Siyasi kriz sebebi olarak 'dönerflasyon'

Almanya’da halk, enflasyonla birlikte artan döner fiyatlarından şikayetçi. Ülkenin en sevilen ve en fazla tercih edilen sokak lezzeti dönerin fiyatının herkes için erişilebilir seviyede kalması için sübvansiyon çağrılarında bulunuluyor. Sol görüşlü Die Linke partisi, dönere "dönerpreisbremse" adında bir fiyat sınırlaması getirilmesi önerisinde bulundu.
Peki esnaf ne diyor? Berlin'de bir büfede döner satıcısı olan Deniz, döner maliyetinin bir yılda 3,90 eurodan 7 euroya çıktığını belirterek fiyatın yakın gelecekte düşeceğini öngöremediğini söyledi ve ekledi:
"Kira, enerji ve gıda fiyatlarındaki patlama nedeniyle fiyatları artırmak zorunda kaldık. İnsanlar sanki biz onları kandırıyormuşuz gibi sürekli 'dönerflasyon'dan bahsediyor ama bu tamamen bizim kontrolümüz dışında."
Hükümetten ne bekleniyor? The Guardian’da yer alan habere göre Die Linke özellikle düşük gelirli kesimler için 4,90 euro; gençler için 2,90 euroluk bir fiyat sınırı önerdi. Ayrıca her eve günlük döner kuponu verilmesi tavsiye ediliyor.
Rakamlar ne anlatıyor? Die Linke’nin hesaplamalarına göre, Berlin’de günde 400 bin adet olmak üzere ülkede her yıl tahminen 1,3 milyar döner tüketiliyor. Bu veriye göre böyle bir sübvansiyon programının yıllık maliyeti 4 milyar euroyu buluyor. Dönerin Almanya’daki satışları yılda yaklaşık 7 milyar euroya kadar ulaşıyor.
Bir adım geriden: Sosyal medyadaki tepkiler arasında bazı gençler, döner fiyatlarını kontrol altında tutmayı başardığını savunarak Angela Merkel’in geri dönmesi çağrısında bulundu. Başbakan Olaf Scholz, "Gittiğim her yerde, özellikle de gençlerden, döner için bir fiyat freni olup olmayacağının sorulması oldukça çarpıcı" dedi.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
NEREDE YAYIMLANDI?
Maksut Aşkar DIVIA, Zeynep Pınar Taşdemir ise Araka Bozburun ile bu yaz Marmaris'te. "Dönerflasyon" Almanya'da siyasi krize neden oldu. Bilim insanları biranın tadının soğukken neden daha iyi olduğunu açıkladı.
08 May 2024

YAZARLAR

apéro
İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.
İLGİLİ OKUMALAR
İki Michelin yıldızlı Villa Aida’nın kurucu şefi Kanji Kobayashi, Vakko L’Atelier’in “Guest Chef Dinner” serisi için İstanbul'daydı. Şef Kobayashi, sohbetimizde İstanbul’da karşılaştığı malzemeleri kendi mutfak diliyle yeniden düşünürken şehrin yemek kültüründe kendisine tanıdık gelen ve ayrışan noktaları anlattı.

Göçle taşınan, mahallelerde köklenen ve uzun süre “etnik” kategorisinde tutulan mutfaklar bugün fine dining’in parçası oluyor. Peki bir mutfak ne zaman prestij kazanıyor? Onu “yüksek gastronomi”ye taşıyan değer ölçütlerini kim belirliyor? Sosyoloji profesörü Zafer Yenal ve yemek editörü Reyhan Ülker, bu dönüşümün arkasındaki toplumsal ve gastronomik hiyerarşilere bakıyor.
26 Eyl 2026

Dışarıdan bakıldığında şarap kültürü ve turizmiyle, hatta biraz romantize edilmiş bir Fransız şarap imgesiyle özdeşleşen Beaujolais’nin, içeriden bakıldığında nasıl bir emek, iklim ve aile ekonomisi üzerine kurulduğunu Ceren Aral Desnos, bir beyaz yakalı olarak deneyimlediği bir günlük bağbozumu üzerinden anlatıyor.

Beslenme trendleri ortaya çıkarken bilimsel bilgi; medya, beden idealleri, sosyal normlar ve gıda endüstrisi tarafından seçiliyor, sadeleştiriliyor ve ürünleştiriliyor. Böylece bilim, gündelik yaşamın ve tüketim alışkanlıklarının parçası hâline gelirken sağlıklı beden, “doğru” beslenme ve kendimize iyi bakmak da sürekli yeniden tanımlanıyor.

Yunanistan’ın küçük Kiklad adalarından Sifnos, yerel ürünleri, geleneksel yemekleri ve son 15 yılda açılan şef restoranlarıyla ülkenin öne çıkan gastronomi duraklarından birine dönüştü. Adada nohut, peynir, kapari, kekik balı ve balık gibi ürünler hem geleneksel tavernaların hem de yeni nesil restoranların menülerinde yer buluyor. Seramikçilik gibi yüzyıllardır süren zanaatlar yemek kültürünün bir parçası olmaya devam ederken farklı ülkelerden şeflerle yapılan işbirlikleri de Sifnos mutfağını yeni tatlara ve tekniklere açıyor.




