

%26 faizle günlük kazanç N Kolay bonoda
Herkese her hün "hoş buldum" faizi N Kolay bonoda Yatırım yapmak için çok paramız olması şart mı? İlla yüksek meblağlarla mı yatırım yapılır?
Daha fazlasını öğren →
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
2022’nin son haftalarını geride bırakırken iş dünyası gündeminde büyük yer edinen CEO değişimleri dikkatimi çekti. Volkswagen’in (VW) emisyon skandalından toparlanıp elektrikli araç stratejisine odaklanmasıyla önemli başarılar elde ettiği düşünülen CEO’su Herbert Diess, şirkete 2015’te BMW’den katılmıştı. Diess’in yerine VW’ye 1994’te katılan; Seat, Audi ve Porsche’de üstlendiği rollerin ardından 2013’te Porsche’nin üretimden sorumlu yöneticisi, 2015’teyse CEO’su olarak atanan Oliver Blume getirildi. Porshce’nin halka arzından kısa süre önce gerçekleşen bu atama, tartışmalar yaratan tek görev değişikliği değildi. Kasım ayının sonlarındaysa, 2020’de Disney’in CEO’su olan ve 2009’dan beri şirkette farklı roller üstlenen Bob Chapek’in koltuğunu devraldığı Bob Iger’ın Chapek’ten görevi devralacağı aktarıldı. Geçtiğimiz günlerde Prada, Dior’da Amerika Bölgesi Başkanı olarak çalışan Gianfranco D’Attis’nın yeni CEO olacağını açıkladı. Adidas ise kasım ayının başlarında 2013’ten beri PUMA’nın CEO’su olarak görev yapan Bjørn Gulden’nın CEO rolünü alacağını duyurdu.
Uzun yıllar bağlılık gösterdikleri şirketlerde en üst pozisyona kadar yükselme olanağı elde eden Blume ve Chapek’in aksine, Adidas ve Prada’da belki de bu rolü hak ettiğine inanan yetkin çalışan kendisinin neden değerlendirilmediğini ya da seçilmediğini sorguladı. CEO seçimindeki kriterler elbette makro ekonomik zorluklara, sektörden sektöre, şirketten şirkete değişiyor. (Not: Korn Ferry Türkiye Başkanı Şerif Kaynar ile CEO belirleme sürecine dair sohbetimiz çok yakında Pareto Spot’ta sizlerle!) Ancak bir şirketteki kariyer basamağının zirvesi olarak giden bu pozisyona uzanan yol bazı çalışanlar için çıkmaz sokaklara çıkıyor.
Çalışanlar neden terfi edemiyor?
Ebru olarak adlandıracağımız bir çalışan, yaklaşık 10 yıldır çalıştığı şirketinde yıldan yıla rol ve sorumlulukları belirli ölçüde artsa da aynı unvanla çalıştığını, sorumluluk alanını genişletmek ve kariyerinde ilerlemek için uzun süre sonra yöneticisinden terfi istediğini belirtiyor. Öte yandan kurumda bu durumun oldukça yaygın olduğunu, birçok kişinin becerilerini geliştirmek veya yeni sorumluluklar üstlenmek için çok da çaba harcamadan uzun yıllar aynı pozisyonda çalıştığını ifade ediyor. Bunun nedeniniyse, yeteneği elde tutmak için çalışan bir mekanizmanın olmaması ve zaman içinde çalışanların da koşullardan memnun olmasalar dahi güvenlik ihtiyacı ve öngörülebilirlik hissiyle "tanıdıkları" yerlerde kalmayı tercih etmeleri ve böylece oluşan kısır döngü olarak aktarıyor.
Şirketlerde işe alım ve terfi süreçlerinin adil ve şeffaf bir şekilde yürütülmemesi, çalışanları maddi ve manevi açıdan takdir etmenin öneminin anlaşılmaması ve önceliklerin dönemlere göre farklılaşması gibi organizasyonel bariyerler, kariyer basamaklarını çıkmayı zorlaştırıyor. Brandon Hall Group’un araştırmasında katılımcıların %55’i, kariyer fırsatlarının ve gereken niteliklerin şeffaf olmaması nedeniyle çalışanların beceri gelişiminin sekteye uğradığını belirtiyor. Bazen de hayata geçirilen uygulamalar ve yürütülen süreçler istendiği veya doğru şekilde çalışmıyor. Örneğin mayıs ayında Google’ın çalışanlarıyla yaptığı araştırmanın sonuçları yayımlanmış ve bulut birimindeki çalışanların %54’ünün terfi süreçlerinin adil olmadığını düşündüğü bildirilmişti. Birimin CEO’su Thomas Kurian bu sonucun "karar almanın önündeki engellerin, terfi kriterlerinin ve şeffaflığın olmamasının" etkisiyle ortaya çıktığını söylemişti.
Yaklaşım
Aposto’ya konuşan Egon Zehnder Yönetici Ortağı Murat Yeşildere, konuyu iki boyutta inceliyor ve “basit anlamda işverenlerin çalışanların artan katkısını paylaşmak istememesi ve bencilce davranması” nedeniyle terfi alamama eğiliminin gözlemlenebildiğini ifade ediyor. Başka ve daha yaygın bir nedeninse, “çalışanların birçok organizasyonda katkıları ile orantılı olarak değil, çalışma süreleri, kıdemleri ile orantılı olarak terfi ettirilmesi; yani etkili performans ölçümü ve sonucunda da yönetiminin yapılamaması” olduğunu söylüyor. ABD Hava Kuvvetleri kullandığı terfi öneri sisteminde tam olarak bunu değiştirip çalışanların şirkette geçirdiği yıl sayısını denklemden çıkarmıştı. Bu noktada Yeşildere, organizasyonların yapılarını hiyerarşik terfiler üzerine kurgulayıp terfi sürecini performans ve katkıdan ziyade, zamana endekslediklerinde kısa süre sonunda hızla büyüyen ancak değer yaratmayan, emir komuta silsilesinin ve unvanların yetkinliğin önüne geçtiği bir kurum hâline geleceğini belirtiyor.
Elbette terfinin çalışanların teknik becerilerinin yanı sıra bir üst rol için gerekli olan sosyal becerilere sahip olup olmadığı, vadettiği potansiyel, şirket içindeki ve dışındaki network’ü gibi farklı faktörlerden etkilense de terfiyi, çalışanların kariyerlerinde yükselmek için tek yol olarak görmememek gerek. Üstelik Birleşik Krallık’ta yapılan bir anket, pandeminin başlangıcından bu yana terfi edenlerin sayısının neredeyse yarıya düştüğünü ortaya koydu. Bunda uzaktan çalışmanın etkisi olduğu kadar bazı kurumların geleneksel, hiyerarşik yapılara kıyasla düz ve yalın, hiyerarşiden uzak organizasyonel yapıları benimsemesi ve çalışan gelişimini farklı şekillerde ödüllendirme eğiliminden de söz etmek mümkün. Yeşildere de bu noktaya dikkat çekiyor ve "Gelişmeye, sınırlarınızı zorlamaya devam ettiğiniz ve çalıştığınız kurum artan katkınızdan memnun olup bunu ödüllendirmeye devam ettiği sürece terfi suni bir unsur olarak kalabilir." diyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
AB ülkelerinde her beş LGBTİ+ çalışandan biri ayrımcılıkla karşılaşıyor, ABD’de LGBTİ+’ların neredeyse yarısı (%45’i) kariyerlerinin bir noktasında taciz, kovulma, ve işe alınmama gibi adil olmayan muamelelerle karşılaşıyor.
16 Ara 2022

YAZARLAR

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
Ortadoğu'daki savaşın tetiklediği akaryakıt krizi, elektrikli otomobillere yönelik talebi yeniden artırırken sektördeki dengeleri de değiştiriyor. Son bir yılda elektrifikasyon yatırımlarını küçülten otomobil devleri, yükselen talep ve Çin’deki üreticilerin güçlenen rekabeti karşısında gelecek stratejilerini yeniden değerlendirmek zorunda kalıyor.

Dijital ödeme çözümleri, her geçen gün daha da yaygınlaşırken işletmelerin bu çözümlere yaklaşımında güven, kullanım kolaylığı ve sağlanan somut fayda belirleyici hâle geliyor. Yakın tarihte Garanti BBVA’nın kuruluşu Tami’nin ve Ipsos Türkiye’nin işbirliğinde gerçekleşen çalışma da işletmelerin dijital ödeme çözümlerine açık olduğunu, fakat dönüşümün esas anahtarının güven olduğunu ortaya koyuyor.
12 Eki 2026

Tüketicilerin kredi kullanım tercihleri son yıllarda nasıl değişti, Türk bankacılık sektörü para politikası kararlarına nasıl uyum sağlıyor ve finansal teknolojiler alanında faaliyet gösteren girişimlerin büyümesinin önündeki başlıca sorunlar neler? TeklifimGelsin Kurucu Ortağı ve CEO’su İhsan Cem Zararsız, kredi piyasasındaki gelişmeleri, bankaların dijitalleşme sürecini ve Türkiye’de girişimlerin finansmana erişimde yaşadığı sorunları Aposto okurları için anlattı.

Türkiye’de otomotiv pazarı, 2026’nın son çeyreğine frene basarak girdi. Eylül rakamları, sektörle ilgili aylık düşüşten çok daha fazlasını anlattı. Toplam pazar, yıllık bazda %24’ün üzerinde daralırken sektörde yaşanan baskının tüketici için fırsat olup olmayacağı sorusu da gündeme taşındı.

Teknoloji birçok alanda sonuca ulaşmayı kolaylaştırırken ustalığın değeri artık yalnızca bir işi yapabilmekte değil; neyin iyi olduğunu ayırt etmekte, doğru kararı verebilmekte ve yıllar içinde biriken deneyimi yeni araçlara uyarlayabilmekte yatıyor. Ustalık kaybolmuyor; biçim değiştiriyor.



