Türkiye şarapçılığında stratejik bir adım: Wines of Türkiye ile ProWein 2025

Wines of Türkiye’den Seray Kocaemre’yle 16-18 Mart tarihlerinde Düsseldorf’ta düzenlenen uluslararası şarap fuarı Prowein’ın ülke şarapçılığına katkılarını ve stratejik önemini değerlendirdik.
Türkiye şarapçılığında stratejik bir adım: Wines of Türkiye ile ProWein 2025

apéro

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

Bağcılığın başladığı noktalardan Anadolu, dünya şarap sahnesinde hak ettiği yeri alma yolunda güçlü adımlarla ilerliyor. Bu yükselişin en güncel örneklerinden biri dünyanın en önemli şarap fuarlarından kabul edilen ProWein 2025’te sergilendi. Türkiye’nin ihracat odaklı sekiz üreticisi Wines of Türkiye çatısı altında biraraya gelerek Anadolu'nun köklü bağcılık kültürünü ve çağdaş üretim anlayışını uluslararası profesyonellere tanıttı.

Prowein’da kurulan "Ancient Land, Timeless Flavors" söylemiyle hazırlanan Wines of Türkiye standı, şarap tadım alanının yanı sıra kapsamlı bir eğitim ve keşif merkezi olarak da kurgulandı. Düzenlenen dört farklı masterclass'ta dünyanın önde gelen Master of Wine’larının sunumlarıyla Türkiye’nin özgün üzüm çeşitleri ve bağcılık bölgeleri anlatıldı. Katılımcılar her oturumda farklı şaraplar eşliğinde Türkiye'nin zengin üzüm mirasını deneyimleme fırsatı buldu. Walkaround Tasting alanında ise QR kodlar üzerinden şaraplara, üzüm çeşitlerine ve üretici hikayelerine ulaşma imkanı sunularak interaktif bir keşif deneyimi yaratıldı.

  • Wines of Türkiye bu yıl ayrıca Almanya'nın önde gelen iletişim ajanslarından Organize Communications ile işbirliği yaparak etkinlik öncesinde 5.000 şarap profesyoneline kişiye özel davetiyeler gönderilerek 300'ün üzerinde basın mensubuna Wines of Türkiye'nin tanıtıldığı bültenler ulaştırıldı. Etkinlik boyunca Meininger ve ZDF gibi önemli medya kuruluşlarıyla röportajlar yapıldı. 

Şarap Üreticileri Derneği İş Geliştirme Koordinatörü Seray Kocaemre'nin liderliğinde Prowein’a yönelik hazırlanan bu stratejik katılım Türkiye şarapçılığının küresel pazardaki konumunu güçlendirmeyi ve kalıcı bir bilinirlik yaratmayı hedefliyor. Biz de Seray Kocaemre ile Wines of Türkiye oluşumunun ProWein 2025'teki varlığının Türkiye şarapçılığına sunduğu katkıları, fuarın stratejik önemini ve geleceğe dair hedefleri konuştuk.

Wines of Türkiye olarak Türkiye’nin şarap sektörünü uluslararası pazarlarda nasıl konumlandırmak istiyorsunuz?

Türkiye hem şarap üreticisi bir ülke hem de ilk bağcıların yurdu olarak uluslararası şarap sahnesinde eşsiz bir konuma sahip. Wines of Türkiye markası ile ülkemizi uluslararası pazarda "köklü bir bağcılık kültürüne sahip, binlerce yıla yayılan şarap hikayeleri ile dolu bir ülke ve bir keşif destinasyonu" olarak konumlandırıyoruz. Modern üretim teknikleriyle birleşen bağcılık geçmişimiz, yerel üzüm çeşitlerimiz, yaşlı bağlarımız ve geniş coğrafyamızla Türkiye, hem şarap profesyonelleri hem de meraklı kaşifler için bir yeni bir hikaye vadediyor.

ProWein gibi uluslararası bir fuara katılmanın Türkiye şarap üreticileri için katkıları neler? Üreticiler fuardan hangi konularda kazanç sağlıyor: Ticari bağlantılar, distribütör bulma, marka bilinirliği, benchmarking?

Uluslararası fuarlar şarap üreticileri için yeni pazarlara açılan kapı. ProWein gibi büyük ölçekli organizasyonlar üreticilere en çok ticarî fırsatlara doğrudan erişim imkanı sunuyor. ProWein 2025 kapsamında üreticilere belirlenen hedef Almanya’daki uluslararası restoran ve şarap butiklerinin karar verici temsilcilerine ulaşmaktı. İkincil hedef ise distribütörler ve zincir market kanalında etkin aktörlerle temas kurmak. Bu tür uluslararası etkinlikler bireysel şarap markalarının yanı sıra Türkiye’nin sektördeki tanınırlığını artırmak açısından da önemli. 

Şarap ve gastronomi basınıyla doğrudan temas kurabilmek, hedef pazara yönelik doğru mesajları aktarabilmek ve marka anlatısını güçlendirecek içerikleri doğru kişilere ulaştırmak, ülke şarap endüstrisinin ulaştığı alanı genişletiyor. Bu da sadece o fuarla sınırlı kalmayan, ticarete ve itibara yönelik uzun vadeli faydalar yaratıyor. Ayrıca bu tür organizasyonlar dünya şarap sahnesindeki güncel trendleri yakından takip etme imkanı sunduğu için üreticilerimiz açısından son derece öğretici. Sürekli gelişen bir sektörde öğrenmeye açık olmak Türkiye şarapçılığının yenilikçi yüzünü de gösteriyor. 

Fuarların en önemli manevi getirisi ise sektördeki birlik duygusunu güçlendirmesi. Uluslararası platformlarda aynı amaç etrafında kenetlenmek, üreticilerimizin birbirini desteklemesini sağladığı gibi bu birlik ruhunun iç pazardaki dayanışmaya da olumlu yansıdığını gözlemliyoruz.

Dünyanın önde gelen Master of Wine'larından Caro Maurer, Treasure Hunt: Discover the Indigenous Varietals of Türkiye başlıklı oturumun Almanca sunumunu yapıyor.

Gözlemler ve eğilimler

Uluslararası şarap profesyonelleri tarafından Türkiye nasıl konumlandırılıyor: Yeni keşfedilen bir bölge mi, potansiyeli yüksek ama bilinmeyen mi? Bu tür fuarlarda Türkiye şaraplarının hangi yönleri öne çıkıyor ya da dikkat çekiyor?

Türkiye, uluslararası şarap profesyonelleri tarafından genellikle "potansiyeli yüksek ancak henüz tam anlamıyla keşfedilmemiş bir hazine" olarak tanımlanıyor. Fuar ortamlarında en çok dikkat çeken unsurların başında yerel üzüm çeşitliliğimiz geliyor. Bu yıl ProWein standımızda yerel ve yabancı toplam 40’tan fazla üzüm çeşidinden yapılmış şarap yer aldı. Yaşlı asmalar (old vine) dünyada yükselişte. Türkiye hem yaşlı asmalardan oluşan bağ alanlarının genişliği hem de bu asmalardaki üzüm çeşitliliğiyle öne çıkıyor. Üreticilerimiz bu bağları sökülmekten kurtararak ekonomiye kazandırıyor. Bu bağların korunması ve şarap sektöründe kullanılması uluslararası pazarda tarihsel derinliğimizi gösterme açısından da oldukça kıymetli.

Üretici profilimizdeki zenginlik ülke şarapçılığımızın dikkat çeken noktalarından. Cumhuriyetle yaşıt öncü üreticilerimizden onları takip eden yıllarda sektöre imzasını atan girişimci ruhlara ve belli bir üzüm, bölge ya da şarap yapım tekniğine yoğunlaşan avantgarde’lara; her bir üreticimizin sektöre sunduğu çok seslilik Türkiye şarap üretim kültürününün dinamik yapısını kanıtlıyor. Bağdan üretime, satıştan yönetime sektördeki kadın emeği, şarap turizmine artan ilgi, sayısı artan bağ yolları, sürdürülebilir üretim metotları, organik bağcılık ve iyi tarım uygulamaları da sektörümüzün geleceğe dönük yüzünü temsil ediyor. Özellikle çevre duyarlılığı yüksek profesyoneller için bu unsurlar büyük bir fark yaratıyor.

Türkiye yalnızca üretim bölgesi değil; tarımsal, kültürel, arkeolojik ve antropolojik derinliğiyle bu alanda bütüncül bir hikaye sunuyor. Bir Akdeniz ülkesi olarak "Ancient Wine Land" tanımının içini doldururken zamansız ve çağdaş bir üretim yaklaşımıyla dikkat çekiyor.  

Dünyanın önde gelen Master of Wine'larından Wojciech Bońkowski, Treasure Hunt: Discover the Indigenous Varietals of Türkiye başlıklı oturumun İngilizce sunumunu yapıyor.

Türkiye şarapçılığının uluslararası pazarlara açılma konusunda önündeki engeller sizce neler? Türkiye şarap sektörünü küresel pazarda daha görünür kılmak için neler yapılmalı?

Tüm sektörlerde, uluslararası pazarlarda kalıcı bir yer edinmenin yolu yalnızca dışa dönük faaliyetlerden değil, aynı zamanda içeride istikrarlı ve sürdürülebilir bir ekosistemden geçiyor. Sektörümüzün iç pazarda karşılaştığı yapısal zorluklar ihracat yatırımlarının da ölçeğini ve sürekliliğini etkiliyor. Üreticilerin daha sağlıklı koşullarda süreçlerini yönetebilmesi dış pazarlara yapacakları yatırımları da güçlendirecektir. Konuya şarap özelinde değil, bağcılıktan sofraya uzanan bir değer zinciri yaklaşımıyla bakmalı. Bugün şarap ihracatında özellikle son yıllarda başarıyı yakalayan komşularımızda bu zincirin her halkasını kapsayan bütüncül politikalar ve uzun vadeli destek mekanizmaları dikkat çekiyor. 

Türkiye dünyanın en büyük 5. bağ ülkesi. Bu potansiyelin yüksek katma değerle değerlendirilmesi ancak şarabın ve şaraplık üzümün stratejik bir tarımsal ürün olarak ele alınmasıyla mümkün. En öne çıkan yanımız 1400’ü aşkın üzüm çeşidine ev sahipliği yapan geniş coğrafyamız. Türkiye şarapçılığı şimdilik 70 civarında üzümü şarap dünyasına kazandırdı. Bu konuda yapılacak araştırmalar, yeni denemeler, üzüm kaşifi üreticilerimizin çabaları uluslararası pazarda sürekli haber değeri yaratan yenilikler ile görünürlüğümüzü artıracaktır. 

Elbette küresel şarap pazarı oldukça rekabetçi ve parçalı bir yapı sunuyor. Ancak bu pazar aynı zamanda özgün anlatılara ve kökleri olan şarap kültürlerine açık. Türkiye, gastronomi ve turizm gibi alanlardaki güçlü konumunu şarapla bütünleştirerek kendine özel bir alan yaratma şansına sahip. Bu alanın doğru iletişimle ve stratejik işbirlikleri ile değerlendirilmesi üreticilerimizin küresel pazarlardaki varlığını güçlendirecektir.

Wines of Türkiye ekibi.

Wines of Türkiye olarak önümüzdeki yıllar için hedefleriniz neler? 

Küresel ölçekte dev bir hacme sahip olan şarap sektöründe Türkiye’nin hak ettiği yeri alabilmesi için hedef pazarlara daha odaklı bir stratejiyle yaklaşmak üzere kapsamlı bir plan hazırladık. Bu planın merkezinde doğru mesajlarla ülke şarapçılığına dair kalıcı bir bilinirlik oluşturmak yer alıyor. Bu bilinirliği inşa ederken en güçlü dayanağımız yerel üzüm çeşitliliğimiz ile farklı mikroklimalara ve teruarlara ev sahipliği yapan zengin coğrafyamızın binlerce yıllık bağcılık mirası; bu mirasın hakkını veren üreticilerimizin ürettikleri lezzetli şaraplar olacak. 

Son yıllarda ivme kazanan bağ yolu ve şarap turizmi yatırımları ile gastronomi destinasyonları da Wines of Türkiye kimliğini daha bütüncül bir anlatımla geniş kitlelere sunmamıza olanak sağlıyor. Bu unsurlar Wines of Türkiye’nin taşıdığı mesajı uluslararası pazarda daha güçlü kılacak. Hedef pazarlarda sektörün önde gelen isimleriyle kurulacak stratejik işbirlikleri sayesinde hem talepte hem de pazara giriş gücünde etki yaratmayı planlıyoruz. Bu yaklaşımın önümüzdeki yıllarda katılacağımız tüm uluslararası etkinliklerde üreticilerimizin ihracat iştahını artırarak kolektif temsiliyeti güçlendireceğine inanıyoruz.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

apéro

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

NEREDE YAYIMLANDI?

apéroapéro

BÜLTEN SAYISI

🍇 Üzümler konuşuyor: ProWein, Türkiye'de şarapçılık ve küresel akımlar

Dünyanın en büyük şarap ve alkollü içecek fuarlarından ProWein'ın öne çıkan trendlerini, Türkiye şarapçılığının uluslararası arenadaki konumunu ve yerel üreticilerimizin küresel sahnede nasıl temsil edildiğini mercek altına alıyoruz.

19 Nis 2025

Wines of Türkiye Protein 2025 fuarında.

YAZARLAR

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

İLGİLİ OKUMALAR

apéroapéro

HİKAYE

Ethem Efendi Kahvaltı'da: Bir öğünden fazlası

Türkiye'de kahvaltı hiçbir zaman yalnızca günün ilk öğünü olmadı. Ailelerin, dostlukların ve gündelik hayatın etrafında şekillenen bu kültür, Erenköy'deki Mehmet Ali Paşa Köşkü'nde bulunan Ethem Efendi Kahvaltı'yla geçmişi ve bugünü aynı sofrada buluşturuyor.

11 Tem 2026

Ethem Efendi Kahvaltı'da: Bir öğünden fazlası
apéroapéro

HİKAYE

Londra'da Türk mutfağının yeni dönemi

Londra’da Türk mutfağı artık yalnızca kebapçılar ve mahalle restoranlarından ibaret değil. Şehrin merkezinde açılan yeni nesil restoranlar, sokak lezzetlerini yeniden yorumlayan girişimler ve farklı kitlelerle kurulan yeni ilişkiler, mutfağın görünürlüğünü ve algısını değiştiriyor. Soho’dan Dalston’a uzanan bu rota, Türk mutfağının Londra gastronomi sahnesindeki yerini takip ediyor.

04 Tem 2026

Londra'da Türk mutfağının yeni dönemi
apéroapéro

HİKAYE

Hona: Ahıska'dan kalanlar

Beyoğlu’nun, ahşap dokulu ve minimalist atmosferiyle öne çıkan Uzak Doğu etkili restoranı Hona'dayız. Hona, şef Ansar Kemaloğlu’nun ailesinin sürgün edildiği köyün adı. Özbekistan’da geçen çocukluk yılları, Uzak Doğu mutfaklarıyla kurulan erken temas, Türk mutfağına yöneliş ve Uygur mutfağında başlayan profesyonel deneyim, bugün Hona’yı şekillendiren fikrin temelini oluşturuyor.

Reyhan Ülker

·

27 Haz 2026

Hona: Ahıska'dan kalanlar
apéroapéro

HİKAYE

Ege’den Boğaz’a, Bodrum’dan Çeşme’ye: Denizin kıyısında beş sofra

Ege kıyıları ve İstanbul Boğazı boyunca uzanan beş restorana konuk olduk. Her biri denizle kurulan ilişkiyi farklı yorumlarla ele alıyor. Kimi mevsime teslim olup günlük avın peşinden gidiyor, kimi ocakbaşını esintili bir Bodrum akşamına taşıyor, kimi ise köklü aile hikayelerini aynı bahçede yaşatıyor. Ortak noktaları ise ürünün kendisine duyulan güven ve ortak kurulan sofralar.

20 Haz 2026

Ege’den Boğaz’a, Bodrum’dan Çeşme’ye: Denizin kıyısında beş sofra
apéroapéro

HİKAYE

Narenciye punch: Alkolsüz ve isli

Punch denince akla genellikle alkollü içecekler gelse de bu tarif, narenciye, çay ve baharat notalarının öne çıktığı alkolsüz bir yorum sunuyor. İsli karakteriyle öne çıkan Lapsang Souchong çayı, limon ve portakal kabuklarından hazırlanan oleo-saccharum ile birleşirken; tonik ve soda suyu karışıma ferahlatıcı bir canlılık kazandırıyor. Önceden hazırlanan soğuk demleme çay sayesinde derin aromalara sahip bu punch, kalabalık davetler için ideal.

20 Haz 2026

Narenciye punch: Alkolsüz ve isli