Lezzetli yeşil: Danimarka'dan dünyanın ilk bitki bazlı gıda planı


Sevgililer Günü’ne Özel Homemade Lezzetleri Macrocenter’da Aşkın en tatlı hali, paylaşılan bir kurabiye olabilir mi? Macrocenter , sizi sevdiğinizle birlikte tatlı anlar yaratmak için Sevgililer Günü için sınırlı sayıda üretilen Homemade kurabiyeleriyle tanışmaya davet ediyor. Çay ve kahvenin yanına sağlıklı ve pratik bir eşlikçi olan %100 el yapımı kurabiyeler koruyucu katkı maddesi içermiyor. Dev Kalp Kurabiye: Tereyağlı kurabiye hamuruna bitter çikolata ve dondurularak kurutulmuş çilek eklenerek lezzeti ve görüntüsü zirveye çıkarıldı. Homemade Red Velvet: Kuzey Amerika’nın en sevilen tatlılarından Red Velvet, bu kez kurabiye formunda. Yumuşacık dokusu, beyaz çikolata parçaları ve kakao aromasıyla benzersiz bir tat. Sınırlı üretim olan bu özel lezzetler Macrocenter mağazalarında ve Macroonline'da sizi bekliyor.
Daha fazlasını öğren →
Danimarka, tarım sektörü ve çevreciler arasında uzlaşmaya vararak bitki bazlı gıdaları destekleyen 170 milyon euroluk bir devlet fonu oluşturdu. Tarım Bakanı Jacob Jensen, Danimarka'nın et ve süt üretiminde lider pozisyonuna rağmen bitki bazlı gıdaların "geleceğin beslenme modeli" olduğunu belirtti.
Çevresel etkiler, kültürel hassasiyetler: Hayvancılığın küresel sera gazı emisyonlarına %12-20 oranında katkıda bulunduğu bilinirken Danimarka’nın bu girişimi, dünyanın geleceği için önemli bir adım olarak görülüyor. Ancak et tüketimi kültürel bir mesele olduğundan bu geçiş dikkatle yönetildi. Danimarka Vejetaryen Derneği’nin başkanı Rune-Christoffer Dragsdahl, bu politikayı insanlara dayatmak yerine bitki bazlı gıdaların avantajlarını vurgulamanın destek sağlamada kritik olduğunu söyledi.
Çiftçilerle işbirliği ve ekonomik fırsatlar: Çiftçilerin desteği olmadan bu planın başarılı olamayacağı açıktı. Danimarka Tarım ve Gıda Konseyi, 2021 yılında bitki bazlı gıda stratejisini geliştirmek için Vejetaryen Derneği’ni sürece dahil etti. Plan kapsamında et üretimini tamamen bitirmek yerine, bitki bazlı gıdalar ekonomik bir fırsat olarak sunuldu.
Eğitim, ürün geliştirme ve yeni politikalar: Danimarka, bitki bazlı mutfak eğitimi veren devlet destekli ilk şeflik programını da başlattı. Devlet tarafından restoranlar ve toplu yemek hizmetleri için bitki bazlı menü tasarımına da fon sağlandı. Ayrıca 2024’te hayvancılığın neden olduğu emisyonları vergilendiren bir yasa çıkarıldı ve 140.000 hektarlık tarım arazisinin doğal alanlara dönüştürülmesi planlandı.
Geleceğe dair beklentiler: Uzmanlar, tüketicilerin ve genç neslin daha az et tüketmeye yöneldiğini belirtirken geçiş sürecinin uzun vadeli olacağını vurguluyor. Organik tarımın yaygınlaşmasının 30 yıl sürdüğü göz önünde bulundurulunca bitki bazlı gıdalara geçişin de uzun zaman alacağı düşünülüyor. Ancak Danimarka’nın bu öncü hareketinin diğer Avrupa ülkelerine ilham verdiği belirtiliyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Danimarka, dünyanın ilk bitki bazlı gıda planı için 170 milyon avroluk bir eylem fonu sunuyor. Haftanın yeme-içme ajandasından öne çıkanlar ve Sevgililer Günü yemekleri bültende.
12 Şub 2025

YAZARLAR

apéro
İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.
İLGİLİ OKUMALAR
Londra’yı gastronomi üzerinden tanımak için her zaman şehrin en yeni restoranlarının peşine düşmek gerekmiyor. Bazen birkaç sokaklık bir rota, şehrin yemek kültürünün nasıl değiştiğini görmek için yeterli. Borough Market’tan Bermondsey Street’e kadarki bu bölge de bunun iyi örneklerinden biri. Emre Onar, sevdiği duraklar ve kendi deneyimleri üzerinden bu kısa mesafeyi adım adım anlatıyor; kahveyle başlayan rotayı pazar tezgahlarından restoranlara, oradan da Bermondsey Street’in sakinliğine taşıyor.

Urla’da sofraya giden yol, toprağın ve mevsimin sunduklarıyla başlıyor. WMF işbirliğiyle, Şef Dilek Yetkiner eşliğinde lavantalardan Ege otlarına uzanan bir hasadın ardından mutfağa geçtik. Doğada başlayan akşamı, uzun bir yaz akşamına yakışan sofrada, Bi’ Masa Akademi’de pişirdiklerimizle tamamladık.
05 Eki 2026

İki Michelin yıldızlı Villa Aida’nın kurucu şefi Kanji Kobayashi, Vakko L’Atelier’in “Guest Chef Dinner” serisi için İstanbul'daydı. Şef Kobayashi, sohbetimizde İstanbul’da karşılaştığı malzemeleri kendi mutfak diliyle yeniden düşünürken şehrin yemek kültüründe kendisine tanıdık gelen ve ayrışan noktaları anlattı.

Göçle taşınan, mahallelerde köklenen ve uzun süre “etnik” kategorisinde tutulan mutfaklar bugün fine dining’in parçası oluyor. Peki bir mutfak ne zaman prestij kazanıyor? Onu “yüksek gastronomi”ye taşıyan değer ölçütlerini kim belirliyor? Sosyoloji profesörü Zafer Yenal ve yemek editörü Reyhan Ülker, bu dönüşümün arkasındaki toplumsal ve gastronomik hiyerarşilere bakıyor.

Dışarıdan bakıldığında şarap kültürü ve turizmiyle, hatta biraz romantize edilmiş bir Fransız şarap imgesiyle özdeşleşen Beaujolais’nin, içeriden bakıldığında nasıl bir emek, iklim ve aile ekonomisi üzerine kurulduğunu Ceren Aral Desnos, bir beyaz yakalı olarak deneyimlediği bir günlük bağbozumu üzerinden anlatıyor.




