Su: hak mı, ürün mü?

Hedef, "Bırakınız şişelenmiş su içsinler!" diyen Golyat'lara karşı Davud gibi cesur olmak.
Su: hak mı, ürün mü?

21 Temmuz - Tazedirekt - Apéro
Tazedirekt ile birlikte

Tazedirekt tatilde de yanınızda Sahil, deniz, kum, güzel yemek, doğa ve güneş…İşte bir tatilden beklediklerimiz tam da bu kadar derdik ama Tazedirekt ürünleri olmadan o tatil elbette eksik kalır. O hâlde evinizdeki düzeni, bu nefis tatil sahnesine de Tazedirekt’le taşıyabileceğinizi söylesek ne derdiniz? Bugün Apéro okuyucularını tatilde de yalnız bırakmayan Tazedirekt’in , soğuk zincir kırılmadan aynı gün ya da ertesi gün teslim edilmek üzere siparişleri ulaştırma hizmeti verdiğini belirterek evinize verdiğiniz sipariş düzenini hiç bozmadan Bodrum, Urla ve Çeşme’ye de taşıyabileceğinizi hatırlatmak isteriz. Yani, Afyon Sultandağı’ndan gelen organik vişneleri veya Antalya’dan kapınıza kadar gelen süt mısırı tıpkı evinizde olduğu gibi tatilde de yanınıza söyleyebilir; Tazedirekt’in özenle seçilmiş ürünleriyle yazın gerçek tadını her yerde çıkarabilirsiniz. Plaj havlusuz olmaz : Sosyal ve ekolojik sorumluluk anlayışıyla kârının %10'unu kâr amacı gütmeyen yeşil sivil toplum örgütlerine bağışlayan Green Petition’ın ürettiği %100 geri dönüştürülmüş çevreye duyarlı plaj havluları ve peştemaller yazın demirbaş parçası olmak üzere öne çıkıyor. %70 geri dönüştürülmüş pamuk ve %30 geri dönüştürülmüş plastikten üretilen Green Petition ürünleri; üretim süreçlerinde boya ve kimyasal kullanılmadan, atık tişörtlerin boyalı kumaşlarıyla renklendiriliyor. Böylece, 5000 litre temiz sudan tasarruf ediliyor. Çevreyle uyumlu üretim yapan bilinçli üreticilerle sağlıklı ve sürdürülebilir bir gelecek yaratmayı hedefleyen Tazedirekt’in ürünleriyle tatilde de buluşmak için bu bağlantıyı ziyaret edebilirsiniz.

Daha fazlasını öğren →

apéro

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

Berk Filcan

Su. Bu sıvıyı "en temel yaşam kaynağı" diye betimlemek ve insanın en temel haklarından biri diye varsaymak oldukça doğal geliyor. Konu, "Kaç canlı, suya ihtiyaç duymadan yaşayabiliyor?" gibi sorulara gelince insan bu denli hayati bir maddeye bedava ulaşamamayı da enteresan buluyor. Üzücü bir haber: aynı şekilde düşünmeyen birileri var.

Suyun şişelenmesinin tarihi, 19. yüzyılın sonlarında "kaynak sularının şifalı etkisi"nin artan popülerliğiyle başlıyor. Evian, Perrier gibi adına aşina olduğumuz su markaları, isimlerini bu kaynaklardan alıyor. Önemli bir dönüm noktası, 1973 yılında DuPont firmasının plastik şişeleri icat etmesi oluyor. 2020 yılında 218 milyar dolar hacmine ulaşmış "su piyasası," Danone, Nestlé, PepsiCo ve Coca-Cola tarafından domine edilen bir sektör hâline geliyor.

Olağan şüpheli: Nestlé

Su piyasasına Perrier ve San Pellegrino gibi "elit" markalarla giren Nestlé, 1990'larda kendi su markasını üretmeye başlayıp dünyanın çeşitli yerlerindeki su kaynaklarını işletmeye başlıyor. İşletiyor işletmesine — bu esnada yerel halkı yani suyun asıl sahiplerini mağdur etmiş ve dolayısıyla da sularına el koymuş oluyor. Bunun en güncel örneklerinden biri Toronto'ya 90 kilometre uzaklıktaki Six Nations Kızılderili Rezervi'nde yaşanan su sıkıntısıydı.

Nestlé, bu bölgeden günde 3,6 milyon litre temiz su çıkarıyor ve Kanada hükümetine milyon litre başına yalnızca 390 dolar ödüyordu. Yerel halk, ödemeden yararlanamadıkları gibi, temiz suya ulaşmakta yaşadıkları sıkıntılar yüzünden çeşitli hastalıklarla boğuşuyor. Bölge sakinlerinin çağrısı, Kanada kamuoyunda yankı buluyor ve "Boycott Nestlé" kampanyasının sonucunda şirket, Kanada'daki su faaliyetlerini yerel şirketlere devretme kararı alıyor. 

Şaşılmayacak üzere, Nestlé'nin vukuatları, Six Nations'la sınırlı değil. 2013–2015 yılları arasında Pakistan'ın Bhati Diwan köyünde şirketin su çıkarma faaliyetlerinden ötürü yaşanan kıtlık ve temiz suya ulaşamamaktan kaynaklı hastalıklardan dolayı gerçekleşen çocuk ölümleri tepki çekse de Pakistan hükümeti bu konuda bir adım atmamıştı.

Bir insan hakkı olarak su

2000 yılında Hollanda'da düzenlenen Dünya Su Forumu, suyun bir insan hakkı olarak kabul edilmesi konusunda önemli bir kırılma noktasıydı. Nestlé'nin öncülük ettiği su şirketleri, "Bir ihtiyaç mı? Yoksa istek mi?" sorusuna karşılık "bir istek" olduğu argümanını destekleyerek su kaynaklarının özelleştirebilmesine giden yolu açtılar.

Nestlé'nin eski CEO'su Peter Brabeck-Letmathe, 2012 yılında verdiği bir röportajda suyun "pazarlanabilir bir ürün" olduğu için "kamusal bir hak" olarak nitelendiremeyeceğini dile getirmişti. Sonradan bu ifadeyi "25 litreye kadar evrensel bir hak olarak nitelendirilmesi gerektiği" ancak "sulama için kullanım gibi durumların bu kapsama girmeyeceği" yönünde düzeltmesine rağmen açıklaması, direkt olarak uluslararası su şirketlerinin zihniyetini bir yansımasıydı.

Hükümetler bazında, suyun özelleştirilmesine karşı gözle görülür önlemler alınmasa da su ve arıtma hizmetlerinin yerel yönetimlerin kontrolüne dönmesini savunan yeniden-belediyeleştirme (remunicipalization) politikaları git gide popülerlik kazanıyor. 

2000–2015 yılları arasında 234 vakada belediye ve yerel yönetimler su faaliyetlerini yeniden kamu tekeline almayı başardılar. İnsanlığın ve devletlerin bundan sonraki hedefi, "Bırakınız şişelenmiş su içsinler!" diyen Golyat'lara karşı Davud gibi cesur olup suyu yeniden temel bir hakka dönüştürmek olmalı.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

apéro

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

NEREDE YAYIMLANDI?

apéroapéro
∙

BÜLTEN SAYISI

∙

PREMIUM'A ÖZEL

🚰 Coğrafi işaret, Big Water

Coğrafi işaret nedir? Türkiye'de nasıl işliyor? Su markası devleri su üretiminde nasıl eşitsizlik oluşturuyor?

21 Tem 2021

Tazedirekt ile birlikte
İllüstrasyon: Kayra Deniz Çetin

YAZARLAR

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

İLGİLİ OKUMALAR

apéroapéro
∙

HİKAYE

Hasat, Mutfak ve Sofra: WMF ile Urla’da bir akşam

Urla’da sofraya giden yol, toprağın ve mevsimin sunduklarıyla başlıyor. WMF işbirliğiyle, Şef Dilek Yetkiner eşliğinde lavantalardan Ege otlarına uzanan bir hasadın ardından mutfağa geçtik. Doğada başlayan akşamı, uzun bir yaz akşamına yakışan sofrada, Bi’ Masa Akademi’de pişirdiklerimizle tamamladık.

05 Eki 2026

Hasat, Mutfak ve Sofra: WMF ile Urla’da bir akşam
apéroapéro
∙

HİKAYE

Şef Kanji Kobayashi’nin İstanbul notları

İki Michelin yıldızlı Villa Aida’nın kurucu şefi Kanji Kobayashi, Vakko L’Atelier’in “Guest Chef Dinner” serisi için İstanbul'daydı. Şef Kobayashi, sohbetimizde İstanbul’da karşılaştığı malzemeleri kendi mutfak diliyle yeniden düşünürken şehrin yemek kültüründe kendisine tanıdık gelen ve ayrışan noktaları anlattı.

Reyhan Ülker

·

03 Eki 2026

Şef Kanji Kobayashi’nin İstanbul notları
apéroapéro
∙

HİKAYE

Nouveau’dan ibaret olmayan Beaujolais: Bağda bir gün

Dışarıdan bakıldığında şarap kültürü ve turizmiyle, hatta biraz romantize edilmiş bir Fransız şarap imgesiyle özdeşleşen Beaujolais’nin, içeriden bakıldığında nasıl bir emek, iklim ve aile ekonomisi üzerine kurulduğunu Ceren Aral Desnos, bir beyaz yakalı olarak deneyimlediği bir günlük bağbozumu üzerinden anlatıyor.

Ceren Aral Desnos

·

19 Eyl 2026

Nouveau’dan ibaret olmayan Beaujolais: Bağda bir gün
apéroapéro
∙

HİKAYE

Bedenin modası, beslenmenin trendi: Peki şimdi ne yiyeceğiz?

Beslenme trendleri ortaya çıkarken bilimsel bilgi; medya, beden idealleri, sosyal normlar ve gıda endüstrisi tarafından seçiliyor, sadeleştiriliyor ve ürünleştiriliyor. Böylece bilim, gündelik yaşamın ve tüketim alışkanlıklarının parçası hâline gelirken sağlıklı beden, “doğru” beslenme ve kendimize iyi bakmak da sürekli yeniden tanımlanıyor.

Reyhan Ülker

·

12 Eyl 2026

Bedenin modası, beslenmenin trendi: Peki şimdi ne yiyeceğiz?
apéroapéro
∙

HİKAYE

Sifnos'un yolu: Bir ada nasıl gastronomi destinasyonuna dönüşür?

Yunanistan’ın küçük Kiklad adalarından Sifnos, yerel ürünleri, geleneksel yemekleri ve son 15 yılda açılan şef restoranlarıyla ülkenin öne çıkan gastronomi duraklarından birine dönüştü. Adada nohut, peynir, kapari, kekik balı ve balık gibi ürünler hem geleneksel tavernaların hem de yeni nesil restoranların menülerinde yer buluyor. Seramikçilik gibi yüzyıllardır süren zanaatlar yemek kültürünün bir parçası olmaya devam ederken farklı ülkelerden şeflerle yapılan işbirlikleri de Sifnos mutfağını yeni tatlara ve tekniklere açıyor.

Emre Onar

·

05 Eyl 2026

Sifnos'un yolu: Bir ada nasıl gastronomi destinasyonuna dönüşür?