacun ve içli köfte gibi sevilen geleneksel yemeklerin vegan seçenekleri de Metro Türkiye raflarında yer alıyor. Peki proteinsiz kalmıyor musun evladım? Hayır. Et alternatifi lezzetler yüzde yüz bitki bazlı soya proteini içererek hayvansal gıdadan alınan protein ihtiyacının bitki bazlı ürünlerle karşılanmasına destek oluyor. Dahası: Vegan yaşam tarzı yiyeceklerden ibaret değil elbette; yumuşatıcı, yağ çözücü, şampuan, zeytinyağlı sıvı sabun gibi gıda dışı hijyenik ürünler de Metro Türkiye ’nin vegan ürün yelpazesine dâhil. Sağlıklı beslenmek için her türlü ihtiyacını Metro Türkiye’nin bitki bazlı ürünleri ile karşılayabilir, ürünlere ulaşmak için bu bağlantıyı ziyaret edebilirsin.

Daha fazlasını öğren

apéro

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

İstanbul’dan yola çıkıyoruz. Sabah 7.30. Tahminen 9 gibi oradayız diyoruz. 1 buçuk saatle bir şehir, bir mevsim değiştiriyoruz. Ben küçükken ne zaman uzun yola çıksak hep Istanbul’a doğruydu arabaların yönü, şimdilerde tam tersi. Çok mu geldi kalabalık ya da zamlar mı yaşanılamaz kıldı burayı, bilemiyorum. Öyle mi, böyle mi diye dalıp gittikten sonra gökyüzü görünmeye başladığında Şirinyalı’ya geldiğimi fark ediyorum. 

Dev kiraz ağaçları arasında burnuma mis gibi bir süt kokusu geliyor. Midemin beni yönlendirmesine izin vererek kokuyu takip ediyorum ve Cem (Tekin) Abi’yle karşılaşıyorum. “Nereden geliyor bu? Ne yapıyorsun?” diye soruyorum ve soluğu mutfağında alıyorum. 

Uzun ince bir masa ve üzerinde birbirinden farklı çeşit çeşit peynirler… Meğer peynir yapmaya başlamış. Şehirden uzak, doğal yaşamın peşinden giden insanların üretimini oldum olası merak etmişimdir. Çenemi tutamıyorum daha fazla ve kendimi kaynayan ocağın karşısına konumlandırıp başlıyorum konuşmaya. 

Kendimi bildim bileli burada Cem Abi ama aslen çok yer değiştirmiş. 18 yaşına kadar Yarımca’da sonra Norveç’te, İstanbul’da, pandemide eşiyle Kırklareli’nde ve şimdi de burada. “Nasıl?” diyorum, “Neden bu kadar çok göç ettin?” Daha sessiz sakin yerlerin insanı Cem Abi ama o en çok pandemi sayesinde fark etmiş İstanbul’un kaosunu. “Şehrin stresinden, pisliğinden, kalabalıklardan ve gürültüsünden kurtulmak” olarak açıklıyor taşınmasının esas nedenini. “Kırklareli; yüzölçümü olarak Türkiye’nin ikinci en büyük kenti ama kent merkezinin nüfusu 100 bin.” diye de ekliyor. Büyük ama herkese her şey yetiyormuş orada. Şimdi de buraladalar, Şirinyalı’da. Seneye? Kim bilir. 

Taze naneli çiğ hellim


Peynir yapımına nasıl ve ne zaman başladı, merak ediyorum. Süt sevmeyen ama süt ürünlerine bayılan Cem Abi, geçen kış peynir fiyatlarındaki artışı ve pandeminin yarattığı can sıkıntısının birleşimi sonucu başlamış bu işe. Kocaman bir tencere var önümde. Kimden alınır? Kaç litre süt gerekir? Ne kadar peynir çıkar? Peki ya fiyatlar? 

“Esas olarak yerel üreticilerden temin ediyorum sütü. Şu an itibarıyla litresi 10-11 lira. İlk başladığımda 8 liraydı. 10 litreden yaklaşık üç avuç büyüklüğünde peynir çıkıyor, hangi tür peyniri yaptığına bağlı olarak da miktar değişiyor. Yakınımızda ağılı olan bir yetiştiriciden alarak başladım yapmaya. Sonra Yarımca’da bir ilkokul arkadaşımın yeğeninin işlettiği, 1960’ta kurulan yerel yoğuthane aracılığıyla Kandıra’dan gelen süte geçtim. Kandıra sütü daha yağlı, dolayısıyla peynir yapmaya daha elverişli.” diyor.

Val Campella


“Nasıl peynirler yapıyorsun Kandıra sütüyle?” diyorum, başlıyor anlatmaya: ”Esas peynir yapıldıktan sonra kalan peynir altı suyuyla ayrıca ricotta yapıyorum daima. Bu devirde ziyan etmek olmaz. Yaptığım peynirler temelde iki farklı amaca hizmet ediyor: gündelik yemelik peynirler (kaşar, beyaz peynir gibi) ve değişik aromalı ve içki yanına iyi gidecek peynirler: Canestrato, Val Campo, Gorgonzola, Cabrales, Cheshire gibi… Tabii Hellim’i de unutmayalım; hem kahvaltıda hem rakı yanına.” Gülüyor. 

Türkiye üretim için çok verimli. Buradaki peynir çeşitliliğini, hangi bölgelerin daha elverişli olduğunu merak ediyorum: “Sadece Türkiye’de 18 bin farklı çeşit peynir olduğu rivayet ediliyor. Tabii bu durumda hangi bölgenin daha zengin olduğu tartışılır.” diye anlatıyor. Bu konuda Antre Gourmet’nin kurucuları Berrin Bal Onur Neşe Aksoy Biber’in yazdığı Peynir Aşkına kitabını okumak gerek diye ekliyor. Balıkesir'e gitmek lazım, Balıkesir'e... 

“Türkiye’de peynirciliğin karşı karşıya olduğu sorunlar neler? Bunlar nasıl aşılabilir?” bunun üzerinde sorduğum soru oluyor: “Ben bu konuda sadece tüketici ve ev üreticisi olarak düşünce belirtebilirim diye düşünüyorum. Muhtemelen asıl zorluğu önce butik sonra büyük peynir üreticileri yaşıyordur. Benim en büyük endişem kesime gönderilen süt ineklerinin durumu. Artan fiyatlar bir tarafa yakında süt bulmak konusunda sıkıntı yaşanabilir. Bunun dışında üreticilerle bilim dünyasının buluşamaması gibi bir sorunumuz var. Çok daha fazla çeşitlilikte peynir üretme olanağımız var. Örneğin rokfor kültürleri üzerine çalışma yapan gıda mühendislerimiz bu konuda peynirciliğe ciddi katkı sağlayabilir ama bunun için de yatırım, devlet desteği ve bilim dünyasının işin içine dâhil edilmesi lazım.”

Zeytinyağı içinde feta


Özellikle pandemide ve sonrasında “dışarıya bağımlı” olduğumuz birçok konuyu gördük. Bunun üzerine “kendi kendimize yetebildiğimiz” konuların sayısını artırdık. Kimisi ekmeğini yaptı kimisi peynirini. Kimisi bunu mesleği hâline getirdi kimisi sadece kendine yetecek kadarını yapmayı seçti. “Tersine göç akımını da düşünecek olursak peynircilik alternatif bir meslek hâline gelir mi?” diyerek sohbete devam ediyoruz: 

“Önümüzdeki en az yarım yüzyılın gıda konusunda ciddi sıkıntılar yaşayacağımız zamanlar olacağını düşünüyorum. Elimizdeki kaynakları en iyi şekilde değerlendirmek önemli olacak. Bu yüzden peynircilik (sütün saklanmasının en iyi yolu), eğer ciddi yaklaşılır ve emek harcanırsa verilen emeğin karşılığını kesinlikle verecek bir uğraş. Bunu hem ev içi üretim hem edinilebilecek bir meslek olarak söylüyorum. Örneğin İspanya’da üretilen Cabrales peynirinin kilosu 100 dolar. Cheshire peynirini yemenin tek yolu da evde yapmak çünkü seri üretimi yok. Diğer yandan girişimcilik anlamında başlangıç için çok yüksek sermaye gerektiren bir alan değil peynircilik.” 

Tabii sütün geleceği ve sütün alım gücünün ne kadar daha üzerine çıkacağı da merak konusu. Zamlarla en temel gıdaların bile geldiği son hâl, alternatif bir saklanma yöntemi olarak peynir, üreticinin emeği... Henüz şehirden kopabilir miyim bilmiyorum ama peynir yapmayı deneyeceğim kesin.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

apéro

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

NEREDE YAYIMLANDI?

apéroapéro

BÜLTEN SAYISI

PREMIUM'A ÖZEL

🍽️ Peynir, lahmacun, somon pastırma?

Hayır, bir menü ya da sipariş değil. Bu haftaki sayının içindekiler: amatör peynirciliğe dair kıssadan hisse bir giriş, Comedus'ta tarzı ziyah keçi peyniri, Tunç Balık'ın somon pastırması, Baran lahmacunun Diyarbakır ve Antep lahmacunu.

10 Ağu 2022

Metro Türkiye ile birlikte
Fotoğraf: Rana Mengü

YAZARLAR

Rana Mengü

Editor @ Aposto

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

İLGİLİ OKUMALAR

apéroapéro

HİKAYE

Sifnos'un yolu: Bir ada nasıl gastronomi destinasyonuna dönüşür?

Yunanistan’ın küçük Kiklad adalarından Sifnos, yerel ürünleri, geleneksel yemekleri ve son 15 yılda açılan şef restoranlarıyla ülkenin öne çıkan gastronomi duraklarından birine dönüştü. Adada nohut, peynir, kapari, kekik balı ve balık gibi ürünler hem geleneksel tavernaların hem de yeni nesil restoranların menülerinde yer buluyor. Seramikçilik gibi yüzyıllardır süren zanaatlar yemek kültürünün bir parçası olmaya devam ederken farklı ülkelerden şeflerle yapılan işbirlikleri de Sifnos mutfağını yeni tatlara ve tekniklere açıyor.

Emre Onar

·

05 Eyl 2026

Sifnos'un yolu: Bir ada nasıl gastronomi destinasyonuna dönüşür?
apéroapéro

HİKAYE

Doğaya dönüşün ilk dalgası: Foraging'in yeniden keşfi

Bir zamanlar bir hayatta kalma becerisi olan foraging, bugün fine dining'in, wellness kültürünün ve sosyal medyanın ilgi alanında. Bu geri dönüş, insanın doğadan yeniden beslenmesinden çok, doğayla kopmuş ilişkisinin farkına varmasıyla ilgili olabilir.

Reyhan Ülker

·

29 Ağu 2026

Doğaya dönüşün ilk dalgası: Foraging'in yeniden keşfi
apéroapéro

HİKAYE

Bordeaux’dan sonra: Şarabın görünmeyen coğrafyasında

Bordeaux’nun kurduğu şarap dünyası zamanla apelasyonlar, ödüller ve prestij üzerinden ortak bir ölçüte dönüştü. Fakat Asya’nın şarapla ilişkisi bunlardan çok daha eski. Çin’in Jiahu çömleklerinde ya da Japonya’nın Koshu bağlarında yazılan hikaye, şarabın tek bir coğrafyanın tanımlayabileceği kadar dar bir geçmişe sahip olmadığını gösteriyor. Bugün bu birikim, Batı’dan gelecek bir onaydan çok kendi referansları üzerinden yeni bir şarap kültürüne dönüşüyor.

22 Ağu 2026

Bordeaux’dan sonra: Şarabın görünmeyen coğrafyasında
apéroapéro

HİKAYE

apéro 20: Masanın yeni hâli

Bir kısmı henüz kapılarını yeni açtı, bir kısmı yıllardır hayatımızda. Ortak noktaları ise aynı: Her biri Türkiye'nin yeme-içme sahnesine yeni bir fikir, yeni bir soluk ya da yeni bir yön öneriyorlar. Son dönemin en çok konuşulan 20 adresi bu seçkide.

Reyhan Ülker

·

15 Ağu 2026

apéro 20: Masanın yeni hâli
apéroapéro

HİKAYE

Sabah kahvesinden yaz gecelerine: İstanbul ve Çeşme’den beş adres

İstanbul ve Çeşme'de günün farklı saatlerine yayılan beş restoranı biraraya getirdik. Kimi ekşi mayalı ekmekle güne başlıyor, kimi uzun yaz sofraları kuruyor, kimi ise kokteyl barıyla geceye keyif katıyor. Ortak noktaları ise mutfak kadar atmosfere de önem vermeleri.

15 Ağu 2026

Sabah kahvesinden yaz gecelerine: İstanbul ve Çeşme’den beş adres