

En lezzetli 25 yıl: Harem Chocolate Çikolataseverlerin kalbine giden yolun 25 yıldır izini süren Harem Chocolate , en kaliteli hammaddelere yer verdiği bu lezzetli yolculukta, çikolata tutkunları için unutulmaz izler bırakmaya devam ediyor. Zevkle ve mutlulukla paylaşılan anlara eşlik etmeyi kutladığı yeni yaşında, bizlere “Lezzetli Paylaşımlıklar” ve “Bean to Bar” koleksiyonlarını armağan ediyor. Lezzetli Paylaşımlıklar : “Paylaşmayıp kendimize mi saklasak, paylaşıp mutlulukları mı çoğaltsak” ikilemine düştüğümüz koleksiyonda, çikolatanın meyve ve kuruyemişlerle harika buluşmasına merhaba diyoruz. Çıtır mandalina, lokum, kaju, badem, fındık, üzüm, çilek gibi mahsullerin en taze ve leziz hâllerini tadabileceğiniz 10 farklı ürün sizi bekliyor. Bean to Bar : Gana ve Kolombiya / Huila'dan temin edilen nitelikli kakao çekirdekleri katkısız ve koruyucusuz çikolatalı rüyalara dönüşüyor. Bean to Bar yöntemiyle üretilen ürünler hem kakaonun yoğun tadını hem de faydalarını bir araya getiriyor. İçilebilir Çikolata: Kakao çekirdeklerinin besin değerleri korunarak özel olarak üretilen bu içilebilir çikolata her detayıyla oldukça saf ve damağınızdan mutlulukla akmaya hazır. Süt veya su ile hazırlayabileceğiniz içilebilir çikolata, hem kalbinizi hem de en sevdiğiniz kupanızı sade, şekersiz ve kakuleli üç çeşidiyle ısıtacak. Fındık Ezmesi: Kaşık kaşık yememek için kendinizi tutmanıza hiç gerek yok; Harem Chocolate’ın çikolatalı fındık ezmesi katkısız, koruyucusuz ve rafine şekersiz . Günün dilediğiniz saatinde aradığınız mutluluğu vadeden bu tat sağlıklı bir alternatif sunuyor. Tadı damağınızda kalacak daha pek çok çikolatalı sanat eserini Harem Chocolate ’ta keşfedebilir, mutluluğa giden yolu şuradan takip edebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
Nerede? Chamlija Şarapçılık, Büyükkarıştıran/Lüleburgaz/Kırklareli
Ne zamandan beri? 2006
Kurucusu:Mustafa Çamlıca
Neden buranın Kara Sevda’sı? Yok olmaktan kurtarılan Istranca üzümü Papaskarası'nın yeniden canlanıp altın madalyaya uzanan öyküsü.
Önce uyanış: Bir sohbette Mustafa Çamlıca’ya bahsedilen Marcel Biron ve kitaplarıyla 1930lu yılların Türkiye şarapçılığına yönelik bir ilgi uyanıyor. Atatürk’ün talimatıyla Fransa’dan Türkiye’ye gelen bağcılık ve şarapçılık uzmanı Biron, yaklaşık 20 yıl Türkiye’de çalışıyor: Filoksera ve savaşlar yüzünden yok olma tehlikesi yaşayan bağlar iyileştiriliyor, Türkiye’nin şaraplık üzümlerine dair derin analizler yapılıp kitap hâline getiriliyor.
Sonra yeniden canlanış: Biron çalıştığı üzüm çeşitleri arasında Papaskarası’nı Burgonya şaraplarına benzeterek uluslararası kalitede görüyor; 1947’de Uluslararası Bağcılık ve Şarapçılık örgütünün asil şaraplık üzümler listesine ilk Türkiye üzümü olarak tescil ettiriliyor. 2000ler’e gelindiğinde yok olmakta olan bu üzüm Biron’un hikâyesiyle beraber Mustafa Bey’in iyiden iyiye ilgisini çekiyor. Papaskarası şarabından Blanc de Noirs yapmaya karar veriliyor. Bu kararın ardından ilk başarılı deneme 2014’te yapılıyor. Papaskarası 2017’deyse katıldığı Uluslararası Balkan Şarap Yarışması’ndan altın madalyayla dönüyor.
Nasıl kokar, nasıl tadar? Mustafa & İrem Çamlıca'nın tanımıyla: Kara Sevda zarif bir baharat şarabı. Tadanların genelde lohusa şerbetine şerbetine benzettiği şarap Pinot Noir'la benzerlik gösterebiliyor. Karabiber, karanfil aromaları baskın; siyah kiraz, vişne, ahududu meyve tatları yoğun ve Uzun bitişte, kırılmış kuvars taşlarının mineralsiliği Istranca teruarını yansıtıyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Kuzey Trakya'nın yerel üzümü Papaskarası Çamlıca ailesinin hikâyesine nasıl dönüştü? Bağdan kadehe şarap endüstrisi Türkiye'nin ekonomik geleceğinde nasıl bir role sahip? Uğur Gürses anlatıyor.
11 Kas 2023

YAZARLAR

apéro
İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.
İLGİLİ OKUMALAR
Beslenme trendleri ortaya çıkarken bilimsel bilgi; medya, beden idealleri, sosyal normlar ve gıda endüstrisi tarafından seçiliyor, sadeleştiriliyor ve ürünleştiriliyor. Böylece bilim, gündelik yaşamın ve tüketim alışkanlıklarının parçası hâline gelirken sağlıklı beden, “doğru” beslenme ve kendimize iyi bakmak da sürekli yeniden tanımlanıyor.

Yunanistan’ın küçük Kiklad adalarından Sifnos, yerel ürünleri, geleneksel yemekleri ve son 15 yılda açılan şef restoranlarıyla ülkenin öne çıkan gastronomi duraklarından birine dönüştü. Adada nohut, peynir, kapari, kekik balı ve balık gibi ürünler hem geleneksel tavernaların hem de yeni nesil restoranların menülerinde yer buluyor. Seramikçilik gibi yüzyıllardır süren zanaatlar yemek kültürünün bir parçası olmaya devam ederken farklı ülkelerden şeflerle yapılan işbirlikleri de Sifnos mutfağını yeni tatlara ve tekniklere açıyor.

Bir zamanlar bir hayatta kalma becerisi olan foraging, bugün fine dining'in, wellness kültürünün ve sosyal medyanın ilgi alanında. Bu geri dönüş, insanın doğadan yeniden beslenmesinden çok, doğayla kopmuş ilişkisinin farkına varmasıyla ilgili olabilir.

Bordeaux’nun kurduğu şarap dünyası zamanla apelasyonlar, ödüller ve prestij üzerinden ortak bir ölçüte dönüştü. Fakat Asya’nın şarapla ilişkisi bunlardan çok daha eski. Çin’in Jiahu çömleklerinde ya da Japonya’nın Koshu bağlarında yazılan hikaye, şarabın tek bir coğrafyanın tanımlayabileceği kadar dar bir geçmişe sahip olmadığını gösteriyor. Bugün bu birikim, Batı’dan gelecek bir onaydan çok kendi referansları üzerinden yeni bir şarap kültürüne dönüşüyor.
22 Ağu 2026

Bir kısmı henüz kapılarını yeni açtı, bir kısmı yıllardır hayatımızda. Ortak noktaları ise aynı: Her biri Türkiye'nin yeme-içme sahnesine yeni bir fikir, yeni bir soluk ya da yeni bir yön öneriyorlar. Son dönemin en çok konuşulan 20 adresi bu seçkide.




