Bozcaada’da gastronomik bir müzik festivali


Hayfene’de katkısız, doğal, sağlıklı Eve Dönüş fırsatları
Yaz sona erdi, sonbahar geldi ve okullar, işler; her şey kaldığı yerden yüksek bir tempoyla başladı. Ürünleri ve hizmet kalitesiyle "insanların kendilerini daha iyi hissetmelerini" görev benimseyen Hayfene; bu döneme özel eve dönüş…
Daha fazlasını öğren →
Bozcaada’nın parlak sabah güneşi Ege’nin esintisine karşı adaya doğru ilerlerken karşıladı heyecanlı uykusuzluğumu. Adaya sabah varmak böyledir — yollar hep biraz uzun sürer fakat varmadan önce varılacak yerin sesini duyabilmenin, diline uyumlanmanın yolu, Eceabat kıyılarından, Ege’nin sabah ayazından ve peynir helvası düşlerinden geçer. Bu defa biraz buz gibi sularına ve gün batımlarına özlemle, uzun zaman sonra yapılacak Bozcaada Caz Festivali’nde örülecek sohbetlerin, sabahın ilk ışıklarıyla uyanmanın, gecenin son ışıklarını takip etme motivasyonumun, kültür-sanat-gastronomi dünyasından eş-dostu görecek olmanın, beni bekleyen ilhamların ve kendi panelimin hafif gergin heyecanı vardı.
Adaya inip kendimi günün ortasına attıktan sonra kültür-sanat dünyasında sürdürülebilir dönüşümler, yaratıcı endüstriler ve yerel kalkınma üzerine birbirinden zihin açıcı panellere katıldım. Bunca zamandır özlediğimiz içeriklerin tümü, birbiri arkasına, bazen aynı anda gerçekleşince ve şehirdekinden çok daha eşiksiz bir yakınlıkla karşılaşınca, her deneyim daha da keyifli bir hale geldi. Çoğu zaman adanın dar sokaklarında, bir sonraki etkinliğe en kısa yolu tayin etmeye çalışır ve Arnavut kaldırımlarının aşınmış taşları üzerinde atölyeden tadıma, tadımdan panele, panelden konsere koşarken buldum kendimi. Şimdi zaman, kokteyl atölyeleri ve peynir-şarap eşlemeli tadım etkinlikleri zamanıydı.
Maya’dan Selçuk Aykan’la yaptığımız Bir Sofra Hikâyesi etkinliğinde bolca değindik Bozcaada gastronomisine. Ada’nın mutfak hafızası, Akdeniz iklimiyle, ada rüzgârıyla, mübadeleyle, denizin toplayıp getirdiği ezgilerle, avlu hikâyeleriyle, zeytinlerle, güneşle, yabancı ve tanıdık karşı kıyılarla ilgili. Çok kültürlü hafızası ve her bir rüzgarı ayrı değiştirmiş adayı; yeni misafirler, yeni ev sahipleri getirmiş. Deniz rüzgârlarından ve uzak olduğu karalardan böylesine etkilenirken ada, güneş ve rüzgârlar otlarını, üzümlerini bu hikâyelerle büyütmüş.
İlk tadım etkinliği apéro ve Burak Ayaz’ın Endemik Kokteyl Atölyesi’nde adanın mor kekikleri, Ada incirinden reçeller, üzümlerinden yapılan koruk suyu ve viskiyle buluştu, Kedi Bozcaada’nın terasında denizin sesinin yeni sohbetlere karıştığı köşesinde tadıldı. Buraların endemik güzelliklerinin bara taşındığı etkinlikte ortaya çıkan kokteyller, evde kokteyl yapmaya uygun kavanozlar, fincanlar ve bardaklarla bir sefere mahsus zaman ve mekânda Bozcaada’ya özgü deneyimlendi.

Fotoğraf: Deniz Sabuncu
Adanın kuzey ucunda artık bar olarak kullanılan Salhane içindeki Öztürk Koca’nın kokteyl atölyesi, tatlarla bu denizin hikâyelerini taşıyan ve adanın yer yer en şiddetli dalgalarının tuzuyla yıkanan hafıza mekânını buluşturan etkinliğiydi. Dalgalara karşı koklayıp ezdiğimiz fesleğenleri ada üzümleriyle buluşturduk, viski ve votka kombinasyonlarıyla farklı karışımları ada kokteyllerine dönüştürdük.
Levon Bağış’ın hikâye anlatıcılığındaki Wise Wine Local Selection Uzun Masa Tadım Etkinliği'ndeyse özellikle ada ve çevresindeki üreticilerin ürettiği üzümlerden oluşturulan Vasilaki, Sıdalan, Karalahna gibi yerli ürünlerden oluşan seçki, her bir kadehin tadım profiline uygun olarak Trakya eski kaşarı, Divle Obruk Peyniri, coğrafi işaretli Adayı Kargı Tulumu ve Mihaliç Peyniri'yle oldukça karakteristik bir eşleşme sağladı. 2017’de başladığından beri takipte olduğum Wise Wine Local Selection, bağlarımıza katkıda bulunmak, gastronomik hafızayı korumak ve canlandırmak için çabalayan Metro’nun projesi. Yerli üreticileri görünür kılma hedefiyle bu sefer 5 farklı bölgeden, 35 üreticiye ait kürasyon, festivalde bizimle keyifli bir tadım deneyiminde buluşmuş oldu.
Bozcaada Caz Festivali, bu etkinlikler sayesinde yalnızca bir müzik festivalinden ibaret olmadığını kanıtladı. Adayı ve ürünlerini tanıtan gastronomik bir buluşma, geniş kapsamda Bozcaada'nın kültürünü tanıtan bir deneyim.
🎰 Editörden bir not daha: apéro'nun festival ziyaretindeyken Bozcaada'da deneme şansı olup da tavsiye ettiği yerlere buradan göz atabilirsiniz.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
NEREDE YAYIMLANDI?
Osmanlı'da içki kültürü, peynir ve şarap eşleşmesi, Bozcaada'ya bir bakış.
08 Eyl 2021

YAZARLAR

apéro
İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.
İLGİLİ OKUMALAR
Batı Karadeniz’in iç kesimlerindeki Daday, deniz etkisinin azaldığı, yüksek rakımlı ve ormanlık bir coğrafyada yer alıyor. Ormanlar, meralar, tarım arazileri ve köyler birbiriyle iç içe. Üretim ise iklimin ve mevsimlerin çizdiği sınırlar içinde ilerliyor. İki gün boyunca ziyaret ettiğimiz çiftlikler, bu koşullarla kurulan farklı ilişkileri anlamak için iyi birer durak.

Bir zamanlar İstanbul’un takvimi deniz üzerinden tutulurdu. Palamutun, lüferin ve uskumrunun gelişi mutfakta neyin pişeceği kadar, kayıkların ne zaman suya ineceğini, balıkçı tezgahlarının görünümünü ve şehrin gündelik akışını da belirliyordu. Bazı şeyler hiç değişmiyor. Ekim geldiğinde İstanbul’da gözler hâlâ yeniden denize çevriliyor.

Londra’yı gastronomi üzerinden tanımak için her zaman şehrin en yeni restoranlarının peşine düşmek gerekmiyor. Bazen birkaç sokaklık bir rota, şehrin yemek kültürünün nasıl değiştiğini görmek için yeterli. Borough Market’tan Bermondsey Street’e kadarki bu bölge de bunun iyi örneklerinden biri. Emre Onar, sevdiği duraklar ve kendi deneyimleri üzerinden bu kısa mesafeyi adım adım anlatıyor; kahveyle başlayan rotayı pazar tezgahlarından restoranlara, oradan da Bermondsey Street’in sakinliğine taşıyor.

Urla’da sofraya giden yol, toprağın ve mevsimin sunduklarıyla başlıyor. WMF işbirliğiyle, Şef Dilek Yetkiner eşliğinde lavantalardan Ege otlarına uzanan bir hasadın ardından mutfağa geçtik. Doğada başlayan akşamı, uzun bir yaz akşamına yakışan sofrada, Bi’ Masa Akademi’de pişirdiklerimizle tamamladık.
05 Eki 2026

İki Michelin yıldızlı Villa Aida’nın kurucu şefi Kanji Kobayashi, Vakko L’Atelier’in “Guest Chef Dinner” serisi için İstanbul'daydı. Şef Kobayashi, sohbetimizde İstanbul’da karşılaştığı malzemeleri kendi mutfak diliyle yeniden düşünürken şehrin yemek kültüründe kendisine tanıdık gelen ve ayrışan noktaları anlattı.




