

Metro Türkiye ’yle şeker tadında bir bayram Metro Türkiye'den bayram ikramlıkları Yaklaşan Ramazan Bayramı’nın birleştirici gücünü ve bereketini kutlayan Metro Türkiye , çikolatalardan şekerlemelere, lokumdan geleneksel şerbetli tatlılara kadar sunduğu yüzlerce bayram ikramlığıyla bu yıl da ağızları tatlandırmaya hazırlanıyor. Neler var? Tam 33 yıldır Türkiye’ye özgü tatları korumak için çalışan Metro Türkiye , Metro Chef markasıyla Kemalpaşa tatlısından fincan kadayıfa, revaniden peynir tatlısı çeşitlerine, kuru baklavadan künefe, şekerpare, kalburabastı ve Coğrafi İşaret tescilli Antep katmerine kadar onlarca geleneksel tatlıyı raflarına taşıyor. Metro Chef tatlarıyla lezzetlenen sofralarda, geriye misafirler için hangisini seçsem diye düşünmek kalıyor. Dahası: Geleneksel tatlıların yanı sıra ikramlık şekerleme çeşitleriyle de göz dolduran Metro Türkiye rafları, hem çocukların hem büyüklerin yüzünü güldürecek şeker, çikolata, draje ve lokumları konuk ediyor. Sen de Ramazan Bayramı’na tat katacak tüm ürünleri keşfetmek için Metro Türkiye ’yi buradan ziyaret edebilirsin. Şeker tadında bir bayram dileriz!
Daha fazlasını öğren →
Nereden? Gezegenin %70’ini kaplayan sular
Kimin elinden? Avlanma yasaları ve uygulamalarını yürürlüğe sokmayanlar, denetlemeyenler
Bu hafta tabağa Karadeniz’den mersin balığı ya da Boğaz’dan uskumru koymak isterdik fakat olmadı. Çünkü çok uzun yıllardır ne Karadeniz’de mersin balığı ne de Boğaz’da uskumru yaşamıyor. Kalkanı fotoğraftaki gibi tezgâha koymaya devam edersek çok yakında o da olmayacak.
Deniz ürünlerinin bilinçsiz avlanması ve yenmesinin deniz ekosistemi ve dolaylı olarak diğer ekosistemlere etkileri masaya yatırılan konulardan biri hâline geldi. Bugüne dek alıştığımız usul ve anlayışla balık yemek ekosistem için ne anlama geliyor?
Dünyanın %70’inin sularla kaplı olduğunu düşünürsek okyanus ve denizlerin küresel ölçekte iklimin düzenlenmesindeki rolü ve önemi tahmin ettiğimizden çok daha kritik bir boyutta. Yağmur ormanlarının gezegenin akciğerleri olduğundan sıklıkla bahsediliyor; peki ya yağmur ormanlarından 10 kat fazla karbon depolama gücüne sahip deniz çayırlarından kaçımız haberdarız? Bu sualtı bitkilerinin güncel durumları ve yaşam koşulları ne kadar ilgimizi çekiyor? Çekmiyorsa şimdi neden çekmeli?
Birleşmiş Milletler Tarım ve Gıda Örgütü (FAO)’nün verilerine göre aşırı avlanan türlerin sayısı yalnızca son 40 yılda üç kat arttı; dünyadaki balık kaynaklarının %87'si ya aşırı tüketiliyor ya da tamamen kullanılıyor. Bunun sonucu olarak da yenilebilir balık ve deniz ürünleri türlerinin yaklaşık üçte birini kaybediyoruz. Vurgulanan başka bir nokta var ki; türlerin kaybı kademeli değil, hızlı bir şekilde gerçekleşiyor ve her geçen gün bu hız artıyor.
Zafer Kızılkaya Boğaz’da Akdeniz fokunun yokoluş hikâyesinden şöyle bahsediyor: “45 yaş altı hiçbir balıkçı Akdeniz fokunu bilmiyor. Oysaki 45 yaşındaki bütün balıkçılar Boğaz’daki yalıların kayıkhanelerinde fokların yaşadığını, ağlardan balık çaldıklarını ve sürekli gördüklerini çok net hatırlıyorlar. İstanbullu birine ‘Akdeniz foku gördünüz mü?’ diye sorsak muhtemelen duymamıştır bile; yok der geçer fakat bir zamanlar Boğaz’da Akdeniz foku vardı.”
Mesele sadece tabaklarımızda deniz ürünleri olması değil çünkü avlanma yasaları ve uygulamalarını yürürlüğe sokmayanların ve denetlemeyenlerin verdiği hasarların kapsamı tür kaybıyla sınırlanmıyor. Gaz emisyonları, habitat tahribatı, ormansızlaşma, su kullanımı, arazi kullanımı ve bir dizi başka sorunu da beraberinde getiriyor. Günün sonunda balık tüketimimiz doğal ekosistemleri ve biyolojik çeşitliliği yok ediyor.
Denizleri ve içlerindeki yaşamı gerçekten korumak için atılacak ilk adım balığın kaynağını sorgulamakla birlikte aslan, asker gibi yeni türlere açık olmak. Türkiye sularında sayıları günbegün artan istilacı balıklar yerel türlerin yaşamını tehlike altına sokarken balıkçıların ağına da yerellerden fazla takılır hâle geliyorlar. Hem balıkçının emeğinin zayi olmaması hem de yerel türlerin yaşam alanını tekrar sağlayabilmek adına istilacı türlere yönelik bilinçlendirme çalışmaları yapılmalı.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
"Yerküre tabiri caizse denizle başladı ve kim bilir belki de yine denizle bitecek." Bu hafta apéro’da; Zafer Kızılkaya’yla milyarlarca yıllık insan ve deniz ilişkisi, Türkiye tarihinin en büyük biyoçeşitlilik kaybının nedeni ve nasılı.
19 Nis 2023

YAZARLAR

Reyhan Ülker
İstanbul Bilgi Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları bölümü mezunu Reyhan, üniversite hayatı boyunca Mikla ve Ruhun Doysun başta olmak üzere şef Mehmet Gürs’ün çeşitli projelerinde yer aldı. Kopenhag'ta bulunan Noma’da tamamladığı staj programının ardından odağını "yemek hikayeleri"ne çevirmeye karar verdi. 2022 yılı Kasım ayından beri Aposto’da yemek editörlüğü yapıyor.

apéro
İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.
İLGİLİ OKUMALAR
Fas mutfağı, tek bir tarif ya da birkaç simge yemekle açıklanabilecek bir mutfak değil. Essaouira'da bir sabah pazarda başlayan gün; alışverişten pişirmeye, sofradan gündelik hayattaki rutinlere kadarki küçük ayrıntılarla bunun nedenini kendiliğinden anlatıyor.
01 Ağu 2026

Fas mutfağında briouates, ince yufkaya sarılan ve üçgen biçiminde hazırlanan en yaygın atıştırmalıklardan biri. Etli, peynirli ya da sebzeli farklı iç harçlarla yapılabilen bu tarif, özellikle aile sofralarında, çay saatlerinde ve ramazan döneminde sıkça yer buluyor. Warqa adı verilen geleneksel Fas yufkasıyla hazırlansa da baklava yufkasıyla da benzer bir sonuç elde edilebiliyor.
01 Ağu 2026

Pastilla, Fas mutfağının en karakteristik yemeklerinden biri. Geleneksel olarak güvercin ya da tavuk etiyle hazırlanan bu kat kat börek, kıyı şehirlerinde deniz ürünleriyle de yorumlanıyor. İnce yufka, baharatlar ve farklı dokuların biraraya geldiği bu tarif, Fas mutfağının çok kültürlü lezzet anlayışını yansıtan en bilinen örneklerden biri.
01 Ağu 2026

Meskouta, Fas'ta ev mutfağının en bilinen keklerinden biri. Bölgelere göre limonlu, yoğurtlu ya da portakallı farklı versiyonları hazırlanıyor. Özellikle turunçgillerin bol yetiştiği dönemlerde yapılan portakallı meskouta, çayın yanında ikram edilen klasik ev tatlıları arasında yer alıyor.
01 Ağu 2026

Tarımda kriz çoğu zaman üretim, iklim ya da ekonomi üzerinden tartışılıyor. Oysa gözden kaçan daha temel bir mesele var: Bilginin kim tarafından üretildiği. Tarımsal bilginin köyden laboratuvara, devletten piyasaya ve bugün algoritmalara kadarki süreçlerini izleyerek çiftçinin bu değişimde nasıl edilgenleştiğini ve neden yeniden bilgi üretiminin öznesi olması gerektiğini tartışıyoruz.
25 Tem 2026





