Tarladaki kadınlar: Bir emek ve direniş öyküsü

Tarımsal üretimde kadınlar tohum ekiyor, ürün topluyor, hayvan yetiştiriyor, gıda işleme süreçlerinde aktif rol alıyor. Ancak bu çaba çoğu zaman bir meslek olarak kabul edilmiyor, ücretlendirilmiyor, hatta kayıt altına bile alınmıyor. Kadının tarımsal üretimdeki yerinin, katkısını, görünmez emeğini ve karşılaştıkları zorlukları Elibelinde Tarım’ın kurucusu Aslı Aksoy Badur ve Rimmen Kadın Kooperatifi’nin başkanı Gizem Güzel’le ele alıyoruz.
Tarladaki kadınlar: Bir emek ve direniş öyküsü

28 Şubat - Porland - Duende
Porland ile birlikte

Porland’ın yeni reklam filmi dayanıklılığın en zarif halini yansıtıyor Sofra sanatında yarım asırlık yenilikçiliğiyle öne çıkan Porland , porselenin zarafetini ve dayanıklılığını vurgulayan yeni reklam filmini yayınladı. “Gücün en zarif hali” söylemiyle sunulan reklam filminde metal heykel sanatçısı Mustafa Tuğrul, markanın logosundaki balerini metal bir heykele dönüştürürken, bu süreci Porland’ın dayanıklı porselen tabaklarıyla şekillendiriyor. Film, Porland’ın HoReCa sektörü için geliştirdiği darbelere, yüksek sıcaklıklara ve sık yıkamaya dayanıklı porselenlerini gözler önüne seriyor. Zarif tasarımlarıyla dikkat çeken bu koleksiyon, kenar çıtlamasına karşı sunduğu garantiyle de profesyoneller için uzun ömürlü ve fonksiyonel bir kullanım sağlıyor. Sanat ve zanaatkârlığın mükemmel buluşmasını yansıtan film, Porland’ın HoReCa profesyonelleriyle kurduğu güçlü bağı ve sofra sanatına getirdiği yenilikçi perspektifi daha da pekiştiriyor. Porland ürünleriyle buradan tanışabilir, reklam filmini buradan izleyebilirsiniz.

Daha fazlasını öğren

apéro

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

Kadınlar, tarih boyunca tarımsal üretimin belkemiğini oluşturmuş. Tarımdaki rollerine dair tartışmalar sınırlı kalsa da araştırmalar, Neolitik dönemde tarımın başlamasıyla birlikte kadınların tohum saklama, mahsul işleme ve hayvancılık gibi temel üretim faaliyetlerinde kritik roller üstlendiğini gösteriyor. Osmanlı döneminde ise kadınlar sadece ev içi üretimle sınırlı kalmayıp tarlalarda çalışmış; özellikle Anadolu’da ipekçilik, zeytincilik ve süt ürünleri üretimi gibi alanlarda aktif rol almış. 

  • Öte yandan haklarında pek veri bulunmayan "üretici kadınlar"ın bu emeği yıllar boyunca tarih sahnesinin gölgesinde bırakılmış.

Sanayi Devrimi ve modernleşmeyle birlikte kadınların üretimdeki emeği daha da görünmez hâle geldi. Tarımın makineleşmesi, büyük çiftliklerde erkek egemen yapının temelini oluştururken, kadınlar küçük ölçekli çiftliklerde ve ev içi gıda üretiminde çalışmaya devam etti. 

Kadın çiftçilerin sayısı, 2. Dünya Savaşı sırasında erkeklerin cephelere gitmesiyle 1940'larda önemli ölçüde arttı. Ancak savaşın ardından erkekler geri döndüğünde, önceki işlerini tekrar üstlendiler. Bu durum, birçok kadının çocuk bakımı, eğitim veya idari destek gibi rollere geri dönmesiyle sonuçlandı.

1990'ların sonlarında kadın çiftçilerin sayısı artmaya başlarken, 21. yüzyıla gelindiğinde kırsalda üretim yapan kadınlara yönelik teşviklerin artırılması gerektiği konuşuluyordu. Kooperatifleşme teşvik edilirken, kadın girişimciliği de desteklendi. Modern dönemde, geçmiş yıllara kıyasla daha fazla kadın kendini “çiftçi” olarak tanımlamaya başladı.

  • Veriler ne diyor? Günümüzde dünya genelinde tarımsal iş gücünün yaklaşık %43’ünü kadınlar oluşturuyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2023 verilerine göre ise Türkiye’de bu oran %45. Ancak kadınların büyük bir bölümü sigortasız, düşük gelirli ve sosyal güvenceden yoksun çalıştırılıyor.

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) verilerine göre, kadın üreticilere yeterli finansal destek ve eğitim olanakları sağlansaydı küresel gıda üretimi %30’a kadar artabilir ve açlık sorunu büyük ölçüde azaltılabilirdi.  

Kadının görünmez emeği

Hemen her toplumda aile bakımının sorumluluğunu üstlenen kadınlar çiftçilik faaliyetlerine ek olarak ev işlerinin çoğunu yapıyor, yemek pişiriyor, temizlik yapıyor ve çamaşır yıkıyorlar. Bununla birlikte, tarım sektöründe çalışan kadınların büyük bir kısmı ücretsiz aile işçisi olarak kabul ediliyor. Bu durum, kadın emeğinin ekonomik olarak tanınmaması ve sosyal güvenceden yoksun kalmaları anlamına geliyor. 

  • Veriler bunu doğruluyor: FAO'nun Türkiye'ye yönelik cinsiyet profili raporuna göre tarımda çalışan kadınların %81'i ücretsiz aile işçisi olarak çalışıyor. 

Gıda üretimi, işleme ve pazarlamada her zaman aktif rol oynayan kadınlar, bitkilerin ve hayvanların genetik kaynağı olan tohumları ve ırkları koruyarak bu bilgiyi günümüze aktarıyor. Ayrıca, bitkilerin tıbbi kullanımı konusundaki geleneksel bilgiye de sahip çıkıyorlar. Bunun yanı sıra, birçok gelişmekte olan ülkede kadınlar, toprak ve su koruma programlarında öncü rol üstleniyor.

Dünya genelinde erkekler daha iyi iş fırsatlarının peşinde kırsal bölgeleri terk ederken, kadınlar çiftliklerde geleneksel erkek rollerini üstlenmek zorunda kalıyor. Küçük ölçekli tarımsal üretim giderek daha fazla "kadın işi" hâline geliyor.

Tarladaki cam tavan

Tarımdaki en önemli sorunlardan biri, kadın ve erkek çiftçiler arasındaki gelir eşitsizliği. ABD’de yapılan bir araştırmaya göre 2017 yılında erkeklerin %27'sine kıyasla kadınların yalnızca %16'sı 50.000 doların üzerinde kazanç elde ediyor. Bunun bir nedeni daha fazla gelir getiren çiftliklerde daha fazla sayıda erkeğin çalışması. Tarihsel olarak bakıldığında da kadın çiftçilerin çiftlik masraflarını karşılamak için ihtiyaç duydukları krediler cinsiyetleri nedeniyle genellikle reddediliyor. 

Tarımda oynadıkları önemli role rağmen kadın çiftçiler nadiren ekipman, finansman, pazar erişimi ve eğitim gibi fırsatlara eşit erişim sağlayabiliyor. Keza hane halkı harcamaları ve çalıştıkları araziyle ilgili karar alma süreçlerinde da daha az söz hakkına sahipler. Birçok yerde eşitsizlikler kemikleşmiş gelenekler tarafından pekiştiriliyor. Kültürel normlar, kadınların yeni, çeşitli ve genellikle daha kârlı tarım biçimlerine girmesini engelliyor. Elibelinde Tarım’ın kurucusu Aslı Aksoy Badur, bu engeli tanımayan kadın çiftçilerden. 

ODTÜ İşletme mezunu Badur, uzun yıllar kurumsal hayatta sürdürdüğü kariyerini ve şehirdeki yaşamını "İstanbul’da sadece bir evin kredisini ödeyebilme hedefinden çok daha anlamlı bir hayat" arayışıyla geride bırakıyor; kuşkonmaz yetiştirmek üzere Muğla’ya yerleşiyor. 10 yıl önce Muğla’da 2,5 dekar alanda pilot üretimle işe başlıyor. Bugün Elibelinde’nin ulaştığı alan 250 dekar.

  • Neden Elibelinde? Kilim ve halılardan bildiğimiz Elibelinde motifi, aynı zamanda uğur, kısmet, neşe ve kendinden gayret alan kadını sembolize ediyor. 

Elibelinde'nin kurucusu Aslı Aksoy Badur

Badur, tarladaki kadın emeğinin karşısında, sektördeki tüm karar vericilerin erkekler olduğunu söylüyor. Kurumsal yaşamdaki bu fark, çiftçilikte çok daha belirgin hâle geliyor. Tarla sahibinden çalışacak ekipleri organize eden çavuşlara, izin alınması gereken eş, baba ve abilere, finansman için görüşülen bankanın tarımsal kredi yöneticisine kadar herkes erkek. 

"Ülkemizde henüz tanınmamış yeni bir ürünü yetiştirmek için ailesinde çiftçilik geçmişi bile olmayan, ziraat eğitimi almamış bir kadın olarak karşılarına çıktığımda hayat kolay başlamadı. İlk başvurumda kredi talebim onaylanmadı. 

Dikimden ilk hasata kadar geçen 3 yıllık dönemdeki finansman ihtiyacımı, çalışma hayatım boyunca biriktirdiğim bireysel emekliliğimi bozarak karşıladım. Şirkette çalışmayı da bu sebeple hemen bırakamadım. Hasat yılına gelinceye kadar devam eden giderleri maaşımla karşıladım. Yani pastoral bir hülyanın peşinden bir anda Ege’ye göç hikayesi değildi benimki."

6 Şubat depremlerinin ardından 2023’te kadınlara kalıcı istihdam yaratma amacıyla Hatay’da kurulan Rimmen Kadın Kooperatifi’nin başkanı Gizem Güzel, kadınların üretimde ve pazara erişimde karşılaştığı en büyük zorluğun çok sayıda büyük firmayla aynı rekabet sisteminin içinde kendilerini görünür kılmak olduğunu söylüyor. Doğal malzemelerle üretim yapma çabaları fabrikasyona kıyasla daha küçük hacme ve daha yüksek maliyetlere sebep oluyor. Bu da kooperatif ürünlerinin satış fiyatını artırırken rekabeti zorlaştırıyor.

"Çok fazla bilinçsiz ilaçlama var, zehirsiz bir hammadde bulmak çok zor. Bir de deprem bölgesinde olduğumuz için ulaşım ve lojistik başlı başına problem. Şehir normale dönmedi, toplu taşıma sıkıntısı yaşıyoruz. Kadınlar köylerden atölyeye ulaşmak için bazen kilometrelerce yol yürümek zorunda kalıyorlar."

Hataylı kadınlar tarafından bir kadın kooperatifi: Rimmen

Kadın girişimci olarak işin kendisinden ziyade her aşamada karşılaştığı ispat ve ikna sürecine dikkat çeken Badur, görünmez bir elin yavaşlatıcı gücünü daima üzerinde hissettiğini söylüyor. Bunu aşmanın yolu ise kadınların emeğini görünür kılmak. 

"İlk 40 dekardan sonraki 140 dekarlık yatırım için başvurduğum kredi, ilk girişimin öngörü sağlamasıyla onaylandı. Sonraki 70 dekarlık dikiliş için %25 ortaklık payıyla yatırım aldım. Kademeli büyüme, ürün kalitesini korumamı ve tarımsal riskleri yönetmemi sağladı. Pazarımızı da her yıl genişlettik. Ortak bir amaç etrafında kenetlenerek adım adım başardık; başardıkça ispatladık, ispatladıkça ikna ettik.

Bugün ise kadın olarak bu başarıyı elde etmemiz takdir topluyor. Dezavantaj avantaja dönüşse de bunun özünde haklılık payı yok. Yine de eşitlik içselleşmediği sürece bu yaklaşımı avantaja çevirmek kıymetli. Bu, ihtiyaç duyulan desteği bulmayı ve daha çok kadınla büyümeyi kolaylaştırıyor."

  • Veriler ne diyor? Birçok ülkede tarım, nüfusun %80-90'ının geçimini sağlıyor. Cinsiyet kaynaklı yatırım, finansman ve işgücü gibi eşitsizlikler kadınların karşısına önemli bir dezavantaj olarak çıkarak tam potansiyellerine ulaşmalarını engelliyor. FAO’ya göre karşılaştıkları zorluklar nedeniyle kadınların işlettiği çiftlikler erkeklerin işlettiği çiftliklerden %20-30 daha az ürün üretiyor. Buna ek olarak yine FAO verilerine göre dünya genelindeki gıdanın %50’sini üreten küçük üreticilerin en az %80'inin kadın olduğunu tahmin ediliyor.

Kadının adı, çiftçinin tanımı

Yapılan birçok araştırma, kadınların kendi aileleri veya toplulukları tarafından, hatta bazı kesimlerde hükümetler veya bağışçılar tarafından "çiftçi" olarak tanınmadığını gösteriyor. Patriyarkal sistemin getirdiği kalıplaşmış düşünceler, geleneksel değerler ve mevcut küresel ekonomik model kadınların toplumda eşit görülmemesinin, hatta çiftçi olarak tanınmamasının nedenlerini oluşturuyor. Bu durum sahadaki politikalar, mevzuat ve uygulamalarla daha da karmaşık hâle geliyor. Bütün bunlar da politika, düzenleme, araştırma veya diğer destekler söz konusu olduğunda kadın çiftçilerin ihtiyaçlarının gözardı edilmesiyle neticeleniyor.

Kadın çiftçiler güvenli ve yeterli arazi, temel araçlar, girdiler, kredi, teknik destek, araştırma, uygun altyapı ve teknolojiden yoksun bırakıldıkları noktada gelişmek için ihtiyaç duydukları desteği alamıyorlar. Fakat tüm bu eksikliklere rağmen kadınların kendilerine çiftçi demeleri artık daha az garipseniyor. Hatta bir özgüven duygusu yaratıyor. 

  • Veriler ne diyor? Dünya Gıda Programı, kadın çiftçilerin erkeklerle aynı kaynaklara ve fırsatlara sahip olmasıyla tarımsal üretimin %2,5-4 arasında artabileceğini, yetersiz beslenen insanların sayısının %12-17 oranında azalabileceğini ve 150 milyona kadar insanın açlık ve yoksulluktan kurtulabileceğini tahmin ediyor. 

Elibelinde kadınları

Kadın, kadının yurdu

Kadın çiftçiler işlerinin büyük kısmını diğer kadın çiftçilerin desteğiyle yapıyor. Kadınlar, kadınlar için çiftçilikle ilgili her konuda yardımcı olan organizasyonlar ve topluluklar kurup bunların bir parçası oluyorlar. Bu kadınlar arasında ağ kurulmasını, tavsiye alınmasını ve yakın ilişkiler gelişmesini sağlıyor. Erkek meslektaşlarının aksine kadınlar, yöneticiliğe daha çok odaklanıyor ve bu alanda daha küçük organik ve sürdürülebilir çiftlikleri tercih ediyorlar. Savunuculuk için çabalıyor ve çevre dostu ideallerin arkasında duruyorlar. Ayrıca çiftçiliği herkes için iyileştirmenin ve erişilebilir kılmanın yollarını arıyorlar.

On yıldır Elibelinde’nin Muğla’daki organik üretim alanlarında Badur’la çalışan kadınlar, sözleşmeli tarımla artık kendi tarlalarına kuşkonmaz dikiyorlar. Duranfer, Birgül, Hatice, Nuriye gibi onlarca kadın artık kendi işinin sahibi. Elibelinde’de yıllar içinde kadınlara pek çok eğitim sağlanıyor, dikimden hasata üretimin her aşamasında destekleniyorlar. Artık sadece Badur’un değil, köyde kuşkonmaz yetiştiren tüm kadınların ürünleri tezgaha gidiyor.

"Köye ilk geldiğimde kadınlar, aile tarlalarında hayvan yemi yetiştiriyor ama para kazanmıyordu. Sonra kuşkonmaz tarlasına gelmeye başladılar; öğlen eve gittiler, akşam ekmek pişirdiler, keçisinin doğumuna yetiştiler. Bir takım olduk ve işi birlikte başardık.

Onlar tarımsal üretimde çiftçi, evlerinde emekçi. Kırsaldan kente göçün yarattığı ekonomik ve sosyal sorunların çözümü, güven duyulan iş imkanlarının yaratılmasıyla mümkün. Biz bunu köyümüzde 10 yıldır başardık. İki kadınla başlayan ekibimiz bugün 35 kişiye ulaştı."

Depremin ardından üretici cephesinde özellikle kadın kooperatiflerinin sayılarının artarak öne çıktığına tanık olduk. Kooperatifleşmenin kadın üreticiyi nasıl desteklediği Güzel anlatıyor. Kooperatifler, kadınların ekonomik bağımsızlıklarını kazanmalarını ve birlikte daha geniş pazarlara erişmelerini sağlıyor. Bireysel üretimde satış alanları sınırlıyken, kolektif üretim sayesinde iş paylaşımı ve pazarlama imkanları artıyor. Tek başına hareket eden bir kadının sesiyle, 50 kadının ortak üretimini duyurması arasında da büyük fark var. Kooperatifler sadece ekonomik değil, psikolojik olarak da kadınları güçlendiriyor. 

"Ev içi emeği görünmez kılınan kadınlar, becerileriyle üretime katılarak eşit iş paylaşımının parçası oluyor. Dikişten sabuna, örgüden gıdaya farklı yeteneklere sahip kadınlar, dayanışmayı büyüterek tek çatı altında birleşiyor. Bu süreç, aile içindeki konumlarını değiştiriyor; aileleri onlara farklı gözle bakıyor ve bu dönüşüm kız çocukları için de ilham verici oluyor.

Deprem öncesi ekonomik olarak erkeğe bağımlı olan kadınlar, artan kooperatifler sayesinde ev ekonomisinde daha aktif rol alıyor. Bugün, kazancını yöneten kadınlar için bu süreç yalnızca bir gelir kaynağı değil, aynı zamanda özgüven ve güçlenme hikayesine dönüşüyor."

Daha fazla teşvik ve destek

Kadın üreticilerin sektörde daha fazla yer alabilmesi için finansal destekler önemli olsa da asıl ihtiyaç, eğitim ve bilgiye erişim kanallarının güçlendirilmesi. Badur, bu sürecin sürdürülebilir olabilmesi için işbirliği ve örgütlenme seviyesinin artırılması gerektiğini belirtiyor. Özellikle tarımda kadın girişimciliğinin desteklenmesi, gıda sektöründe kadının güçlendirilmesi ve mentorluk programlarının yaygınlaştırılması, bu sürecin gelişmesine katkı sağlayabilir. Güzel ise kadın üreticilerin en büyük sıkıntılarından birinin kalıcı pazar eksikliği olduğunu vurguluyor. 

"Bununla ilgili kalıcı bir pazar olursa kadınlar buradan ekonomik olarak güçlenir. Güçlendikçe ve bu döngü devam ettikçe de sürer."

Deprem bölgesinde çeşitli destekler sağlanmış olsa da bu desteklerin kısa vadeli olması büyük bir eksiklik. Deprem öncesinde de istihdama erişimin zor olduğu bu bölgede yoksulluk ve iş bulma sıkıntıları daha da derinleşmiş durumda. Bu nedenle üretimin sürdürülebilir hâle gelmesi için en az beş yıl boyunca desteklenmesi gerektiğini savunuyor. Ancak burada sürekli bir bağımlılık yaratmaktan değil, sistemin kendi kendine dönebileceği bir yapıya ulaşmasından bahsediyor.

Kadın kooperatiflerinin karşılaştığı en büyük engellerden biri de vergiler. Güzel, küçük üreticilerle büyük şirketlerin aynı vergi sistemine tabi tutulmasının kadın kooperatiflerini zorladığını belirtiyor. Bu tür düzenlemeler, kadınların üretimde daha fazla yer alabilmesi ve ekonomik olarak güçlenmesi için kritik önem taşıyor.

"Bir kadın kooperatifinin sürmesini sağlamak için belli bir süre vergiden muaf tutulması gerekiyor. Çünkü kazandığımızdan daha çok vergi ödediğimiz zamanlar oluyor."

Sorun: Kadının omuzlarındaki yük

Kadın üreticilerin sektörde daha fazla yer alabilmesi için finansal destek önemli olsa da en büyük ihtiyaç bilgiye erişim ve sürdürülebilir bir ekosistem oluşturulması. Badur, kadın girişimcilerin ancak doğru bilgiye ulaşarak kendilerine özgü çözümler geliştirebileceğini ve başarılı modellerin işbirliği ve örgütlenmeyle büyüyebileceğini belirtiyor. Özellikle tarım ve gıda sektörlerinde kadın girişimcilerin geliştirilmesi ve mentorluk programlarının yaygınlaştırılması gerektiğini vurguluyor.

Güzel ise kadın kooperatiflerinin öncelikli olarak kamu kurumları ve özel sektör tarafından desteklenmesi gerektiğini belirtiyor. Kadın kooperatiflerine belirli bir süre vergi muafiyeti sağlanması talebini vurguluyor.

Ayrıca genç kadınların üretime dahil olabilmesi için kadın kooperatiflerinin gelir getirici bir model olarak tanıtılması gerekiyor. Bunun için ekonomik döngü sağlanmalı ve üretim cazip hâle getirilmeli. Genç kadın girişimciler için en önemli mesajlardan biri ise sürecin mükemmel olmadan da başlayabileceği. Badur, kadınların gereksiz endişelerle kendilerini sınırlandırmaması gerektiğini ve en büyük başarının yola çıkmak olduğunu vurguluyor. Başladıkça güçlenmek ve kendini ispatlamak, sürecin doğal bir parçası.

Çözüm: Hak temelli yaklaşım

Kadınların tarımda ve gıda üretiminde giderek artan rolü sıkça vurgulanıyor, ancak bu süreçte kadınlara daha fazla sorumluluk yüklenirken hakları yeterince savunulmuyor. Hükümetlerin ve sivil toplum kuruluşlarının kadın üreticileri destekleme süreçlerinde yalnızca onların üretim rollerine odaklanmak yerine hak temelli bir yaklaşım benimsemeleri gerekiyor.

Cinsiyet ana akımlaştırma, kadınların ekonomik ve sosyal haklarını tüm devlet kurumlarında gözeten bir politika olmalı ancak birçok yerde bu yaklaşım yalnızca bir bürokratik gereklilik olarak kalıyor. Erkekler ile kadınlar arasındaki eşitsiz güç ilişkileri yeterince sorgulanmıyor, dolayısıyla dönüştürülmüyor. Kadın üreticiler için cinsiyete göre ayrılmış verilerin toplanması, ihtiyaçların belirlenmesi ve eşitlikçi politikalar geliştirilmesi kritik ihtiyaçlar.

Kadın üreticilerin sürdürülebilir şekilde güçlenmesi için finansal desteklerin yanı sıra eğitim, bilgiye erişim, mentorluk ve kalıcı pazar imkanları sağlanmalı. Genç kadınların üretime yönelmesi için kooperatifçilik bir alternatif olarak tanıtılmalı ve kadınların ekonomik döngü içinde bağımsızlaşabilmesi için uzun vadeli destekler sunulmalı. Ancak bu süreçte kadınların yalnızca üretimde daha fazla yer alması değil, haklarının da korunması esas alınmalı.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

apéro

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

NEREDE YAYIMLANDI?

apéroapéro

BÜLTEN SAYISI

🌿 Tarladaki kadının emek ve direniş öyküsü

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kadınların tarımsal üretimdeki dönüşümünü, karşılaştıkları engelleri ve mücadelelerini daha gür bir sesle anlatmak için bir fırsat sunuyor. Bugünün odağı: Kadın emeği, hakları ve ihtiyaçları.

08 Mar 2025

Porland ile birlikte
Elibelinde Tarım kadınları. Kaynak: Elibelinde Tarım

YAZARLAR

Reyhan Ülker

İstanbul Bilgi Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları bölümü mezunu Reyhan, üniversite hayatı boyunca Mikla ve Ruhun Doysun başta olmak üzere şef Mehmet Gürs’ün çeşitli projelerinde yer aldı. Kopenhag'ta bulunan Noma’da tamamladığı staj programının ardından odağını "yemek hikayeleri"ne çevirmeye karar verdi. 2022 yılı Kasım ayından beri Aposto’da yemek editörlüğü yapıyor.

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

İLGİLİ OKUMALAR

apéroapéro

HİKAYE

Ethem Efendi Kahvaltı'da: Bir öğünden fazlası

Türkiye'de kahvaltı hiçbir zaman yalnızca günün ilk öğünü olmadı. Ailelerin, dostlukların ve gündelik hayatın etrafında şekillenen bu kültür, Erenköy'deki Mehmet Ali Paşa Köşkü'nde bulunan Ethem Efendi Kahvaltı'yla geçmişi ve bugünü aynı sofrada buluşturuyor.

11 Tem 2026

Ethem Efendi Kahvaltı'da: Bir öğünden fazlası
apéroapéro

HİKAYE

Londra'da Türk mutfağının yeni dönemi

Londra’da Türk mutfağı artık yalnızca kebapçılar ve mahalle restoranlarından ibaret değil. Şehrin merkezinde açılan yeni nesil restoranlar, sokak lezzetlerini yeniden yorumlayan girişimler ve farklı kitlelerle kurulan yeni ilişkiler, mutfağın görünürlüğünü ve algısını değiştiriyor. Soho’dan Dalston’a uzanan bu rota, Türk mutfağının Londra gastronomi sahnesindeki yerini takip ediyor.

04 Tem 2026

Londra'da Türk mutfağının yeni dönemi
apéroapéro

HİKAYE

Hona: Ahıska'dan kalanlar

Beyoğlu’nun, ahşap dokulu ve minimalist atmosferiyle öne çıkan Uzak Doğu etkili restoranı Hona'dayız. Hona, şef Ansar Kemaloğlu’nun ailesinin sürgün edildiği köyün adı. Özbekistan’da geçen çocukluk yılları, Uzak Doğu mutfaklarıyla kurulan erken temas, Türk mutfağına yöneliş ve Uygur mutfağında başlayan profesyonel deneyim, bugün Hona’yı şekillendiren fikrin temelini oluşturuyor.

Reyhan Ülker

·

27 Haz 2026

Hona: Ahıska'dan kalanlar
apéroapéro

HİKAYE

Ege’den Boğaz’a, Bodrum’dan Çeşme’ye: Denizin kıyısında beş sofra

Ege kıyıları ve İstanbul Boğazı boyunca uzanan beş restorana konuk olduk. Her biri denizle kurulan ilişkiyi farklı yorumlarla ele alıyor. Kimi mevsime teslim olup günlük avın peşinden gidiyor, kimi ocakbaşını esintili bir Bodrum akşamına taşıyor, kimi ise köklü aile hikayelerini aynı bahçede yaşatıyor. Ortak noktaları ise ürünün kendisine duyulan güven ve ortak kurulan sofralar.

20 Haz 2026

Ege’den Boğaz’a, Bodrum’dan Çeşme’ye: Denizin kıyısında beş sofra
apéroapéro

HİKAYE

Narenciye punch: Alkolsüz ve isli

Punch denince akla genellikle alkollü içecekler gelse de bu tarif, narenciye, çay ve baharat notalarının öne çıktığı alkolsüz bir yorum sunuyor. İsli karakteriyle öne çıkan Lapsang Souchong çayı, limon ve portakal kabuklarından hazırlanan oleo-saccharum ile birleşirken; tonik ve soda suyu karışıma ferahlatıcı bir canlılık kazandırıyor. Önceden hazırlanan soğuk demleme çay sayesinde derin aromalara sahip bu punch, kalabalık davetler için ideal.

20 Haz 2026

Narenciye punch: Alkolsüz ve isli