Sabiha Apaydın'la: Kadın üreticilerin şarap sahnesindeki rolü

ProWein gibi uluslararası çapta çok sayıda katılımcının olduğu fuarlarda, işin ticari tarafının yanında uzman içgörülerinin paylaşıldığı içerikler, eğitimler, atölyeler ve oturumlar da oluyor. Fuarlara bir de teşvik, bilgi alışverişi ve paylaşım tarafından bakalım.
Yeme-içme dünyasını biraz takip ediyorsan, Sabiha Apaydın’ı muhtemelen duymuşsundur. Sabiha; yerel üzümler, eski bağlar ve natürel şarap ile ilgili çalışmalar yapıyor. “Anadolu’nun bize bıraktığı bunca zenginlik içerisinde kaybolmak üzere olan üzümlerin yöre halkı ve büyüklü küçüklü şarap firmaları tarafından işlenmeye devam etmesi, hem sürdürülebilir bir gelecek açısından hem de global endüstri içerisinde Türkiye’yi diğerlerinden ayırt etmesi bakımından konuşmaktan vazgeçmeyeceğimiz yegane mesele olmalıdır” söyleminin sahibi olan şarap sempozyumu Kök Köken Toprak’ı kuruyor. Anadolu üzümlerinin konuşulduğu yerel-yabancı konferanslarda, fuarlarda her an karşında Sabiha’yı bulabilirsin.
Sabiha, ProWein’daki Wines of Türkiye standında, Gürcistan işbirliği ile Women Makers of Wine oturumunun moderasyonunu üstlendi. Women Maker of Wine oturumunda biraraya gelen kadın şarap üreticileri farklı coğrafyaların karakteristikleri ve yerel şarapları konuştu. Konunun meraklıları için hem tadım hem de bir paylaşım alanı açıldı. Uzun bir sofra kurulmuş ve hep beraber sohbetteymişiz gibiydi. Söz Sabiha’dayken biz onları evimizde ağırladık; onlar anlatırken de başka evlere misafir olduk gibi hissettim. Damağımda Rkatsiteli’nin tadı, aklımda çeşitliliğin önemiyle Sabiha Apaydın ile sohbeti açtık.

Sabiha Apaydın Women Makers of Wine katılımcılarıyla
Women Makers of Wine oturumunun amacı nedir? Nereden düştü akıllara?
Gürcistan’daki Georgian Wine Association ile gelişen bir işbirliğimiz ve dostluğumuz var. Her iki ülke de yerel üzümler ve eski asmaları şarap kültürleri adına diğerlerinden farklılaştıracak bir güç olarak görüyor. Bunları anlatmak üzere yola çıkıp fikir alışverişi yapmak ve birlikte kadeh kaldırmak için de bir panel organize ettik. Birlikte neler yapabileceğimizi konuşmak ve kendi ülkemizdeki kadın şarap üreticilerine yer vermek ve başka bir ülkeden meslektaşlarıyla tanışmalarını istedik. Üzümün ve şarabın doğduğu toprakları içine alan bölgelerin üzümlerini ve insanlarını siyasi sınırlar olmadan biraraya getirmeyi hedefledik.
Türkiye ve Gürcistan, her biri kendi hikayesi ve potansiyeli olan yerli üzüm çeşitlerinin ayrıcalığına sahip bölgeler. Bu geniş ve tarihî öneme sahip coğrafyada, şarapçılık geleneğine katkıda bulunmakla kalmayıp geleceğin anahtarı olan kadınların başarılarının da ön plana çıkarılması gerektiğine inanıyoruz. Gürcistan’da bin yıllardır süregelen evde şarap yapma geleneği var. Geçmişte bu şarapları yapanlar erkeklerken, şimdi kadınlar da bu görevi aldı ve şarap yapmaya başladı. Hatta yine evde yaptıkları şarapları Londra gibi önemli adledilen şehirlere giderek anlatıp tadımlar yapıyorlar.
Gürcü şaraplarının tadıldığı bir etkinlikte, kadın üreticileri biraraya getiren Women in the Georgian Wine Business gibi oluşumlar mevcut. Bu çabalarla kadınların şarap sektöründeki varlığı ve etkisi giderek daha görünür hâle geliyor. Kadınların sektördeki yerini vurgularken, kadın olmanın getirdiği detaycılık ve hassas bakmak gibi avantajları konuştuk.
Çalışma hayatında herkes için her yerde zorluklar var, bir erkek de kadın kadar zorlanabilir. Fakat burada kadınların altını çizmemizin amacı sektöre katılan çaba ve emeği görünür kılmak. Bunun devam etmesini istiyor ve bölgesel bir işbirliği için de fırsat olarak görüyoruz.
Gürcistan’da kadın şarap üreticilerine yönelik destekleyici çalışmalar var mı?
Gürcü şaraplarının tadıldığı bir etkinlikte, kadın üreticileri biraraya getiren Women in the Georgian Wine Business gibi oluşumlar mevcut. Bu çabalarla kadınların şarap sektöründeki varlığı ve etkisi giderek daha görünür hâle geliyor. Kadınların sektördeki yerini vurgularken bir yandan detaycılık ve hassas bakmak gibi kadın olmanın getirdiği avantajlardan bahsettik.
Herkes için her yerde zorluklar var. Kadınların altını çizmemizin amacı sektöre katılan çaba ve emeği görünür kılmak. Safiye Arifağaoğlu’nun aslen Gürcistan’da yetişen Saperavi üzümünden Artvin’de şarap yapması örneğinde olduğu gibi bu durumu iki ülke için bölgesel bir işbirliği fırsatı olarak görüyoruz.
Üzümün de dostluğun da sınırı yok diyorsunuz. Birlikte hareket ettiğimizde gelişimin güçlenerek sürmesi için alan açılıyor. Sınırları çizenin insanlar olduğu daha anlaşılır bir hâl kazanıyor. Bu taraftan bakınca aslında bu tarz paylaşımlar kadınların gücünü görünür kılmanın yanında pek çok kişiye verdiği ilhamla cesaret verici bir adım da oluyordur diye düşünüyorum. Bunun devamını nasıl mümkün kılabiliriz?
Karşılıklı ziyaretleri ve kültürel pratiklerin paylaşımını önemsemeliyiz. Örneğin, küp ve qvevri gibi bilinirliği az teknikler arasındaki farklılıkları anlamak; fermantasyon süreçleri, yıllandırma yöntemleri gibi üretim sürecinden bilgi alışverişinde bulunmak kıymetli. Bu teknikleri daha yakından görmek isteyenler için karşılıklı ziyaretler hem fikir alışverişi hem de deneyim paylaşımı açısından son derece faydalı olabilir.
Mesleğiniz gereği ticari ve operasyon yönünüz ile nihai tüketiciyi, aradaki satış kanallarını ve üreticileri tanıyorsunuz. Nihai tüketicinin, aradaki satış kanallarının ve üreticilerin dinamiklerini göz önünde bulundurarak fuarları nasıl değerlendiriyorsunuz?
Fuarlar ihracat potansiyelini değerlendirmek ve yeni iş bağlantıları kurmak için bir araç. Ancak nihai tüketiciye ulaşmadan önce pek çok faktör devreye giriyor; fiyatlandırma, marka değeri ve rekabet avantajı gibi unsurlar olabiliyor. Bu sebeple de fuarların nihai tüketiciye direkt etkisini anlamak kolay değil.
Satış kanallarının çeşitli üreticilerden tedarik ettiği ürünler kadarı tüketiciye ulaşıyor. Fuarlara katılan üretici sayısının artması ile birlikte çeşitlilik artacaktır. Bu da yeni fırsatlar yaratarak Türkiye’ye olan ilgiyi destekleyecektir. Bu noktada, yaratıcı ve yenilikçi yaklaşımların ihracat potansiyelini artırabileceğini düşünüyorum.
“Çeşitlilik” demişken, farklı içerik ve büyüklükteki fuarlara bakalım. Yakın zamanda kendini “iyi, temiz ve adil şaraba adanmış uluslararası bir etkinlik” olarak tanımlayan Slow Wine Fair’a (SWF) katıldınız. Sürdürülebilir teknikleri benimseyerek, kapsayıcılığı teşvik ederek, şarap ve bağcılığın doğasında bulunan çeşitli kültürleri kutlayarak kurulan SWF, şarap üretim zincirinde çevresel etkiyi azaltarak yudum yudum çözümler arıyor. Umut dolu bir oluşum diyebiliriz. Slow Wine Coalition ile bir dostluk ve işbirliği içindesiniz. SWF’den gözlemlerinizden ve Türkiye için açılan alandan bahsedebilir misiniz?
SWF’da dünyanın pek çok yerinden üreticiler var. Tabii ki ağırlıkta olan ve yoğun ilgi gören bölge, İtalya. Fakat farklı ülkelerden gelen üreticiler de çok dikkat çekti. Türkiye standının yanında Japonya ve Gürcistan vardı. Japonya standının önünde hiç eksilmeyen bir sıra oluşurken Türkiye standı da benzer şekilde ilgi gördü. Ziyaretçiler, ticari kaygılarının ötesinde farklı bölgelerin sahip olduğu kültür ve ortaya çıkardığı işlere merakla yaklaşıyorlardı. Bu tip fuarlarda yerel üzümler, eski asmalar ve hikayemizin etkisi büyük rol üstlenirken kendimizi tanıtmak ve yeni ülkelere açılmak için de önemli bir fırsat sunuyor.
Üreticiler kendi bağlarını, köpeklerini, kedilerini ve ailelerini gösteriyordu. Standlarda uzun süre kalınıp edilen sohbetler, bir standdan diğerine doğru aktı gitti. Paylaşımcı bir alan hayal edilebilir. Tadımların yanında pek çok konuşma da yapıldı. örneğin Azerbaycan da kendi şaraplarını tanıttı. Yerel üzümler üzerinden güzel ağlar örüldüğünü düşünüyorum.
ProWein, Slow Wine, Raw Wine, Karekterra gibi birbirinden fikren farklı konuları sahiplenen fuarlar düzenleniyor. SWF, çevresel kaynakları bilinçli ve sürdürülebilir bir şekilde kullanan, oldukları coğrafyanın karakterini yansıtan, yerel üzümlerin ağırlıkta paylaşıldığı bir alandı. Genel olarak, Türkiye’nin fuarlarda nasıl konumlanabileceği hakkındaki düşünceleriniz neler?
Büyüyebilmemiz için daha farklı üretici ve daha farklı stile ihtiyaç var. Bu merakın sürmesi ve kapsayıcılık için çeşitlilik şart çünkü ancak yeni oluşumlar ve birliktelikler güç getiriyor. Natürel şarap aracılığıyla da pek çok etkinlikte bulundum. Gözlemlediğim ve deneyimlediğim birleştirici güç dostça ve kol kola hareket. Kendimize bir ders çıkaracaksak eğer bu, dostça ve kol kola harekettir.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
NEREDE YAYIMLANDI?
Alkollü içecekler alanının önde gelen ticaret fuarı ProWein'dan bildiriyoruz: Gözdem Gürbüzatik ülke şarapçılığının Wines of Türkiye ile yürüdüğü yolu masaya yatırırken şarap üreticiliğinde kadının rolünde söz Sabiha Apaydın'da.
23 Mar 2024

YAZARLAR

Selin Osmanoğlu
Kimya mühendisi ve DipWSET adayı şarap uzmanı. Burnunu o kadehten bu kadehe sokan Osmanoğlu, koku hafızasını zorlayarak şarabı hikayeler ile sade ve eğlenceli bir dilde anlatıp, duygusal deneyimler tasarlıyor.

apéro
İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.
İLGİLİ OKUMALAR
Fas mutfağı, tek bir tarif ya da birkaç simge yemekle açıklanabilecek bir mutfak değil. Essaouira'da bir sabah pazarda başlayan gün; alışverişten pişirmeye, sofradan gündelik hayattaki rutinlere kadarki küçük ayrıntılarla bunun nedenini kendiliğinden anlatıyor.
01 Ağu 2026

Fas mutfağında briouates, ince yufkaya sarılan ve üçgen biçiminde hazırlanan en yaygın atıştırmalıklardan biri. Etli, peynirli ya da sebzeli farklı iç harçlarla yapılabilen bu tarif, özellikle aile sofralarında, çay saatlerinde ve ramazan döneminde sıkça yer buluyor. Warqa adı verilen geleneksel Fas yufkasıyla hazırlansa da baklava yufkasıyla da benzer bir sonuç elde edilebiliyor.
01 Ağu 2026

Pastilla, Fas mutfağının en karakteristik yemeklerinden biri. Geleneksel olarak güvercin ya da tavuk etiyle hazırlanan bu kat kat börek, kıyı şehirlerinde deniz ürünleriyle de yorumlanıyor. İnce yufka, baharatlar ve farklı dokuların biraraya geldiği bu tarif, Fas mutfağının çok kültürlü lezzet anlayışını yansıtan en bilinen örneklerden biri.
01 Ağu 2026

Meskouta, Fas'ta ev mutfağının en bilinen keklerinden biri. Bölgelere göre limonlu, yoğurtlu ya da portakallı farklı versiyonları hazırlanıyor. Özellikle turunçgillerin bol yetiştiği dönemlerde yapılan portakallı meskouta, çayın yanında ikram edilen klasik ev tatlıları arasında yer alıyor.
01 Ağu 2026

Tarımda kriz çoğu zaman üretim, iklim ya da ekonomi üzerinden tartışılıyor. Oysa gözden kaçan daha temel bir mesele var: Bilginin kim tarafından üretildiği. Tarımsal bilginin köyden laboratuvara, devletten piyasaya ve bugün algoritmalara kadarki süreçlerini izleyerek çiftçinin bu değişimde nasıl edilgenleştiğini ve neden yeniden bilgi üretiminin öznesi olması gerektiğini tartışıyoruz.
25 Tem 2026





