Ortak bir kültür: Chopsticks

Bu hafta ehlikeyiflerin aşina olduğu mutfak tasarımlarında, ilgisi ve sevgisi biraz daha Uzak Doğu'ya kayanların sıkça kullandığı bir ürün var: Chopstick. Ülkemizde de artık sıkça karşılaştığımız chopstick'ler tarihte sadece suşi müdavimlerini acemilerden ayıran acımasız bir araç olarak kalmamış aynı zamanda bir kültürün simgesi olarak sahnede yerini almıştır.
Nereden çıktı bu çubuk işi? Chopstick'ler yaklaşık 6.000-9.000 yıl önce yemek pişirmek için ilk olarak Çin'de kullanılmıştır. Sıcak su ve yağ dolu kapları karıştırmak, içinden pişen yiyecekleri almak ve servis etmek için el ve parmakların yerini alacak bir alternatif arayışının sonucu ortaya çıkmış; M.Ö. 400 civarında aşçıların hem yiyeceklerin daha hızlı pişmesi hem de kaynakların azalması sonucu malzemeleri daha küçük parçalara bölmeleri sonucu bıçak kullanımın anlamsızlaşmasıyla sofralarda yerini almıştır. M.S. 500’lerde Japonya, Kore ve Vietnam’da da görülmeye başlanan bu çubuklar, günümüzde dünya nüfusunun %20’sinden fazlası tarafından kullanılmaktadır.
Dinî törenlerin demirbaşı, namıdiğer zehir dedektörü: Günlük hayatımızda sadece yemekle ilişkilendirdiğimiz chopstick'ler Japonya’da ilk başlarda dinî törenlerde kullanılıyordu. Cımbız gibi en üst noktada birleştirilmiş çubuklar tanrılara kutsal şeyler sunmak gibi dinî amaçlara hizmet ediyordu. Zehirli bir yiyeceğe temas ettiği takdirde gümüşün renk değiştireceği inancından dolayı ise Çin Hanedanlığı döneminde gümüş çubuk kullanımı hanedan ailesi ve yakın çevresinde oldukça yaygındı.
Tüm chopstick'ler aynı değildir: Chopstick'ler, kullanıldığı sosyo-ekonomik ve kültürel çevreye göre biçim ve kullanış amacı bakımından değişiklik gösterir. Yemek paylaşmanın çok yaygın olduğu kalabalık sofralara sahip Çin’de masada ortadan yemek yemeyi kolaylaştırmak için çubuklar uzun ve kalın iken bireyselliğin ön planda olduğu Japonya’da çubuklar Çin’dekilere göre daha kısa ve keskindir. Ayrıca Japonya'da kullanılan yemek çubukları, ülkenin ana yiyeceklerinden biri olan balığın yenmesini kolaylaştırmak için en ince ve en sivri uca sahiptir. Japonya özel olarak belirli etkinliklere adanmış çubuklar bakımından zengin bir ülkedir. Örneğin “meotobashi” adı verilen çubuk, evli çiftlere hediye edilmek için tasarlanıştır. “İwaibashi”, yeni yılda hediye edilir. “Rikyubashi” çubukları kaiseki (şefin kurduğu sofra, tadım menüsü) yerken tercih edilirken “saibashi” isimli çubuklar yemek hazırlama ve sunma aşamalarında kullanılır. Güney Kore’de ise barbekü kültürü yaygın olduğundan ülkedeki çubuklar genellikle daha düz ve metalden yapılmıştır.
Çubuğa dair inanışlar: Çin’de çubuğu; yemeğe daha yakın yerden tutarsanız yakınlardaki biriyle evleneceğinize, tepesinden tutatsanız uzaktaki biriyle evleneceğinize inanılır. Başka bir inanışa göre ise yemek çubuklarınızı ne kadar uzakta tutarsanız, evinizden o kadar uzaklaşırmışsınız. Güney Kore'de evlilikle alakalı bir benzer batıl inanışına göre ise çubukları ne kadar uca yakın tutarsanız o kadar uzun süre bekâr kalınırmış. Eğer ki şansızınıza yemek sırasında size eşit boyutlarda olmayan ya da pürüzlü bir çift çubuk gelirse bu bir tekneyi veya uçağı kaçıracağınız anlamına gelirmiş. Çin’in bazı yörelerinde yeni evlenenlere düğünde ya da sonrasında “yakın zamanda bebekleriniz olsun” anlamına gelen yemek çubukları hediye etmek bir gelenek, iyi dilek göstergesidir. Yani bu batıl inançlara ve simgelere göre hangi çubuğu neresinden tuttuğunuza dikkat edin deriz!
Saydıklarım kadar pozitif olmayan bir başka inanış ise Uzak Doğu’ya gitmeyi planlayanları çubukları kasenin içindeki yemeğe, özellikle de pilava dikey olarak saplamamaya karşı uyarıyor; çünkü çubukların dikey pozisyonda saplamak ölüleri “beslemeyi” sembolize eden tütsü yakma ritüeline benzetiliyor ve bazı evsiz sokak hayaletlerini çağırdığınız anlamına gelebiliyor. Son olarak, Uzak Doğu’ya gitme şansına kadir olanlar için kolaylıkla yapılabilecek bir hatanın altını çizmek isteriz: Bu kültürlerde çubukları bir başkasına doğru doğrultmak saygısızlık olarak algılanabiliyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
NEREDE YAYIMLANDI?
Haftanın menüsü: Japonya’da bir gurmenin gözünden shokunin kavramı, chopstick'lerin gizli anlamları, iştah açan belgeseller, diziler ve askıda yemek platformu
28 Eki 2020

YAZARLAR

Adasu Mireli
Food writer @ Aposto

apéro
İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.
İLGİLİ OKUMALAR
Tarımda kriz çoğu zaman üretim, iklim ya da ekonomi üzerinden tartışılıyor. Oysa gözden kaçan daha temel bir mesele var: Bilginin kim tarafından üretildiği. Tarımsal bilginin köyden laboratuvara, devletten piyasaya ve bugün algoritmalara kadarki süreçlerini izleyerek çiftçinin bu değişimde nasıl edilgenleştiğini ve neden yeniden bilgi üretiminin öznesi olması gerektiğini tartışıyoruz.
25 Tem 2026

Fine dining dünyasının baskıları, aile mirasları, kapanmayan yaralar ve kırılgan dostluklar... The Bear final sezonunda yeni hikayeler anlatmak yerine yıllardır taşıdığı yüklerle aynı masaya oturuyor. Dizinin Mikey'nin gölgesi, restoran kültürü, Carmy'nin liderlik krizi, Richie'nin dönüşümü etrafında beş sezondur ördüğü temalar, son sezonda birer birer çözülüyor.
18 Tem 2026

Türkiye'de kahvaltı hiçbir zaman yalnızca günün ilk öğünü olmadı. Ailelerin, dostlukların ve gündelik hayatın etrafında şekillenen bu kültür, Erenköy'deki Mehmet Ali Paşa Köşkü'nde bulunan Ethem Efendi Kahvaltı'yla geçmişi ve bugünü aynı sofrada buluşturuyor.
11 Tem 2026

Londra’da Türk mutfağı artık yalnızca kebapçılar ve mahalle restoranlarından ibaret değil. Şehrin merkezinde açılan yeni nesil restoranlar, sokak lezzetlerini yeniden yorumlayan girişimler ve farklı kitlelerle kurulan yeni ilişkiler, mutfağın görünürlüğünü ve algısını değiştiriyor. Soho’dan Dalston’a uzanan bu rota, Türk mutfağının Londra gastronomi sahnesindeki yerini takip ediyor.
04 Tem 2026

Beyoğlu’nun, ahşap dokulu ve minimalist atmosferiyle öne çıkan Uzak Doğu etkili restoranı Hona'dayız. Hona, şef Ansar Kemaloğlu’nun ailesinin sürgün edildiği köyün adı. Özbekistan’da geçen çocukluk yılları, Uzak Doğu mutfaklarıyla kurulan erken temas, Türk mutfağına yöneliş ve Uygur mutfağında başlayan profesyonel deneyim, bugün Hona’yı şekillendiren fikrin temelini oluşturuyor.





