İçimize işleyen kutlama


Taze makarnalar, mevsime göre değişen soslar: Molino Cucina İyi yemeği belirleyen birçok etken bulunuyor: Seçilen malzemeler, malzemelerin işlenme biçimi, pişirme tekniği, süre, ölçü... İşler pişirmeden sonra da bitmiyor, yemek deneyimini bütünlüklü düşününce sunum ve servis de işin içine giriyor. Tüm bu yönleriyle yemek, yalnızca bir ihtiyaç olmaktan çıkıyor, kimileri için bir tutkuya dönüşüyor. Molino Cucina da yemek yapmanın ve yemek yemenin beş duyuya hitap ettiğini, başından sonuna bütünlüklü bir deneyim olduğunu bilen markalardan biri... Bu bilinçle Molino Cucina, mevsimine göre değişen sos alternatifleri ve günlük el yapımı taze makarnalar üretiyor. Molino Cucina’yı farklı kılan ne? Molino Cucina bir taze makarna üreticisi, porsiyonluk makarnalarını günlük olarak üretiyor ve İstanbul'da 1-3 saat içinde adrese ulaştırıyor. Fusilli, Pappardelle, Penne, Rigatoni gibi farklı şekillerdeki makarnaların yanı sıra Molino Cucina'nın mevsimine göre değişen sos alternatifleri de öne çıkıyor. Makarnaya uygun sosu ve hazırlama talimatını birlikte sunan Molino Cucina, İtalyan restoranı kalitesinde bir makarna deneyimini evlere taşıma olanağı sunuyor. Ürünler: Molino Cucina taptaze üretilmiş ve aynı gün içinde ulaştırılmış bir makarna deneyimi yaşamak isteyenler için en uyumlu makarna ve sosları bir araya getiriyor. Örneğin Fusilli, Burro all'Aglio ya da Pesto gibi sos alternatifleriyle sunulurken Spaghetti klasiklerden vazgeçemeyenler için Bolognese, yeniliğe açık olanlar için Frutti di Mare ya da Tartufo Nero gibi soslarla birlikte sunuluyor. Üç adet alımlarda %10 indirim, beş adet alımlarsa ise %15 indirim fırsatı sunan Molino Cucina 100 lira ve üzeri alışverişlerde ücretsiz teslimat da gerçekleştiriyor. Romantik bir akşam yemeği, arkadaşlarla sohbetin uzayacağı gurme bir akşam ya da aile boyu özel lezzetler deneyeceğiniz bir öğün hayal ediyorsanız Molino Cucina size en uygun alternatifleri sunuyor. Molino Cucina’yı yakından tanımak ve ilk alışverişinizi yapmak için internet sitesini ziyaret edebilir, Molino Cucina’nın mevsimine göre değişen lezzetlerini ilk elden takip etmek için Instagram hesabına göz atabilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
2020’nin bitişini kutlamak, biraz da yaşadığımız güzellikleri kutlamak anlamına geliyor. Geriye dönüp bakınca bir yıla sofra dizmelik nice anı dolsa da akıllardaki en taze kutlamalar iki büyük semavi dinin bayramlarından: Hanuka ve Noel.
Hanuka, diğer adıyla Işıklar Bayramı, tam tarihleri yıldan yıla değişse de aralığın ilk yarısına denk gelen dokuz günlük bir bayram. Kaynağı, M.Ö. 2. yüzyılda Yahudilerin Maccabee (çekiç) lakaplı liderleriyle Seleukoslulara karşı gösterdiği bir direniş. Direniş sonrası normale dönüş sürecinde tapınakta kalan bir günlük kutsal zeytinyağının çok kollu şamdan menoradaki mumları sekiz gün boyunca yakabilmesi mucizesi, günümüzde dokuz kollu hanukiye menorasının sekiz günlük bayram boyunca tek tek mumlarının yakılmasıyla canlandırılıyor. Dokuzuncu mum ise diğerlerinin yakılmasında yardımcı.
Yağın bu kadar merkezde olduğu bir hikâyede tabii ki yağda kızartmalar da baş tacı. En bilinenleri Doğu Avrupa Yahudilerinin sofraya kattığı latke (patates mücveri), sufganya (reçelli pişi) ve cassola (peynirli latke).
Bir başka Hanuka yemeği ise İngilizlerin tescilini aldığı fish and chips. 15. yüzyılda İspanya’dan İngiltere'ye kaçan Yahudilerin mutfağını araştıran D.B. Schaefer, Tudor Dönemi’ne tekabül eden 1544 yılında cemaatten Manuel Brudo’nun balığın una bulanıp yumurta ve ekmek kırıntılarıyla kızartılan tariflerinden bahsediyor. Keza ABD başkanı Thomas Jefferson Londra ziyaretinde Yahudi usulü unlu balık kızartmasına değiniyor. Uzun lafın kısası pub’da içkiyi çok kaçıranların midesine bayram olan fish and chips, aslında bir Sefarad Hanuka Bayramı lezzeti.

“Bayramda seyranda kızartma ağır gelir.” diyenleri tatlı servisine alalım. Noel Bayramı denince olmazsa olmazlardan bahsedelim. Yule pastası (yule log) namıdiğer bûche de noël, kütük görünümünü ve ismini eski pagan âdetlerinden alıyor. Nardugan hikâyesi gibi, din öncesine dayanan âdet, 21 Aralık ekinoksunda pagan kutlamaları sırasında kütüklerin yakılmasına dayanıyor. Daha modern zamanlarda kütükler, Noel dönemi çocuklar tarafından evlere getiriliyor ve ne kadar uzun yanarsa o kadar bereket getireceğine inanılıyor. Muhtemelen kolları çelimsiz çocuklar lobisi tarafından kuyusu kazılan kütük taşıma kültürü kaybolmaya yüz tutunca, Fransız mutfağının kadim şefleri işe el atıyor; bu kütükleri patisserie yetenekleriyle ve çikolata kremasıyla süslü pandispanya hamurundan ikonik ve kültürel değeri yüksek bir tatlıya dönüştürerek tabağa koyuyor.
Noel deyince İtalyanların kuru üzüm bezeli kubbe kekleri panettone ve pandoro'larını, Almanların dümdüz “Noel keki” ismini verdikleri weinachtskuchen'lerini, İngilizlerin Christmas pudding'lerini ve diğer tatlıları da unutmamak lazım.
İbrani dinlerin dışındaki dinlerde de Durkheimyan bir şekilde toplumun tanrılaştığı dinî denemeyecek toplaşmalarda da genelde ellerde tepsi ve o tepsilerin üstünde bir hamur işi bulunuyor. Kutlamak, ne kadar insanın ayrılmaz bir parçası ise kutlamaya yemek dâhil etmek de o kadar içimize işlemiş.
Bu memlekette yaşamak biraz da adı yurt dışına çıktığında kolay telaffuz edildiği için imrendiğiniz Yahudi arkadaşınızın, haç kolyesinin ezelden beri çok yakıştığını düşündüğünüz Hristiyan kankanızın, Ramazan’da en sıcak pideyi sıraya kalmadan getirebilen Müslüman arkadaşınızın bayramlarını kutlamak. Boğazınızdan eksik etmediğiniz latke'lerin, panettone'lerin, pidelerin sofranızda yer bulmasını âdetlere borçlu olduğunuz için değil, safi kutlamanın zevki içimize işlediği için kutlamak. Beraber ve bol hamur işiyle.
Bayramların geçmişlerini anlatırken geçmişlerini anlattırmayı arzulatarak bu yazının temelini atan Cem Tarık Yüksel’e teşekkürler.
İllüstrasyon: Cenk Güngör
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Yılbaşı özel menüsü: Evlere şenlik kokteyl tarifleri, 2020'nin yerel gıda girişimleri, kutlama yemekleri ve kalender meşrep Apéro maskot.
30 Ara 2020

YAZARLAR

Berkok Yüksel
A former child writing about food and London for Aposto.

apéro
İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.
İLGİLİ OKUMALAR
Fine dining dünyasının baskıları, aile mirasları, kapanmayan yaralar ve kırılgan dostluklar... The Bear final sezonunda yeni hikayeler anlatmak yerine yıllardır taşıdığı yüklerle aynı masaya oturuyor. Dizinin Mikey'nin gölgesi, restoran kültürü, Carmy'nin liderlik krizi, Richie'nin dönüşümü etrafında beş sezondur ördüğü temalar, son sezonda birer birer çözülüyor.
18 Tem 2026

Türkiye'de kahvaltı hiçbir zaman yalnızca günün ilk öğünü olmadı. Ailelerin, dostlukların ve gündelik hayatın etrafında şekillenen bu kültür, Erenköy'deki Mehmet Ali Paşa Köşkü'nde bulunan Ethem Efendi Kahvaltı'yla geçmişi ve bugünü aynı sofrada buluşturuyor.
11 Tem 2026

Londra’da Türk mutfağı artık yalnızca kebapçılar ve mahalle restoranlarından ibaret değil. Şehrin merkezinde açılan yeni nesil restoranlar, sokak lezzetlerini yeniden yorumlayan girişimler ve farklı kitlelerle kurulan yeni ilişkiler, mutfağın görünürlüğünü ve algısını değiştiriyor. Soho’dan Dalston’a uzanan bu rota, Türk mutfağının Londra gastronomi sahnesindeki yerini takip ediyor.
04 Tem 2026

Beyoğlu’nun, ahşap dokulu ve minimalist atmosferiyle öne çıkan Uzak Doğu etkili restoranı Hona'dayız. Hona, şef Ansar Kemaloğlu’nun ailesinin sürgün edildiği köyün adı. Özbekistan’da geçen çocukluk yılları, Uzak Doğu mutfaklarıyla kurulan erken temas, Türk mutfağına yöneliş ve Uygur mutfağında başlayan profesyonel deneyim, bugün Hona’yı şekillendiren fikrin temelini oluşturuyor.

Ege kıyıları ve İstanbul Boğazı boyunca uzanan beş restorana konuk olduk. Her biri denizle kurulan ilişkiyi farklı yorumlarla ele alıyor. Kimi mevsime teslim olup günlük avın peşinden gidiyor, kimi ocakbaşını esintili bir Bodrum akşamına taşıyor, kimi ise köklü aile hikayelerini aynı bahçede yaşatıyor. Ortak noktaları ise ürünün kendisine duyulan güven ve ortak kurulan sofralar.
20 Haz 2026





