1509 İstanbul depremi: Kıyamet-i Suğra

"Küçük Kıyamet" olarak da adlandırılan 1509 İstanbul depreminde neler oldu?
1509 İstanbul depremi: Kıyamet-i Suğra

22 Şubat - Filomingo - Exante
Filomingo ile birlikte

Şirket aracı kiralamak artık çok kolay: Filomingo

Filomingo ile istediğinizi seçerek anında harekete geçebilirsiniz Filomingo , Türkiye’de bir ilki gerçekleştirerek uzun dönem araç kiralamayı tamamen online ortama taşıyor. Sunduğu hızlı ve kolay kiralama deneyimiyle fark yaratan…

Daha fazlasını öğren →

EXANTE

EXANTE

Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.

Kahramanmaraş ve çevre illerde yaşanan felaket, bir süredir derin dondurucuda yer alan büyük İstanbul depremine ilişkin tartışmaların yeniden alevlenmesine yol açtı. Tarihin en önemli kentlerinden biri olan İstanbul, deprem konusunda derin yaralar taşıyan bir metropol. Bu yaraların en tazesi olmasa da en çok iz bırakanı ise bundan 514 yıl önce açıldı. 

Kıyamet-i Suğra

Osmanlı İmparatorluğu’nun başkenti İstanbul, 10 Eylül 1509’da oldukça güçlü bir depremle sarsıldı. Sabaha karşı meydana gelen depremin 160 bin nüfuslu şehir üzerindeki etkisi oldukça yıkıcı oldu. Şehirde binden fazla bina yıkıldı, 13 bin insan hayatını kaybetti, 10 binden fazla insan yaralandı. Fatih Camii ve henüz yeni tamamlanmış olan Bayezid Camii çok ağır hasar aldı. Anadolu ve Rumeli Hisarları, Kız Kulesi, Bozdoğan Kemeri ciddi hasar gördü. İstanbul surlarında yer alan 49 burç ya yıkıldı ya da önemli ölçüde hasara uğradı. Ayasofya’nın fethin ardından yapılan minareleri yıkılırken, onlarca cami ve kilise tahrip oldu.

Sultan II. Bayezid’in ikamet etmekte olduğu Topkapı Sarayı da ağır hasar gören yapılar arasındaydı. Hatta öyle ki sultan, enkaz altında kalmaktan sabah namazına kalkması sayesinde kurtulabildi. Çünkü deprem, sultan abdest almak için odasını terk ettiğinde gerçekleşmiş ve deprem sırasında sultanın odası yerle bir olmuştu.

Depremin ardından bir de tsunami tehlikesi baş gösterdi. 6 metreye ulaşan dalgalar Ceneviz Surları’nı aşarak şehrin içine girdi. Galata bölgesinde onlarca ev sular altında kaldı, bazıları ise denize karıştı.

Deprem öylesine büyüktü ki Rumeli’den, Viyana’dan hatta ve hatta Mısır’dan dahi hissedildi. O dönem Mısır’a hükmeden Memlük Devleti’nin kayıtlarında, depremin bölgede bıraktığı izler hakkında raporlar yer aldı.

Kimi bilim insanları bu depremin büyüklüğünü 7.2 olarak hesaplarken, kimileri ise depremin 8 büyüklüğünde gerçekleştiğini söylemektedir. Dönemin kaynakları ise bu depremi “Kıyamet-i Suğra” yani Küçük Kıyamet olarak adlandırmaktadır. Hatta öyle ki deprem sonucunda toprak üzerinde su ve kum fışkırtan dev yarıkların oluştuğu ve insanların bu yarıkların içine düştüğü tasvir edilmektedir. 

Yeniden inşa süreci

Sultan II. Bayezid depremin ardından yaklaşık 15 gün Gülhane’de bir çadırda kaldıktan sonra devletin eski başkenti olan Edirne’ye gitti. Buradan şehrin yeniden imar edilmesini emreden sultan, Mimar Hayreddin’in nezaretinde yaklaşık 66 bin işçi, 11 bin kalfa ve 3 bin inşaat ustası görevlendirdi. Her 20 haneden bir kişi yeniden inşa sürecine dahil olmak adına göreve çağrıldı. İnşa edilecek yeni binaların ahşaptan yapılması kararlaştırılırken, taştan ev yapılması ise yasaklandı.

Olağanüstü inşaat maliyetlerinin giderilmesi adına birtakım ek vergiler konuldu. “Avarız” adı verilen olağanüstü vergi ile birlikte her haneden 22 Osmanlı gümüş akçesi toplanması kararlaştırıldı. Avarız vergisi nedeniyle Rumeli eyaletinde toplam 622 bin haneden 13,6 milyon akçe toplanırken, Anadolu eyaletinde ise 502 bin haneden toplam 11,1 milyon akçe toplandı. Totalde toplanan 24,7 milyon gümüş akçenin o dönemki toplam vergi gelirlerinin yaklaşık %10’una karşılık geldiği tahmin ediliyor. 

Bütün bu hazırlıklara rağmen yeniden inşa süreci 41 gün boyunca devam eden artçı sarsıntılar ve artçıların ardından bastıran kış mevsimi nedeniyle sekteye uğradı. Çalışmalara ancak 1510 yılının Mart ayında başlanabildi. Fakat geç başlanılmış olmasına rağmen çalışmalar 64 gün gibi kısa bir sürede tamamlandı ve haziran ayında inşaat iskeleleri söküldü. Bazı küçük ölçekli yapıların yeniden inşasının ise 1511’e kadar bekletildiği konusunda kayıtlar bulunuyor.

Ya bugün?

İstanbul bugün resmi kayıtlara göre 16 milyonluk nüfusuyla ülkenin beşte birine ev sahipliği yapan bir mega kent. TÜSİAD, TÜRKONFED ve SEDEFED tarafından hazırlanan İstanbul Depremi Senaryosu: İş Dünyası Raporu’na göre İstanbul ulusal sanayi üretiminin %40'ını, vergi gelirlerinin %46’sını, ihracatın ise yaklaşık yarısını tek başına karşılamaktadır. Raporda bu nedenle İstanbul’da yaşanabilecek büyük bir depremin faturasının 25 ile 300 milyar USD arasında olabileceği tahmin ediliyor. Bu sebeple, İstanbul’da benzer bir felaketin yaşanması hem ekonomik hem de beşeri anlamda altından kalkılması çok zor bir yük doğuracaktır. 

Bu sebeple, olası kayıpları asgari seviyeye çekebilmek adına çalışmaya hemen bugün, Kahramanmaraş ve çevre illerde yaşanan kayıpların acısı hala çok tazeyken başlamamız gerekiyor. 

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

EXANTE

EXANTE

Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

EXANTEEXANTE
∙

BÜLTEN SAYISI

📈 PMI'lar beklentilerin üzerinde

Avro Bölgesi'nde bileşik PMI 52,3'e yükselerek 9 ayın zirvesini kaydetti. Yurt içinde gözler TCMB'nin yarın gerçekleştireceği PPK toplantısına çevrildi.

22 Şub 2023

Filomingo ile birlikte
Unsplash

YAZARLAR

Emircan Yaman

Piyasalar ve Finans Editörü

EXANTE

Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

EXANTEEXANTE
∙

HİKAYE

Kalkınmanın jeoekonomisi: Küresel ticarette yeni dönem

ABD-İran savaşının ve artan korumacılığın etkisiyle küresel ticarette dengeler değişirken, ülkelerin ulusal güvenlik ve jeopolitik öncelikleri ekonomik kararlarında giderek daha belirleyici hale geliyor. Ancak teknolojik dönüşüm ve stratejik sektörlerdeki yatırımların gelişmiş ülkelerde yoğunlaşması, gelişmekte olan ülkelerin kalkınma ve gelir farkını kapatma çabalarını zorlaştırıyor.

Kalkınmanın jeoekonomisi: Küresel ticarette yeni dönem
EXANTEEXANTE
∙

HİKAYE

Rekorlar kıran küresel tahvil faizleri neden artıyor ve bunu ne durdurabilir?

Küresel ekonomide en önemli gündem maddesi, uzun vadeli tahvil faizlerindeki önlenemeyen yükseliş olmaya devam ediyor. Sadece ABD’de değil, birçok gelişmiş ülkede on yıllık tahvil faizlerinin çok sert yükseldiği görülüyor. Peki neden ve bu gidişi ne durdurabilir?

Erhan Aslanoğlu

·

15 Eki 2026

Rekorlar kıran küresel tahvil faizleri neden artıyor ve bunu ne durdurabilir?
EXANTEEXANTE
∙

HİKAYE

ABD'nin akaryakıt krizi nasıl Putin’e yaradı?

ABD Başkanı Donald Trump’ın Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile yaptığı dizel tedarik anlaşması, ABD Kongresinde Cumhuriyetçiler ile Demokratların hükümetin kapanması sürecinde dahi yaşamadıkları ölçüde bir ortak mutabakat sağlamalarına neden oldu. Peki Trump neden böyle bir karar aldı? Rusya bu anlaşmadan ne kazanacak ve ABD’nin Ukrayna politikasında nasıl bir değişiklik yaşanıyor?

Emircan Yaman

·

14 Eki 2026

ABD'nin akaryakıt krizi nasıl Putin’e yaradı?
EXANTEEXANTE
∙

HİKAYE

Sanayide yaz ayı bilançosu: İmalatta büyüme sıfıra yaklaştı

İmalat sanayiinde ilk dört ayda %1,3’e ulaşan üretim artışı, Ağustos ayında %0,2’ye geriledi. Giyim ve makine sektörlerinde daralma tüm şiddetiyle sürerken, önceki yıllarda büyüyen bazı sanayi kolları da yaz aylarında üretim kaybetmeye başladı.

Emircan Yaman

·

13 Eki 2026

Sanayide yaz ayı bilançosu: İmalatta büyüme sıfıra yaklaştı
EXANTEEXANTE
∙

HİKAYE

2026 Nobel Ekonomi Ödülü: İnsan davranışları ekonomi politikalarını nasıl şekillendiriyor?

Nobel Ekonomi Ödülü’nü alan Robert Hall ve Michael Woodford’un çalışmalarının ortak noktası, ekonomik istikrarın yalnızca bugün alınan kararlara değil, insanların geleceğe ilişkin beklentilerine de bağlı olduğu düşüncesi oldu. Ödülün gerekçesinde “makroekonomik istikrarın mikroekonomik temellere yaptığı katkılar” ifadesi yer alırken burada Türkiye açısından da önemli çıkarımlar var. Bu teze göre, ekonomik istikrarın toplumsal karşılığı tek başına enflasyonun düşmesi değil.

Pelin Cengiz

·

12 Eki 2026

2026 Nobel Ekonomi Ödülü: İnsan davranışları ekonomi politikalarını nasıl şekillendiriyor?