

Coffee Department’ta 2021’in ilk kahveleri Efsaneye göre milattan sonra 850'li yıllarda Etiyopya'da keçi çobanlığı yapan Kaldi; bir çalının parlak kırmızı meyveleriyle otlanan keçilerin daha enerjik olduklarını fark eder. Benzer sonuçları kendisinde de gözlemlerler ve meyveleri bir dervişe götürür. Derviş, meyveleri kullanmayı reddeder ve onları ateşe atar; ateşe düşen meyveler etrafa aromalı bir koku yayar. Kaldi’ye dair anlatılagelen bu efsane bugün dahi kahve zincirlerine, dükkânlarına ismini veriyor; Etiyopya ise hâlâ en iyi kahvelerin yetiştiği bölgelere ev sahipliği yapıyor. Bugün sizleri Coffee Department’ın 2021’e özel ilk kahveleriyle, Etiyopya ve El Salvador’a doğru bir yolculuğa davet ediyoruz. • Coffee Department: Dünyadaki en kaliteli kahve çekirdeklerini bulmayı ve kahveseverlere en güzel kahve deneyimini yaşatmayı hedefleyen Coffee Department, tarladan fincana kadar olan sürecin her aşamasına ayrıca özen gösteriyor. Balat ve Nişantaşı'ndaki iki dükkânı ve Balat'taki kavurmahanesiyle hizmet veren Coffee Department'ın özenerek ürettiği ürünleri, internet mağazasından da satın alınabiliyor. 1 kiloluk kahve alımlarında %10 fiyat avantajı sunan ve 125 lira ve üzeri alışverişlerde kargo ücreti almayan Coffee Department, 2021’e özel yeni ürünleriyle dünyanın en iyi kahve üreticilerinden tedarik ettiği lezzetli çekirdekleri özel teknikleriyle kavuruyor. • Coffee Department’ta en yeniler: Çekirdeğe özel kavurma teknikleri geliştirerek kahvenin vadettiği aromaların olması gerektiği gibi öne çıkmasını sağlayan Coffee Department'ta son dönemde Etiyopya ve El Salvador'dan üç kahve öne çıkıyor. Ethiopia / Anasora: Ailesinin üçüncü nesil kahve yetiştiricisi olan Tadesse Edema tarafından Etiyopya'nın Guji bölgesinde yetiştirilen Anasora, tatlı notalarıyla öne çıkıyor. Lime, papaya ve yaban mersini gibi meyvelerin aromalarını duyuran Anasora; bölgesinin elverişli yağmurları, mikro iklimi, genç ağaçları ve eşsiz kırmızı toprağından aldığı güzellik Coffee Department'ın hassas kavurma tekniğiyle ortaya çıkıyor. Ethiopia / Idido: Fairtrade sertifikalı Idido, ismini yetiştiği kasabadan alıyor. Olağanüstü kahveler üretmek için ideal topografyaya, yükseltiye ve su kaynaklarına sahip olan Yirgacheffe'de yer alan bu bölgede yetişen Idido'da hafif bir çiçek aromasına frenk üzümü ve bergamotun tatlı tonları eşlik ediyor. El Salvador / Finca el Gobiado: El Salvador'un en batısındaki volkanik alanda ve Pasifik okyanusuna yakın bölgede yer alan Finca El Gobiado'da dört nesildir Alfaro ailesi tarafından üretilen bu kahve, elle toplanan kahve meyvelerinin aynı gün işleme alınmasıyla üretiliyor. Bal tatlılığında, kayısı gibi sarı meyveleri anımsatan tat profiliyle öne çıkan ve Sherry şarabını anımsatan hissiyatıyla Coffee Department'ın 2021'de sunduğu ilk kahveler arasında yer alıyor. Coffee Department’ın diğer kahvelerini, atıştırmalıklarını, aksesuarlarını ve çaylarını keşfetmek için internet sitesini ziyaret etmeyi, Instagram hesabını takip etmeyi ve Balat’a ya da Nişantaşı’na yolunuz düşerse dükkânlarına uğramayı unutmayın.
Daha fazlasını öğren →
“Günaydın! Bu sabah kahvaltıda bira lapanızı nasıl alırdınız?” Suratlarda saliselik de olsa şaşkınlık ifadesi yaratan bu soru Orta Çağ’da bir Kuzey veya Orta Avrupa'da yaşayan bir insana yönetilse ne kadar da normal karşılanırdı oysaki. Yadsınamaz besin değeri ve diğer alkollü içeceklere kıyasla daha düşük alkol oranıyla bira, patates bölge mutfaklarına nüfuz edip kendini vazgeçilmez kılıncaya dek ekmekle el ele halkın temel besin kaynağıydı. Keyif verici madde olarak bayramlarda eğlenceye ivme kazandırırken, sıradan iş günlerinde ise temel besin maddesi olarak oldukça değer görüyordu. Yapımı Orta Çağ kadınlarının gündelik işleri arasında yer alan bira, kahvaltının da yıldızıydı. Keza kahvaltı, ısıtılmış biraya kıvam kazandırmak için yumurta, tereyağ ve soğuk biradan oluşan terbiyenin yavaşça eklenmesiyle hazırlanan bira çorbasının tuz ve ekmekle servis edilmesinden ibaretti.
Temel besin kaynağı olarak bira: Bu satırları yazdığım karlı günün bembeyaz sabahında, içimi ısıtmak için bol acılı-ekşili bir tarhana çorbasını kahvaltıda mideme götürdükten sonra bir başka zamanda, bir başka kültürde biranın benzer kullanımının bana bu kadar şaşırtıcı gelmesi ne garip.“Önce kahve” diye uyandığımız sabahları takip eden bugünlerde, 17. yüzyılın sonlarından 18. yüzyılın ortalarına dek Versay Sarayı’nda hayatını sürdürmüş düşes Elisabeth Charlotte d’Orléans’ın çay, kahve ve sıcak çikolatalı sabahlara isyanı ve bira çorbasına olan özlemi empati kurmakta zorlandığımız bir tercih meselesi olacaktır. Kültür şoklarımızı bir rafa kaldırıp birayla ilgili keyifli şaşırmalarımıza devam edersek; günümüzde bir çocuğun günde üç litreye yakın bira tükettiği düşüncesi bize çılgınca geliyor, “değil mi?” diye eklemiyorum bile. 17. yüzyılın ikinci yarısında çocuk, genç veya yaşlı farketmez İngiltere’de bir ailede kişi başı ortalama üç litre bira tüketildiğini belirten kaynaklar mevcut. Bu denli bir alkol tüketimi, suyun hastalık taşıyabilmesi ve temiz suyun zor ulaşılabilir olmasıyla da ilişkilendirilebilir. Yine de biz biz olalım, tarihe ve kültürlere büyük saygıyla da olsa, şuraya bir “Evde Denemeyiniz!” ibaresi iliştirelim.
Keyif verici madde olarak bira: Öte yandan, biranın temel besin maddesi olarak tüketilmesinin yanı sıra, eş zamanlı keyif amaçlı tüketimi de ölçüsüz bir biçimde devam etmekteydi. “Aman canım ne olacak!” der dediğinizi duyar gibiyim; ancak bu durum dönemde o kadar tepki çekmiş ki taşkınlık ve kusma anlarının tasvir edildiği görseller dönemin resim sanatına da sıkça konu olmuş. Günümüzde birinin, arkadaşının içtikten sonra Paris metrosunda istifra edişini telefonuyla kaydetmesi ve sosyal medyada bir “sanat eserine” dönüştürmesi gibi; ama tabii daha sanatsal değeri yüksek bir şekilde. Keza bu durumun dönemin insanı için rahatsız ediciliği çok açık. Alkol tüketimine destek veren Katolik anlayışına karşılık rasyonelliği ve dolayısıyla ayıklığı savunan 16. yüzyıl Protestan Reformu, dönemin aşırı alkol tüketimine karşı çeşitli önlemler alır. Yine de Cermen eğlencelerinde kadeh tokuşturmalar eşliğinde gerçekleşen bira içme yarışmalarının önünü almak amacıyla konulan bu yasaklar, Erken Modern Dönemde “içki şeytanı” olarak nitelendirilmeye başlanan alkolün ölçüsüz tüketimi karşısında pek de başarı elde edemez. Wolfgang Schivelbusch, yazıma da kaynaklık eden Keyif Verici Maddenin Tarihi isimli kitabında ölçüsüz alkol tüketimi karşısında elde edilen başarıyı, dönemin Avrupası’nda yeni bir keyif verici içecek olarak ortaya çıkan ve Protestan ayıklığının anahtarı olarak nitelendirebileceğimiz kahveye atfeder.
Kaynak: Wolfgang Schivelbusch, Keyif Verici Maddelerin Tarihi
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Haftanın malt kokulu menüsü: Osmanlı bira bahçeleri, Cermenlerin bira çorbası, malt biranın sözlük anlamı, kraft biranın hikâyesi
17 Şub 2021

YAZARLAR

apéro
İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.
İLGİLİ OKUMALAR
Türkiye'de kahvaltı hiçbir zaman yalnızca günün ilk öğünü olmadı. Ailelerin, dostlukların ve gündelik hayatın etrafında şekillenen bu kültür, Erenköy'deki Mehmet Ali Paşa Köşkü'nde bulunan Ethem Efendi Kahvaltı'yla geçmişi ve bugünü aynı sofrada buluşturuyor.
11 Tem 2026

Londra’da Türk mutfağı artık yalnızca kebapçılar ve mahalle restoranlarından ibaret değil. Şehrin merkezinde açılan yeni nesil restoranlar, sokak lezzetlerini yeniden yorumlayan girişimler ve farklı kitlelerle kurulan yeni ilişkiler, mutfağın görünürlüğünü ve algısını değiştiriyor. Soho’dan Dalston’a uzanan bu rota, Türk mutfağının Londra gastronomi sahnesindeki yerini takip ediyor.
04 Tem 2026

Beyoğlu’nun, ahşap dokulu ve minimalist atmosferiyle öne çıkan Uzak Doğu etkili restoranı Hona'dayız. Hona, şef Ansar Kemaloğlu’nun ailesinin sürgün edildiği köyün adı. Özbekistan’da geçen çocukluk yılları, Uzak Doğu mutfaklarıyla kurulan erken temas, Türk mutfağına yöneliş ve Uygur mutfağında başlayan profesyonel deneyim, bugün Hona’yı şekillendiren fikrin temelini oluşturuyor.

Ege kıyıları ve İstanbul Boğazı boyunca uzanan beş restorana konuk olduk. Her biri denizle kurulan ilişkiyi farklı yorumlarla ele alıyor. Kimi mevsime teslim olup günlük avın peşinden gidiyor, kimi ocakbaşını esintili bir Bodrum akşamına taşıyor, kimi ise köklü aile hikayelerini aynı bahçede yaşatıyor. Ortak noktaları ise ürünün kendisine duyulan güven ve ortak kurulan sofralar.
20 Haz 2026

Punch denince akla genellikle alkollü içecekler gelse de bu tarif, narenciye, çay ve baharat notalarının öne çıktığı alkolsüz bir yorum sunuyor. İsli karakteriyle öne çıkan Lapsang Souchong çayı, limon ve portakal kabuklarından hazırlanan oleo-saccharum ile birleşirken; tonik ve soda suyu karışıma ferahlatıcı bir canlılık kazandırıyor. Önceden hazırlanan soğuk demleme çay sayesinde derin aromalara sahip bu punch, kalabalık davetler için ideal.
20 Haz 2026




