Tarımda genç çiftçi sıkıntısı

Dünya genelinde olduğu gibi Türkiye’de de tarım sektörü yaşlanma kriziyle karşı karşıya. Haziran ayı itibarıyla çiftçilerin ortalama yaşı 58'in üzerine çıkarken 2022'de kırsal nüfus ülke nüfusunun %17,3'ünü oluşturuyor. Bu nüfusun çoğunluğu 65 yaş ve üstü bireyler.
- Neden önemli? Kırsal nüfusun yaşlanması küresel anlamda gıdanın geleceği için en büyük risklerden biri olarak görülüyor. Yaşlanan çiftçi nüfusundan kaynaklanan teknolojiden tam olarak yararlanamama, verimin düşmesi ve sürdürülebilir tarımın sağlanamaması gibi sorunlar gıda enflasyonunun yükselmesi gibi problemleri de beraberinde getiriyor.
- Ne dediler? Selçuk Üniversitesi Öğretim Üyesi Süleyman Soylu hem bitkisel hem de hayvansal üretimde çalışan çoğunluğun yabancı işçi olmasının sürdürülebilir bir çözüm olmadığını belirtti. "Kentlerde yaşam maliyetlerinin yüksek olduğu bu dönem gençlerin köylere göç etmesi için bir fırsat olarak görülebilir. Aksi takdirde ülkenin bitki örtüsü bile değişim gösterecektir. Ayrıca çiftçilerin daha az emek gerektiren ürünlere yönelmesi önümüzdeki dönemde Türkiye için farklı sorunlara da yol açacak.” dedi. Tarımdaki genç nüfus eksikliğine dikkat çeken Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Başkanı Şemsi Bayraktar Türkiye’de 18 ila 32 yaş arası çiftçilerin toplam çiftçi sayısının %4,8'ine tekabül ettiğini söyledi. Erdoğan “Türkiye genç nüfus avantajına rağmen ABD ve Avrupa ülkeleriyle benzer sorunlarla karşı karşıya.” dedi
- Ne yapılmalı? Soylu, Tarım ve Orman Bakanlığı'nın daha önce gençleri üretim için köye dönmeye teşvik etmek için başlattığı çeşitli projelerin kaydadeğer sonuçlar vermediğini belirtti. Soylu, “Genç nüfusu yeniden çiftçiliğe çekmenin birincil odak noktası sosyolojik yönler olmalı. Bütün köylerde kapsamlı bir sosyal altyapı kurulmalı. İnternet, iletişim, eğitim ve sağlık imkânları sağlanmalı. Tarımda çalışma algısının iyileştirilmesine yönelik dersler ilkokuldan itibaren artırılmalı. Yükseköğretimde atılacak ilk adım ziraat fakültelerinin iyileştirilmesi olmalı." önerilerinde bulundu.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
apéro gazete'de bu hafta: Denizli şaraplarına gelen altın madalyalardan İskoç viskisinin azalan ihracat gelirine. Türkiye tarımının gündem başlıklarıyla topraktan sofraya haberler.
18 Ağu 2023

YAZARLAR

apéro
İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.
İLGİLİ OKUMALAR
Batı Karadeniz’in iç kesimlerindeki Daday, deniz etkisinin azaldığı, yüksek rakımlı ve ormanlık bir coğrafyada yer alıyor. Ormanlar, meralar, tarım arazileri ve köyler birbiriyle iç içe. Üretim ise iklimin ve mevsimlerin çizdiği sınırlar içinde ilerliyor. İki gün boyunca ziyaret ettiğimiz çiftlikler, bu koşullarla kurulan farklı ilişkileri anlamak için iyi birer durak.

Bir zamanlar İstanbul’un takvimi deniz üzerinden tutulurdu. Palamutun, lüferin ve uskumrunun gelişi mutfakta neyin pişeceği kadar, kayıkların ne zaman suya ineceğini, balıkçı tezgahlarının görünümünü ve şehrin gündelik akışını da belirliyordu. Bazı şeyler hiç değişmiyor. Ekim geldiğinde İstanbul’da gözler hâlâ yeniden denize çevriliyor.

Londra’yı gastronomi üzerinden tanımak için her zaman şehrin en yeni restoranlarının peşine düşmek gerekmiyor. Bazen birkaç sokaklık bir rota, şehrin yemek kültürünün nasıl değiştiğini görmek için yeterli. Borough Market’tan Bermondsey Street’e kadarki bu bölge de bunun iyi örneklerinden biri. Emre Onar, sevdiği duraklar ve kendi deneyimleri üzerinden bu kısa mesafeyi adım adım anlatıyor; kahveyle başlayan rotayı pazar tezgahlarından restoranlara, oradan da Bermondsey Street’in sakinliğine taşıyor.

Urla’da sofraya giden yol, toprağın ve mevsimin sunduklarıyla başlıyor. WMF işbirliğiyle, Şef Dilek Yetkiner eşliğinde lavantalardan Ege otlarına uzanan bir hasadın ardından mutfağa geçtik. Doğada başlayan akşamı, uzun bir yaz akşamına yakışan sofrada, Bi’ Masa Akademi’de pişirdiklerimizle tamamladık.
05 Eki 2026

İki Michelin yıldızlı Villa Aida’nın kurucu şefi Kanji Kobayashi, Vakko L’Atelier’in “Guest Chef Dinner” serisi için İstanbul'daydı. Şef Kobayashi, sohbetimizde İstanbul’da karşılaştığı malzemeleri kendi mutfak diliyle yeniden düşünürken şehrin yemek kültüründe kendisine tanıdık gelen ve ayrışan noktaları anlattı.




