Bozcaada’da gastronomik bir müzik festivali


Hayfene’de katkısız, doğal, sağlıklı Eve Dönüş fırsatları Yaz sona erdi, sonbahar geldi ve okullar, işler; her şey kaldığı yerden yüksek bir tempoyla başladı. Ürünleri ve hizmet kalitesiyle "insanların kendilerini daha iyi hissetmelerini" görev benimseyen Hayfene; bu döneme özel eve dönüş kampanyası kapsamında çeşitli avantajlar vadediyor. Nedir? Hikâyesi Mısır Çarşısı'nda başlayan ve bugün gıda güvenliğini önceleyen üretim tesislerinden dünyaya doğal ve sağlıklı lezzetler sunan Hayfene, sona eren yazın ardından kavuşulan sonbaharı kutlamak için Eve Dönüş kampanyası kapsamında %30'a varan indirimler ve farklı alışveriş tutarlarına farklı hediyeler sunuyor. Neler var? Hayfene'nin zengin ürün yelpazesi; baharatlar, bitkisel çaylar, bitkisel yağlar, ketojenik ürünler, sağlıklı yaşam, gurme lezzetler kategorilerinde sunuluyor. Hayfene’nin iki yeni markası da ürün yelpazesini genişletiyor. Chili Piri: Hiçbir katkı maddesi içermeyen ve tamamen doğal olan acı soslarda oldukça iddialı olan Chili Piri markası da gerçek acı sevenler için aylarca süren denemeler sonucunda üretilen reçeteleri içeriyor. KUDOS!: Hayfene'nin sağlıklı, bilinçli ve fonksiyonel beslenmeye destek vermek için katkısız, sağlıklı ve doğal kelimelerinin birleşiminden yarattığı KUDOS; "atıştırmalık" kelimesini yeniden tanımlamayı amaçlıyor. Çilek ve dilim incir kurusundan brokoli tozuna, hindistan cevizi unundan havuç tozuna doğal ürünler, kendine iyi bakanlara günlerinin her anında eşlik ediyor. Hayfene: Bugünkü Hayfene'nin temelleri 1886'ya kadar kökleniyor. Ailenin ticaret hikâyesinin ise 1500'lerde başladığı biliniyor. Başta baharat, bitkisel çaylar, bitkisel yağlar, soslar, kuruyemiş ve kuru meyve olmak üzere lezzetli ve sağlıklı gıda ürünleri üreten Hayfene, zengin ürün yelpazesini dijital kanalları ve perakende mağazalarında sunuyor.
Daha fazlasını öğren →
Bozcaada’nın parlak sabah güneşi Ege’nin esintisine karşı adaya doğru ilerlerken karşıladı heyecanlı uykusuzluğumu. Adaya sabah varmak böyledir — yollar hep biraz uzun sürer fakat varmadan önce varılacak yerin sesini duyabilmenin, diline uyumlanmanın yolu, Eceabat kıyılarından, Ege’nin sabah ayazından ve peynir helvası düşlerinden geçer. Bu defa biraz buz gibi sularına ve gün batımlarına özlemle, uzun zaman sonra yapılacak Bozcaada Caz Festivali’nde örülecek sohbetlerin, sabahın ilk ışıklarıyla uyanmanın, gecenin son ışıklarını takip etme motivasyonumun, kültür-sanat-gastronomi dünyasından eş-dostu görecek olmanın, beni bekleyen ilhamların ve kendi panelimin hafif gergin heyecanı vardı.
Adaya inip kendimi günün ortasına attıktan sonra kültür-sanat dünyasında sürdürülebilir dönüşümler, yaratıcı endüstriler ve yerel kalkınma üzerine birbirinden zihin açıcı panellere katıldım. Bunca zamandır özlediğimiz içeriklerin tümü, birbiri arkasına, bazen aynı anda gerçekleşince ve şehirdekinden çok daha eşiksiz bir yakınlıkla karşılaşınca, her deneyim daha da keyifli bir hale geldi. Çoğu zaman adanın dar sokaklarında, bir sonraki etkinliğe en kısa yolu tayin etmeye çalışır ve Arnavut kaldırımlarının aşınmış taşları üzerinde atölyeden tadıma, tadımdan panele, panelden konsere koşarken buldum kendimi. Şimdi zaman, kokteyl atölyeleri ve peynir-şarap eşlemeli tadım etkinlikleri zamanıydı.
Maya’dan Selçuk Aykan’la yaptığımız Bir Sofra Hikâyesi etkinliğinde bolca değindik Bozcaada gastronomisine. Ada’nın mutfak hafızası, Akdeniz iklimiyle, ada rüzgârıyla, mübadeleyle, denizin toplayıp getirdiği ezgilerle, avlu hikâyeleriyle, zeytinlerle, güneşle, yabancı ve tanıdık karşı kıyılarla ilgili. Çok kültürlü hafızası ve her bir rüzgarı ayrı değiştirmiş adayı; yeni misafirler, yeni ev sahipleri getirmiş. Deniz rüzgârlarından ve uzak olduğu karalardan böylesine etkilenirken ada, güneş ve rüzgârlar otlarını, üzümlerini bu hikâyelerle büyütmüş.
İlk tadım etkinliği apéro ve Burak Ayaz’ın Endemik Kokteyl Atölyesi’nde adanın mor kekikleri, Ada incirinden reçeller, üzümlerinden yapılan koruk suyu ve viskiyle buluştu, Kedi Bozcaada’nın terasında denizin sesinin yeni sohbetlere karıştığı köşesinde tadıldı. Buraların endemik güzelliklerinin bara taşındığı etkinlikte ortaya çıkan kokteyller, evde kokteyl yapmaya uygun kavanozlar, fincanlar ve bardaklarla bir sefere mahsus zaman ve mekânda Bozcaada’ya özgü deneyimlendi.

Fotoğraf: Deniz Sabuncu
Adanın kuzey ucunda artık bar olarak kullanılan Salhane içindeki Öztürk Koca’nın kokteyl atölyesi, tatlarla bu denizin hikâyelerini taşıyan ve adanın yer yer en şiddetli dalgalarının tuzuyla yıkanan hafıza mekânını buluşturan etkinliğiydi. Dalgalara karşı koklayıp ezdiğimiz fesleğenleri ada üzümleriyle buluşturduk, viski ve votka kombinasyonlarıyla farklı karışımları ada kokteyllerine dönüştürdük.
Levon Bağış’ın hikâye anlatıcılığındaki Wise Wine Local Selection Uzun Masa Tadım Etkinliği'ndeyse özellikle ada ve çevresindeki üreticilerin ürettiği üzümlerden oluşturulan Vasilaki, Sıdalan, Karalahna gibi yerli ürünlerden oluşan seçki, her bir kadehin tadım profiline uygun olarak Trakya eski kaşarı, Divle Obruk Peyniri, coğrafi işaretli Adayı Kargı Tulumu ve Mihaliç Peyniri'yle oldukça karakteristik bir eşleşme sağladı. 2017’de başladığından beri takipte olduğum Wise Wine Local Selection, bağlarımıza katkıda bulunmak, gastronomik hafızayı korumak ve canlandırmak için çabalayan Metro’nun projesi. Yerli üreticileri görünür kılma hedefiyle bu sefer 5 farklı bölgeden, 35 üreticiye ait kürasyon, festivalde bizimle keyifli bir tadım deneyiminde buluşmuş oldu.
Bozcaada Caz Festivali, bu etkinlikler sayesinde yalnızca bir müzik festivalinden ibaret olmadığını kanıtladı. Adayı ve ürünlerini tanıtan gastronomik bir buluşma, geniş kapsamda Bozcaada'nın kültürünü tanıtan bir deneyim.
🎰 Editörden bir not daha: apéro'nun festival ziyaretindeyken Bozcaada'da deneme şansı olup da tavsiye ettiği yerlere buradan göz atabilirsiniz.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
NEREDE YAYIMLANDI?
Osmanlı'da içki kültürü, peynir ve şarap eşleşmesi, Bozcaada'ya bir bakış.
08 Eyl 2021

YAZARLAR

apéro
İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.
İLGİLİ OKUMALAR
Türkiye'de kahvaltı hiçbir zaman yalnızca günün ilk öğünü olmadı. Ailelerin, dostlukların ve gündelik hayatın etrafında şekillenen bu kültür, Erenköy'deki Mehmet Ali Paşa Köşkü'nde bulunan Ethem Efendi Kahvaltı'yla geçmişi ve bugünü aynı sofrada buluşturuyor.
11 Tem 2026

Londra’da Türk mutfağı artık yalnızca kebapçılar ve mahalle restoranlarından ibaret değil. Şehrin merkezinde açılan yeni nesil restoranlar, sokak lezzetlerini yeniden yorumlayan girişimler ve farklı kitlelerle kurulan yeni ilişkiler, mutfağın görünürlüğünü ve algısını değiştiriyor. Soho’dan Dalston’a uzanan bu rota, Türk mutfağının Londra gastronomi sahnesindeki yerini takip ediyor.
04 Tem 2026

Beyoğlu’nun, ahşap dokulu ve minimalist atmosferiyle öne çıkan Uzak Doğu etkili restoranı Hona'dayız. Hona, şef Ansar Kemaloğlu’nun ailesinin sürgün edildiği köyün adı. Özbekistan’da geçen çocukluk yılları, Uzak Doğu mutfaklarıyla kurulan erken temas, Türk mutfağına yöneliş ve Uygur mutfağında başlayan profesyonel deneyim, bugün Hona’yı şekillendiren fikrin temelini oluşturuyor.

Ege kıyıları ve İstanbul Boğazı boyunca uzanan beş restorana konuk olduk. Her biri denizle kurulan ilişkiyi farklı yorumlarla ele alıyor. Kimi mevsime teslim olup günlük avın peşinden gidiyor, kimi ocakbaşını esintili bir Bodrum akşamına taşıyor, kimi ise köklü aile hikayelerini aynı bahçede yaşatıyor. Ortak noktaları ise ürünün kendisine duyulan güven ve ortak kurulan sofralar.
20 Haz 2026

Punch denince akla genellikle alkollü içecekler gelse de bu tarif, narenciye, çay ve baharat notalarının öne çıktığı alkolsüz bir yorum sunuyor. İsli karakteriyle öne çıkan Lapsang Souchong çayı, limon ve portakal kabuklarından hazırlanan oleo-saccharum ile birleşirken; tonik ve soda suyu karışıma ferahlatıcı bir canlılık kazandırıyor. Önceden hazırlanan soğuk demleme çay sayesinde derin aromalara sahip bu punch, kalabalık davetler için ideal.
20 Haz 2026




