Dekadan otoyol menemeni: Muhtar’ın Yeri

Menemenci Muhtar’ın Yeri’ne gece yarısı o perşembe, rastladım Samsun otoyolu üzerinde.
Dekadan otoyol menemeni: Muhtar’ın Yeri

apéro

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

Uzun yola çıkarken ısrarla direksiyona yapışanlar, eften püften bir sebep bulup uçağı es geçenler bilir, uzun yolculuğun en güzel yanlarından biri, yol üstü yemek molasıdır. Yolculuk rotası, benzin doldurma molaları ve bazen sigara araları, yol üstünde bilinen iyi bir lokantanın ikametgâhına göre şekillendirilir. Trafik, kar, kış, bayram kıyameti denmez o lokantaya uğranılır. 

Ne yazık ki Türkiye otoyollarının gastronomik bitki örtüsü ağırlıklı olarak köfte ve kebap. Bu kaideye istisnaların içinde bulunduğu en verimli kaynağı, Knorr’un satış ağı çalışanları iş birliğiyle Mehmet Yaşin 2008 Lezzet Durakları rehberinde toplamıştı. Nitekim Anadolu’yu bol takipçili gurmeler ya da yeni medya girişimi oburları değil; şehir şehir, müşteri gezen satışçılar bilir. Fakat Lezzet Durakları’nda adı geçmeyen bir mekânı geçtiğimiz hafta perşembe tatma şansına kadir oldum. Menemenci Muhtar’ın Yeri’ne gece yarısı o perşembe, rastladım Samsun otoyolu üzerinde. 

Samsun’dan memleketim Merzifon’a yol yaklaşık bir buçuk saat. Yol kenarında en az köfteci kadar sürücüleri tedirgin etmek için konulmuş kartondan polis araçları var. Radar var deniyor fakat radar yokmuşçasına sürmek mübah. Eğer ki hız sınırına uyulursa Çakallı girişinde Muhtar’ın Yeri’ni kaçırmak imkansız. Hem devasa kırmızı LED tabelasının yarattığı aciliyet hissi hem de yaklaşırken peş peşe gelen menemencilerin insanın aklında uyandırdığı merak, direksiyonu sağa otomatik olarak çevirtiyor. Çakılda gıcırdayan tekerler durduğunda ve klimasız dış mekân atmosferine ilk buğulu nefes verildiğinde, Muhtar’ın Yeri’nin kapısının arkasından, her yol kenarı mekânındaki gibi ocakbaşı ve teşhir dolabı kombinasyonu göz kırpıyor. Bıkkın genç ustaların “aleykümselam”ları arasından geçip, yaşa bakmaksızın her erkeğe “ağabey” çeken garsonun işaret ettiği, o anlatılmayan ama herkesçe bilinen İç Anadolu mola yeri estetiğine uygun masa ve sandalyelere oturuyoruz.

Muhtar’ın Yeri’ni ben keşfetmedim. Babamın çocukluğundan beri ismi akıllara kazınmış bir mekân. Acelenin büyük şehirlere özgü olduğu, Anadolu topraklarına henüz gelmediği dönemlerde şehirler arası tur yapan minibüs şoförleri bazen yolculara aldırış etmeksizin kenara çeker, bir menemen yemeden geçmezlermiş. Yolcular da tabii bunu fırsat bilip yanlarına bir sandalye çekmez mi?

Fakat Muhtar’ın Yeri’nin sırf bu yüzden kolektif hafızalarda yer ettiğini sanmıyorum. Nitekim menemeni hakikaten lezzetli. Belki de lezzetten öte kıvamı beni hayrete düşüren özelliği. Pişmiş yumurta topakları, küp domatesler ve yarım halka ince biberlerin ayırt edilebildiği bir menemen değil. Aksine, domates ve biber ayarında bolluğa rağmen dikkat edilmezse görülmüyor. Soğanlı-soğansız goygoyunun ulaşmadığı bir toprakmışçasına gastronomi erbaplarından bağımsız bir lezzet özerkliğine sahip. Bir kuyumcu potasında erimiş altın gibi tekil, sıcak sarısıyla bakır tavada oturan menemen, floresan lambaların ışığını yaldızlıca yansıtarak mekânın gram değerini yükseltiyor. 

Menemende özellikle istememiş olsak da yağlı bir peynir var. Her çatalla beraber yükselen tel tel erimiş peynir iplikleri, menemene kıvam ve ağırlık katmış. Görüntüsü, kıvamı ve lezzet zenginliğiyle Muhtar’ın menemeni, İç Anadolu topraklarında yediğim en dekadan tabak. Yanına istediğimiz, siparişte porsiyon değil, kilo usulü kullanılan kuzu kaburga, sert ateşe atılmış koyun olmasa hesap lokalde ünlü olmuş işletme pahasında olmasa, belki masaya eşlikçi söğüş tabakları ve taze çayla muhteşem bir ziyafet olacaktı. Yine de Samsun dönüşü bir otoyol kenarında, insanın babasıyla gece yarısı lezzetli bir menemen yerken televizyondan sonsuz bir İbrahim Tatlıses YouTube çalma listesinden parçalar dinleme keyfi paha biçilemez. 

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

apéro

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

İLGİLİ BAŞLIKLAR

NEREDE YAYIMLANDI?

apéroapéro
∙

BÜLTEN SAYISI

∙

PREMIUM'A ÖZEL

🍳Gıda israfı, otoyol menemeni, tarlada drone

Haftanın menüsü: Otoyol kenarında menemen, Cihangir'de bir mezeci, yılın en iyi barları ve gıda israfı.

11 Kas 2020

 🍳Gıda israfı, otoyol menemeni, tarlada drone

YAZARLAR

Berkok Yüksel

A former child writing about food and London for Aposto.

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

İLGİLİ OKUMALAR

apéroapéro
∙

HİKAYE

İstanbul’da mevsimi balık söylerdi

Bir zamanlar İstanbul’un takvimi deniz üzerinden tutulurdu. Palamutun, lüferin ve uskumrunun gelişi mutfakta neyin pişeceği kadar, kayıkların ne zaman suya ineceğini, balıkçı tezgahlarının görünümünü ve şehrin gündelik akışını da belirliyordu. Bazı şeyler hiç değişmiyor. Ekim geldiğinde İstanbul’da gözler hâlâ yeniden denize çevriliyor.

Büşra Soydemir

·

17 Eki 2026

İstanbul’da mevsimi balık söylerdi
apéroapéro
∙

HİKAYE

Londra gastronomi rotası: Borough Market’tan Bermondsey Street’e

Londra’yı gastronomi üzerinden tanımak için her zaman şehrin en yeni restoranlarının peşine düşmek gerekmiyor. Bazen birkaç sokaklık bir rota, şehrin yemek kültürünün nasıl değiştiğini görmek için yeterli. Borough Market’tan Bermondsey Street’e kadarki bu bölge de bunun iyi örneklerinden biri. Emre Onar, sevdiği duraklar ve kendi deneyimleri üzerinden bu kısa mesafeyi adım adım anlatıyor; kahveyle başlayan rotayı pazar tezgahlarından restoranlara, oradan da Bermondsey Street’in sakinliğine taşıyor.

Emre Onar

·

10 Eki 2026

Londra gastronomi rotası: Borough Market’tan Bermondsey Street’e
apéroapéro
∙

HİKAYE

Hasat, Mutfak ve Sofra: WMF ile Urla’da bir akşam

Urla’da sofraya giden yol, toprağın ve mevsimin sunduklarıyla başlıyor. WMF işbirliğiyle, Şef Dilek Yetkiner eşliğinde lavantalardan Ege otlarına uzanan bir hasadın ardından mutfağa geçtik. Doğada başlayan akşamı, uzun bir yaz akşamına yakışan sofrada, Bi’ Masa Akademi’de pişirdiklerimizle tamamladık.

05 Eki 2026

Hasat, Mutfak ve Sofra: WMF ile Urla’da bir akşam
apéroapéro
∙

HİKAYE

Şef Kanji Kobayashi’nin İstanbul notları

İki Michelin yıldızlı Villa Aida’nın kurucu şefi Kanji Kobayashi, Vakko L’Atelier’in “Guest Chef Dinner” serisi için İstanbul'daydı. Şef Kobayashi, sohbetimizde İstanbul’da karşılaştığı malzemeleri kendi mutfak diliyle yeniden düşünürken şehrin yemek kültüründe kendisine tanıdık gelen ve ayrışan noktaları anlattı.

Reyhan Ülker

·

03 Eki 2026

Şef Kanji Kobayashi’nin İstanbul notları
apéroapéro
∙

HİKAYE

Mutfakların dili: Etnik mutfaklar nasıl yüksek gastronomiye dönüşüyor?

Göçle taşınan, mahallelerde köklenen ve uzun süre “etnik” kategorisinde tutulan mutfaklar bugün fine dining’in parçası oluyor. Peki bir mutfak ne zaman prestij kazanıyor? Onu “yüksek gastronomi”ye taşıyan değer ölçütlerini kim belirliyor? Sosyoloji profesörü Zafer Yenal ve yemek editörü Reyhan Ülker, bu dönüşümün arkasındaki toplumsal ve gastronomik hiyerarşilere bakıyor.

Reyhan Ülker

·

26 Eyl 2026

Mutfakların dili: Etnik mutfaklar nasıl yüksek gastronomiye dönüşüyor?