İthalat (kısır) döngüsü

Tarım üretimini ve çiftçiyi destekleyen politikalar için son çağrı.
İthalat (kısır) döngüsü

apéro

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

Ortaokul coğrafya sınavlarında sıklıkla ihracat ve ithalat terimlerini karıştırırdım. Neyse ki günümüz çocuklarının bu sorunu yok. Nitekim ithalat, özellikle tarım sektöründe, öylesine yüksek bir ivmeyle ihracat rakamlarına fark attı ki karıştırmaya ihtimal dahi vermez oldu.

Tahıl ambarı, beyaz altın: Eskiden İç Anadolu için tahıl ambarı ve pamuk için beyaz altın denirdi. Günümüzde ne diye adlandırılıyor emin değilim; çünkü bildiğim kadarıyla artık ikisinin de yerlisi pek revaçta değil. Pamuk için ABD’ye, tahıl için ise birden fazla ülkeye muhtacız. Geçtiğimiz günlerde buğday, arpa ve mısırda gümrük vergisinin 31 Aralık 2020’ye kadar sıfırlanması ve ithalata kapıların açılması bu ihtiyaç doğrultusunda atılan adımların en son örneklerinden. 

Zam, zarar: Türkiye topraklarında yaşayan çiftçiler için öncelikle yüksek girdi fiyatlarıyla üretim yaptıklarını söylemek en doğrusu. Özellikle döviz kurlarının yükselmesiyle birlikte sürekli zamlanan gübre fiyatlarını es geçmemek gerek. Ortada kabak gibi duran yanlış ise, çiftçinin büyük bir emekle yetiştirdiği ürününü çoğu zaman maliyetinin altında satmak zorunda bırakılması.

Kısır döngü: Ürün çiftçiden çıktıktan sonra ise olanlar malum; taşıma masrafları, aracılar ve raftaki kâr payı eklenince ürünün fiyatı kat be kat artıyor. Tarlada maliyeti 90 kuruş olan patatesin, çiftçiden alım fiyatı 65 kuruş oluyor ve marketlerde 2 TL bandında satılıyor. Tüketicinin ses etmemesi için çiftçilerin hayatı yok sayılıyor. Fiyatların tezgâhlara yüksek yansıdığı durumlardaysa tüketiciyi koruma adı altında ithalat düğmesine basılıyor ve yerli üreticinin verdiği fiyatın çok daha altında bir fiyattan ürünler ülkemize getiriliyor. Yapılan her ithalat da üreticiyi tarımsal faaliyetlerden uzaklaştırıyor. Bu faaliyetlerin azalması sonucu üretimin azalması nedeniyle yeniden yükselen fiyatların tek çaresi de tekrardan ithalata başvurmak oluyor. Türkiye'de tarım işte tam da bu kısır döngü içerisinde sürünüyor. 

Arka plan: Üretimi destekleyen politikalar olmadığı için kırsal nüfusunun yaşlanması da büyük bir problem ve bu yeni bir şey değil. 1980’lerde Turgut Özal döneminin ithalat politikalarıyla tarım sektörünün desteksiz bırakılması ve çiftçilerin ithalatla terbiye edilmesi sonucu köyden şehre göçlerin hızlanması Türkiye’de tarımı bugünkü konumuna getirdi.

Çok geç olmadan: Çiftçiler bugün, “Üretemezsem ne kaybederim?” diye düşündükleri bir hâle gelmiş durumda. Artık çığ olmayı bile aşmış bu sorun görmezden gelinmeye devam edilirse yakın bir zamanda daha kötü günlere gireceğimiz aşikâr. Yine de hâlâ bir kurtuluş şansımız var; çünkü bereketli topraklara sahip bir coğrafyadayız. Orta ve uzun vadeli tarım politikaları bir an önce planlanır ve işlenirse, ekilmeyen tarım arazileri yeniden canlandırılırsa ve genç nüfusun yeniden tarımsal üretime geçmesi sağlanırsa; kısacası bütün bir tarım ve çiftçilik yeniden yapılandırılırsa belki de orta vadeli bir süreçte gerçekten o eski ders kitaplarında geçen, “gelişmekte olan ülkeler” kategorisine yeniden girebilir, belki de bir süre sonra gelişmiş sıfatını kazanabiliriz. Çok geç olmadan harekete geçmek şartıyla.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

apéro

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

NEREDE YAYIMLANDI?

apéroapéro
∙

BÜLTEN SAYISI

∙

PREMIUM'A ÖZEL

🍸 Apérolanma zamanı: İştah ve ufuk açmaya geldik.

Haftanın menüsü: İştah açan tütsülenmiş orman meyveli sirke, hafta içi erken saatlerde bira, Monako esintili bir Tarabya restoranı, tarımda kısır döngü.

04 Kas 2020

🍸 Apérolanma zamanı: İştah ve ufuk açmaya geldik.

YAZARLAR

Can Koyuncu

Gastronom, Biber CEO'su ve gıda muhabiri

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

İLGİLİ OKUMALAR

apéroapéro
∙

HİKAYE

Mutfakların dili: Etnik mutfaklar nasıl yüksek gastronomiye dönüşüyor?

Göçle taşınan, mahallelerde köklenen ve uzun süre “etnik” kategorisinde tutulan mutfaklar bugün fine dining’in parçası oluyor. Peki bir mutfak ne zaman prestij kazanıyor? Onu “yüksek gastronomi”ye taşıyan değer ölçütlerini kim belirliyor? Sosyoloji profesörü Zafer Yenal ve yemek editörü Reyhan Ülker, bu dönüşümün arkasındaki toplumsal ve gastronomik hiyerarşilere bakıyor.

26 Eyl 2026

Mutfakların dili: Etnik mutfaklar nasıl yüksek gastronomiye dönüşüyor?
apéroapéro
∙

HİKAYE

Nouveau’dan ibaret olmayan Beaujolais: Bağda bir gün

Dışarıdan bakıldığında şarap kültürü ve turizmiyle, hatta biraz romantize edilmiş bir Fransız şarap imgesiyle özdeşleşen Beaujolais’nin, içeriden bakıldığında nasıl bir emek, iklim ve aile ekonomisi üzerine kurulduğunu Ceren Aral Desnos, bir beyaz yakalı olarak deneyimlediği bir günlük bağbozumu üzerinden anlatıyor.

Ceren Aral Desnos

·

19 Eyl 2026

Nouveau’dan ibaret olmayan Beaujolais: Bağda bir gün
apéroapéro
∙

HİKAYE

Bedenin modası, beslenmenin trendi: Peki şimdi ne yiyeceğiz?

Beslenme trendleri ortaya çıkarken bilimsel bilgi; medya, beden idealleri, sosyal normlar ve gıda endüstrisi tarafından seçiliyor, sadeleştiriliyor ve ürünleştiriliyor. Böylece bilim, gündelik yaşamın ve tüketim alışkanlıklarının parçası hâline gelirken sağlıklı beden, “doğru” beslenme ve kendimize iyi bakmak da sürekli yeniden tanımlanıyor.

Reyhan Ülker

·

12 Eyl 2026

Bedenin modası, beslenmenin trendi: Peki şimdi ne yiyeceğiz?
apéroapéro
∙

HİKAYE

Sifnos'un yolu: Bir ada nasıl gastronomi destinasyonuna dönüşür?

Yunanistan’ın küçük Kiklad adalarından Sifnos, yerel ürünleri, geleneksel yemekleri ve son 15 yılda açılan şef restoranlarıyla ülkenin öne çıkan gastronomi duraklarından birine dönüştü. Adada nohut, peynir, kapari, kekik balı ve balık gibi ürünler hem geleneksel tavernaların hem de yeni nesil restoranların menülerinde yer buluyor. Seramikçilik gibi yüzyıllardır süren zanaatlar yemek kültürünün bir parçası olmaya devam ederken farklı ülkelerden şeflerle yapılan işbirlikleri de Sifnos mutfağını yeni tatlara ve tekniklere açıyor.

Emre Onar

·

05 Eyl 2026

Sifnos'un yolu: Bir ada nasıl gastronomi destinasyonuna dönüşür?
apéroapéro
∙

HİKAYE

Doğaya dönüşün ilk dalgası: Foraging'in yeniden keşfi

Bir zamanlar bir hayatta kalma becerisi olan foraging, bugün fine dining'in, wellness kültürünün ve sosyal medyanın ilgi alanında. Bu geri dönüş, insanın doğadan yeniden beslenmesinden çok, doğayla kopmuş ilişkisinin farkına varmasıyla ilgili olabilir.

Reyhan Ülker

·

29 Ağu 2026

Doğaya dönüşün ilk dalgası: Foraging'in yeniden keşfi