Bağcı şarabı: Gürbüz Winery

Akın Gürbüz'ün hikâyesi yöreye aidiyet, eğitimli teknik ve sektörel deneyimi şişede buluşturuyor.
Bağcı şarabı: Gürbüz Winery

Cote 13 Eylül Apero
Cote ile birlikte

Akdeniz'e özgü eklektik lezzetler ve geniş şarap kavı: Côté Bistro Etiler Kadim uygarlıkların "hasat ayı" eylül, bağbozumunun mevsimini müjdeliyor. Ailenizin lezzet avcısı ve müdavimlik tutkunu apéro da şarap ayı olarak kutladığı eylül ayının bu bülteninde özel bir mekân önerisiyle geliyor. Côté Etiler; Akdeniz mutfağının özgün lezzetleriyle eşleşen geniş şarap kavı ve keyifli terasıyla yeni müdavimlerini bekliyor. Menü: Côté Etiler; başlangıçlarıyla, salatalarıyla, makarnalarıyla, pizzalarıyla, burgerleriyle ve ana yemekleriyle Akdeniz esintisini her köşesinde taşıyan bir menüyle karşımıza çıkıyor. Yaratıcı kokteylleri bir yana; en değerli üreticilerin en özel şaraplarını vadeden şarap menüsü, bu Akdenizli menüye en yakışan seçenekleri sunuyor. Menüden favorilerimiz, hakiki Morini balığı ile yapılmış Fish Chips, Popcorn Tavuk ve yöresel Boşnak Köfte. Söylemeden geçmeyelim; pizzaları İtalya’dan gelen özel fırında, hamurundan sosuna mutfak ekipleriyle yaratılıyor. Yemek Eşleştirmeli Tadımlar: Côté'nin çeşitli periyotlarda düzenlediği Yemek Eşleştirmeli Tadım etkinlikleri, sommelierlerin özel seçkilerini ve şefin gece özgü doyurucu lezzetlerini en uygun kombinasyonlarda bir araya getiriyor. Lazy Sunday isimli pazar keyiflerine de kararında caz dinletileri ve indirimli kokteyller eşlik ediyor. Apero’ya özel indirim! 18 Eylül Cumartesi saat 19.00‘da Barbare Şarapları’yla gerçekleştirilen yemek eşleştirmeli tadım gecesinde siz değerli okurlarımızı %10 indirim de bekliyor! Barbare Kırmızı Serisi’ne uyumlu Côté şeflerinin hazırladığı özel menü sizlerle buluşuyor. Rezervasyon yaparken APERO10 kodunu vererek indirimden yararlanabilirsiniz. Keyifli tadımlar... Nerede, nasıl? Côté Etiler, Akmerkez ikinci katında yer alan Uptown'ın içinde, sonbaharı sevenleri ve eylüle başka anlamlar yükleyenleri huzurlu terasında ağırlıyor. Konum bilgisi, rezervasyon numarası, Spotify seçkileri gibi ayrıntılar şurada. Menü ve diğer haberler de Instagram hesabında.

Daha fazlasını öğren →

apéro

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

Trakya’da bağ ziyaret etme hedefiyle, geçen senenin rekoltesi bir turuncu şarabını içtiğim, etiketindeki profesyonelliğe hayran kaldığım Gürbüz Winery’nin internette bulduğum telefonunu aradığımda aklımda bir resepsiyon görevlisiyle rezervasyon saati ve tadım ihtimali konuşmak vardı. Telefon açıldı ve karşıdaki ses kendini tanıttı: “Merhaba, ben Akın Gürbüz.” 

Bir adım (ve iki yüzyıl) geriden

1800’lerin başında ABD’nin 3. Başkanı Thomas Jefferson, kafayı şarap yapmakla kırmıştı. Fransa’da elçilik yaptığı dönemde Bordeaux ve Burgundy bölgelerine gerçekleştirdiği sık ziyaretlerinden edindiği damak ve ilgisi, Avrupa menşeli üzüm tiplerini ekerek o zaman ABD’de yaygın ithal edilen port usulü şarapçılığa alternatif olarak rafine şarapçılığı geliştirme isteğinin temeli oldu. İtalya’dan bağcılık projesine önayak olması için getirdiği uzman bağcı Filippo Mazzei’yle kolları sıvadı ve Avrupa üzümlerini Virginia topraklarına tanıttı. 

Fakat çeşitli asma hastalıkları projeyi ellerinde patlattı. Avrupa üzümleri yetişmedi, yetişenler hastalıklara yenik düştü. Yerel üzüm cinsleri hastalıklara aldırmıyordu ancak ortaya çıkan şarap kaliteli değildi. Jefferson, Fransa’dan öğrenip memleketine uygulamak istediği bağcılığı başaramadı belki ama yıllar sonra yeşerecek Amerikan şarap kültürünün temellerini attı.

Kütüğü bağda olan bağcı

Jefferson’ın hikâyesi bana biraz Akın Gürbüz’ü hatırlatıyor. Hoş, Gürbüz’ün yolculuğu bambaşka ve tam da Türkiye’de sevdiğimiz tarzda bir tınısı olduğu için dinlemesi daha zevkli. Trakyalı bir bağcı ailenin çocuğu — üzümle haşır neşir olmaya daha 6 yaşında babası muhtarken kantarda üzüm tarttığı zamanlarda yanında takılarak başlamış. “Eskiden üzümler şimdiki gibi 20-25 kiloluk kasalara değil 70 kiloluk küfelere doldurulurdu,” diye anlatıyor. Lise için Tekirdağ’dan ayrıldığında bağ bozumunu yakalamak için hafta sonları geri dönermiş. 

Bağa aşinalığı ve ilgisi ne kadar yüksek olsa da ailesinin hedefi bağcı olması değil, okuması ve bu hayattan “kurtulması”na yönelik olunca tahsil için istikamet ABD olmuş. Bilgisayar ve bilgi sistemleri dünyasında sakin ve kız istemeye pek uygun bir işi varken aklına kurtlar düşmüş. 30’larına merdiven dayamanın sanırım herkeste benzer bir tesiri var. Fakat herkes Gürbüz’ün bağcı olma kararını verme cesaretinde değil.

Türkiye’de alışılmış bağcılığa merak salma hikâyesinin aksine Gürbüz, gidip üzüm toplamakla işe başlamamış. Önce dünyanın önde gelen bağ eğitim programlarından Kaliforniya Üniversitesi, Davis Bağcılık ve Enoloji bölümünden geçmiş. ABD’de çeşitli işlerden sonra döndüğü memlekette de hatırı sayılır bir süre farklı bağların, şarap üreticilerinin bağından mesul olmuş ve danışmanlık yapmış. Geçmişindeki geleneksel bağcılığı, eğitimle öğrendiği müfredat yöntemlerini ve sektör deneyimini istediği noktaya getirdiğini düşününce de son adımı atmanın zamanı olduğuna karar vermiş: kendi şarabını üretmek.

Akın Gürbüz, Gürbüz Winery’de


Türkiye standartlarına değil, uluslararası alana yönelik üretmek için çabaladığı şarapları, ne kadar uzmanı olmasam da herhangi bir restoranda denk geldiklerimden farklı. Nitekim az sayıda üretim sebebiyle restoranlara istikrarlı şekilde tedarik edemeyeceğini, bu yüzden de nadiren restoranların menülerine şişe verdiğini söyleyen Gürbüz’ün şaraplarını belki de özel kılan sadece eğitimli ve profesyonel yaklaşımı değil, yöreye ait oluşu. Çocukken babasıyla balığa çıktığında hangi koyun soğuk, hangisinin rüzgârlı, hangisinin ılık olduğunu yaşayan Gürbüz, şimdi o koylara bakan yamaçlarda üzüm yetiştiriyor. Terroir hâkimiyeti de iklim ve hava koşullarına göre nasıl davranılması gerektiğini bilince üzüm izin verdiğince istenen sonucu doğuruyor — tam olarak kişiyi yansıtan bir bağcı şarabı.

Akın Gürbüz’de yaptığı işi sevenlere has mutlu ve yorgun bir sima var. Muhtemelen bize anlattıklarını aynı hafta hatta aynı gün içinde defalarca anlatmanın verdiği bir biteviye dinginlik saklı fakat anlattıklarına dair şevkinden dolayı memnuniyeti de bariz. Ömrünün yarısını adadığı bir uğraşı, son beş-altı senesinde gecesini gündüzüne kattığı bir emeği anlatmak sadece yaptığını iyi yapanların kadir olduğu bir şans. Gürbüz de Türkiye’de bu şansa erişmeyi hak eden sayılı üreticiden. 

“Kimler şarabını tatsın istersin?” diye sorduğumda Gürbüz önce bir düşündü. “Robert Parker’ın — emekli olmuş da olsa — tatmasını istediğimi söylemesem kendimi kandırmış olurum, her şarap üreticisi eminim onun yorumunu merak eder,” cevabını verdikten sonra bir es verdi ve ekledi: “Thomas Jefferson.” 

🍷 Editörün notu: Ziyaret öncesi Gürbüz Winery'i aramak ve müsaitlik sormak mantıklı olur. Sanayi mahallesine girenler şaşırmasın, tadım alanları orada. Acıkanlar için de arabayla beş dakika mesafedeki Çamlık Restoran, iyi bir dinlence ve atıştırma yeri. 

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

apéro

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

NEREDE YAYIMLANDI?

apéroapéro
∙

BÜLTEN SAYISI

∙

PREMIUM'A ÖZEL

🌳 Bağ bozumu

Ziyaret etmelik bağ rehberi, bir bağcının hikâyesi, heyecanlı bir duyuru.

13 Eyl 2021

Cote ile birlikte
Yasemin Güney Erten

YAZARLAR

Berkok Yüksel

A former child writing about food and London for Aposto.

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

İLGİLİ OKUMALAR

apéroapéro
∙

HİKAYE

Mutfakların dili: Etnik mutfaklar nasıl yüksek gastronomiye dönüşüyor?

Göçle taşınan, mahallelerde köklenen ve uzun süre “etnik” kategorisinde tutulan mutfaklar bugün fine dining’in parçası oluyor. Peki bir mutfak ne zaman prestij kazanıyor? Onu “yüksek gastronomi”ye taşıyan değer ölçütlerini kim belirliyor? Sosyoloji profesörü Zafer Yenal ve yemek editörü Reyhan Ülker, bu dönüşümün arkasındaki toplumsal ve gastronomik hiyerarşilere bakıyor.

26 Eyl 2026

Mutfakların dili: Etnik mutfaklar nasıl yüksek gastronomiye dönüşüyor?
apéroapéro
∙

HİKAYE

Nouveau’dan ibaret olmayan Beaujolais: Bağda bir gün

Dışarıdan bakıldığında şarap kültürü ve turizmiyle, hatta biraz romantize edilmiş bir Fransız şarap imgesiyle özdeşleşen Beaujolais’nin, içeriden bakıldığında nasıl bir emek, iklim ve aile ekonomisi üzerine kurulduğunu Ceren Aral Desnos, bir beyaz yakalı olarak deneyimlediği bir günlük bağbozumu üzerinden anlatıyor.

Ceren Aral Desnos

·

19 Eyl 2026

Nouveau’dan ibaret olmayan Beaujolais: Bağda bir gün
apéroapéro
∙

HİKAYE

Bedenin modası, beslenmenin trendi: Peki şimdi ne yiyeceğiz?

Beslenme trendleri ortaya çıkarken bilimsel bilgi; medya, beden idealleri, sosyal normlar ve gıda endüstrisi tarafından seçiliyor, sadeleştiriliyor ve ürünleştiriliyor. Böylece bilim, gündelik yaşamın ve tüketim alışkanlıklarının parçası hâline gelirken sağlıklı beden, “doğru” beslenme ve kendimize iyi bakmak da sürekli yeniden tanımlanıyor.

Reyhan Ülker

·

12 Eyl 2026

Bedenin modası, beslenmenin trendi: Peki şimdi ne yiyeceğiz?
apéroapéro
∙

HİKAYE

Sifnos'un yolu: Bir ada nasıl gastronomi destinasyonuna dönüşür?

Yunanistan’ın küçük Kiklad adalarından Sifnos, yerel ürünleri, geleneksel yemekleri ve son 15 yılda açılan şef restoranlarıyla ülkenin öne çıkan gastronomi duraklarından birine dönüştü. Adada nohut, peynir, kapari, kekik balı ve balık gibi ürünler hem geleneksel tavernaların hem de yeni nesil restoranların menülerinde yer buluyor. Seramikçilik gibi yüzyıllardır süren zanaatlar yemek kültürünün bir parçası olmaya devam ederken farklı ülkelerden şeflerle yapılan işbirlikleri de Sifnos mutfağını yeni tatlara ve tekniklere açıyor.

Emre Onar

·

05 Eyl 2026

Sifnos'un yolu: Bir ada nasıl gastronomi destinasyonuna dönüşür?
apéroapéro
∙

HİKAYE

Doğaya dönüşün ilk dalgası: Foraging'in yeniden keşfi

Bir zamanlar bir hayatta kalma becerisi olan foraging, bugün fine dining'in, wellness kültürünün ve sosyal medyanın ilgi alanında. Bu geri dönüş, insanın doğadan yeniden beslenmesinden çok, doğayla kopmuş ilişkisinin farkına varmasıyla ilgili olabilir.

Reyhan Ülker

·

29 Ağu 2026

Doğaya dönüşün ilk dalgası: Foraging'in yeniden keşfi