Pera’nın şövalyesi: Aheste

Dünya sahnesinde temsil heyeti olabilecek kalitede bizden, keşif ve macera yaşatacak türden özgün bir restoran.
Pera’nın şövalyesi: Aheste

24 Ağustos - RentiCar - apéro
RentiCar ile birlikte

Şehre mahkum kalma: RentiCar RentiCar'la hayatın tadı yolda çıkar RentiCar ’la seyahat alışkanlıklarınızı değiştirerek hayatın tadını yolda çıkarabilirsiniz. Nedir? Temelde araç kiralama platformu olarak hizmet veren RentiCar , yalnızca kullanıcı ve araç kiralama markaları arasında köprü olmayı değil, seyahat kültürünün bir parçası olarak araç kiralama dendiğinde ilk akla gelen olmayı ve pazarda en hızlı çözüm üreten, en pratik ve en güvenilir isim olarak yer almayı amaçlıyor. Özgürlük kavramından yola çıkarak sektör için yeni sayılabilecek bir kitleye de temas etmeyi planlayan RentiCar , araç kiralama hizmetinin iş seyahatleri, yıllık izinler ve tatillerin yanı sıra insanların günübirlik etkinlikleri, hafta sonu kaçamakları, şehir içindeki kısa mesafeli ancak daha esnek planlarının da parçası olması gerektiğine inanarak sektöre yeni bir soluk getiriyor. Siz de RentiCar ’ın kullanıcılarına sağladığı kolaylık ve özgürlüklerden faydalanmak için bu bağlantıyı ziyaret edebilirsiniz.

Daha fazlasını öğren →

apéro

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

İstanbul’da pek çok restoran başka restoranları anımsatır. Ne kastettiğimi tahmin etmek zor değil. İçine girince “Aa burası falanca restorana benzemiş”, “Beyaz tezgâhlar filanca bardan esinlenmiş” veyahut “Tam New York kafeleri gibi”, “İtalyan trattoria'larına benzemiyor mu?” gibi cümleler duymaya da etmeye de herkes aşina. Fakat nadiren restoranlar başka restoranları değil daha kıyıda köşede kalmış anıları, insanın ruhunda izler bırakmış kimi mazi öğelerini ortaya çıkarıyor.

Bodrum’da bir ev yemekçisinde insan anneannesinin halısında oturup yemek yerken çizgi film izleyişini hatırlayabiliyor. Derme çatma bir tavernada babasının zorla yedirdiği ilk deniz ürünününden aldığı zevki anımsayabiliyor. Son zamanlarda bana bu his celbini veren yegâne İstanbul restoranı Aheste oldu.

Yüksek tavanlar ve misafirlerini bekleyen masalar


Aheste, Asmalımescit’in aşağısında Meşrutiyet Caddesi üzerinde önünden kazara geçmesi kolay bir mekân. İçeri bir iki basamak aşağı inerek giriliyor. Kalın perdelerin arkasında sanki loş ışıkta doğmuş, loş ışıkta şekillenmiş tuğla taşlarla bezeli uzun ve dar bir alan var. İnsan “bu kadar yere ne güzel bir şey yapmışlar” diyor. Halbuki salonun sonunda öbür alana geçince tuğla kemerlerle taşınan tavan insanın başını sırtına değdirecek kadar yüksekte. Sanki bir piramitte giriş koridorunda emekledikten sonra kral salonuna girmek gibi bir his. Mimar Sinan Mihrimah Sultan’a abideler dikeceğine işletmeciliğe merak sarsa restoranın içini böyle yapardı herhâlde.

İşte Aheste’nin bu ambiyansı bende bir his uyandırdı. Zihnimin mağaralarında kaldığını bilmediğim bir kitapla beraber geldi: Cankurtaran Şövalyeleri İstanbul Dehlizlerinde. Aklımın Safter Korkmaz’ın keyifli gençlik romanına kayışını ilk başta kapağındaki tuğla döşeme duvar ve kemere yordum. Fakat basit ve İstanbul’da denk gelmesi kolay bu estetik benzerliğin ta şu anki hâlime “ağabey” diyecek, hayatımda en büyük istikrarın tatil olduğu dönemlerinden bir defaya mahsus okuduğum bir kitabı anımsatması da akıl kârı değil.

Sonradan fark ettim ki Aheste’nin bana hatırlattığı sadece ambiyansından kaynaklı değil. Mutfağıyla da Aheste bana Cankurtaran Şövalyeleri İstanbul Dehlizlerinde’nin tanıttığı hislerin aynılarını sundu: maceraperestlik ve keşif.

Aheste'de, tanıdık dehlizlerde yeni keşifler


Aheste’nin mutfağını tanımlamak pek güç değil. Modern Türk mutfağı denince akla gelebilecek bir menüye sahipler. Fakat başka modern Türk mutfağı olarak kendini tanıtan mutfaklara göre çok daha fazla özgün ve şefin şahsiyetini yansıtan tabağa sahip. En etkileyici oldukları nokta bu şahsiyeti menüdeki dengeyi kaybetmeden misafirlerine sunabilmeleri.

Restoranların sıkça düştüğü bir tuzak tekil tabaklardaki özeni ve konseptlerini yansıtmayı ancak menüsünde dengeden ödün vererek sağlayabilmesi. Aheste bu konuda gördüğüm en başarılı modern restoranlardan. Bir yanda klasik mi klasik bir uykuluklu takoz kokoreç var ki İstanbul’un “meşhur” geçinenlerine taş çatlatır. Bir yanda mantar tabağı gibi özgün, başlı başına duran tabakları var. Bilindik tariflerin iyi taraflarını ustaca yansıttıkları gibi özgün tabakları veya klasiklerin teknik ve eklemelerle yeniden işlenmiş hâllerini lezzetli şekilde ortaya koyuyorlar.

Bu yüzden Aheste tanıdık dehlizlerde yeni keşifler yaşattırıyor. Ambiyansıyla da menüsüyle de insanı aşina olduğu, eskiye dair, kimliği coğrafyasında kalmış bir yerde hissettiriyor fakat çaktırmadan kendi şahsiyetini aktarıyor, bilinmedik bir maceranın içine sokuyor. Cankurtaran Şövalyeleri gibi içinde kaybolması ve keşfetmesi her daim zevkli bir yer, özellikle de İstanbul tutkunları için.

Pera’nın incilerinden Aheste için rezervasyon önerilir, hafta sonu akşamları için şart. İç salonda yer için ısrar ediniz. Tadım menüsü mevcut, şarap menüsü zengin, kokteylleri güzel. Yabancılar için hem “fine” mutfak deneyimi olarak ideal hem de İngilizce anlatımları kuvvetli.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

apéro

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

NEREDE YAYIMLANDI?

apéroapéro
∙

BÜLTEN SAYISI

∙

PREMIUM'A ÖZEL

🍽️ Pera'da bir gece yarısı

Haftanın menüsünün menşei belli: Pera. Tanıdık dehlizlerde yeni keşifler için Pera'nın şövalyesi Aheste'de başlıyor akşam. Oradan mahallenin yenisi Bordel'e. Bir bratwurst'ını alırız.

24 Ağu 2022

RentiCar ile birlikte
Fotoğraf: Deniz Sabuncu

YAZARLAR

Berkok Yüksel

A former child writing about food and London for Aposto.

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

İLGİLİ OKUMALAR

apéroapéro
∙

HİKAYE

Mutfakların dili: Etnik mutfaklar nasıl yüksek gastronomiye dönüşüyor?

Göçle taşınan, mahallelerde köklenen ve uzun süre “etnik” kategorisinde tutulan mutfaklar bugün fine dining’in parçası oluyor. Peki bir mutfak ne zaman prestij kazanıyor? Onu “yüksek gastronomi”ye taşıyan değer ölçütlerini kim belirliyor? Sosyoloji profesörü Zafer Yenal ve yemek editörü Reyhan Ülker, bu dönüşümün arkasındaki toplumsal ve gastronomik hiyerarşilere bakıyor.

26 Eyl 2026

Mutfakların dili: Etnik mutfaklar nasıl yüksek gastronomiye dönüşüyor?
apéroapéro
∙

HİKAYE

Nouveau’dan ibaret olmayan Beaujolais: Bağda bir gün

Dışarıdan bakıldığında şarap kültürü ve turizmiyle, hatta biraz romantize edilmiş bir Fransız şarap imgesiyle özdeşleşen Beaujolais’nin, içeriden bakıldığında nasıl bir emek, iklim ve aile ekonomisi üzerine kurulduğunu Ceren Aral Desnos, bir beyaz yakalı olarak deneyimlediği bir günlük bağbozumu üzerinden anlatıyor.

Ceren Aral Desnos

·

19 Eyl 2026

Nouveau’dan ibaret olmayan Beaujolais: Bağda bir gün
apéroapéro
∙

HİKAYE

Bedenin modası, beslenmenin trendi: Peki şimdi ne yiyeceğiz?

Beslenme trendleri ortaya çıkarken bilimsel bilgi; medya, beden idealleri, sosyal normlar ve gıda endüstrisi tarafından seçiliyor, sadeleştiriliyor ve ürünleştiriliyor. Böylece bilim, gündelik yaşamın ve tüketim alışkanlıklarının parçası hâline gelirken sağlıklı beden, “doğru” beslenme ve kendimize iyi bakmak da sürekli yeniden tanımlanıyor.

Reyhan Ülker

·

12 Eyl 2026

Bedenin modası, beslenmenin trendi: Peki şimdi ne yiyeceğiz?
apéroapéro
∙

HİKAYE

Sifnos'un yolu: Bir ada nasıl gastronomi destinasyonuna dönüşür?

Yunanistan’ın küçük Kiklad adalarından Sifnos, yerel ürünleri, geleneksel yemekleri ve son 15 yılda açılan şef restoranlarıyla ülkenin öne çıkan gastronomi duraklarından birine dönüştü. Adada nohut, peynir, kapari, kekik balı ve balık gibi ürünler hem geleneksel tavernaların hem de yeni nesil restoranların menülerinde yer buluyor. Seramikçilik gibi yüzyıllardır süren zanaatlar yemek kültürünün bir parçası olmaya devam ederken farklı ülkelerden şeflerle yapılan işbirlikleri de Sifnos mutfağını yeni tatlara ve tekniklere açıyor.

Emre Onar

·

05 Eyl 2026

Sifnos'un yolu: Bir ada nasıl gastronomi destinasyonuna dönüşür?
apéroapéro
∙

HİKAYE

Doğaya dönüşün ilk dalgası: Foraging'in yeniden keşfi

Bir zamanlar bir hayatta kalma becerisi olan foraging, bugün fine dining'in, wellness kültürünün ve sosyal medyanın ilgi alanında. Bu geri dönüş, insanın doğadan yeniden beslenmesinden çok, doğayla kopmuş ilişkisinin farkına varmasıyla ilgili olabilir.

Reyhan Ülker

·

29 Ağu 2026

Doğaya dönüşün ilk dalgası: Foraging'in yeniden keşfi