Taze meyve ve kuruyemişlerden sevgiyle: Loved Gelato

Dondurma gibi dondurma. Bildiğiniz, sevdiğiniz, o ballandıra ballandıra anlattığınız dondurmalardan. Ama bu defa alıştığınız sütlerden değil, kajudan.
Taze meyve ve kuruyemişlerden sevgiyle: Loved Gelato

15 Haziran - BMW - apéro
BMW ile birlikte

Modern, sportif ve tamamen elektrikli: Yeni BMW i4

Borusan Otomotiv'in Türkiye temsilcisi olduğu BMW, BMW i3 ile başlayan elektrikli mobilite yolculuğuna ilk tamamen elektrikli Gran Coupé modeli Yeni BMW i4 ile devam ediyor. Çarpıcı ve dinamik bir sürüş deneyimi arayanlar için Yeni BMW i4…

Daha fazlasını öğren →

apéro

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

Loved, geçtiğimiz ay Cihangir'de Kadirler Yokuşu’nda bir pazar yürüyüşünde keşfedildi. Limonlu Hindistan cevizli ve bulut gibi hafif yer fıstıklı dondurmasıyla sevildi, serinlendi. İçeriği öğrenilince yürekler şenlendi, mideler “oh be” dedi. Hâl böyle olunca kajudan bu dondurma reçetesini nasıl geliştirdiklerini sormak gerekti. Bitkisel bazlı dondurma nedir, ne değildir; bitkisel bazlı ürünler arasında yeri nicediri kurucusu Metehan Yılmaz’a sorduk. 

Önce içerik! Loved Gelato dondurmalarının içeriğinden bahseder misin?

Loved Türkiye’nin ilk %100 bitkisel bazlı dondurma markası olarak kuruldu. Şu an ürettiğimiz ve ileride üreteceğimiz her ürün %100 bitkisel bazlı olacak. 

Hayvansal bazlı ürünlerin bitkisel muadilleri genelde o ürünlerin kötü bir kopyası gibi oluyor. Loved Gelato’yu kurarken en dikkat ettiğimiz konu buydu. Yaklaşık beş ay boyunca üretim bölümümüzde her türlü bitkisel sütü kullanarak yüzlerce kilo dondurma yaptık. Kaju sütünden yaptığımız dondurmaların doku, kıvam, lezzet olarak birçok alanda hayvansal süt bazlı dondurmalara çok iyi bir alternatif olabileceğiniz keşfettik. Yağ ve şeker oranımızın hayvansal sütle üretilen dondurmalara göre oldukça düşük olmasına rağmen kullandığımız en iyi kalitedeki hammaddeler sayesinde lezzet ve form olarak hayvansal sütlü dondurmaları aratmayan bir kalite yakaladık. 

Bitkisel sütlerden ve karışımlardan üretilen birçok dondurma alternatifi var. Bitkisel bazlı reçetelerinizi oluştururken Loved Gelato olarak sizin kriterleriniz neler?

Reçetelerimizi hazırlarken üç kriterimiz var. Birincisi yapılan ürünün ya süt bazlı dondurma kalitesinde (doku, tat, kıvam, lezzet olarak) ya da daha iyi olması. Bunun için bulabildiğimiz en iyi hammaddeleri kullanıyoruz. Meyvelerimizi, baharatlarımızı ve aromatik bitkilerimizi İpek Hanım Çiftliği’nden tedarik ediyoruz. Kuruyemişlerimizi de yerel üreticilerden alıyoruz. İkinci kriterimiz her ürünün şeker oranının olabildiğince düşük tutulması. Loved ekibi olarak tatlıyı çok seviyoruz fakat tatlı yiyeceğiz diye de şeker bombası yemek istemiyoruz. 

Üçüncü kriterimiz de lezzet kombinasyonları. Bu konuda ciddi bir mesai harcıyoruz. Mesela sadece Antep fıstıklı bir dondurma yapmak yerine Antep fıstığının lezzetini nasıl daha yukarı taşırız diye düşünüyoruz. Bunun için Antep fıstığıyla uyumlu tatların listesini çıkarıyoruz ve teker teker denemeye başlıyoruz. Ta ki mükemmel kombinasyonu bulana kadar. Bütün lezzetlerimiz bir tatla başlıyor, başka bir notayla devam ediyor ve en sonunda diğer bir uyumlu notayla bitiyor.

Bitkisel bazlı ürünlerin pazardaki yükselişi içinde bitkisel bazlı dondurmanın geleceğini nasıl öngörüyorsun?

Bitkisel bazlı ürünlerin başta ABD ve Avrupa olarak inanılmaz bir ivme yakaladığına hepimiz şahit oluyoruz. Hatta %100 bitkisel bazlı et ve tavuk eti üreticileri son yıllarda aldıkları yatırımlarla hayvansal ürünler satan şirketlere ciddi şekilde rakip olmaya başladı. ABD’de meşhur bir tavuk fast food zinciri olan Chick-Fill-A, bitkisel bazlı tavuk şirketi olan Project Pollo tarafından satın alınma aşamasında. Bitkisel bazlı ürünler lezzet olarak hayvansal ürünlere göre tercih edilir oldu. 

Dünya artık hayvansal ürünlerden bitkisel bazlı ürünlere geçip geçmeyeceğini tartışmak yerine bu değişimin ne zaman olacağını kestirmeye çalışıyor. Bu durumun önündeki tek engel bitkisel bazlı ürünlerin fiyat olarak hâlâ biraz daha pahalı olması. Sanırım önümüzdeki 10 yıl içinde bu değişim büyük bir hızla devam edecek ve bitkisel bazlı ürünlere hem fikirsel hem de deneyimsel olarak daha yakın olan yeni jenerasyonun etkisiyle raflarda hayvansal ürünlerden daha çok bitkisel ürünler göreceğiz. Dondurma da tabii ki bu sektörün bir üyesi olduğundan bu değişimden pozitif olarak etkilenecektir. 

Loved Gelato'nun sezon güzeli limonlu Hindistan cevizlisi güneşlenirken
Fotoğraf: Elif Bayram


Bu senaryoda dondurma diğer bitkisel bazlı ürünlerden nasıl ayrılıyor? 

Süt ürünlerinin bitkisel muadilleri bence diğer vegan alternatiflerden daha hızlı bir şekilde tüketicide karşılığını buluyor. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım departmanının 2009 yılında yaptığı araştırmada dünya nüfusunun %70’inin laktoz intoleransı olduğu ortaya çıktı. Laktoz intoleransı, alerji gibi vücutta yoğun bir reaksiyon göstermese de kısa vadede şişkinlik, karın ağrısı ve rahatsızlık hissi gibi semptomları içinde barındırıyor. Bu sebeplerle hayat kalitesini artırmak isteyen kişiler son 20 yıldır özellikle ABD ve Avrupa’da bitkisel sütlere yönelmeye başladı. 

Dikkat ederseniz bitkisel sütler neredeyse hayatımıza giren ilk hayvansal ürün muadili oldu. Dondurmanın bitkisel muadilleri de  yurt dışında son 5 yıldır katlanarak artıyor. Yakın vadede belki bu değişim ülkemizde hızlı olmayacaktır ancak uzun vadede hem sağlık hem de gelişen hammadde tedariği açısından bitkisel bazlı dondurmanın hayvansal sütlerle üretilen dondurmanın yerini alacağını düşünüyorum.

Bitkisel bazlı ürünlerin yükselişi de lezzetten ödün verilmesi, sağlıksız ve besin değeri olmayan ürünler geliştirilmesi, kaynakların etik ve adil olmayan bir şekilde kullanılması gibi birtakım endüstrileşme problemlerinden nasibini alıyor. Bu çerçevede bitkisel bazlı bir ürün üretirken lezzetten ve üretim prensiplerinden ödün vermeden kendinizi geliştirmek için siz neler yapıyorsunuz? 

Bitkisel bazlı ürün sektörüne karşı uzun zamandan beri diğer yerleşik sektörlerden gelen eleştiriler ve yargılar olduğunun sanırım birçok kişi farkında. Sürdürülebilirliğin şimdiki zaman diliminde yaşayan bizlerin kucağına bırakılmış kötü bir miras olduğunu hepimiz deneyimliyoruz. Son 50 yılda özellikle hayvancılık sektöründe yaşanan modernizasyonlar sebebiyle bütün dünya daha önce hiç tüketmediği kadar hayvansal ürünler tüketmeye başladı. Bunda ulaşılabilirliğin ve standardizasyonun önemi de çok büyük. Endüstri olabilecek kadar gelişen her sektörün ilk amacı büyümek olduğundan bitkisel bazlı ürün sektörü de bu durumdan nasibini alıyor. Bitkisel bazlı ürünlerin daha sağlıklı, daha adil, daha şefkatli bir duruşu olması gerekirken sadece hayvansal gıda içermemesi yeterli bir kriter sayılıyor. 

Bir ürünün üretiminde artık her aşamaya dikkat etmemiz gereken bir çağda yaşıyoruz. Bu konuda her birimize düşen sorumluluk bizden önceki kuşaklardan çok daha fazla. Loved olarak gerekmeyen hiçbir paketleme ve ambalaj ürünü kullanmıyoruz. Külahların altlarına takılan kâğıtlar, poşet ve plastik servis kullanmıyoruz. Strafor şu an kullandığımız (bundan hiç memnun olmadığımızı belirtmeliyim) tek kötü ambalaj kalemi. Doğaya oldukça zararlı ve neredeyse hiçbir şekilde çözünmeyen bu ürünü değiştirmek için neredeyse her gün araştırmalar yapıyoruz. Umarım çok yakında bu durumu da değiştireceğiz. 

Hammadelerimizi alırken de önceliğimiz sürdürülebilir tarım yapan ve doğaya saygılı yerel ve organik üreticiler oluyor. Bu ürünler diğer ürünlere kıyasla daha pahalı olsa bile seçimimiz bu yönde yapıyoruz. Zaten bu ürünleri kullandığımızda dondurmalarımız tat, doku ve kıvam olarak diğer dondurmalardan kalite olarak ayrılmaya başlıyor. Diğer yandan dükkânımızda şu an 10 farklı çeşit dondurma servis ediyoruz ve her birini mevsimsel ürünler kullanarak hazırlamaya çalışıyoruz. 

Mevsimsel demişken... Haziran ayında neler tadacağız?

Haziran ayında kayısı, çilek ve kiraz çok lezzetli ve bu tatları dondurma hâline getirmek bizim için bir tutku diyebilirim. Bu ay içinde çilekli cheesecake, Napolyon kirazı & bitter çikolata parçaları ve kayısı & marzıpan çeşitlerimiz olacak. 


Loved Gelato’dan sevgilerle bir not: Bu satırları okurken strafora alternatif olan bir paketleme yöntemi hakkında bilgi sahibi olan varsa bize e-posta, sosyal medya ya da telefon yoluyla ulaşabilir.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

apéro

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

NEREDE YAYIMLANDI?

apéroapéro
∙

BÜLTEN SAYISI

∙

PREMIUM'A ÖZEL

⛱️ Püfür püfür iştah açanlar, serin serin dondurma

Yazlık menü: Yaza tatlı bir gölge gibi gelecek tavsiyeler, Loved Gelato ile bitkisel bazlı dondurmacılık üzerine söyleşi.

15 Haz 2022

BMW ile birlikte
Fotoğraf: Berkok Yüksel

YAZARLAR

Elif Bayram

Editor-in-chief, Soli

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

İLGİLİ OKUMALAR

apéroapéro
∙

HİKAYE

İstanbul’da mevsimi balık söylerdi

Bir zamanlar İstanbul’un takvimi deniz üzerinden tutulurdu. Palamutun, lüferin ve uskumrunun gelişi mutfakta neyin pişeceği kadar, kayıkların ne zaman suya ineceğini, balıkçı tezgahlarının görünümünü ve şehrin gündelik akışını da belirliyordu. Bazı şeyler hiç değişmiyor. Ekim geldiğinde İstanbul’da gözler hâlâ yeniden denize çevriliyor.

Büşra Soydemir

·

17 Eki 2026

İstanbul’da mevsimi balık söylerdi
apéroapéro
∙

HİKAYE

Londra gastronomi rotası: Borough Market’tan Bermondsey Street’e

Londra’yı gastronomi üzerinden tanımak için her zaman şehrin en yeni restoranlarının peşine düşmek gerekmiyor. Bazen birkaç sokaklık bir rota, şehrin yemek kültürünün nasıl değiştiğini görmek için yeterli. Borough Market’tan Bermondsey Street’e kadarki bu bölge de bunun iyi örneklerinden biri. Emre Onar, sevdiği duraklar ve kendi deneyimleri üzerinden bu kısa mesafeyi adım adım anlatıyor; kahveyle başlayan rotayı pazar tezgahlarından restoranlara, oradan da Bermondsey Street’in sakinliğine taşıyor.

Emre Onar

·

10 Eki 2026

Londra gastronomi rotası: Borough Market’tan Bermondsey Street’e
apéroapéro
∙

HİKAYE

Hasat, Mutfak ve Sofra: WMF ile Urla’da bir akşam

Urla’da sofraya giden yol, toprağın ve mevsimin sunduklarıyla başlıyor. WMF işbirliğiyle, Şef Dilek Yetkiner eşliğinde lavantalardan Ege otlarına uzanan bir hasadın ardından mutfağa geçtik. Doğada başlayan akşamı, uzun bir yaz akşamına yakışan sofrada, Bi’ Masa Akademi’de pişirdiklerimizle tamamladık.

05 Eki 2026

Hasat, Mutfak ve Sofra: WMF ile Urla’da bir akşam
apéroapéro
∙

HİKAYE

Şef Kanji Kobayashi’nin İstanbul notları

İki Michelin yıldızlı Villa Aida’nın kurucu şefi Kanji Kobayashi, Vakko L’Atelier’in “Guest Chef Dinner” serisi için İstanbul'daydı. Şef Kobayashi, sohbetimizde İstanbul’da karşılaştığı malzemeleri kendi mutfak diliyle yeniden düşünürken şehrin yemek kültüründe kendisine tanıdık gelen ve ayrışan noktaları anlattı.

Reyhan Ülker

·

03 Eki 2026

Şef Kanji Kobayashi’nin İstanbul notları
apéroapéro
∙

HİKAYE

Mutfakların dili: Etnik mutfaklar nasıl yüksek gastronomiye dönüşüyor?

Göçle taşınan, mahallelerde köklenen ve uzun süre “etnik” kategorisinde tutulan mutfaklar bugün fine dining’in parçası oluyor. Peki bir mutfak ne zaman prestij kazanıyor? Onu “yüksek gastronomi”ye taşıyan değer ölçütlerini kim belirliyor? Sosyoloji profesörü Zafer Yenal ve yemek editörü Reyhan Ülker, bu dönüşümün arkasındaki toplumsal ve gastronomik hiyerarşilere bakıyor.

Reyhan Ülker

·

26 Eyl 2026

Mutfakların dili: Etnik mutfaklar nasıl yüksek gastronomiye dönüşüyor?